9. bölüm / 29
RUHUNU BOYA𖤍 RUHUNU BOYA | 8
Bölümler 29Şu an: 𖤍 RUHUNU BOYA | 8
- 1 𖤍 RUHUNU BOYA | PROLOG644 kelime
- 2 𖤍 RUHUNU BOYA | 11.581 kelime
- 3 𖤍 RUHUNU BOYA | 22.417 kelime
- 4 𖤍 RUHUNU BOYA | 31.924 kelime
- 5 𖤍 RUHUNU BOYA | 42.197 kelime
- 6 𖤍 RUHUNU BOYA | 52.900 kelime
- 7 𖤍 RUHUNU BOYA | 61.817 kelime
- 8 𖤍 RUHUNU BOYA | 71.903 kelime
- 9 𖤍 RUHUNU BOYA | 82.965 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 𖤍 RUHUNU BOYA | 92.235 kelime
- 11 𖤍 RUHUNU BOYA | 101.796 kelime
- 12 𖤍 RUHUNU BOYA | 113.261 kelime
- 13 𖤍 RUHUNU BOYA | 122.034 kelime
- 14 𖤍 RUHUNU BOYA | 132.904 kelime
- 15 𖤍 RUHUNU BOYA | 141.479 kelime
- 16 𖤍 RUHUNU BOYA | 153.462 kelime
- 17 𖤍 RUHUNU BOYA | 162.766 kelime
- 18 𖤍 RUHUNU BOYA | 173.040 kelime
- 19 𖤍 RUHUNU BOYA | 183.177 kelime
- 20 𖤍 RUHUNU BOYA | 19 | 1. KİTABIN SONU1.896 kelime
- 21 𖤍 RUHUNU BOYA | 203.000 kelime
- 22 𖤍 RUHUNU BOYA | 213.201 kelime
- 23 𖤍 RUHUNU BOYA | 222.350 kelime
- 24 𖤍 RUHUNU BOYA | 232.360 kelime
- 25 𖤍 RUHUNU BOYA | 242.463 kelime
- 26 𖤍 RUHUNU BOYA | 252.231 kelime
- 27 𖤍 RUHUNU BOYA | 263.001 kelime
- 28 𖤍 RUHUNU BOYA | 273.220 kelime
- 29 𖤍 RUHUNU BOYA | 281.924 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-8-
Evde geçirdikleri ilk sabah gözlerini garip bir kargaşaya açtı Pamir. Önce odasındaki sessizlikte güzel bir duş alıp fabrikayı denetlemeye gitmek için hazırlandı. Rahat ve huzurluydu. Hayatında her şey yolundaydı. O, her şeyi yoluna sokmuştu. Ya da öyle sanıyordu. Odasından çıkana kadar her şey normaldi. Kapıdan dışarı çıktığı an kargaşa başladı.
Merdivenlere henüz ulaşmamışken aşağıda annesinin bağırışlarını duydu. Neler olduğunu anlamadı bile.
Nursultan Hanım eve yeni girmişti. Pardösüsünü soyup yardımcıya uzatırken "Bitti işte, kurtulduk! Yakamızdan silkeledik uğursuzluğu." diye söylenerek içeri girdi. Bir hayli gergindi. Pamir merdivenlerden inip konuşmalarını duyduğunda onun "Bir enayi biziz sanki! O aracı kadının da alacağı olsun, en başta bizi uyarması gerekirdi." cümlesine yetişmişti ancak.
Kaşları çatıldı adamın. Henüz ne olduğunu bile anlayamadan annesi salonda oturan Letafet Hanım'ın yanına giderek söylenmeye devam etti. "Tevekkeli değil dönüş yolunda kazadan son anda dönmüştük! Boşuna değilmiş demek! Yaradan bir uyarı göndermiş de biz alamamışız."
Son basamağı inip salona, annesinin ve teyzesinin yanına gittiğinde bu kaosun sebebini anlamaya çalışıyordu. "Anne, ne oluyor? Ne bu bağrışmalar?"
Onun varlığını fark eden kadın "Nişanı bozduk haberin olsun." dedi sadece.
