Bölümler 12Şu an: 5. Bölüm Tetiğe Bas
- 1 1. Bölüm Sahte Işıklar Altında337 kelime
- 2 2. Bölüm Benim Gölgemde240 kelime
- 3 3. Bölüm Yeni Hayat984 kelime
- 4 4. Bölüm İtalya'dan Gelen719 kelime
- 5 5. Bölüm Tetiğe Bas1.068 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6. Bölüm Sırça Kırıkları1.045 kelime
- 7 7. Bölüm Hedef: Alina968 kelime
- 8 8. Bölüm Kıyamet Geri Dönüyor1.115 kelime
- 9 9. Bölüm Gerçeklere Yabancı916 kelime
- 10 10. Bölüm Kriz1.905 kelime
- 11 11. Bölüm Lanet Mevzu1.159 kelime
- 12 12. Bölüm Kolye1.671 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bu sırada içeri ikizler ve Balım girmişti. Korel'in söylediği o söz nedense aklımda kalmıştı. Sinir bozucuydu. Çünkü onun onayına muhtaçmışım gibi hissetmek istemiyordum. Silahı masaya bıraktım. Kurşunun olduğu yere baktılar. "Kenarına vurdum." dedim. Kenan "İlk deneme için kötü değil." dedi ve ikisine baktı. İmalıydı. Yaman "Ben ilk denememde duvarı vurmuştum." dedi. Balım kahkaha attı. "Çünkü salaksın." dedi. Yaman sırıttı. "Teşekkür ederim, aşkım." dedi. Ben direkt Balım'a döndüm. "Aşkım mı?" diye sordum. Balım bir anda öksürdü. "Şey-" "Kaç aydır saklıyorduk ama neyse." dedi. Hâlâ serseri gibi sırıtıyordu. Abim alnına vurdu. "Profesyonel olun biraz." Yaman rahatça "Yoo, olmayacağız. Değil mi aşkım?" dedi. Balım Yaman'ın omzuna vurdu. "Sus artık gerizekalı." Bu gülümsememe neden oldu. Korel'in gözleri kısa bir an bana kaydı.
5 saat sonra
Eğitim saatler sürmüştü. Silah tutuşu, hedef değişimi, yakın mesafe savunması... Ben fiziksel olarak yorulmaktan çok zihinsel olarak tükeniyordum. Çünkü çok düşünüyordum. Herkesi, her şeyi analiz ediyordum. "Tekrar." Korel'in sesi yine geldi. Derin bir nefes verdim. "Kolum koptu artık." dedim. "Operasyonda bunu söyleyemezsin." dedi tüm sakinliğiyle. "Operasyonda ölürüm zaten." dedim rahat bir şekilde. Demir arkadan "Bende öleceğimizi düşünüyorum." diye seslendi. Bir an arkamı döndüm. "Sen sus, sana hâlâ sinirliyim." dedim. Demir "Tamam, sustum. Hep susuyorum zaten." dedi. Mira bilgisayar masasından bize bakıyordu. "Amma dram yaptınız ha." Demir ona döndü. "Çünkü sen oturuyorsun." dedi. Mira "Ben beynimi kullanıyorum." dedi. Demir önüne döndü. "Bende kullanıyordum normalde..." dedi. Korel bana yaklaştı. "Hedefe çok odaklanıyorsun." dedi. Kaşlarımı çattım. "Vurmak istediğim için olabilir mi acaba, Nemrut Surat?" Bir an ona taktığım lakap karşısında duraksadı. Sonra "Hayır." dedi. Ne yapıyorum o zaman dercesine bir bakış attım. "On yıl öncesinin hıncını çıkarıyorsun!" dedi aniden. Dediği şeyle duraksadım. Çünkü haklıydı. Elimdeki silahın ağırlığı bana geçmişi hatırlatıyordu. Kontrol edemediğim şeyleri...
10 yıl önce
Okul çıkışıydı. Mira ve Demir de yanımdaydı. Parka gidiyorduk. Mira "Eve gidip üniversite sınavına çalışsaydık ya." dedi. Demir "Senin ders notların zaten iyi kızım. Zekiler niye çalışıyor anlamıyorum." diye takıldı. Mira "O an ki stresle adını bile unutursun sen ne!" diye çıkıştı. Demir gülerek başını eğdi. "Tamam, öyleymiş." dedi. "Bir susun artık! Yok boyu dırdır ediyorsunuz. Geldik işte." diye ikisine de kızdım. "Bu arada ben az ileride ki markete gidiyorum. Abur cubur alacağım. Didişmiyorsunuz, ona göre." İkisini de tembihler gibi baktım. Demir "Tamam hadi gideceksen git gel sende." dedi geçiştirir gibi. "Kes lan!" diye Demir'e bağırdım. Her saniyede sinirlerimi hoplatıyordu. Arkamı dönüp parktan uzaklaştım. Biraz yürüdükten sonra arkadan bir adam sesi duydum. "Hey, Alina Sorvel!" Duraksadım. İlk önce adımı nereden biliyor diye sorguladım. Arkamı döndüğümde siyah takım elbiseli bir adam gördüm. Adım adım bana yaklaşıyordu. Tam önümde durduğunda "Sen kimsin ve adımı nereden biliyorsun?" diye sordum. Adam hemen hızlı bir hareketle ağzımı bir bezle kapattı. Olduğum yerde çırpınmaya başladım ama sımsıkı tuttuğu için hareket edemiyordum. Biraz sonra gözlerim kapanmaya başladı...
