SESSİZ İHANET kitap kapağı

48. bölüm / 22

SESSİZ İHANET

sezon finali

Vaveyla Yazarı: Ceyda Eda

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 22Şu an: sezon finali

Zaman, o ofiste durmuş gibiydi. Babamın dudaklarından dökülen her bir cümle, yıllardır zihnimizde ördüğümüz o kalın, karanlık intikam duvarlarını birer tuğla gibi yıkmıştı. Ortada ne bir kan davası ne de hakiki bir düşmanlık vardı; sadece insan kalbinin en zayıf noktaları, yanlış anlaşılmaların kurbanı olmuş hayatlar ve büyük bir aşkın geride bıraktığı devasa bir enkaz vardı.

Lucas, elindeki o sararmış eski fotoğraflara ve babamın telefonundaki inkâr edilemez kanıtlara bakarken derin, sonu olmayan bir sessizliğe gömülmüştü. Gözlerindeki o keskin, yakıp yıkan yabani öfke yerini tarifsiz bir boşluğa ve ağır bir kabullenişe bırakmıştı. O an, kalbimin en derin köşesinde acı ama şifalı bir gerçek fısıldadı: Bazı yaralar intikam kılıçlarıyla değil, ancak gerçeğin merhametli ışığıyla kapanabilirdi.

O ofisten çıktığımızda üzerimde hem dayanılmaz bir hafiflik hem de omuzlarımı ezen devasa bir sorumluluk vardı. Bu gerçeği sadece biz bilemezdik. Annem... Yıllardır bu evin duvarları arasında kendi içine hapsolmuş Mahmure... O da ömrünün büyük kısmını bu geçmişin soluk gölgesinde, dilsiz bir yas tutarak geçirmişti.

Eve döndüğümüzde, loş salonda koltuğa sessizce ilişmiş gibi oturan annemin yanına doğru yavaş adımlarla yürüdüm.

Yüzümdeki çözülemez ifadeyi ve hemen arkamdan gelen Lucas’ın devasa gölgesini gördüğünde, içindeki bir şeylerin koptuğunu, kalbinin korkuyla teklediğini net bir şekilde hissettim.

— Anne... dedim. Sesim hem içten içe titriyor hem de taşıdığı kararlılıkla salonda yankılanıyordu. — Artık saklayacak hiçbir şey kalmadı. Her şeyi... Her bir detayı biliyoruz.

Annem şaşkınlıkla, sanki felaketin ayak seslerini duymuş gibi aniden ayağa kalktı. Lucas ise o her zamanki mağrur başını öne eğmiş, annemin korku dolu gözlerinin içine bakmakta zorlanıyordu.

— Neyi biliyorsunuz, Eylül? Ne oluyor burada? Bu adamın burada ne işi var? diye sordu annem. Elleri birbirine kenetlenmiş, parmak eklemleri bembeyaz olmuştu.

Lucas derin, göğsünü sonuna kadar dolduran bir nefes alarak söze girdi. Sesi bu defa o buz gibi soğukluğundan sıyrılmış, neredeyse yalvarır gibi çıkıyordu:

— Mahmure Teyze... Ya da size bu saatten sonra hangi hitabın layık olduğunu bilemiyorum... Babamı, Leonardo’yu sordum. Diyar ile olan o kadim geçmişinizi... Gençliğinizi, yarım kalan o büyük hikâyenizi öğrendim. Her şeyi biliyorum artık.

Annem bu isimleri duyunca aniden sarardı; rengi kireç gibi oldu. Dizlerinin bağının çözüldüğünü, taşıyamayacağı bir ağırlığın altında ezildiğini hissederek hemen arkasındaki koltuğa tutundu. Gözlerinden aniden boşalan isyankâr yaşlarla birlikte, yıllardır kilitli tuttuğu o acı dolu geçmişin paslı kapısı ardına kadar aralandı.

— Siz o günü, o sancılı yılları nereden biliyorsunuz? Leonardo...

— Ben onu bir an olsun, ömrümün hiçbir saniyesinde unutmadım ki! Diyar ile evlendirildiğimde bedenim bu evdeydi belki ama kalbim o adamın bıraktığı sokakta kaldı. Kader bizi acımasızca ayırdı sandım. Leonardo’nun beni hâlâ delicesine sevdiğini, benim yokluğumda kahrolduğunu yıllar sonra öğrendim. Diyar bunu bildiği için beni bu eve kapattı; onun ruh hâlini korumakla beni cezalandırmak arasında bocaladı durdu yıllarca... Ben ikinizi de, hem sizi hem geçmişimi kaybetmekten ödüm koparak yaşadım çocuklar!

