9. bölüm / 12
SAKURAKIRIK SÜTUNLAR
Bölümler 12Şu an: KIRIK SÜTUNLAR
- 1 SAKURA MEVSİMİ2.317 kelime
- 2 KIRILAN SESSİZLİK2.459 kelime
- 3 GİZLİ GEÇİT2.471 kelime
- 4 İKİZİN GÖLGESİ2.292 kelime
- 5 60 SANİYE2.224 kelime
- 6 AKİK DAĞI1.960 kelime
- 7 BEŞİNCİ MÜHÜR2.074 kelime
- 8 UYANAN TAŞ2.064 kelime
- 9 KIRIK SÜTUNLAR2.757 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 KAYIP GECENİN KAYDI4.079 kelime
- 11 İHANET AŞAMASI3.724 kelime
- 12 KAZUKİ AKİYAMA'NIN GÖLGESİ2.991 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merdivenlerin son basamağına bastıkları anda Aiko'nun ayağının altındaki taş çatladı.
ÇAT!
Aiko refleksle geri çekildi.
Mizuki kolunu tuttu.
"İyi misin?"
Aiko başını salladı ama gözlerini zeminden ayırmadı.
"Bu yer bizi istemiyor."
Ren birkaç basamak geriden aşağı indi.
"Belki de tam tersine..."
Kaito ona baktı.
"Ne demek istiyorsun?"
Ren salonu işaret etti.
"Belki de bizi özellikle buraya çağırdı."
Kimse cevap vermedi.
Karşılarında uzanan devasa taş salon, Akik Dağı'nın kalbine oyulmuş gibiydi. Tavandan sarkan taş kökler salonun duvarlarına karışıyor, yerdeki ince çatlaklardan soluk bir ışık sızıyordu.
Salonun ortasında beş sütun vardı.
Dördü parçalanmıştı.
Beşincisi ise dimdik duruyordu.
Üzerinde Mizuki'nin sembolü vardı.
Mizuki birkaç adım attı.
O anda sütunun üzerindeki sembol parladı.
Fakat beklenmedik bir şey oldu.
Salonun diğer ucundaki kırık sütunlardan biri de ışık vermeye başladı.
Aiko kaşlarını çattı.
"Bu olmamalı."
Genç adam hemen:
"Kimse hareket etmesin."
Ama çok geçti.
Kırık sütunun üzerindeki taşlar yerlerinden oynamaya başladı.
Tak...
Tak...
TAK!
Bir anda sütunun içinden metalik bir ses yükseldi.
"İkinci aşama başlatılıyor."
Kaito öfkeyle genç adama döndü.
"Ne ikinci aşaması? Bize hiçbir şey söylemedin!"
Genç adamın yüzü sertleşti.
"Çünkü ben de tamamını bilmiyorum."
Ren güldü.
"İlk kez dürüst oldun."
"Hayır."
Adam Ren'e baktı.
"İlk kez yalan söylemedim."
Bu söz salonda yankılandı.
Aiko'nun bakışları değişti.
"Demek daha önce söylediklerinin bazıları yalandı."
Adam cevap vermedi.
Mizuki araya girdi.
"Ne saklıyorsun?"
Tam o sırada taş zeminin üzerinde yeni bir yazı belirdi.
BEŞ KİŞİ GİRDİ.
Herkes birbirine baktı.
Aiko'nun kaşları çatıldı.
"Beş kişi..."
Ren, Kaito, Mizuki, Aiko ve genç adam.
Yazının devamı geldi.
AMA YALNIZCA DÖRT KİŞİ GERÇEKTEN BURADA.
Kaito'nun yüzü düştü.
"Ne saçmalık bu?"
Bir anda salonun bütün kapıları kapandı.
GÜMMM!
Aiko irkildi.
Mizuki onun önüne geçti.
"Kimse birbirinden ayrılmasın."
Genç adam başını salladı.
"Tam olarak bunu istiyor."
"Kim?"
"Bu sınav."
Bir uğultu yükseldi.