"Ne?"
Kısa bir sessizliğin ardından henüz Pamir'in şokunu yaşamasına izin vermeksizin gözleri parmaklarında gezindi. "Nerede yüzüğün, çıkar! Çıkar şu yüzüğü!"
Yüzüğüne uzanan annesinden kaçırdı elini. "Anne saçmalama!" Elini havaya kaldırırken durumu anlamaya çalıştı. "Ne diyorsun sen? Ne nişan bozması?"
"Oğlum kandırmışlar bizi. Durum bildiğin gibi değil. Kızın kasabada kötü bir şöhreti varmış."
Çatık kaşlarla "Ne kötü şöhreti?" diye sorar sormaz Letafet Hanım araya girdi. O da en az Pamir kadar konudan habersiz görünüyordu. Ve oldukça da meraklıydı.
"Ne diyorsun Nursultan, biriyle adı mı çıkmış kızın kasabada?"
"Yok, öyle değil!" Kendisine merakla bakan oğluna ve ablasına göz devirerek açıkladı durumu. "Uğursuzun tekiymiş kız! Maşallah dediği üç gün yaşamıyormuş! Ama masmavi gözlerinden belliydi, nazarı değer öylelerinin, bilmem mi ben? Camgöz, camgöz! Tüm kasaba yaka silkmiş kızdan ya!" Öfkesini kontrol altına alamayan kadın yeniden oğlunun parmaklarına uzandı. "Sen hâlâ çıkarmadın mı o yüzüğü? Çı-kar diyorum şunu!"
Kadının debelenmelerine rağmen elini yeniden havaya kaldırıp kurtardı Pamir. "Anne saçmalamayı keser misin?" Keskin bakışlarında yoğun bir kararlılık vardı. "Nişan falan bozulmuyor. Sen benim adıma nasıl kararlar alabiliyorsun? Sormadan, danışmadan..."
"Daha ne soracağım oğlum? Kandırmışlar bizi. Aile de söylemedi. Söyler mi hiç? Bozarlar mı işlerini? Kız neden bu yaşa kadar evlenmedi diye sorduğumda nasıl da eveleyip geveledi. Enayi yerine koydular bizi! Kafakola aldılar!" Düz bir ifadeyle kendisine bakan oğluna yineledi sözlerini. "Anlamadın galiba. Kız uğursuzmuş diyorum!"
"Biliyorum!" Karşısına dikildi kadının. "Söylentiden haberim var."
Dondu kaldı Nursultan Hanım. "Biliyor musun?"
"Evet, biliyorum!" Sakinleşmeye çalışarak diliyle dudaklarını ıslattı. "Kimsenin bizi aptal yerine koyduğu falan yok anne. Kız daha baştan bana söyledi hakkında konuşulanları, her bir detayına kadar dürüstçe anlattı nişandan önce. Vazgeçersek anlayışla karşılayacağını söyledi. Ben vazgeçmedim."
Duyduklarına inanamıyordu kadın. Gözleri kocaman olmuştu. "Ha bunu bile bile yüzüğü taktın yani."
"Evet, ne var bunda?"
"Oğlum sen aklını peynir ekmekle mi yedin ne yaptın? Nasıl bir akıl tutulması bu?"
"Sen iyi misin Allah aşkına? Söylediklerini kulakların duyuyor mu? Cahil insanların lafıyla mı hareket edeceğiz?"
"Bir değil iki değil Pamir! Bu kızın ayak bastığı yerde ot bitmiyormuş diyorum sana, niye anlamıyorsun? Allah'tan gece gözüme uyku girmedi, aracı kadını arayıp sıkıştırdım da öğrendim işin aslını. Yoksa gerçeği öğrendiğimizde iş işten geçmiş olacaktı."
"Ne gerçeği anne? Gerçek ne? Kız ahlaksız bir şey mi yapmış? Adam mı öldürmüş, insanları mı soymuş? Ne yapmış bu kız ya? Batıl batıl şeylere inanıyorsun."
