9. bölüm · Sırçadan Taç

9. Bölüm Gerçeklere Yabancı

Gülfem Külahlı

Soner Demir'e, Mira'ya ve bana baktı. "Biz bunları hallederken siz eğitimlere devam edeceksiniz." dedi. Hemen itiraz ettim. "Hayır. Artık eğitim almak istemiyorum. Zaten yeteri kadar eğitim aldığımızı düşünüyorum." Soner başını iki yana salladı. "Hayır." dedi. Tekrar itiraz etmek için ağzımı açacak oldum ki "Hayır Alina." diye tekrarladı. Öfkeyle "Benden daha neler saklamayı düşünüyorsun?" diye sordum. Kaşlarını çattı.
"Senden bir şey saklamıyorum!"
"O zaman ne yapıyorsun?!"
Sustu. Korel Ona bakarak konuştu.
"O da artık bize katılsın."
"Korel."
"Zaten yeterli olacak eğitimleri aldı. O da işin içinde."
Soner Korel'e hak verdiği için derin bir nefes verip başını salladı. Sonra direkt bana baktı. "Tamam. Artık resmi olarak ajansın." Demir ve Mira peki ya biz der gibi abime baktılar. Soner "Sizde." dedi. Yaman sırıttı. "Çok güzel bir aile olduk." Liva "Komik değildi yalnız." diye göz devirdi. Balım tam bir şey diyecekken Yaman "Boş ver, uğraşma." dedi. Kerem Liva'ya baktı. "Her şeye bulaşmasan olmaz zaten." Liva Kerem'e dik dik baktı. Sinem "Şu an kavga sırası değil, hey! Onlar geri dönüyor ve bizim bir plan yapmamız lazım." dedi otoritesini koruyarak. Soner "Evet, herkes toplantı odasına geçsin. Sakin kafayla düşünmemiz lazım. Ve kavga istemiyorum." dedi ciddiyetle. Soner ve Sinem odadan çıktı. Aynı şekilde diğerleride odadan çıktı. Ben hariç. Korel tam çıkacakken "Bir baksana." diye seslendim. Korel bana döndü. "Ne oldu?" diye sordu. "Neden abimi ikna etmem için yardım ettin?" diye sordum. Bana doğru yaklaştı. Aramızda bir kaç adım vardı. "Çünkü bilmen gereken şeyler var." Biraz daha yaklaştığında aramızda bir iki parmak mesafe kalmıştı. "Öğrenmezsen hepimize yabancı kalacaksın," Yüzüme doğru eğildiğinde sırtım masaya çarpmıştı. Ses tonunu biraz kısarak "Özellikle bana. Ben de bunu istemiyorum. Bana yabancı olmanı..." dedi. Tekrar geri çekildiğinde. Ne ara tuttuğumu bilmediğim nefesimi vermiştim. Korel odadan çıktığında ben hâlâ olduğum yerde kalakalmıştım. Şu an hissettiğim şey neydi onu bile bilmiyordum. Kalbim yerinden çıkacakmış gibiydi. "Bunu düşünmenin sırası değil, Alina. Şimdi başka meselelerle ilgilenmelisin." Odadan çıkıp toplantı odasına girdiğimde odadaki bütün gözler bana döndü. Kapıyı kapatıp Demir'in yanındaki sandalyeye oturdum. Soner konuşmaya başladı. "Bugünden itibaren resmi olarak ekibe dahil oluyorsunuz." Sinem devam etti. "Görev yerleriniz ise," Üçümüze baktı. "Alina Sorvel, saha ajanı. Mira Akın, teknik operasyon ajanı. Demir Akyel, saha ajanı." Soner üçümüze bir kart verdi. Kartıma baktım. Üstünde 'ALİNA SORVEL SAHA AJANI' yazıyordu. İşte istediğim buydu. Düşündüğümden geç de olsa istediğimi elde etmiştim. Gülümsedim. Soner konuşmaya başladı. "Konumuza dönecek olursak," Soner'in gösterdiği plan panosuna baktım. O adamın fotoğrafı vardı ve bizim yaşlarımızda olan bir adamın fotoğrafı vardı. Yanlarında karmakarışık yazılar vardı. Soner konuşmaya devam etti. "Bu adam Mahir Erez. Büyük bir mafya babası. Dış ülkelerle bağlantıları da var." O adamı göstermişti. Beni yıllar önce kaçıran adamı. İsmi Mahir Erez'miş. Ben bunu daha yeni öğreniyordum. Sırf korunan biri olduğum için. Her şeye yabancıydım. Her şeye. Her. Şeye. Yabancıyım. Her şeye... Soner bana baktı. "Yıllar