Sonra sütunların arasında bir görüntü oluştu.
Bir kız...
Uzun saçları omuzlarına düşüyordu.
Yüzü tam seçilmiyordu.
Ancak boynundaki kolye netti.
Aiko'nun gözleri büyüdü.
"Mizuki..."
Mizuki görüntüye baktı.
"Bu kim?"
Aiko cevap veremedi.
Çünkü görüntünün altında tek bir isim belirmişti.
SAKURA AKIYAMA
Salon bir anda buz gibi oldu.
Ren fısıldadı:
"Sakura..."
Kaito'nun bakışları genç adama çevrildi.
"Bu ismi biliyorsun."
Adamın sessizliği cevaptı.
Aiko öne çıktı.
"Sakura Akiyama kim?"
Genç adam:
"Buradan çıkmak istiyorsanız o ismi unutun."
Aiko sertçe güldü.
"Tam tersine."
Bir adım daha attı.
"Şimdiye kadar kimse bize bir şey anlatmadı."
Mizuki de yanına geçti.
"Bu kez biz soracağız."
Tam o anda salonda başka bir ses duyuldu.
Bir kadın sesi.
Sakin.
Soğuk.
Ve oldukça yakından.
"Geç kaldınız."
Herkes aynı anda arkasını döndü.
Kimse yoktu.
Aiko'nun yüzü gerildi.
"Kim konuştu?"
Ses yeniden duyuldu.
"Ben."
Bu kez kırık sütunlardan birinin arkasında bir gölge belirdi.
Genç adamın yüzündeki renk çekildi.
"Hayır..."
Kaito ona döndü.
"Ne oldu?"
Adam geri çekildi.
"Bu mümkün değil."
Gölge yavaşça öne çıktı.
Kadının yüzü hâlâ karanlıktaydı.
Ama sesi netti.
"Sakura Akiyama'nın hikâyesini öğrenmek istiyorsanız..."
Bir an durdu.
"...önce Aiko'nun size anlattığı yalanları öğrenmelisiniz."
Mizuki'nin başı hızla Aiko'ya döndü.
Aiko donup kaldı.
"Ben... hiçbir şey-"
Kadın güldü.
"Gerçekten mi?"
Bir taş daha çatladı.
Kadının yüzü ışığa çıktı.
Aiko'nun nefesi kesildi.
Çünkü karşısındaki kişi...
Aiko'nun yıllardır ölü sandığı birine korkunç derecede benziyordu.
Ve Mizuki'nin elindeki metal anahtar bir anda ikiye ayrıldı.
ÇAT!
Salon karanlığa gömüldü.
Ardından tek bir cümle yankılandı:
"Şimdi oyun başlıyor."
Karanlık birkaç saniye daha sürdü.
Kimse hareket etmiyordu.
Aiko, Mizuki'nin elini sıkıca tutmuştu.
"Kimse kıpırdamasın."
Kaito'nun sesi karanlığın içinde duyuldu.
"Az önce gördüğümüz kadın nereye gitti?"
Ren cevap vermedi.
Sadece salonu dinliyordu.
Sonra...
Tık.
Bir taş yere düştü.
Herkes aynı anda sesin geldiği tarafa döndü.
Duvarın üzerindeki semboller yeniden yanmaya başladı.
Bu kez yalnızca bir tanesi değil.
Hepsi.
Ve salonun ortasında yeni bir yazı ortaya çıktı.
İLK YALANCIYI BUL.
Kaito kaşlarını çattı.
"Bu ne demek?"
Genç adam taş sütunlara bakıyordu.
"Biriniz yalan söyledi."
Aiko hemen ona döndü.
"Biriniz mi?"
Adam sessiz kaldı.
Ren sertçe konuştu.
"Sen zaten bize yalan söylediğini kabul ettin."
"Benim yalanım bu sınavın parçası değildi."
Kaito öfkeyle yaklaştı.
"Ne demek istiyorsun?"
Genç adam geri çekilmedi.