Oğlunun tanımadığı bu kız hakkındaki kararlılığı şaşırtmıştı Nursultan Hanım'ı. Şok içindeydi. Dün bir bugün iki, nereden çıkmıştı bu yabancı kızın savunuculuğunu yapmak? Ne diyeceğini bilemedi. Dudakları öfkeden sıkıca büzüştü. "Ben oğlumu sokakta bulmadım anladın mı?"
"Oğlun sapasağlam karşında anne."
"O kızla evlenirse başına ne geleceği belli değil ama!" Gözleri büyüdükçe büyüdü. "Hatırlasana, daha onların evinden döndüğümüzde kaza atlattık. Öyle uğursuz bir kız bu işte!"
"Bahsettiğin kız da bir annenin evladı, yakışıyor mu hiç bu söylediklerin? Git de kendine bak bir aynadan. Şu hâline bir bak anne. Asıl şu büyümüş gözlerinle sen daha korkutucusun şu an."
Gözleri kısıldı öfkeyle "Terbiyesiz!" diye bağırırken. Hâlâ olanlara inanamıyordu. Nişanı bozduğunu söylediğinde hiç böyle bir tepki beklemiyordu. Her zaman olduğu gibi oğlu nasıl biliyorsanız öyle yapın der ya da ona benzer bir tepki verir sanmıştı. Üstünde durmazdı eski Pamir olsa. Düşündü durdu. Bir önlem almakta geç mi kalmıştı yoksa? "Anlamıyorum. Bu kız sana büyü mü yaptı ayaküstü, ne oluyor yahu? Daha düne kadar her şeyi bize bırakan çocuk şimdi neden bu kızda diretiyor, ne oluyor Pamir?"
"Çünkü kıza bir söz verdim anne!" İlk kez annesine karşı sesi bu kadar yükselmişti çünkü ilk kez annesinin onu anlamadığını böylesine hissetmişti. "Karmen bana dürüst davranıp her şeyi anlattı. Ben her hâliyle kabul ettim, söz verdim. Bir yola girdik. Yüzük taktık kızla. Şimdi ne yapayım, verdiğim sözü bozup kızı ortada mı bırakayım? Ben yüzüğü atınca kızın arkasından nasıl konuşurlar düşündün mü hiç? Yakışır mı Karadağ soyadına bu?"
"Çok geç." İlk defa bağırıp çağırmak dışında soğuk bir sakinlikle konuşuyordu Nursultan Hanım. "Ben aileyle konuştum, bohçalarını iade ettim. Nişanı bozdum."
Duyduklarına inanmakta güçlük çeken Pamir'in ağzından inlercesine bir "Ne?" kelimesi dışında hiçbir şey çıkmadı o ilk anda. Şok oldu. Onun kendisinden habersiz nasıl böyle bir şey yaptığını aklı almamıştı. Nasıl olurdu da ona danışmadan karar alırdı? "Anne sen ne yaptın?" Şimdi her şeyi karıştırmıştı işte.
Karşı tarafa nişanın bozulduğunu söylemişlerdi, aile biliyordu artık. Bu da Karmen'in zor duruma düştüğü anlamına geliyordu. Oysa kız ona güvenmişti, sözüne inanmıştı. Hem de gözlerinde gördüğü tüm o korkularına rağmen. Nerede kalmıştı onun sözünün hükmü?
Düşündükçe öfkelendi Pamir. Dudaklarını sertçe birbirine bastırırken "İnanamıyorum sana anne ya, gerçekten inanamıyorum!" deyip yanından ayrılmaya hazırlandı. Peşinden gelen annesini umursamadı bile.
"Neye inanamıyorsun?" Ceketini almaya giden adamın arkasından seslendi. "Nereye gidiyorsun oğlum?"
Letafet Hanım hayretle kardeşi ve yeğeni arasındaki sürtüşmeyi dinlerken tarafını çoktan seçmişti bile. Ancak ceketini alıp yanlarına dönen Pamir "Günova'ya gidiyorum, Karmen'le konuşup bu saçmalığı düzelteceğim." dediğinde tarafını belli etmekten çekinmedi.
