RUHUNU BOYA kitap kapağı

27. bölüm / 29

RUHUNU BOYA

𖤍 RUHUNU BOYA | 26

Vaveyla Yazarı: Gülay Sena DÜNDAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 𖤍 RUHUNU BOYA | 26

-26-

Adamın dudaklarındaki hâkimiyeti kalbini bir kuş gibi uçururken mutluydu Karmen. Bunun ne anlama geldiğini biliyordu kocası. Eğer dudaklarına dokunduysa dudakları, bunun bir aşk itirafı olacağını biliyor olmalıydı. Duraksadı kız. Oysa sana aşk vaat etmiyorum diyen kendisi değil miydi? Bu soru içini kemirdi. Pamir sözlerini tutan bir adamdı. İyi veya kötü fark etmez. O sözlerini tutardı. Ve ona aşk vaat etmemişti.

Hızla geri çekildi kız. "Dur lütfen!" dedi kızgınlıkla. Eğer ona âşık değilse ve aşk vaat etmediyse neden dudaklarından öpüyordu? Bunu düşünmek genç kızı tarifsiz bir biçimde korkuttu. İtti adamı. "Bunu nasıl yapabiliyorsun?"

Şok oldu adam. "Karmen ben..." Dudaklarıyla buluşurken dünyayı unuttuğu kızın gözlerindeki mavi alevleri görüyordu. Düşüncesiz bir hayvan gibi davranmıştı. Oysa kız başından söylemişti. Onu hiç öpmemeliydi. "Ben özür dilerim."

"Bunun benim için önemli olduğunu söylemiştim!"

"Biliyorum, biliyorum ben... bir an için..."

Odada hızla adımlarken "Bana aşk vaat etmediğini söylemiştin. Kalbinde başkası varken, bana aşk vaat etmezken nasıl beni öpebiliyorsun?" diye bağırdı. Cümlenin sonlarına doğru sesi sitemkâr bir fısıltıya dönüşmüştü.

"Çok özür dilerim."

Karmen için bu önemliydi. Bu zamana kadar izlediği, okuduğu tüm aşklarda gerçekten seven insanlar birbirini dudaklarından öperdi. Bu onun için kutsal bir mabet gibiydi. Şimdi Pamir o mabedi düşüncesizce yıkmıştı. Hem de ona bunun önemini söylemesine rağmen. Sırf evliler diye. Onu, sınırlarını sandığı kadar önemsemiyordu. Ve bunu bile bile yaptıktan sonra özür diliyordu. Artık özür dilemenin ne anlamı vardı ki?

Pamir ise neye uğradığını şaşırmıştı. Bunu nasıl yaptığını anlamıyordu bile. Neden onu dudaklarından öpmüştü ki? Bunu yaparken kendinde bile değildi. Karmen içmişti ama kendi sarhoş olmuştu anlaşılan.

Hışımla odadan çıkan kızı takip ettiğinde açıklama yapan arkadaşını azarlayıp geride bıraktı. Onunla arasına bir mesafe koyma kararı almıştı ve Oğuz'un da korktuğu buydu. Böyle düşüncesizce bir hareketten sonra ne yapacaktı ki başka?

Yol boyunca hiç konuşmadılar ama Karmen'in öfkesi gözlerinden okunuyordu. Pamir birkaç kez konuşmaya çalışsa da her seferinde bakışlarıyla susturmuştu onu kız.

Büyük bir yanlış yapmıştı Pamir. İçinden geldiği için onu öpmüştü. Anlık bir dürtüyle. Oysa bunun Karmen için ne kadar önemli ve değerli olduğunu bilmiyor muydu? Bir kez de o kızdı kendisine.

Odalarına çıktıklarında yoğun bir sessizlik hâkimdi. Üstündeki yabancı kıyafetlerden kurtulup duşa girdi kız. Sonra pijamalarını giyip yatağa yattı. O çıktığında çoktan üzerini değiştirip rahat bir şeyler giyen adam bakışlarını kendisine çevirdiğinde önemsemedi.

"Karmen..."

"Lütfen." dedi sadece kız. "Konuşmak istemiyorum."

"Ben gerçekten özür dilerim."

"Özrünü daha önce de diledin."

"Bana ne olduğunu bilmiyorum. Bunu neden yaptığımı bilmiyorum." Arkası dönük olan kıza rağmen konuşmaya devam etti. "Kendimi tanıyamıyorum. Sen bana bir şey yaptın. Bana garip bir şey yaptın. Ne olduğunu çözemiyorum."