"Buraya gelmeden önce size söylediklerimin bir kısmı yanlıştı. Fakat bu salona girdikten sonra artık hiçbir şey benim kontrolümde değil."
Ren gözlerini kıstı.
"Yani şimdi herkes şüpheli."
"Hayır."
Genç adam Mizuki'ye baktı.
"Bir kişi diğerlerinden farklı."
Mizuki'nin yüzü gerildi.
"Ben mi?"
Tam o anda sütunun üzerindeki sembol yeniden parladı.
Mizuki'nin ayaklarının altında ince bir çizgi oluştu.
Çizgi ilerledi.
Önce Aiko'ya...
Sonra Ren'e...
Sonra Kaito'ya...
En son genç adama ulaştı.
Beş çizgi birleşti.
Ortada tek bir kelime belirdi:
AİLE
Aiko'nun yüzü değişti.
"Bu tesadüf değil."
Ren yere baktı.
"Hayır."
Kaito genç adama döndü.
"Sen Akiyama ailesini tanıyor musun?"
Adam cevap vermedi.
"Tanıyorsun."
Sessizlik.
Kaito bu kez bağırdı.
"SAKURA'YI TANIYOR MUSUN?"
Adamın yüzü ilk kez tamamen değişti.
Ren bunu fark etti.
Bir adım öne çıktı.
"Demek tanıyorsun."
Adam gözlerini Ren'e çevirdi.
"Senin bunu anlamaman gerekiyordu."
Ren'in bakışları sertleşti.
"Neyi?"
"Sakura'yı neden bu kadar koruduğunu."
Salon sessizliğe gömüldü.
Aiko şaşkınlıkla Ren'e baktı.
"Ren..."
Ren cevap vermedi.
Mizuki de ona döndü.
"Sen Sakura'yı neden koruyorsun?"
Ren birkaç saniye boyunca konuşmadı.
Sonra başını kaldırdı.
"Çünkü bazı insanları korumak bir seçim değildir."
Aiko'nun gözleri daraldı.
"Bu bir cevap değil."
"Şimdilik bu kadar."
Tam o anda salonun arka duvarı açıldı.
Arkasında uzun, dar bir koridor ortaya çıktı.
Koridorun sonunda kırmızı bir ışık yanıyordu.
Ve duvarın üzerinde yeni bir yazı vardı:
SAKURA AKIYAMA'YI BUL.
Kaito hemen öne çıktı.
"Demek sınavın amacı bu."
Genç adam başını salladı.
"Hayır."
"Ne?"
Adamın sesi alçaldı.
"Sınav Sakura'yı bulmak değil."
Ren'in yüzü gerildi.
"Öyleyse ne?"
Adam cevap verdi:
"Onu kimin bulmaması gerektiğini anlamak."
Bir anda arka taraftan metalik bir ses geldi.
Tak.
Tak.
Tak.
Koridorun içinden birinin ayak sesleri yaklaşıyordu.
Aiko nefesini tuttu.
Mizuki onun önüne geçti.
Kaito ellerini yumruk yaptı.
Ren ise olduğu yerde kaldı.
Çünkü o sesleri tanıyordu.
Ayak sesleri durdu.
Karanlığın içinden bir erkek sesi yükseldi.
"Ren."
Ren'in gözleri büyüdü.
Bu sesi yıllardır duymamıştı.
Ses yeniden geldi.
"Onu hâlâ koruyor musun?"
Ren'in yüzündeki ifade değişti.
Aiko fısıldadı:
"Ren... kim bu?"
Ren cevap vermedi.
Koridorun ucundaki kırmızı ışığın altında bir siluet belirdi.
Adam yavaşça yürüyerek ışığın içine çıktı.
Ren'in karşısında durdu.
Ve tek bir cümle söyledi:
"Ben Haruto Kuroda."
Ren'in nefesi kesildi.
Çünkü Haruto'nun elinde Sakura Akiyama'ya ait eski bir fotoğraf vardı.
Ve fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:
"Ren'e güvenme."