"Aferin oğlum, git! Sen bu terelelli anana bakma!" Kendisine büyüyen gözlerle hayretler içinde bakan kardeşini umursamadı bile Letafet Hanım. "Öksüz, yetim kız, yazık! Kimsesi yok! Orada da Allah'a emanet duruyor zaten. Asıl zavallıcığın hakkına girersek iki yakamız bir araya gelmez."
"Abla ne diyorsun sen ya? Dost musun düşman mısın belli değil!"
"Nursultan, bir şeyi de bu kadar abartma ya! Uğursuzluk diye diye delirttin çocuğu!"
"Ben oğlumun iyiliğini düşünüyorum!"
Hanımlar arasındaki kavganın arasına girerek duruma bir son verdi. "Hayallerini yıkmak istemem anne ama ben ne dersem o olur. Ve ben o kıza bir söz verdim, Pamir Karadağ sözünden döndü dedirtmem kimseye."
"Oğlum nişanı bozdum diyorum, sen nereye gidiyorsun acaba?"
Elini kaldırdı. "Bu yüzük bu parmakta olduğu sürece nasıl nişan bozabiliyorsun?" Kapıdan çıkmadan önce "Gidip bu saçma yanlış anlaşılmayı düzelteceğim." dedi ve bir rüzgâr gibi çıktı gitti.
Soluğu Karmen'in kapısında alma hikâyesi bundan ibaretti. O yoldayken Karmen'in evinde, cam kenarında ümitsizce dışarıyı seyrettiğinden ve geleceğe dair tüm umutlarını yitirdiğinden haberi yoktu. Tıpkı Karmen'in her şeyin bittiğini düşündüğü anda karşısında Pamir'i görmeyi beklemediği gibi.
Arabasından inip kapıya yürürken ne diyeceğini, konuya nasıl gireceğini bilmiyordu Pamir. Annesinin bozduklarını nasıl toplayacağını da. Ne diyecekti? Annem nişanı atmış ama benim haberim yoktu falan mı? İnsanlar ne biçim aile bu, birbirilerinden haberi yok derse de haklıydı.
Kendini hazırlamaya çalışırken kapı aniden açıldı. Hazırlıksız yakalanmasına rağmen kolay toparlandı. Özgüvenli duruşunu bozmadı. Önce kapı eşiğinde duran kadınla karşılaştı.
Karmen ise şaşkındı. Yengesi kapıyı açar açmaz bahçe kapısında duran Pamir'i gördü. Ve gördüğüne inanamadı.
Fatma Hanım Karadağ ailesinden neredeyse umudunu kesmiş durumdayken Pamir Karadağ'ı karşısında gördüğüne hem şaşırdı hem de gözlerinden bir umut ışıltısı yükseldi.
Hanımların sessizliği üzerine "Merhaba." dedi Pamir. Sesi biraz sıkıntılı ve mahcuptu.
Hemen umutlanmak istemese de adamın yüzüğünü hâlâ parmağında görünce anlaması gerekeni anlamıştı Fatma Hanım. "Hoş geldiniz damat bey oğlum." Sanki hemen arkasında değilmiş de görmemiş gibi seslendi kıza. "Karmen, nişanlın gelmiş bak!"
İki yabancı gibi birbirilerine bakıyorlardı. Özellikle Karmen hâlâ burada ne aradığını bilmiyordu. Annesi nişanı bozduktan sonra ne demeye gelmiş olabilirdi ki?
Elbette bozulan nişanın gerekliliklerini yerine getirmek için. Yüzüğü ve takılan takıları geri almak için. İyi de bunun için adamın kendi gelmesine gerek yoktu ki? Geldiğinde annesi halledebilir ya da sonrasında birini gönderebilirdi. Neden buradaydı?
Neyse ne, dedi içinden Karmen. Bu işin gittiği yer belliydi. Sessizce parmağına uzandı eli yüzüğü iade etmek için. Sonra gece çıkarıp aynanın önüne koyduğu aklına geldi.