O an salonun ortasında, yılların biriktirdiği, kalbin en derin katmanlarında saklanan tüm gözyaşları aynı anda döküldü. Babam da tam o sırada kapı eşiğinde belirdi; gözlerinde eşine duyduğu o derin, affedilmez suçluluk ve geç kalmışlığın yakıcı pişmanlığı okunuyordu.

Annemle babam, evliliklerinin üzerinden geçen onca yıla rağmen ilk defa birbirlerinin gözlerine bu kadar açık, bu kadar maskesiz, tüm günahlardan arınmış gibi baktılar. Ortada ne bir düşmanlık ne de sönecek gibi duran bir öfke kalmıştı; sadece hayatın acımasız rüzgârlarında savrulan iki yorgun insan ve bu karanlık enkazdan sıyrılıp aydınlığa çıkmaya çalışan iki evlat vardı.

Beklenmeyen Teklif ve İstanbul’un Kalbinde Bir Düğün

Aradan geçen birkaç sessiz gün, içimizdeki o büyük fırtınanın dinmesi, dalgaların durulması için yetmiş de artmıştı bile. Lucas’ın ruhunu saran o kalın buzdan duvarlar tamamen erimişti; artık karşımda intikam peşinde koşan o acımasız adam değil, sadece beni seven bir adam duruyordu.

Bir akşamüstü, evimizin begonvillerle süslü bahçesinde sonbahar rüzgârı saçlarımı okşarken arkamdan sessizce yaklaştı ve güçlü ellerini belime doladı. Başını boynuma gömdüğünde, nefesinin o tanıdık, huzurlu sıcaklığını derinden hissettim.

— Eylül... dedi. Sesi her zamankinden çok daha yumuşak, çok daha sığınak gibiydi. — Ben yıllarca yanlış bir hayaletle savaşmışım. Hayatımın en büyük yanılgısını yaşarken, meğer bu dünyanın bana verebileceği en büyük hediyeyi bulmuşum. Seni bir daha asla kaybetmeye niyetim yok, bunu kafana yaz.

Tam o sırada sessizliği bozan telefonum çalmaya başladığında istemsizce gülümsedim. Lucas, ellerini belimden çekmeden cebimden telefonumu nazikçe aldı, ekrana şöyle bir baktı ve kendi telefonundan seri bir mesaj gönderdi.

Birkaç saniye sonra ekranımda Lucas’ın o kısa mesajı belirdi:

"Yarın akşam bütün aile masada toplanıyoruz. Seni Allah’ın emriyle istemeye geliyorum, ceylan gözlüm. Artık gecikmek, beklemek yok."

O an içimde patlayan mutluluğu kelimelerle, cümlelerle anlatabilmem imkânsızdı.

Ertesi akşam gelenekler en ince ayrıntısına kadar yerine getirildi. Lucas, babasının geçmişteki trajik aşkının yaralarını kendi elleriyle kapatmak istercesine, gururlu ama bir o kadar da mahcup bir edayla babamın karşısına oturdu.

Babam, Lucas’ın o kararlı ve pişmanlık dolu bakışlarını görünce yüzünde tatlı bir tebessüm belirdi. Artık aralarında ne bir sır ne de aşılması gereken bir dağ kalmıştı.

— Babacığım... dedi Lucas, başını hafifçe öne eğip babama dönerek.

— Ben yıllarca bu intikam zehrini damarlarımda taşıyarak yaşadım ama ilk defa hayatımın en saf gerçeğini ve en büyük aşkını burada buldum. Düşmanımın kızı zannettiğim seni sevmeye çalışırken, meğer sen bana hayattaki en değerli varlığını, Eylül’ü vermişsin. Daha fazla uzatmak, bu mutluluğu ötelemek istemiyorum...

— Sakın bizim bu kavuşmamızı ertelememize izin verme. Yarın hemen düğünü yapalım!

Babam şaşkınlıkla gülerek başını iki yana salladı:

— Oğlum, siz daha dün birbirinizi boğazlamaya, mahvetmeye çalışıyordunuz; şimdi kalkmış yarın düğün diyorsun! Bu ne acele böyle?