Haruto'nun elindeki fotoğrafı gören Ren'in yüzündeki bütün ifade kayboldu.
Bir adım attı.
"Onu nereden buldun?"
Haruto fotoğrafı iki parmağının arasında çevirdi.
"Demek hâlâ saklıyorsun."
Ren'in sesi sertleşti.
"Fotoğrafı nereden buldun?"
"Senin sormak istediğin bu değil."
Haruto'nun bakışları Sakura'nın fotoğrafından ayrılıp Ren'e döndü.
"Senin asıl merak ettiğin şey, Sakura'nın bunu neden yazdığı."
Aiko araya girdi.
"Bir dakika."
Haruto ona baktı.
Aiko fotoğrafa uzandı.
"Onu görebilir miyim?"
Haruto fotoğrafı ona vermedi.
"Hayır."
"Bu hikâyenin ortasındayız. Sakura'nın adı sürekli geçiyor. Artık bir şeyler anlatmak zorundasın."
Haruto hafifçe gülümsedi.
"Anlatmak mı?"
Gözleri salondaki kırık sütunlara kaydı.
"Buradaki herkesin bir sırrı var."
Kaito sertçe sordu:
"Seninki ne?"
Haruto cevap vermeden önce Ren'e baktı.
"Benim sırrım onunla ilgili."
Ren'in çenesi gerildi.
"Haruto."
"Ne?"
"Burada Sakura'nın adını kullanma."
Haruto'nun gülümsemesi kayboldu.
"Sen hâlâ aynı Ren'sin."
Ren sustu.
Haruto devam etti:
"Bir zamanlar onun adını duyduğunda bile herkese karşı çıkardın."
Aiko şaşkınlıkla Ren'e baktı.
"Bir zamanlar?"
Ren gözlerini kapattı.
"Haruto, yeter."
"Hayır."
Haruto ilk kez öfkelendi.
"Yıllardır herkesin önünde susuyorsun. Sakura'nın kayboluşundan sonra tek kelime etmedin. Akiyama ailesi seni susturdu. Sen de sustun."
Mizuki'nin gözleri büyüdü.
"Akiyama ailesi mi?"
Haruto başını salladı.
"Her şey onların düşündüğünüzden daha büyük."
Genç adam aniden konuştu.
"Haruto, buraya gelmemen gerekiyordu."
Haruto ona baktı.
"Sen de hâlâ onların tarafındasın demek."
"Ben kimsenin tarafında değilim."
"Yalan."
Bu kelimeyle birlikte salonun duvarları titredi.
Sütunlardan biri çatladı.
GÜMMM!
Herkes geriye çekildi.
Zeminde yeni bir yazı ortaya çıktı.
İKİNCİ YALANCI BULUNDU.
Kaito şaşkınlıkla yere baktı.
"İkinci yalancı..."
Ren başını kaldırdı.
"Demek birinciyi bulduk."
Aiko yavaşça sordu:
"Kimdi?"
Sütunun üzerindeki ışık genç adamın üzerinde durdu.
Kaito'nun yüzü değişti.
"Sen."
Genç adam hiçbir şey söylemedi.
Haruto güldü.
"Sonunda."
Aiko ona baktı.
"Sen bunu biliyordun."
"Elbette."
"Öyleyse neden söylemedin?"
Haruto'nun cevabı soğuktu.
"Çünkü gerçeği söylemek için buraya gelmedim."
Ren'in bakışları sertleşti.
"Öyleyse neden geldin?"
Haruto'nun gözleri tekrar fotoğrafa kaydı.
"Sakura için."
Ren'in eli istemsizce sıkıldı.
Haruto bunu fark etti.
"İşte."
"Ne?"
"Yıllar geçmesine rağmen hâlâ aynı tepki."
Ren sessiz kaldı.
Haruto bir adım yaklaştı.
"Sen Sakura'yı kaybetmekten hâlâ korkuyorsun."
Ren cevap vermedi.
Aiko ikisinin arasındaki gerilimi hissediyordu.
