SESSİZ İHANET kitap kapağı

33. bölüm / 22

SESSİZ İHANET

21.Bölüm Yakınımdaki Ateş

Vaveyla Yazarı: Ceyda Eda

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 22Şu an: 21.Bölüm Yakınımdaki Ateş

Babam ve Eylül'ün annesinin geçmişte sevgili olduklarını öğrendiğim an, dünyam başıma yıkılmıştı; kafamdan vurulmuşa dönmüştüm. İçimdeki o kör adama, o her şeyi mahveden adama duyduğum öfke hâlâ taze, hâlâ canlı ve ilk günkü kadar yıkıcıydı. Ama bu defa zihnimi esir almasına izin vermemiştim. Bir an bile tereddüt etmeden, ellerim titrese de polisi aradım ve onu kendi ellerimle adalete teslim ettim.

O an yaşadığım o büyük gerilim, o nefret ve adrenalin patlaması, bedenimde henüz kapanmamış olan yaralarımı yeniden deşmişti. Zaten iyileşmeye çalışan dikişlerim, bu ani hareketle sızlamaya ve tekrar kanamaya başlamıştı. Bedenimin verdiği bu alarm sinyali, acilen eve dönüp üstümü değiştirmemi, bu kan izlerinden ve günün yükünden arınmamı zorunlu kılıyordu.

Eve girer girmez kapının çalınması, kafamda kurduğum bütün o sakinleşme planlarını bir anda altüst etti. Kapıyı açtığımda karşımda Eylül'ü gördüğümde, şaşkınlıktan dili tutulmuş gibi öylece kalakaldım. Gözlerindeki o aceleci ve kararlı ifade, benim şokumu umursamayacak kadar baskındı. Onu içeri davet ettiğim gibi, tek kelime etmeme izin vermeden hemen pansuman yapması gerektiğini söyledi.

"Ben kendim hallederim, gerek yok," desem de Eylül'ün o inatçı ve kafasına koyduğunu yapan karakterini bir anlığına unutmuştum. Beni ikna etmeyi başardığı gibi, banyodaki eczane dolabından tentürdiyot, pamuk ve temiz bir bez bulup salonun ortasına kadar geldi. Üstümdeki kan lekesini ve sızlayan yaramı görünce, üstümü tamamen çıkarmama bile izin vermeden, o dik başlı ve buyurgan hâliyle hemen yardıma koyuldu.

Biraz onunla takılmadan, o duvarlarını delmeden edemiyordum. Bana bakışları o kadar yoğun, o kadar çok şey anlatıyordu ki ondan etkilenmemek fiziksel olarak imkânsızdı. Tentürdiyotu pamuğa damlatıp tam yarama dokunduracağı sırada gözlerini kısarak beni süzdü.

Eylül kaşlarını kaldırarak,

"Korkuyorsan kapı orada. Küçücük bir sıyrık için bu kadar mızmızlanma," dedi.

O anki ciddi ama bir o kadar da sevimli hâline gülümsemeden edemedim.

"Doktor hanım, o pamuğa biraz daha öyle bakarsan yara korkudan kapanacak, emin ol," dedim.

Tabii ki hemen kızardı. Yanakları hafifçe renklendi ve pamuğu yaraya biraz daha sert bastırarak,

"Tamam, bitti! Bir daha böyle kahramanlık yapmadan önce iki kere düşünsen iyi olur," dedi.

Kızmıştı ama o sinirli hâli ona o kadar çok yakışıyordu ki gözümde her zamankinden çok daha tatlı görünüyordu. Usulca gözlerine baktım. Biraz daha onunla uğraşmak, o savunma mekanizmalarını yerle bir etmek istiyordum.

Çünkü Eylül'le didişmek, onunla uğraşmak ruhuma iyi gelen tek şeydi. Bana bu cehennemin ortasında nefes aldırıyordu.

"Dur, kıpırdama Eylül," dedim.

O güzel ceylan gözleriyle aniden bana baktı. İçindeki o meydan okuma, bir an için yerini derin bir şaşkınlığa bıraktı.