— Beklediğimiz her saniye haram bana, Diyar Baba! diye atıldı Lucas.

O an salondaki herkes kahkahalara boğuldu. Yılların hüznü, yerini nihayet hak edilmiş bir neşeye bırakmıştı.

Ve gerçekten de aynen öyle oldu.

İstanbul’un Boğaz manzaralı, kristal avizelerin ışığında parlayan en görkemli düğün salonunda masalsı bir organizasyon yapıldı. Üzerimde o kusursuz, Fransız dantel işlemeli gelinlikle salonun devasa kapısından içeri ilk adımımı attığımda gözlerim doğrudan salonun ortasında, heyecanla beni bekleyen Lucas’ı buldu.

Gözlerinde sadece bana duyduğu devasa bir aşk, sonsuz bir hayranlık ve tarifsiz bir sadakat parlıyordu.

Nikâh masasına yan yana oturduğumuzda, nikâh memurunun o heyecan dolu "Kabul ediyor musunuz?" sorusuna ikimiz de tek bir saniye bile tereddüt etmeden, tüm kalbimizle ve salonu inleten bir sesle:

— Evet!

diye bağırdık.

Davetlilerin coşkulu alkışları ve havada uçuşan konfetiler arasında Lucas duvağımı nazikçe kaldırıp dudaklarıma o sonsuzluğun mührünü vurduğunda, dünyadaki tüm acılar ve geçmişin bütün karanlığı tek bir saniyede silinip gitmişti.

Komadaki Anne ve Mutlu Son

Düğünün ertesi günü, üzerimdeki gelinliğin etekleri hâlâ o görkemli gecenin izlerini taşırken Lucas, elimden tuttuğu gibi beni şehrin en sakin, en özel hastanelerinden birine götürdü.

Yıllardır gözlerini dünyaya kapatmış, uyanmayan; Lucas’ın o karanlık ve sevgisiz çocukluğunda geride kalan annesinin odasındaydık. Oda, dışarıdaki gürültülü dünyadan tamamen soyutlanmış gibi sessiz ve kutsal bir yer gibiydi.

Lucas, annesinin o solgun, hareketsiz elini yavaşça avuçlarının içine alıp dudaklarına götürdü ve uzun uzun öptü. Gözlerinden süzülen iki sıcak damla yaş, annesinin renksiz eline sessizce düştü.

— Anneciğim... dedi. Sesi titriyor ama içinde artık yılların yükünü atmış olmanın getirdiği devasa bir huzur barındırıyordu. — Yıllarca senin bu hastane odasındaki yokluğunun, hasretinin acısını çektim. Beş uzun yıldır gözlerini açmadın, bana o şefkat dolu, ana sevgisiyle bakan bakışlarınla bakamadın ama bak... Bugün sana dünyadaki en güzel hediyeyi getirdim. Gelinini getirdim, anne... Bak, Eylül artık benim karım, hayatımın tek nefesi, sığındığım yuvam oldu.

Ben de hemen onların yanına, hastane yatağının kenarına çömeldim. Yatakta sessizce yatan kadının diğer zayıf elini kendi ellerimin arasına alıp parmaklarımı kenetledim ve gözyaşlarımın arasından gülümsemeye çalıştım.

— Hoş geldin, anne... dedim. — Artık hiç kimse, hiçbir karanlık güç bizi bu yoldan geri çeviremeyecek. Bizi bu yalnızlıkta bırakamayacak. Lucas seninle yeniden doğdu, biz seninle kocaman bir aile olduk. Yaralarımızı birlikte sarıyoruz.

O hastane odasının geniş penceresinden sızan sabah güneşinin en saf ilk ışıkları üzerimize vururken, içimdeki o son eksik parça da nihayet tam yerini buldu.

Geçmişin küllerinden, hatalarından ve gözyaşlarından doğan bu büyük aşk, bizi birbirimize sonsuza kadar mühürlemişti.

Artık hiçbir fırtına, hiçbir yalan bizi bu yoldan geri döndüremezdi; çünkü biz, en koyu karanlığı bile alt edip kendi masalımızın en güzel mutlu sonunu kendi ellerimizle yazmayı başarmıştık.

SON.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

22okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18