"Ren..."
Ren ona bakmadan konuştu.
"Bu konuya karışma."
Aiko şaşırdı.
"Ben de bu hikâyenin içindeyim."
"Hayır."
Ren'in sesi ilk kez bu kadar sert çıkmıştı.
"Bu benim meselem."
Mizuki hemen Aiko'nun yanına geçti.
"Ren, hepimiz buradayız."
Ren cevap verecekken salonun ortasında yeni bir görüntü belirdi.
Bu kez Sakura görünüyordu.
Gençti.
Tek başınaydı.
Ve bir taş masanın başında bir şey yazıyordu.
Haruto'nun elindeki fotoğrafın arkasındaki cümle...
Görüntüde de aynı şekilde yazılıyordu.
REN'E GÜVENME.
Aiko'nun nefesi kesildi.
Ren ekrana bakıyordu.
Haruto ise sessizce onu izliyordu.
Sakura yazmayı bitirdi.
Sonra başını kaldırdı.
Ve görüntüdeki Sakura'nın dudaklarından tek bir cümle çıktı:
"Çünkü Ren gerçeği biliyor."
Görüntü aniden kayboldu.
Ren başını eğdi.
Kaito ona doğru döndü.
"Ne gerçeği?"
Ren cevap vermedi.
Haruto fotoğrafı cebine koydu.
"İşte şimdi asıl oyun başladı."
Salonun en uzak köşesinde gizli bir kapı açıldı.
Kapının üzerinde tek bir isim vardı:
AKİYAMA
Ve hemen altında:
REN TAKAHASHİ İÇİN GİRİŞ YASAKTIR.
Kimse konuşmadı.
Ren kapıya bakarken yüzündeki ifade giderek sertleşti.
Kaito şaşkınlıkla ona döndü.
"Bu kapı seni tanıyor."
Ren cevap vermedi.
Aiko kapıya yaklaştı.
"Demek Sakura'nın sakladığı şey burada."
Haruto hemen önüne geçti.
"Dur."
Aiko kaşlarını çattı.
"Neden?"
"Çünkü bu kapı açılırsa artık hiçbiriniz geçmişi değiştiremezsiniz."
Mizuki soğuk bir sesle sordu:
"Geçmişi değiştirmek mi?"
Haruto sustu.
Mizuki bir adım daha yaklaştı.
"Sakura'ya ne oldu?"
Haruto'nun gözleri Ren'e kaydı.
"Onu Ren'e sorun."
Ren başını kaldırdı.
"Yeter."
Haruto gülümsedi.
"Gerçeği söylemekten hâlâ korkuyorsun."
"Sen gerçeği bilmiyorsun."
"Ben mi bilmiyorum?"
Haruto'nun sesi yükseldi.
"Ben Sakura'nın son gördüğü kişiyim!"
Salon bir anda sessizleşti.
Aiko'nun gözleri büyüdü.
"Ne dedin?"
Haruto nefesini toparladı.
"Sakura kaybolmadan önce onu ben gördüm."
Ren'in yüzü bembeyaz oldu.
"Bu doğru değil."
Haruto ona döndü.
"İşte senin ilk büyük yalanın."
Zemin tekrar titredi.
Sütunlardan biri gürültüyle çatladı.
ÇAT!
Duvarlarda kırmızı ışıklar yandı.
Bir yazı belirdi:
YALAN TESPİT EDİLDİ.
Kaito geriye çekildi.
"Bu yer söylediklerimizi dinliyor."
Genç adam başını salladı.
"Hayır."
"Ne?"
"Bu yer düşüncelerimizi de dinliyor."
Aiko'nun yüzü gerildi.
"Harika."
Ren gözlerini kapattı.
Bir süre sonra sessizce konuştu.
"Haruto doğru söylüyor."
Aiko ona baktı.
"Ren..."
"Sakura'yı kaybolmadan önce gördüm."
Mizuki'nin sesi titredi.
"Sen de orada mıydın?"
"Evet."