Dayanamayıp ellerimi yavaşça saçlarına uzattım. Eylül bu hamlem karşısında nefesini tuttu, adeta olduğu yerde duraksadı. Yavaşça belinden kavrayıp kendime doğru çektiğimde aramızdaki mesafe neredeyse tamamen yok olmuştu.

Şimdi teninin kokusu, o baharatlı ve tatlı esansı doğrudan ciğerlerime doluyordu. Eylül soluğunu tutarak, o derin ve karanlık gözleriyle gözlerimin içine baktı; sanki ruhumu okumaya çalışıyordu.

"Dur... Kıpırdama. Saçında bir şey gördüm sandım... Ama sanırım yanılmışım," diye fısıldadım. Sesim, kendimin bile tanıyamayacağı kadar kısıktı.

"Garip... Bu kadar yakından bakınca insan başka hiçbir şeye odaklanamıyor," diye karşılık verdi. Sesi neredeyse duyulmayacak kadar alçaktı ama kulaklarımda çınlıyordu.

"Biraz daha böyle kalırsan... Sana dokunmamak için kendimi zor tutacağım," dedim ve parmak uçlarımla yavaşça Eylül'ün dudaklarına dokundum.

O an gözlerini kapattı. Sadece göğsünün inip kalkmasını, bende attığı o hızlı nabzını hissediyordum. Yaşananları kafamda hâlâ tam olarak sindiremediğim ve bu tehlikeli yakınlığın nereye varacağını bilmediğim için ileri gitmedim; ona fiilen tam anlamıyla dokunmadım.

Fakat vücut dili, o titreyen soluğu öyle şeyler söylüyordu ki sanki içten içe, "Yalvarırım, bana dokun. Beni kurtar," diye fısıldıyordu.

Kendimi son bir irade kırıntısıyla toparlayıp teşekkür ettim ve hızla üstümü değiştirmek için uzaklaştım.

Giyindikten sonra odaya dönüp o korumacı ve sert maskemi yeniden taktım.

"Başka bir şey yoksa, Eylül, gidebilirsin," dedim olabildiğince soğuk ve mesafeli bir ses tonuyla.

Eylül bu ani değişim karşısında önce şaşkınlık yaşadı, ardından gözlerindeki o kırgınlığı gizleyemedi.

"Madem gitmemi istiyorsun, Lucas, o zaman sonra görüşürüz," dedi ve arkasına bile bakmadan kapıyı hızla çekip çıkıp gitti.

Bu kızı ne zaman görsem nutkum tutuluyordu. Mantığım ile kalbim arasındaki savaş o an yeniden başlıyordu.

Eylül artık benim için sıradan biri değildi. Hayatımın merkezine yerleşen tehlikeli bir bağımlılık, aynı zamanda bu hayatın getirdiği acılara karşı tek ilacım gibiydi.

Her şeyin, bu durumun ne kadar çıkmazda olduğunun, aramızdaki sırların ve geçmişin gölgelerinin farkındaydım. Ama bu duruma bir an önce dur demem gerektiğini de biliyordum.

Akşamüzeri ofise gittiğimde, evden çıkarken anahtarımı masada unuttuğumu fark edip telaşla geri döndüm. İçeri adım atıp kapıyı açtığımda Eylül'ü doğrudan odamda, masamın başında dalgın bir şekilde dururken görünce öylece donakaldım.

Burada, bu saatte ne işi vardı?

Elinde bazı dosyalar vardı. Hayalimde onu direkt vahşice elinden dosyaları fırlatıp masaya yatırmak vardı ama ben aniden kapıyı açıp içeri girdiğim için korkmuş olmalıydı; tuttuğu o önemli evraklar aniden elinden yere düştü.

Zihnimdeki belirsizlik arttı.

Acaba benden bir şeyler mi arıyordu? O masanın çekmecelerinde saklı olanlardan şüpheleniyor muydu?

Yere saçılan kağıtların arasından, kesinlikle görmemesi gereken, geçmişe ve o lanet olası aile sırlarına ait özel bir fotoğraf kaydı düştü.