Aynı anda Pamir'in de gözü kızın parmağına uzanmıştı. "Yüzüğü çıkarmışsın."
"Evet, nişan bozuldu." Düz bir sesle söylemişti bunu. Normalde gözyaşlarına boğulurdu ama dün gece Murat uyuduktan sonra hepsini tüketmişti. Ancak garip, cılız bir umut ışığı yeşerdi gözleri Pamir'in parmaklarına uzandığında. Yüzüğü parmağında duruyordu.
Göstermekten çekinmedi adam. Havaya kaldırmasa da yüzüğünü görücüye çıkardı. "Ben çıkarmadım." O an Fatma Hanım'ın galibiyetle parlayan gözleri de Karmen'in suskunluğu da umurunda değildi. Söylemesi gereken her şeyi söylemek istedi Pamir. "Annem adına sizden özür dilerim." dedikten hemen sonra bakışları kıza döndü. "Özellikle de senden Karmen."
"Önemli değil. Annen haklıydı Pamir. Bu işin olacağı yoktu zaten. Sana söylemiştim."
Aldığı cevaptan hiç memnun olmadı. Bu kadar kolay pes eden biri olmasını ummuyordu. "Bu yüzükler takıldığı andan itibaren bu nişan, iki kişi arasında bir sözleşmedir. Üçüncü şahısların ne dediğinin bir önemi yok."
"Pamir, bak, ailen..."
Onun söylediklerinin bir önemi yokmuş gibi araya girdi Fatma Hanım. "Hay yaşa damat bey ya! Yüzük dediğin öyle kolay takıp çıkarılır mı? Çocuk oyuncağı mı bu?" Tam o an kızı alttan cimciklemeyi ihmal etmedi. Eteğinin cebinden çıkardığı yüzüğü aldı ve "Yüzük çıkarmak gençlerde âdet olmuş! Oyun değil bu. Tak yerine şunu." sözleri üzerine hızla Karmen'in parmağına taktı.
O an bir şey oldu. Yengesinden çekinen Karmen ilk kez onun tepkisinden korkmadan bir şey yaptı. Narin eli parmaklarındaki yüzüğe uzandı ve yavaşça çıkardı, Pamir'in avcuna koydu. "Ailenin rızası olmadan bu evlilik olmaz Pamir. Mutlu olamayız. Sana nişan akşamı da söylemiştim. Keşke o zaman dinleseydin beni, en azından işler bu kadar karışmazdı."
"Karışan bir şey yok Karmen." Dik duruşunu bozmadı adam. Kızın söylediklerindense hiç etkilenmedi. Sadece avcuna bırakılan yüzükten biraz. "Ben kararımın arkasındayım. O gün de söylediğim gibi verdiğim her sözü tutarım."
"Sırf söz verdin diye-"
"Sırf söz verdim diye değil. Biz bir yola girdik. Seninle anlaştık. Şimdi üçüncü kişilerin lafıyla hareket edecek değiliz."
"Hah, aynen öyle!" diyerek destekledi damadını Fatma Hanım. Öte yandan içten içe Karmen'in bunu yapma cesaretini sorguluyordu. Hem de onun yanında. Sessizce geçirdiği sinir harbini dışa vurmadan kıza döndü. "Hadi siz bahçede nişanlınla baş başa bir güzel konuşun, sorunları çözün." Uyarır gibi gözlerini büyütüp yineledi. "Güzel güzel konuşun, e mi kızım?"
Arada kalmış olsa da Pamir'in beklenti dolu bakışlarıyla onaylayıp bahçeye geçti. Fatma Hanım içeri girerken camdan onları seyrediyor, hop oturup hop kalkıyordu.
Sessizce oturduklarında söze ilk giren yine Pamir oldu. "Bak, annem adına gerçekten özür dilerim Karmen. Seni zor durumda bıraktı. Hakkımda olumsuz düşünmekte haklısın. Güvenin sarsıldı. Sana verdiğim sözleri tutarım dedim, sonra bu oldu. Ama inan bana haberim yoktu. Söylentiler annemin kulağına gidince ani bir tepki vermiş."
