Sırçadan Taç kitap kapağı

11. bölüm / 12

11. Bölüm Lanet Mevzu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: 11. Bölüm Lanet Mevzu

Cidden mi? Biri beni şansızlıkla mı lanetledi acaba? Başka türlü her şeyi öğreneceğim sırada nasıl yanımızda bitebilirdi ki? Elimi alnıma vurdum. Korel ifadesiz bir şekilde yürümeye başladı. Tam abimin yanından geçecekti ki abim kolundan tuttu. "Korel," Abim Korel'in kolunu bıraktı. Ne Korel ona baktı, ne de abim ona. Durdular. "Eğer düşündüğüm şeyse..."
"Evet. Tam da düşündüğün şey." dedi Korel, hiç düşünmeden. Abim iç çekti. "Çizgiyi aşıyorsun." Yüz ifadesinden kendini tuttuğu belli oluyordu. Neden kendini ona karşı tutuyordu anlamıyorum. Bu sefer ben araya girdim. "Artık bende ajanım abi. Bunları bilmek benimd-"
"Alina yemekhaneye geç."
"Abi diyorum!"
"Biraz sonra ki konuşmamızı duymak istemezsin." Bu kadar kötü en fazla ne olabilirdi ki? Acaba krizlerim yüzünden unutmuş muydum? Büyük ihtimalle evet. Ama tekrar kriz geçirmeme neden olacak olsa bile burada olanları duymak benimde hakkımdı. "Olacakların sonucuyla ilgilenmiyorum. Benim hakkımda ve bilmek istiyorum." Arkamdan gelen ayak sesleriyle hepimizin bakışları oraya doğru çevrildi. Yaman ve Kenan'dı. En son tuvalete gitmişlerdi. Yemekhaneye geri gidiyorlardı. Bizi gördüklerinde aceleyle yanımıza geldiler. Kenan abime baktı. "Yine aynı mevzu mu?" Abim bir şey demedi. Korel bize doğru döndü. "Yemekhaneye Alina'yla gidin." Kaşlarımı çattım. "Alina hadi-" Yaman'ın cümlesinin tamamlanmasını beklemeden abimin yanından hışımla geçip gittim. İkizler peşimden geldi. Abimlerin bana yaptığı çocuk muamelesinden bıkmıştım artık. Ben yetişkin bir kadındım. Nerede ne yapılması gerektiğini biliyorum elbette ama abim... Abim beni korumak adı altında çocukmuşum gibi davranıyordu. Yemekhaneye geldiğimizde herkes bize bakıyordu. Ekip liderlerinden tut diğer ekipteki ajanlara kadar herkes bize bakıyordu. Abim kesin aceleyle peşimizden geldiği için bütün gözler bize dönmüştü. İnsanları aldırış etmedim ve bizimkilerin olduğu masaya doğru ilerledim. İkizler yerlerine oturdu. Bende oturdum. "Noldu?" diye sordu Demir. Konuşsam patlayacağım için cevap vermedim ve tabağımda ki sarmayı ağzıma attım Yaman kısık bir sesle konuştu. "Soner'in sakladığı bir konu vardı ya..." Çatalımı ses çıkacak bir şekilde sarmaya sertçe batırdım. Bu konuyu tekrar hatırlamak istemiyordum. Susmaları için bilerek ses çıkartmıştım. Masadakiler sustu ve önlerine döndüler. O sırada abimle Korel içeri girdiler. Korel ifadedizdi. Abiminse siniri gözlerinden okunuyordu. Korel yerine geçtiğinde masadakilerin bakışları bu sefer Korel'e çevrildi. Korel onları aldırış etmeden boşluğa bakmaya devam etti. Etrafta derin bir sessizlik vardı. Burası ilk defa bu kadar sessizdi. Yemekhaneden çıktığımızda Sinem yanımıza geldi. "Şimdi silah pratiği yapmak için eğitim odasına geçin."
