49. bölüm · Rüzgara Karşı
Bölüm 49: Bekleme Salonu
Bölüm 49: Bekleme Salonu
Hastane koridorlarının sessizliğine alışmıştı Efe. Sabaha karşı gelen tansiyon krizlerinden sonra geçen sakin saatler, odalardan yükselen ilaç kokusu, hemşirelerin yorgun ama nazik adımları… artık hepsi onun hayatının rutini olmuştu.
Annesinin kemoterapisi artık eskisi kadar ağır geçmiyordu. Doktorlar sürecin olumlu ilerlediğini söylemişti. Birkaç tümörün küçülmesi umut yaratmıştı, ama bu bir zafer değil sadece bir duraksamaydı.
Efe’nin zihni ise bir türlü dinlenmiyordu.
Zeynep’ten Mesaj:
> “Sana ulaşamıyoruz. Mert de denedi. Rüya da. Herkes bir anda yok olmanın anlamını soruyor Efe.”
Cevap yazmadı hemen. Sadece ekrana baktı.
Mert Arıyor…
“Abi nereye kayboldun ya? İnsan bir ses eder. Yurda dönmemen değil mesele, sen hayata bir ara verdin sanki…”
Efe: “Mert… sadece biraz uzaklaşmam gerekti. Annem... durumu ciddiydi.”
Mert: “Tamam, bunu anlarım. Ama biz dost değil miyiz? Sessizlik dostlukla karışmamalı. Özlettin kendini lan!”
Efe ilk kez gülümsedi. Gerçek bir tebessüm değil ama eksik de değildi.
Rüya’dan Sesli Mesaj:
> “Bilmiyorum beni hâlâ hayatında ister misin ama… seni merak ediyorum. Sadece Efe olarak. Tıp fakültesinin en hırslı çocuğu değil, annesinin başında sabahlayan çocuk olarak.”
Mesajı iki kez dinledi. Rüya’nın sesi garip bir huzur taşıyordu bu kez. Önceki neşesi yoktu, daha durgundu. Belki de o da bir şeyler yaşamıştı.
Hastane Bahçesi – Anne ile Sessiz Oturuş
Annesi koluna girmişti, bahçeye kısa yürüyüşe çıkmışlardı.
Annesi: “Ben iyiyim artık. Az da olsa. Gitmelisin.”
Efe: “Henüz değil.”
Annesi: “Beni iyileştiren şey ilacın kendisi değil, senin varlığındı. Şimdi kendi hayatına dön. Çünkü ben senin gözlerinin içine bakınca, eski Efe’yi göremiyorum.”
Sessizlik.
Bir rüzgar esti.
Efe başını eğdi.
Sonra annesinin elini tuttu.
Efe: “Döneceğim. Ama tam değil. Biraz eksik. Ama o eksikle de yaşamayı öğreneceğim.”
Günlük – Ekim’in İlk Haftası
> Annem güldü bugün. Aylar sonra.
Mert hâlâ sık sık yazıyor.
Rüya… hâlâ içimde bir “acaba” gibi duruyor.
Her şey yoluna girecek gibi.
Belki ben de yavaş yavaş yoluma geri dönerim.