Bakışları adama döndüğünde ne anlatmaya çalıştığını çözemedi Karmen. Şaşırmıştı. İlk defa öfkesinin önüne bir duygu geçti. Şaşkınlık. Ve ardından gelen merak. O Pamir'e ne yapmıştı ki? Bir kötülük yapmamıştı. Şimdi neden böyle konuşuyordu? "Ben... sana bir şey yapmadım." dedi soğuk bir biçimde. Ne yani, yaptığı bir şey yüzünden onu cezalandırmış mıydı?

"Hayır, bu öyle bir şey değil... Ben... Sen bana..." Anlatamayacağını fark etti adam. Bu, kelimelerle tarifi zor bir şeydi. Sıkıntıyla sesli bir nefes verdi. "Of Karmen, offf..."

"Şimdi ben mi suçlu oldum? Seni anlamıyorum Pamir! Benden ne istiyorsun anlamıyorum! Bana aşk vermeyeceğini söyledin. Sonra da dudaklarımdan öptün. Bunun mantıklı bir yanı var mı?"

"Yok işte, yok!" Bağırdığını fark eden adam gözlerini kapayarak sakinleşmeye çalıştı. "Ben de onu diyorum. Bu hiç mantıklı değil. Ne olduğunu anlamıyorum."

Kafası karışmıştı Karmen'in. Onu kızdıracak bir şey mi yapmıştı? Kızması gereken kendisi olmalıyken hem de. Anlamıyordu. Üstelik Pamir'den bir açıklama da gelmiyordu. İki arada bir derede kalmıştı.

Onun konuşmayacağını anlayınca arkasını dönüp uyudu kız. Karısının öfkesiyle başa çıksa da içindeki garip duyguyla başa çıkamadı Pamir. Aşk dese aşk değildi. Daha önce âşık olmuştu. Peki, bu neydi? Çözemedi. Karmen'in yaptığı gibi yastığa başını koydu ve bunun geçmesini bekledi.

Ertesi gün Karmen biraz daha sakinleşmiş görünüyordu. Kızgın değildi ama her zamankinden daha sessiz ve mesafeliydi. Yengesinin söylediklerini düşünüyordu. Karı koca arasında kavga olur ama yatakta küslük olmaz derdi hep. Bu yüzden tartışmaya devam etmedi ama yüzünden dün geceye dair kırgınlık kırıntılarını da silmedi.

Aynanın önünde hazırlanan Pamir karısının tepkisini ölçerken "Doktor randevusu aldım bugüne." diyerek konuya girdi. "Senin için sorun olur mu?"

"Neden?"

"Bu... Bebek konusu için." Bu sabah Karmen'den erken uyandığı için bebek sahibi olmak isteyen her çift gibi işleri hızlandırması gerektiğini düşünmüştü. Ayrıca dünkü olaydan sonra Karmen'in onunla gerekmedikçe yakınlaşmak istediğine de emin değildi. Onun da rahat hissetmesi içindi bu karar. "Artık daha profesyonel bir destek iyi olur diye düşündüm. Bebek sahibi olmak isteyen herkes önce doktora görünür. Hem hamile kalmadan önce alman gereken vitaminler falan varsa... bilemiyorum. Eğer müsait değilsen-"

"Yo, tamam, gideriz." dedi sessizce. "Öyle gerekiyorsa..." Bunun bir gereklilik olduğunu vurgulamaktan çekinmedi.

Direkt tavır alıp söz söylemese de sessizliğinde bile bir kırgınlık olduğunu anlıyordu Pamir. Henüz yeni evlendiği karısını bu kadar da olsa tanımıştı. Onun ördüğü bu duvarlara karşın ne yapacağını henüz bilmiyordu ama zamanla öğrenecekti. Ve kendini affettirmek için ne gerekiyorsa yapacaktı.

Masadan erken ayrılan çift doktora gittiklerinde bu kadar zorlanacağını düşünmemişti Karmen. Ne zamandır çocuk sahibi olmaya çalışıyorsunuz, düzenli ve korunmasız ilişki oluyor mu gibi sorulara maruz kaldığında cevaplamakta zorlanmıştı. Böyle bir görüşmede ilk kez bulunuyordu. Dolayısıyla kendisi için bile tabuyken bir yabancıyla bunları konuşmak rahat hissettirmemişti.

İlk görüşmede Pamir'den bir şey istemeseler de geçirilen ameliyatlar, kullanılan ilaçlar ve aile geçmişiyle ilgili birçok soru soruldu. Pamir bu sorulara hazırdı zaten. Ancak Karmen sadece görüşeceklerini sandığı için muayeneye pek hazır değildi.

