44. bölüm · Rüzgara Karşı
Bölüm 44: Kapanmayan Sayfa
Bölüm 44: Kapanmayan Sayfa
Kampüs – Akşamüstü
O gün kampüs garip bir şekilde sessizdi.
Yazın sıcaklığı ağaçları bile susturmuş gibiydi.
Efe yurttan çıkarken onu gördü: Asya, kütüphane merdivenlerinde oturuyordu.
Kısa bir an...
Bakıştılar.
İkisi de ilk hareketi bekliyordu.
Efe, göğsüne oturmuş yükle birkaç adım attı.
“Asya…”
Kız başını kaldırdı. Gözlerinde ne öfke vardı, ne de pişmanlık. Sadece yorgunluk.
“Efe, konuşmamız gerek.”
Sessizce yanına oturdu.
“Ne oldu bize?” diye sordu Efe.
“Arkadaş bile değildik artık.”
Asya dudaklarını ısırdı, sonra konuştu:
“Sana anlatamadığım şeyler vardı. Aklım karmakarışıktı. Seninle mesafe koymak… kendimi korumaktı belki de. Ama bu seni yaraladı, farkındayım.”
Efe gözlerini kaçırmadan söyledi:
“Ben sadece dürüstlük bekledim. Kötü bir şey bile olsa duymayı tercih ederdim.”
Bir an sessizlik oldu.
Rüzgâr, ikisinin de omzuna dokunup geçti.
“Bu son görüşmemiz olsun,” dedi Asya, kararlı bir tonla.
“Senin yolun bambaşka Efe. Daha fazla karıştırmak istemiyorum.”
Efe başını salladı.
Kalkarken boğazı düğümlendi.
Ama bu sefer arkasına bakmadı.
Zeynep’le Kahve – Akşam
Efe, kampüsün karşısındaki kafeye gitti.
Zeynep oradaydı.
Hep olduğu gibi anlayışla bakıyordu.
“N’oldu suratın asık?” dedi hafifçe gülerek.
“Asya’yla konuştuk. Bitirdik.”
Zeynep başını salladı.
Sessizce yudumladı kahvesini.
“Zaten bitmişti Efe, sen sadece hâlâ içinde taşıyordun.”
Efe omuz silkti:
“Bazen insan kendi hikâyesinden çıkmayı beceremiyor.”
Zeynep biraz durdu, sonra gözlerinin içine bakarak dedi ki:
“Senin hikâyen devam ediyor. Ve çok daha büyük şeyler yazılacak.”
Efe hafifçe gülümsedi.
İlk defa biraz daha hafif hissetti.
Gece – Günlük
> Asya gitti.
Bu sefer gerçekten.
Boşluk hissi var ama huzur da var.
Zeynep iyi geldi.
Bazı insanlar yara değil, pansuman gibi.
Şimdi önümde başka bir yol var.
Spor, dersler, annem...
Hepsini birden yürütmeliyim.