"Ve bize neden söylemedin?"
Ren cevap vermedi.
Haruto araya girdi.
"Çünkü Sakura ondan bir şey istedi."
Aiko hemen sordu:
"Ne istedi?"
Haruto cebinden fotoğrafı çıkardı.
Bu kez fotoğrafı Aiko'ya uzattı.
Aiko aldı.
Fotoğrafın arkasındaki yazının altında daha önce görünmeyen ikinci bir satır vardı.
REN GERÇEĞİ SÖYLERSE, AKİYAMA AİLESİNDEN BİRİ ÖLECEK.
Aiko'nun eli titredi.
"Bu yüzden mi sustun?"
Ren başını eğdi.
"Onu korumaya çalıştım."
Mizuki öfkeyle:
"Koruduğunu mu sanıyorsun?"
Ren ona baktı.
"Başka seçeneğim yoktu."
Tam o sırada kapının üzerindeki yazı değişti.
YASAK KALDIRILDI.
Kapı ağır ağır açıldı.
İçeriden eski bir oda göründü.
Duvarlarda Akiyama ailesinin portreleri vardı.
En başta Sakura'nın fotoğrafı bulunuyordu.
Fakat Sakura'nın fotoğrafının yanında bir başka portre daha vardı.
Aiko yaklaşınca durdu.
"Bu..."
Mizuki onun yanına geldi.
Portrede Sakura'nın yanında duran genç adam...
Ren'di.
Ama fotoğrafın altında yazan tarih, onların düşündüğünden çok daha eskiydi.
15 YIL ÖNCE.
Kaito şaşkınlıkla Ren'e baktı.
"Sen o zaman daha çocuktun."
Ren hiçbir şey söylemedi.
Haruto ise kapının yanında duruyordu.
"Şimdi sor."
Aiko yavaşça döndü.
"Neyi?"
"Ren'e."
Haruto'nun bakışları sertleşti.
"Sakura ile ilk kez ne zaman tanıştığını."
Ren sessiz kaldı.
Aiko onun yüzüne baktı.
"Ren?"
Uzun bir sessizlikten sonra Ren konuştu.
"Sakura'yla ilk tanıştığım gün..."
Bir an durdu.
"...Sakura'nın ailesi beni onun koruması olarak görevlendirmişti."
Aiko'nun gözleri büyüdü.
"Koruması mı?"
Ren başını salladı.
"Fakat bana verilen görev Sakura'yı korumak değildi."
Haruto'nun yüzü gerildi.
Ren devam etti:
"Onu gözlemlemekti."
Mizuki'nin nefesi kesildi.
"Kim istedi?"
Ren'in bakışları odadaki Akiyama portrelerine kaydı.
"Babası."
Aiko fısıldadı:
"Demek Sakura'nın yanında olmanın sebebi..."
"Başlangıçta görevdi."
Ren gözlerini kapattı.
"Sonra her şey değişti."
Haruto alaycı bir şekilde güldü.
"Ve işte bütün sorun burada başladı."
Tam o anda odanın derinliklerinden bir alarm sesi yükseldi.
UYARI.
AKİYAMA ARŞİVİ İHLAL EDİLDİ.
YABANCI GİRİŞ TESPİT EDİLDİ.
Kaito etrafına baktı.
"Yabancı kim?"
Kapının dışında bir gölge belirdi.
Genç adam fısıldadı:
"Biz değiliz."
Gölge bir adım attı.
Ve herkesin tanıdığı bir ses duyuldu.
"Değilsiniz."
Aiko'nun kalbi hızlandı.
Ses devam etti:
"Çünkü ben buraya sizden önce geldim."
Gölge tamamen ortaya çıktığında Ren'in yüzü değişti.
Haruto bile donup kaldı.
Çünkü karşılarında duran kişi...
Akiyama ailesinin yıllardır ortadan kaybolduğu sanılan varisiydi.
Ve elinde Sakura'nın kanıt niteliğindeki eski günlüğü vardı.
Salonun içindeki herkes donup kalmıştı.