Önce bazı testler, sonra ultrason ve muayene yapıldı. Doktor gayet profesyonel bir biçimde açıklamada bulundu. "Testlerde bir problem görünmüyor. Zaten daha yeni evliymişsiniz. Bir sorun olacağını sanmıyorum. Önce normal yollarla deneyelim. Bir yıl boyunca düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen gebelik oluşmazsa tekrar konuşuruz." Karmen'e döndü kadın. "Adetiniz düzenli olduğu için ekstra bir takviyeye ihtiyacınız görünmüyor. Bugünden itibaren folik asit kullanmaya başlayın." Her ikisine de bakarak ekledi. "Sigara ve alkol kullanıyorsanız bırakın. Olabildiğince sağlıklı beslenip düzenli egzersiz yaparsanız katkısı olur. Yumurtlama döneminde 2-3 günde bir ilişkiye girmeniz yeterli. Takvime fazla takılmayın."

Karmen ve Pamir duyduklarına memnundu. Bir sorun olmadığını ilk ağızdan duymak ve yapmaları gerekenleri öğrenmek iyi gelmişti. Gönül rahatlığıyla eve dönmek için arabaya bindiklerinde Karmen hâlâ sessizdi. İlk defa korksa bile güç almak için kocasına dönüp bakmamıştı. Pamir bunun ne demek olduğunu iyi biliyordu.

Arabadaki sonu gelmeyen sessizlikte bir şeyler söylemesi gerektiğini hissetti adam. Özür dilemekten başka şeyler. Ancak ne diyeceğini bile bilmiyordu. Böyle bir şeyi nasıl telafi edebilirdi ki? Böyle susarak da içi içini yiyordu. Hiçbir planı olmadan söze girdi.

"Karmen..." Yanında oturan kız ne sözünü kesti ne de ağzını açtı. Sadece gözlerini dikip ona baktı. Durum böyle olunca bir şey söylemek daha da zorlaşıyordu. "Yaptığım şeyin bir telafisi olmadığını biliyorum." Duraksadı. "Ama biz evlendik."

"Biliyorum."

"Ne olacaktı? Yani ben seni öpmeseydim ne olmasını planlıyordun? Sonsuza dek dudaklarına kimsenin değmemesini mi?"

Bunu düşünmemişti genç kız. Ama düşündüğü şey çok basitti, bu sadece gerçek sevginin bir göstergesiydi. Gerçek aşkın mührü. Şimdi Pamir onu da elinden almıştı. Ona aşk vaat etmeyen adam, gelecekteki bir aşk ümidini ondan çalmış gibi hissetti. O an ne Pamir'in düşündüklerinden haberi vardı ne de onunla aynı düşünceleri paylaşmıştı.

Pamir'in kafası karışıktı. Ne planlamıştı ki kız? Çocuk sahibi olup da anlaşmalarını tamamladığında ondan boşanıp başka biriyle evlenmeyi mi? Gerçek aşka layık dudaklarını başka birine mi saklıyordu? Bu çok saçmaydı. O dudaklar saklanmaya değecek kadar tatlı olsa da. Bunu düşünürken içi garip ve bencil hislerle doldu. Ona ait olan karısının bir başkasına gittiğini düşünmek beklemediği kadar darmadağın etti Pamir'i. Oysa içinde aşk olmayan bir evliliğe göre bu fazlaydı. Fazla dramatikti.

Genç kızın "Bilmiyorum." kelimesiyle bakışları yeniden ona döndü. Sesi de ifadesi de düşünceliydi. "Bunu hiç düşünmedim tamam mı? Sadece... Beni sevmediğin hâlde beni öpmen haksızlık gibi geldi. Elimde olan tek şeyi almışsın gibi anlıyor musun?"

İlk defa çok iyi anlıyordu adam. Ve mahcuptu. "Seni sevmediğimi nereden çıkarıyorsun ki?" Karısının bakışları üzerine çevrildiğinde açıkladı. "Sana âşık olmayabilirim ama bu seni sevmediğim anlamına gelmez ki. Ben eşim olarak sevgi ve saygı duyuyorum sana."

Başını öne eğdi Karmen. Neye kızdığını kendi de bilmiyordu. Bildiği tek şey, kocasının onun dudaklarına dokunması iyi gelmişti. Gerçekten buna ihtiyacı olduğunu ve mutlu hissettiğini inkâr edemezdi. Peki, neden haksızlığa uğramış gibi hissediyordu? Çünkü iznini almamıştı. Hem de bunun onun için ne anlama geldiğini bile bile. Düşüncesizce davranmıştı. Başka neden böyle hissediyor olabilirdi ki? O Pamir'e karşı tanımlayamadığı şeyler hissederken adam ona karşı aynı şeyleri hissetmediği için mi? Evet, evet, bu adil değildi. O kızmakta haklıydı.