"Pamir ben annene kızmıyorum ki." dedi yorgun gözlerini adama çevirirken. "Ben sana böyle olacağını söylemiştim. Beklenmedik bir şey değildi bu. Özür dilenecek bir şey de yok. Keşke nişan olmadan olsaydı ama zararı yok, en azından nikâh olmadan ortaya çıktı. Hayırlısı buymuş."
Avcundaki yüzüğü sıktı adam. "Çok inatçısın ama beni tanımıyorsun."
"İnat değil bu." Gözlerindeki yorgunluk sadece dün geceden kalma uykusuzluğun izleri değildi. Aynı zamanda sürekli karşılaştığı engellerin birbirine benzerliğindendi. "Ben bunu daha önce de yaşadım. Ve inan bana ailenin rızası olmadan girilen işten hayır gelmez."
"Daha önce de yaşadım derken?"
Geçmiş gitmiş olmasına rağmen her şeyi açıklayan kız bunu da eksik bırakmak istemedi. "Daha önce de biri istemişti beni."
"Şu yaşça büyük adam mı?"
"Hayır, ondan önce." Sessiz bir nefes verdi. "Belediye başkanının oğluydu. Çarşıda görmüş beni, beğenmiş. Tabii bilmiyor o zaman kim olduğumu, hakkımdaki söylentileri. Evlenmek istedi."
Meraka kapıldı adam. Bir hikâyeyi dinler gibi soluksuz dinlemeye başladı. Bundan haberi yoktu işte. Karmen'i birinin daha istediğinden. Öyleyse neden o çocukla evlenmemişti ki?
"Niyeti ciddiydi."
"Niye olmadı o hâlde?"
Omuz silkti. "Beni araştırınca gerçekler ortaya döküldü. Babası istemedi. Senin annenin istemediği gibi." Gözlerine baktı adamın. "Kimse bir uğursuzluğu evine almak istemez." dedi fısıltıyla.
"Sen uğursuz değilsin Karmen. Buna seni kim ya da kimler inandırdı bilmiyorum ama..."
"Öyleyim."
Bunu tartışmak bile istemiyordu adam. Çünkü ona göre bu durum bir deli saçmasından ibaretti. "Peki, seni isteyen adam bir şey yapmadı mı bu konuda?"
"Duyduğum kadarıyla babasını ikna etmeye çalışmış ama nafile. Adam dönmemiş sözünden.
"Öylece kapandı konu yani." Anlam veremedi Pamir. Kendisi bile Karmen'e karşı bir şey hissetmediği hâlde bu kadar ısrarcı ve kararlıyken o adam Karmen'e ilgi duyup da nasıl bu kadar kolay pes edebilmişti? Kızın gözlerine döndüğünde konunun bundan ibaret olmadığını anladı. "Kapanmadı."
"Kasap Rıfat'ın beni istediğini duyunca kaçmayı teklif etti." Başını hafifçe sallayarak ekledi. "Kabul etmedim tabii."
"Neden kabul etmedin?" Bir yanı kızın bu kararından memnunken diğer yanı meraka kapılmıştı. Böylesine zor durumdayken tek çıkış yolunu da kendi elleriyle neden kapatmıştı ki?
"Çünkü dayıma bunu yapamazdım." derken başını iki yana sallıyordu Karmen. "O benim hayattaki tek dayanağım. Bir sürü akrabam olmasına rağmen... Uğursuzluğuma rağmen beni evine alıp büyüttü. Onu utandıracak bir şey yapamazdım."
Bu onurlu davranışı çok cesurca bulmuştu Pamir. Dudaklarından buna dair bir cümle çıkmasa da ona saygı duydu. Hâlbuki babası yaşında biriyle evlendirilecekken kendini kurtarmak için böyle bir yola girseydi kimse onu suçlayamazdı. Kendini kurtarmış olurdu. Ama o yapmamıştı. Kolay yolu seçmemişti. Şimdi Karmen'le karşılaşmalarını daha anlamlı bulmuştu adam. Bir kez daha kararında ne kadar haklı olduğunu anladı. Bu kız hayatındaki hiç kimseyi yarı yolda bırakmazdı. Onu da yarı yolda bırakmayacaktı.