Gölge birkaç adım daha attı.
Yüzü ışığa çıktığında Aiko'nun aklına ilk gelen şey, adamın gözleriydi.
Akiyama ailesinin portrelerinde gördüğü gözlerin aynısıydı.
Soğuk.
Keskin.
Ve tanıdık.
Adam elindeki eski günlüğü kaldırdı.
"Sakura'yı arıyorsunuz."
Aiko hemen öne çıktı.
"Sen kimsin?"
Adam cevap vermeden önce genç adama baktı.
"Onlara hâlâ söylemedin mi?"
Genç adam başını eğdi.
"Zamanı değildi."
Adam alaycı biçimde güldü.
"Zamanı hiçbir zaman gelmedi zaten."
Haruto'nun yüzü gerildi.
"Senin burada olmaman gerekiyordu."
Adam ona döndü.
"Senin de."
Ren bir adım öne çıktı.
"Adın."
Adam gözlerini Ren'e dikti.
"Arata Akiyama."
Aiko'nun kalbi hızlandı.
"Akiyama ailesinin..."
"Varisi."
Arata cümleyi tamamladı.
"Ve Sakura'nın ağabeyi."
Mizuki'nin gözleri büyüdü.
"Sakura'nın ağabeyi olduğunu biliyorduk."
Arata'nın yüzündeki ifade değişti.
"Hayır."
Günlüğü açtı.
"Benim öldüğümü biliyordunuz."
Sessizlik.
Kaito kaşlarını çattı.
"Senin öldüğünü mü söylediler?"
Arata başını salladı.
"Yıllar önce."
Aiko yavaşça sordu:
"Kim?"
Arata'nın bakışları Ren'e kaydı.
Ren'in yüzü sertleşti.
"Ben değil."
Arata:
"Belki doğrudan sen değildin."
Günlüğün bir sayfasını çevirdi.
"Ama sen sustun."
Ren cevap vermedi.
Haruto öne çıktı.
"Arata, Sakura nerede?"
Arata'nın parmakları günlüğün kapağında durdu.
"Onu en son görenlerden biri sensin."
Haruto'nun yüzü gerildi.
"Bu doğru."
Ren ona baktı.
"Sen ne biliyorsun?"
Haruto cevap vermedi.
Arata ise günlüğü Aiko'ya uzattı.
"Okuyun."
Aiko günlüğü aldı.
İlk sayfada Sakura'nın el yazısıyla yazılmış kısa bir cümle vardı.
"Eğer bu defteri biri bulduysa, demek ki oyun yeniden başladı."
Aiko'nun nefesi kesildi.
Sayfayı çevirdi.
İkinci cümle:
"Akiyama ailesinde herkes birbirine yalan söylüyor."
Bir sonraki:
"Ren'in bana söylediği her şey doğru değil."
Ren'in gözleri kapandı.
Aiko ona baktı.
"Ren..."
"Devam et."
Aiko sayfayı çevirdi.
Bu kez yazı daha da karışıktı.
"Ama ona tamamen kızamıyorum."
Mizuki şaşkınlıkla Ren'e baktı.
"Aranızda ne vardı?"
Ren cevap vermedi.
Haruto'nun bakışları sertleşti.
"Bu kısmı geç."
Aiko ona döndü.
"Neden?"
"Çünkü asıl mesele orası değil."
Aiko günlüğün bir sonraki sayfasını açtı.
Sayfanın ortasında büyük harflerle tek bir isim yazıyordu.
HARUTO KURODA
Haruto'nun yüzündeki bütün renk çekildi.
Kaito hemen ona döndü.
"Sen de mi günlüğün içindesin?"
Haruto sessiz kaldı.
Aiko okumaya devam etti.
"Haruto bana yardım etmek istiyor."
Altında başka bir cümle vardı.
"Ama Ren bunu öğrenirse ikisini de kaybedeceğim."
Ren'in bakışları Haruto'ya döndü.
"Ne yaptın?"
Haruto başını kaldırdı.
