42. bölüm · Rüzgara Karşı
Bölüm 42: Kırık Sinyaller
Bölüm 42: Kırık Sinyaller
Fakülte Koridoru – Sınav Haftasının Son Günü
Efe, kalabalık kantinden çıkarken kafasını kitaplara gömmüştü.
Yorulmuştu.
Ayakları kendi kendine ilerliyor, aklı hâlâ son sınavın sorularındaydı.
Tam o sırada biri geçti yanından.
Kısa bir anlık göz göze geliş.
Sonra cılız, ama net bir ses:
“Merhaba.”
Başını kaldırdı.
Asya’ydı.
Hiçbir şey olmamış gibi yürümeye devam etti.
Gözlerinde ne öfke vardı, ne de kırgınlık.
Sadece bir merhaba, bir geçiş…
Efe birkaç saniye olduğu yerde kaldı.
Arkasından bakmadı.
Ama içinde bir şey çözülmeye başladı.
“Neden bu kadar kolay geçebildin yanımdan?”
Diye geçirdi içinden.
Cevap vermedi.
Kızmadı da.
Sadece yürümeye devam etti.
Ama artık aklında sadece sınavlar değil, bir başka sessizlik de yankılanıyordu.
Yurt Odası – Akşam
Efe odasına döndüğünde annesini aramak istedi.
Ama parmakları bir türlü arama tuşuna gitmedi.
Birkaç gündür mesajları kısa, konuşmaları hep “iyiyim oğlum”la başlıyordu.
Annesi hiçbir zaman fazla konuşkan biri olmamıştı ama bu bambaşkaydı.
Soğuk değildi, sadece... eksikti.
“Anne?”
Telefonu açtı, birkaç çaldıktan sonra açıldı.
“Efeciğim?”
“İyi misin? Sesin biraz yorgun geliyor.”
“Sınavları sordun mu diye aradım seni. Ben iyiyim. Sen nasıl hissediyorsun?”
Efe'nin gözleri boşluğa daldı.
“Bilmiyorum anne. Yoruldum sadece. Ama sen… gerçekten iyisin değil mi?”
Bir anlık sessizlik.
Çok kısa, ama hissedilir.
Sonra o tanıdık ses tonuyla:
“İyiyim oğlum. Ufak tefek şeyler... Seninle konuşunca geçiyor zaten.”
Bu sefer yutkundu.
“Tamam. Bir şey olursa haber ver olur mu? Hissettiğim şey yanlış çıkmasın.”
Kadın kısa bir kahkaha attı.
“Senin kalbin yanlış hissetmez. Merak etme.”
Gece – Günlük
> Bugün Asya “merhaba” dedi.
Sadece bir kelimeydi.
Ama içimde bir düğümü yeniden sıktı.
Annem…
Sanki artık bir şeyler gizliyor.
Ve ben ne kadar zorlasam da, o söylemiyor.
Bazı geceler, insan hiçbir şey duymasa da…
“Bir şey var” diye bilir.
Bugün o geceydi.