"Karmen bak, bugüne dek neler yaşadın bilmiyorum. Anlattıklarının dışında ne yaşadığını bilmem mümkün değil. Ama bu uğursuzluk saçmalığından çok sıkıldım. İnsanların sana kendini değersiz hissettirmelerine izin vermen... Bu doğru değil."
Henüz yeni tanıştığı bu kıza karşı duygusal bir şey hissetmiyordu ama erdemli biri olduğunu görmüştü. Ona saygı duyuyordu. Ve değerli biri olduğunu düşünüyordu. Yaşadığı talihsizlikler yüzünden kendini değersiz görmesini de bir noktada anlayabiliyordu. Ancak insanların ona bunu hissettirmesine izin vermesini anlayamıyordu. Buna kızıyordu.
"İnsanlar olmayan bir şeyi söylemiyor ki Pamir. Ben lanetliyim. Ve benim annem de lanetliydi. Ve onun annesi de öyle. Ailemizdeki tüm kadınların kaderi bu. Bana özgü bir şey değil ki."
İşte bu, işi daha çok deli saçmasına çeviriyordu ama konunun bu boyutuyla ilgilenmedi adam. Sadece inandığı şeyi söylemek istedi. "Daha saçma bir şey duymadım." sözlerinin ardından devam etti Pamir. "Sırf birkaç aksilik oldu ve insanlar da buna inandı diye lanetli falan değilsin Karmen."
"Anlamıyorsun." Bunun birkaç küçük aksilikten fazlası olduğunu adama anlatamadığı için sıkışmış hissediyordu kız. Onun böyle önemli bir konuyu boşlamasına da anlam veremiyordu. Sonuçta bu uğursuzluk sadece onu değil tüm ailesini ilgilendiren bir tehlikeydi. Ama Pamir bunu anlamamakta ısrar ediyordu.
"Evet, sana bunu yapmalarına izin vermeni anlamıyorum. İnsanların sana sürdüğü renkler değil, ruhuna sürdüğün renk seni sen yapar." Avcundaki yüzüğü parmaklarının arasına alıp Karmen'e yeniden takmak için hazırlandı. "Şimdi lütfen bu yüzüğü tak parmağına. Ve bir daha çıkarma. Bu bir oyun değil, anlaşma."
Anlaşma kelimesinin soğukluğuyla ürperdi Karmen. Ona göre duygusal ve hoş giden bir konuşmanın sonuna konan sevimsiz bir nokta gibi hissettirmişti.
"Birbirimize bir söz verdik. Bu sözü üçüncü kişiler bozamaz."
Bir yüzüğe bir Pamir'e bakarken ilerideki yoldan dayısının geldiğini gördü. Bahçe kapısına doğru yürüyene kadar bakışları adamın da dikkatini çekmişti.
Başını çevirip Rıza Bey'in geldiğini gören genç adam bu ihtimali çoktan unutmuştu. Tabii ya, ailenin büyüğü olarak ve en önemlisi, Karmen'in en değer verdiği kişi olarak Rıza Bey'den de annesinin yaptığı şey için özür dilemeliydi.
"Sorun dayınsa onunla da konuşur hallederim. Annem adına özür dilerim, sorun olmaz."
"Hayır, hayır!" diye aşırı bir tepki verdi kız. Dayısının yok yere bu gerginliği öğrenmesini istemiyordu. "O... nişanı attığınızı bilmiyor. Yengem ona söylemememi tembihlemişti. Dayım bilseydi bu yüzüğü tekrar takmama asla izin vermezdi."
Yüzüne aşina olmayan bir memnuniyet tebessümü kondu adamın. "Öyleyse şanslıyız. Hâlâ dönülmez bir yolda değiliz." Adamın bahçe kapısından içeri girmek üzere olduğunu görünce biraz da zoraki biçimde uzattı yüzüğü. "Lütfen şu yüzüğü tak artık."