önce kardeşimi kaçırdı. O adam çok tehlikeli. Yıllardır bunun peşindeyiz ama bir şekilde izini kaybettiriyor." Sonra ekibe döndü. "Stratejik bir plana ihtiyacımız var ve bunun için uzun bir süre lazım. O zamana kadar onlardan gelen tehlikelere karşı savunmada olmalıyız." Soner panoya baktı ve bizim yaşlarımızda olan çocuğu gösterdi. "Bu da Mahir Erez'in oğlu Mirza Erez." Ekibe döndü. "Mirza'nın bir takım psikolojik sorunları var. Mahir onu beni ortadan kaldırmak için çocukluğundan beri eğitiyor. Mirza'nın kardeşime olan takıntısı ise onun da işine geliyor. Planı aslında onlara karşı tehlike arz eden herkesi ortadan kaldırmak. Ben ölsem bile," Demir, Mira ve bana baktı. "Onları bekleyen başka tehlikeler olduğundan habersiz." Sonra Korel'e baktı. Korel biraz güldü gibi oldu ama sonra gitti. Yüzünü hiç bozmuyordu. Sürekli aynı suratlaydı. Duygularını çok ifade etmediği için bazen onu anlamakta zorlanıyordum. Acaba böyle olmasının bir sebebi var mı? Üçümüz aynı anda gülümsedik. Bize güveniyordu. Aile gibiydik. Abimin benim dışında iki küçük kardeşi daha vardı. Benimde iki tane yaşıt kardeşim. Demir "Şüphen olmasın Soner abi." dedi içtenlikle. Abim gülümseyerek karşılık verdi. Sinem planı anlatmaya devam etti. "Merkezdeki güvenlik önlemlerini arttırıyoruz. Mira ve Deniz, siz de daha karmaşık bir kod bulun. Siber duvarları güçlendirin." Deniz ve Mira aynı anda başını salladı. Korel devam etti. "Eğer bir tehlike sezerseniz ilk olarak bize haber verin. Eğer biz o anda yoksak Cenk ve Kerem gibi nişancılıkta iyi olan ajanlara haber verebilirsiniz." Kerem konuştu. "Başka nişancılıkta uzman olan yok ki." Korel iki elini masaya yerleştirdiğinde Kerem'e yakınlaşmıştı. "Alina, Mira ve Demir'e 'Nişancılıkta iyi olan ajanlara haber verebilirsiniz.' desem kimin olduklarını anlarlar mı sence?" Kerem bizi hesaba katmamış olacak ki "Onların olduğunu unutmuşum." dedi. Demir "Kör müsün oğlum? Biz burada iskele babası mıyız?!" diye konuştu. Işıl Demir'in bu sözüne azda olsa gülümsemişti. O an kıyametin kopacağını sandım. Işıl gülmüştü lan! İlk defa! Tabii bunu benim dışımda kimse fark etmemişti. Hayalet gibiydi. Ama kimse onun varlığını unutmazdı. Kerem "Ne bileyim oğlum. Bir an eski ekip kadrosu geldi aklıma." Demir kaşlarını kaldırdı. Kerem "Gerçekten." dedi ikna etmeye çalışır bir tonda. Liva atıldı. "Boş ver Kerem. Bunlara laf anlatılmıyor." Liva'nın direkt olarak gözlerine bakarak konuştum.
"Yabancı mıyız?"
"Ne?"
"Bizi ekipten bile saymıyorsun. Bize 'bunlar' diye hitap ediyorsun. Sen ekiptesin de seni takan oluyor mu?"
Liva kalakaldı. Sonra güldüm. "Doğru, sadece sen değilsin. Biz burada ki her şeye yabancıyız. Herkese yabancıyız. Bazı konularda abime bile yabancıyız." Korel'e baktım. "Ama en azından bir kişi ona yabancı olmamı istemiyor. Bilmediğim şeyleri öğrenmemi istiyor." Korel'de benim gözlerime baktı. Kimse nereye baktığımla ilgilenmedi ama sözlerim onları etkilemişti. Ortam sessizliğe büründü.
Herkes yabancıydı. O ise bana yabancı olma diyordu. Herkes yabancıydı. O ise kendisine yabancı olmamdan korkuyordu. İstemiyordu. Kimden bahsettiğimi anlamıştı. Çünkü gerçekten yabancı olmak istemiyordu. Bunu gözlerinden bile anlayabiliyorum. İnsanlar insanların gözlerine bakınca ne anladıklarını anlamazdım. Anlamsız gelirdi. Şimdi anlıyorum. Çok iyi anlıyorum...