***
Gözlerimi açtığımda sandalyede Ekim kolum bağlı oturduğumu gördüm. Çünkü karşımda ayna vardı. "İmdat!" diye avazım çıktığı kadar bağırdım resmen. Oda hafif karanlıktı. Biraz sonra kapı açıldı ve yine o aynı adamı gördüm. "Boşuna bağırma. Burası orman." Bir an duraksadı. "Gerçi ne desem sana nafile. İnatçı bir kızsın." Öfkeyle bağırdım. "Sen kimsin?! İsmimi nereden biliyorsun?!" Adam sinir bozucu bir şekilde gülümseyerek "Ben bir mafyayım. Abin Soner adamlarımın yarısını yakalamış. Bende biraz araştırma yaptım. Meğersem on yedilerinde bir kız kardeşi varmış. İsmini bulmakta zor olmadı. Bende intikam için en azından bunu yapabileceğimi düşündüm. Haksız mıyım?" dedi. "Benim abim bir polis! Seni yakalarsa asla kurtulamazsın!" Adam kahkaha attı. "Polis mi? Abin seni iyi kandırmış." Ne diyor bu moruk? Anlamaz gözlerle ona baktığımda yüzüme doğru eğildi. "Senin abin aslında..." Adamın telefonu çaldı. Adam doğruldu ve elini cebine götürüp telefona baktı. "Görüyor musun? İyi insan lafın üstüne ararmış." Telefonu açtı. "Alo, Soner. Nasıl anladın çok merak ettim şimdi." Hemen bağırdım. "Abi! Buradayım abi!" Adam başını sağa sola sallayarak güldü. "Sakın endişelenme abiciğim, sana bir şey yaptı-" Adam telefonu kapattı. Olduğum sandalyede çırpınarak "Aç o telefonu! İhtiyar moruk!" diye bağırdım. "Sana niye telefonla konuşma hakkı vereyim ki? Beni aptal mı sandın sen ha?!" Telefonu cama doğru fırlattı ve cam kırıkları odanın her yerine dağıldı. Büyük bir parçası da bacağıma saplanmıştı. Acıdan bağırmamak için iki dudağımı birbirine bastırdım. Belinden silah çıkartıp bana doğrulttu. "Bir hareketinde dilerim seni!" diye bağırdı. Tam o sırada kapıdan hışımla biri girdi. "Abi, geldiler!" dedi. Çok yakınlardan silah sesleri duyuluyordu. Adam hemen tetiğe bastı. Silahtan çıkan kurşun karnıma denk gelmişti. Acı, acı, acı... Sadece acı vardı. Bacağımda ki acının üstüne bir de... O an ki acıyla büyük bir çığlık attım. Gözlerim kapanıyordu. Uykuya dalmadan önce son hatırladığım şey o odadaki iki adamın vurulduğu kısımdı...
Günümüz
Korel bunu nasıl anlamıştı bilmiyorum ama anlamıştı. "O gün, beni sen kurtarmışsın..." diye zorlukla konuştum. Korel'de o zamanlar benim yaşlarımda olmalıydı. Hepsini tek başına nasıl etkisiz hale getirmişti ki? Korel aklımdaki soruyu duymuş gibi "Evet, o zamanlar ben on dokuz yaşındaydım. Yıllardır silah eğitimi aldığım için ve az adam olduğu için sana ulaşmam zor olmamıştı." dedi. Sonra bir an duraksadı ve devam etti. "Her neyse, öfkeyle ateş edersen hata yaparsın." Bakışlarımı yere indirdim. "Sen," Biraz duraksadım. Sonra bakışlarım direkt kehribar gözlerini buldu. "Sen hiç hata yapmaz mısın, Korel Varkas?" Bakışları biraz derinleşti. Uzun süre sustuktan sonra "Yaparım, hatasız kul olmaz." dedi. Uzun süre gözlerimin içine baktı. Sonra kapı açıldı. Korel ile göz temasımız bozulmuştu. Hepimiz kapıya baktık. Cenk içeri girdi. Üstünü değiştirmişti. Siyah tişört giymişti. Saçları hafif dağınıktı, sanki yeni duş almış gibiydi. Yaman "İtalya beyefendisi geri döndü." dedi. Cenk orta parmağını gösterdi. "Özlediniz mi Yaman Bey?" Yaman bir anda ciddileşti. Onu ilk kez bu kadar ciddi görüyordum. "Hayır." dedi Yaman. Cenk başını iki yana sallayarak güldü. "Sen varya..." Sonra gözleri bana kaydı. "Oyunculuğa benzemiyormuş değil mi?" Demir hemen araya girdi. "Dalga geçme kızla." Cenk kaş kaldırdı. "Geçmiyorum." Demir "Ciddi misin ya?" dedi gözlerini kısarak. Demir'e döndüm. "Demir boşver." dedim. "Nasıl boşvereyim ya? Adam şaka gibi!" Cenk araya girdi. "Ben buradayım yalnız." Demir bağırdı. "Çok ta sikimd-" Demir'in kolundan tuttum. "Kavga istemiyorum, Demir. Hatırım için." Demir derin bir nefes aldı. "Senin için." dedi. Abim saate baktı. "Tamam. Bugünlük yeter." dedi. "Of, ben kesin sete geç kalacağım ya." diye dertlendim. Demir gülümseyerek "Ben gelir uyandırırım seni Alina." diye şaka yaptı. "Ya sus ya of!" Kapıya yöneldim. Abime döndüm. "Sen gelmiyor musun?" diye sordum. "Benim işim var, ben geç geliyorum." dedi. Giderken Korel'in yanından geçtim ve gözleri kısa bir süreliğine üzerimde durdu. Kapının önüne geldiğimde Cenk kapıyı ardına kadar açtı ve geçmem için müsaade etti. Arkamdan Demir ve Mira geldi. Asansöre bindik. Aklımda hala Korel'in "On yıl öncesinin hıncını çıkarıyorsun." sözleri aklımdan çıkmıyordu.
Bölüm etkileşimi