"Sakura'yı korudum."
"Nasıl?"
"Onu buradan çıkardım."
Ren'in sesi sertleşti.
"Nereye götürdün?"
Haruto cevap vermeden Arata konuştu.
"Orası asıl soru değil."
Herkes ona döndü.
Arata günlüğün son sayfasını işaret etti.
Aiko sayfayı çevirdi.
Orada Sakura'nın el yazısıyla yazılmış son cümle vardı:
"Eğer Ren ve Haruto aynı anda buraya gelirlerse, ikisine de güvenmeyin."
Aiko dondu.
Mizuki fısıldadı:
"İkisine de..."
Kaito hemen:
"Demek ikisi de yalan söylüyor."
Ren başını kaldırdı.
"Hayır."
Arata ona baktı.
"Öyleyse hanginiz doğruyu söylüyor?"
Ren cevap vermedi.
Haruto da sustu.
İki adam ilk kez aynı anda birbirinden gözlerini kaçırdı.
Aiko bunu fark etti.
"Bir dakika..."
Günlüğü tekrar çevirdi.
Sayfanın köşesinde küçük bir işaret vardı.
Sakura'nın Sakura sembolünün içine gizlediği bir harf.
S.
Aiko fısıldadı:
"Sakura bunu özellikle saklamış."
Arata başını salladı.
"Çünkü bu günlük gerçek günlük değil."
Kaito şaşkınlıkla:
"Ne?"
Arata günlüğü Aiko'nun elinden aldı.
Arka kapağını söktü.
İçinden küçük, siyah bir taş düştü.
Taş yere çarptığı anda salonun bütün ışıkları söndü.
Bir ses duyuldu.
Bu kez kadın sesi değildi.
Bir erkek sesi:
"Arata Akiyama sisteme giriş yaptı."
Ardından başka bir ses:
"Ren Takahashi tespit edildi."
"Haruto Kuroda tespit edildi."
"Aiko tespit edildi."
"Mizuki tespit edildi."
Kısa bir sessizlik oldu.
Son cümle herkesi dehşete düşürdü.
"Beşinci kişi..."
Ses kesildi.
Sonra:
"...Sakura Akiyama olarak tanımlandı."
Aiko'nun gözleri büyüdü.
"Sakura burada mı?"
Arata başını kaldırdı.
"Hayır."
Tam o anda salonun karşı duvarında bir görüntü belirdi.
Sakura görünüyordu.
Canlıydı.
Ve kameraya doğrudan bakıyordu.
Dudaklarından tek bir cümle çıktı:
"Ren..."
Görüntü kesilmeden önce Sakura'nın yüzündeki ifade değişti.
"...sana söylemem gereken bir şey var."
Ekran karardı.
Ren olduğu yerde kaldı.
Haruto ona baktı.
Ve ilk kez ikisinin de yüzünde aynı korku vardı.
Çünkü Sakura'nın sesini duymuşlardı.
Ama Sakura'nın nerede olduğunu hâlâ bilmiyorlardı.
Görüntü tamamen kaybolmuştu.
Fakat Sakura'nın sesi hâlâ salonun içinde yankılanıyor gibiydi.
"Ren..."
Ren kıpırdamadan karanlık ekrana bakıyordu.
Aiko onun yanına geldi.
"Ren."
Cevap yoktu.
"Ren, Sakura nerede?"
Ren yavaşça başını çevirdi.
"Bilmiyorum."
Haruto sertçe güldü.
"Yalan."
Ren ona döndü.
"Ne dedin?"
"Onun nerede olduğunu biliyorsun."
"Hayır."
"Senin en büyük sorunun bu."
Haruto bir adım yaklaştı.
"Her şeyi bildiğini sanıyorsun. Sakura'yı koruduğunu sanıyorsun. Ama aslında onu en çok yaralayan kişi sensin."
Ren'in bakışları sertleşti.
"Senin Sakura hakkında konuşmaya hakkın yok."
Haruto
Bölüm etkileşimi