***
Silahı elime alıp hedefe doğru uzattığımda Yaman telefonuna bakarak konuştu: "Oha lan hiç beklemiyordum." Tetiğe bastım ve kurşunun nereye isabet ettiğine baktım. İsabet etmesi gereken yerin tam yanındaydı. Olmayan şansımın amına koyayım! Bugün uğursuzlukla lanetlendiğimden bu sefer emin oldum. Silahı Cenk'e verip duvarı tekmeledim. "Siktir!" Mira önüme geçti. "Alina tamam sakin. Ne olmuş Yaman?"
"Hani Afra Karahan var ya model olan, birini öldürdüğü söyleniyor." Deniz atıldı. "Evet görmüştüm onu. Ama böyle bir şey yaptığından emin değilim. Okusana şu haberi." Liva duvara yaslanırken o da yanımıza geldi. "Ah evet bende duymuştum o ismi. Bende merak ettim." Yaman başını salladı. "O zaman okuyorum. 'Geçen sene öldürülen avukatın (Selin Solak) Karahan Şirketi'yle alakası vatandaşları şoke etti. Karahan Şirketi'nin yarısına sahip olan Afra Karahan'ın onları soruşturan avukatı canice katlettiği ortaya çıktı. Avukatın kardeşi Yalçın Solak, ablasının tehdit edildiğini, ablasının ise tehditlerden korkmayıp işine devam etmesi sonucu iki gün sonra öldüğünü verdiği röportajda açıkladı.' diyor burada." Deniz, Yaman'ın telefonunu eline aldı ve "Altta bir video var. Ona bir bakalım." dedi. Videoyu başlattığında bir kaç spikerin meraklı sesleri duyuldu. "Afra Hanım hakkınızda çıkan haberler doğru mu?" ya da "Yalçın Bey doğru mu söylüyor?" tarzında sorular soruyorlardı. Sonra bir kadının sesi duyuldu. Bu Afra Karahan'dı. "Öncelikle şirketimiz hakkında çıkan haberler doğru değildir. Bizim üzerimize kurulan bir komplodur. Zaten şirketimiz şu an zor bir durumda ve bunu bilen birileri bizi düşürmeye çalışıyor." Sesi düzdü. Sanki ezbere konuşuyormuş gibiydi. Gerçi böyle olaylara alışmıştır diye düşünüyorum çünkü bende oyuncu olduğum için hakkımda bazı iftiralar çıkıyordu. Hepsi başarıyı kıskanan insanların bir kaç saçmalamasıydı. Bir spikerin sesi tekrar duyuldu. "Afra Hanım avukatla konuşurken bazı görüntüleriniz var." Biraz sonra Afra Karahan'ın sesi tekrar duyuldu. "Konuşmadım, demedim. Konuştum. Ama ne konuştuğumuzu bilmeden yargılamak ne kadar doğru?" Spiker tekrar bir soru sordu. "Peki ne konuştunuz Afra Hanım?"
"Şirketimiz hakkında neden böyle düşüncelere sahip olduğunu sordum. İnsanca konuşuyorduk. Ayrıca avukat intihar etti, onu biz öldürmedik. Zaten günlüklerine bakarsak psikolojisinin yerinde olmadığı ortada." Mira Deniz'in elinden telefonu aldı. "Kadının fotoğrafına bakalım. Merak ettim." Fotoğrafa baktığımda kadının esmer, kahverengi gözlü, durgun ama kendine özgün bir güzelliği vardı. Cenk atış yaparken göz ucuyla fotoğrafa baktı. "Bu kız yapmaz." Tetiğe bastı ve kurşun tam da olması gereken yere isabet etti. "Niye?" diye sordum. Cenk omuz silkti. "Güzel çünkü." Koluna vurdum. "Pislik seni." Cenk güldü. "Tamam şakaydı." Yaman gözlerini devirdi. "Piç işte." Balım Yaman'ın kolundan tuttu. Cenk Yaman'ı gıcık etmek istercesine sırıttı. "Size özel Yaman Bey." Cenk'in koluna tekrar vurdum. "Ne bu aranızda ki şey oğlum? İlk geldiğimde de böyleydiniz."