Fotoğrafı fark etmişti galiba. Panikle hamle yapıp onu benden önce almak istedi. Ben de aynı anda elimi uzattım ve fotoğrafı ikimiz aynı anda yakalamaya çalıştık.

Artık aramızdaki mesafe o kadar kapanmıştı ki o an benden günah gitmişti. Bu kadar inat, bu kadar dik başlılık, aramızdaki tüm engelleri yakıp yıkan doğrudan bir tutkuyu çağrıştırıyordu.

İçimdeki o sabır taşı artık tamamen çatlamıştı. Bir an bile düşünmeden onu ince belinden kavrayıp yerden kaldırdım ve geniş ahşap masanın üzerine oturttum.

O ise hiç "bana mısın" demeden, kollarını boynuma dolayarak beni anında üzerine çekti; benden kaçmak bir yana, beni kendi dünyasına hapsetti.

Zamanın durduğu o an, odadaki tüm oksijen sanki sadece ikimize yetiyormuş gibi daraldı. Masanın üzerinde, benden kaçmak yerine beni hayatımın en derin uçurumuna çeken o dik başlı kadının kokusu... Baharatlı, tatlı ve karşı konulamaz bir yasak gibi zihnime kazınıyordu.

Kendimi frenlemeye çalıştığım son irade kırıntısı da o saniye tuzla buz oldu.

Onu öpmemek, o dudaklara hapsolmamak için kendimi ne kadar zor tuttuğumu bir ben, bir de içimde kopan o fırtına bilirdi.

Ama o, o eşsiz cilvesiyle ve o asi duruşuyla beni resmen eritti. Sabrımın tüm sınırlarını yerle bir etti.

Daha fazla direnemezdim; bu ateşe körükle gitmekten başka çarem kalmamıştı.

Başımı hafifçe eğip dudaklarımı onunkilerin üzerine sarhoş bir kesinlikle mühürledim.

İlk temasımızda derin bir nefes bıraktı. O dudakların o anki yumuşaklığı ve bana sunduğu o asi teslimiyet, damarlarımda akan kanı ateşe vermeye yetti.

Öpücüğümüz sıradan bir temas değildi; iki inatçı ruhun, iki yaralı kalbin birbirine savaş açması, birbirini ele geçirme mücadelesi gibiydi.

Dudakları hafifçe titriyor ama benden kopmak yerine her saniye daha da derin bir açlıkla, beni mahveden bir tutkuyla karşılık veriyordu.

Ellerim anında bacaklarındaki o pürüzsüz hatta kaydı. Parmaklarım kumaşı kavrayıp onu kendime daha da bastırırken, teninin sıcaklığı avuç içlerimi kavuruyordu. O da boş durmadı; ince parmakları saçlarımın arasına dolandı, tırnaklarını hafifçe enseme geçirerek beni kendine daha da çok hapsetti.
Sanki nefes almayı unuttuk. Birbirimizin soluğunda erirken, aramızdaki o görünmez ahlak ve mantık barajı tamamen yıkıldı, yerle bir oldu.
Kelimelerin bittiği, sadece nefeslerin, iniltilerin ve tenlerin konuştuğu yakıcı bir boyuta evrildik. Her dokunuşumuz havada görünmez kıvılcımlar saçıyordu. Parmaklarım belinden yukarı, sırtına doğru tırmandıkça titrediğini hissettim. Göğüslerimiz birbirine yaslanmış, ikimizin de çılgınlar gibi atan kalpleri aynı ritimde, tek bir vuruşla çarpıyordu.
Onu benden koparmaya çalışan o mantık sesleri, o geçmişin hayaletleri artık tamamen susmuştu.
Geri dönüşü olmayan, ikimizi de kül edecek bir ateşin tam ortasındaydık ve ben bu ateşte Eylül'le beraber yanmaktan, onunla küle dönmekten başka hiçbir şey istemiyordum.
Bu yasak, bu tehlikeli ve tutkulu aşk, ruhumun kurtuluş biletini kesmişti bile.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

37okunma 11beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18