Ne yapacağını bilemeyip hızla taktı yüzüğü kız. Yeniden her şeyi kabul etmesinin tek sebebi olanlardan habersiz dayısını mutsuz etmemekti. Ve Pamir'in de dediği gibi, birbirilerine söz vermişlerdi.
Rıza Bey içeri girer girmez Pamir'i görünce sevindi. Elindeki kolundaki poşetleri eşine uzatırken "Ooo damat bey, hoş geldiniz!" diyerek elini uzattı. El sıkıştılar. "Bu ne güzel sürpriz? İşleriniz yoğun olduğu için nikâha kadar görüşemeyiz sanıyordum."
"Hoş buldum. Ben Karmen'i görmek için gelmiştim."
Yalanlarını pekiştirmek için kocasının kulağına uzanan Fatma Hanım "Meftun olmuş oğlan, meftun." demekten çekinmedi. Onun için bu işin bozulmamasından daha önemli bir şey yoktu.
"E ne güzel işte! Pek iyi yapmışsın gelmekle, birlikte Allah ne verdiyse yeriz."
"Yok, benim İstanbul'a dönmem gerekiyor."
"Canım, dönersin ne olacak? Önce bir şeyler yiyelim, içelim."
Onun ısrarıyla önce Karmen'e baktı adam. Kız ne yapalım, kal bari biraz der gibi bakınca onayladı isteksiz de olsa.
O akşam birlikte yemek yediklerinde ve Rıza Bey'le keyifli sohbet ettiklerinde her şeyin eskisi gibi olduğuna memnundu Pamir. Sorunun çözüldüğüne ve zor da olsa Karmen'in yüzüğü geri takmasına. Ancak o gün yeni bir şey daha öğrenmişti adam. Onu yarı yolda bırakmayacak kadar güvenilir bu kız, ne yaparlarsa yapsınlar ailesine düşkündü. Dayısına değer veriyordu ve Murat'ı çok seviyordu. Bu akşam onun ailesine olan düşkünlüğü kurtarmıştı nişanlarını. Bunu aklına not etti.
Karmen ise hâlâ biraz huzursuzdu. Hatta nişanın bozulmadığına sevinen yanı bile korkutuyordu onu. Çünkü her ne kadar gönlü olmasa da dayısı için yüzüğü takmıştı. Bir yanı ise ailenin rızası olmadan mutluluğun olmayacağını kulağına haykırıyordu. Lanetin soğuk nefesini ensesinde hissettiğini ise sadece kendisi biliyordu.
...
*
YAZAR NOTU: Hi guys! 🤎
Öncelikle ilginizden ötürü çok teşekkür ediyorum. Sayenizde 10 BİN okunmaya çok kısa sürede ulaştık! 🎉 İnşallah gittikçe ilgi de yorumlar da artar. 🫶🏻 Eve döndüğümde daha sık bölüm paylaşmaya çalışacağım ama şimdilik şehir dışında olduğum için birazcık idare edeceğiz. Bölümümüzü nasıl buldunuz? Buraya bölüm yorumunuzu yazabilirsiniz.
Yazar notunu çok uzatmadan romantik komedi severler, ESTETİK EVLİLİK HATALARI ve KALBİM SATILIK DEĞİLDİ, ŞİMDİ İNDİRİMDE! kitaplarımda şans verebileceğinizi hatırlatmak istedim. ❤️ Tabii ESTETİK EVLİLİK HATALARI'nı okumayı düşünürseniz önce serinin ilk kitabı ESTETİK AŞK HATALARI'nı okumanız gerekecektir. Son olarak dark romance severler için de AŞKIN ÖZGÜR RENGİ kitabımı önerip kaçıyorum.
Pamir ve Karmen hakkında burada konuşmayı ve hikâye hakkında sohbet etmeyi unutmayın. 💖 Sevgiler, bol kokulu öpçükler! 😘
•••
SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Ek Instagram: iambuzlarkralicesi
Twitter: @buzdanjuliet
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @halikarnastabirgece
Tiktok Kişisel: @buzlarkralicesiofficial
Bölüm etkileşimi
