32. bölüm · Rüzgara Karşı
Bölüm 32: Kalabalıkta Güç Bulmak
Bölüm 32: Kalabalıkta Güç Bulmak
Kampüsün girişinde asılı duran afiş dikkat çekiciydi:
"Bahar Etkinlikleri Başlıyor!"
Efe afişe bakarken Mert omzuna hafifçe vurdu.
Mert: “Bugünlük notları bırak be adam. Spor alanında turnuvalar var. Hadi çıkalım biraz!”
Efe: (gülümsedi) “Çok çalışmam lazım diyordum ama… Haklısın, biraz hava almak iyi olur.”
Spor alanında masa tenisi, basketbol, voleybol gibi etkinlikler başlamıştı.
Efe, Zeynep ve Elif voleybola katıldı; Mert ile Umut masa tenisine.
Sonra hep birlikte ip atlama, okçuluk gibi etkinliklerde eğlendiler.
Efe’nin gözleri bir ara Kickboks gösteri alanına kaydı, ama hemen geri çekti.
“Artık o defter kapandı” dedi içinden.
Ama gülümsedi… çünkü artık yalnız değildi.
O gece yurt odasında:
Mert yatağında ters dönmüş şekilde yatıyor, Efe sandalyede kitaplara gömülmüştü.
Umut pencerede telefonla oynuyor, Elif ve Zeynep yurt katında çalışmaya geçmişti.
Mert: “Lan Efe... Harbi soruyorum, nasıl motive oluyorsun bu kadar?”
Efe: (başını kaldırmadan) “Kafamı dağıtırsam, geçmişten geriye dönüp her şeyi sorgularım. O yüzden sadece önüme bakıyorum.”
Umut: “Bazen kaçış değil midir bu?”
Efe: (kitabı kapatır) “Bazen kaçış değil… ayakta kalma yöntemidir.”
İçeri sessizlik çöktü.
Sonra herkes bir şey demeden ona saygıyla baktı.
O an, Efe’nin yalnızlığı görünmez oldu.
Telefon çaldı. Ekranda "Annem" yazıyordu.
Efe hemen açtı.
Anne: “Oğlum... sesini duymak istedim.”
Efe: “Ben de seni düşünüyordum. Yoruldum biraz ama iyi gidiyorum.”
Anne: “Sana hep inanıyordum. Çalış, yorul ama kendini unutma. Her şey notlar değil.”
Efe: (yutkundu) “Biliyorum. Arkadaşlarım var artık. Ve… seni çok seviyorum.”
Anne: “Ben de seni, canım oğlum. Hep arkandayım.”
Efe telefonu kapattığında gözleri hafif dolmuştu ama gülümsüyordu.
Yurt odası, o an bir ev kadar sıcak gelmişti.
Efe, sabah 06:30.
Kütüphanedeki küçük bir masada tek başına çalışıyor.
Ders notları, tıbbî kitaplar, kendi yazdığı çizelge önünde.
Bir yandan kulaklıkla loş bir klasik müzik,
Bir yandan ışığın altına düşen kararlı gözleri…
Kendi kendine fısıldadı:
“Bu yıl kendim için… ama bir gün başkaları için de...”
Ve o sabah, güneş biraz daha anlamlı doğdu.