Yaman kollarını göğsünde kavuşturdu. "Benden daha çılgın davranıyor. Bu gruptaki tek çılgın ben olmalıyım. Bu beni geçmeye çalışıyor, sinirlerimi bozuyor." Gülmemek icin ağzımı kapattım. Yaman bunu fark edince kaşlarını çattı. "Komik mi Alina?" Kerem yanıma geldi. "Bağırma lan kıza. Komik yani gülebilir." Yaman Kerem'e baktı. "Sen ne alaka oğlum?" Kerem sırıttı. "Bacımı savunuyorum." İkimizde güldük. Sonra Demir yanıma geldi. "Hani tek erkek bacın bendim Alina?" Mira Demir'e bakıp gözlerini kıstı. "Ben senin bacın değil miyim yani Demir?" Mira telefonu Deniz'e tekrar uzattı. "Ben onu mu diyorum Mira? Alina seninde bacın lan! Bacımız elden gidiyor, diyorum! Alina sadece bizim keçimiz olmalı!" Işıl, Demir'e göz devirdi. "Demir çok boş konuşuyorsun. Bıktım, sus artık!" Demir Işıl'a baktı ama bir şey demedi. Güldüm. "Merak etmeyin. Kerem'le bacı olsam da sadece sizin keçiniz olurum ben." Deniz araya girdi. "Durun şimdi kargaşanın sırası değil. Şu olay gerçek mi, değil mi ona bakacağım." Mira Deniz'e şüpheyle baktı. "Ona nasıl bakacaksın? Yoksa..." "Evet, Selin Solak'ın kişisel bilgilerini hackleyeceğim. Tamam bu kötü bir şey ama öğrenmezsem gözüme uyku girmez." Mira Deniz'in yanına yanaştı ve o da ekrana bakmaya başladı. "Tamamdır, şimdi ona da bakalım." Biraz sonra Mira konuştu. "Evet, Afra Karahan'ın söyledikleri doğruymuş. Cidden psikolojik olarak sorunları varmış." O anda silah sesi duymamızla hepimiz irkildik. Sesin geldiği tarafa baktığımızda Korel silahı hedefe tutmuş bir şekilde duruyordu. Ve... Evet, kurşunu tam isabet ettirmişti. "Başkalarına karışmak sadece baş ağrısı yapar. Bir lanet gibi peşinizden gelir. Kurtulamazsınız." Liva afalladı. "Ne demek bu şimdi?" Korel silahı Liva'ya uzattı. "İşinize dönsenize. Başkalarının işlerine karışmak sizin için ekstra sorun olur. Baksana, sıranın sana geldiğini bile anlamadın Liva." Liva silahı aldığında şaşkınlıktan ne diyeceğini bilememişti. Korel odadan çıktı. Hepimiz öylece kalakalmıştık. Korel'in ima ettiği şeyi sadece ben anlamıştım. Çünkü o benimle ilgili bir sırrı biliyordu ve bu sırrın içinde o da vardı. Başka türlü vicdan çekmezdi. Abim Korel'e ne dediyse hiç birimizle konuşmuyordu, bana bir şey anlatmaya çalışmıyordu. Kapıdan Sinem içeri girdi. "Bugünlük bu kadar arkadaşlar." Kapıya doğru ilerleyip diğerlerine baktım. "Ben gidiyorum." Mira kaşlarını çattı. "Demir'in arabasıyla gidecektik hani? Sen buraya kendi arabanla gelmedin ki. Nasıl gideceksin?" Umursamaz bir tavır takındım. "Otobüsle giderim ben. Siz birlikte gidin. Yarın görüşürüz." Kapıdan çıktım. Ve asansöre bindim. Korel'in dedikleri içimi huzursuz etmişti. En kötüsüyse başkalarına karışmak sadece baş ağrısı yapar diyordu. Bir lanet gibi peşinizden gelir diyordu. Korel, sen bu lanetle nasıl yaşadın?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…