"Seni üzmek, isteyeceğim son şey Karmen." Arabayı durduran adam gözlerini ona dikmiş şefkatle bakıyordu. "Sana gerçekten değer veriyorum. Sen benim karımsın. Artık aynı yolda yürüyoruz. Bugüne kadar sana hiç yalan söylemedim. Evlenirken de. Şimdi sırf mutlu ol diye sana âşığım dersem..."

"Böyle bir şeyi ben de istemem zaten." Buz gibi çıkmıştı bu cümle Karmen'in dudaklarından. Ondan sevgi dileniyor değildi. Sevilmediği hâlde yalan söylemesini de istemiyordu. "Kimsenin sevgi kırıntısına ihtiyacım yok. Sınırlarımı ihlal etme yeter."

"Tamam, özür dilerim, bir daha olmayacak."

Arabadan inip eczaneye giren adamı seyretti. Aşk nedir bilmiyordu. Ama Pamir ona her dokunduğunda kalbi kuş gibi çarpıyordu. Onu gördüğünde heyecanlanıyordu. O yanında olmadığı zamanlar sıkılıyor, onu hep yanında istiyordu. Öyle ki sırf bir adam ona dokunmayacağı için, uğursuzluğu yüzünden kimsenin onunla evlenmeyeceğini düşünmek bile onu memnun ediyordu. Yabancı bir erkeğin ona dokunması öyle korkutucuydu Karmen için. Şimdiyse Pamir ona dokunuyordu. Karısı gibi dokunuyordu hem de.

Onunla beraber olmuşlardı. Yıllardır sakladığı korkular, endişeler bir gecede uçup gitmişti. Aşk nedir bilmiyordu ama bu duyguların değerli olduğunu biliyordu. Pamir'in onun için özel olduğunu. Pamir de ona karşı bu duyguları hissediyor sanıyordu. Bunu düşünürken bir şeyi göz ardı etmişti. Pamir onun hayatındaki ilk erkekti ama kendisi onun hayatındaki ilk kadın değildi. Ve bu hiç adil değildi.

Pamir elinde eczane poşetiyle arabaya döndüğünde zihninin karmaşık ürünlerini defetti. Bunların bir önemi yoktu. İkisi de görücü usulü evlenmişti ve ne için evlendiklerini çok iyi biliyorlardı. Sonradan bir şeylerin değişmesini beklemek de ne demek oluyordu?

Elindeki poşeti nazikçe kızın kucağına bıraktı. "Folik asit. Günde bir kez almalıymışsın. Unutma olur mu?"

Sessizce başını salladı sadece. Adamın üzerindeki bakışlarını yok sayarak camdan dışarı baktı. Tüm yol böyle geçip giderken uzun uzun düşündü. Bu evliliğin başındaki Karmen'e dönmeyi çok istiyordu. Şimdi kendini tanıyamıyordu. Pamir onunla aynı duyguları paylaşmıyor diye neredeyse ağlayacaktı. O böyle biri değildi ki. Üstelik tüm gerçekleri bilerek girmişti bu yola.

Evin önüne geldiklerinde "Her şeyi çözdük mü?" diye sordu adam. Kısa bir baş işaretiyle onay veren kıza baktı. "Teşekkür ederim. Söz veriyorum, bir daha olmayacak."

Bunu duymak Karmen'i rahatlatmalıydı ama öyle olmadı. O bir daha olmasını istemediğinden emin değildi. Bir daha olacaksa Pamir ona âşıkken olmalıydı. Ve bu da olamayacağına göre...

Aniden açılan kapı ve Nursultan Hanım'ın "Ne bir daha olmayacak?" sorusuna ikisi de hazırlıksız yakalandı.

Karmen sessiz bir bakışla kayınvalidesine bakarken Pamir gayet soğukkanlı bir biçimde "Bir şey yok anne." diyerek ekledi. "Karı koca arasında." Bunu imalı söylemişti.

Başını sallayarak "İyi günler Nursultan anne." diyen Karmen ise vakit kaybetmeden merdivenlerden çıkmaya başladı. Yeterince yorulmuştu. Bir de Nursultan Hanım'ın agresif tavırlarına katlanacak gücü kendinde bulamadı. Nursultan Hanım'ın arkasından memnuniyetsiz bir bakış attığını göremedi ancak söylenenler kulağına çalındığında merdiven bitiminde duraksadı.

Bakışları oğluna dönen kadın "Şu kızın üstüne başına ne zaman bir şeyler alacaksınız?" dedi birdenbire.

Annesinin tavrını garipsedi. Pamir de Karmen'in alışverişe ihtiyacı olduğunu düşünüyordu ama bunu giyimi kötü olduğu için değil, çok az eşyası olduğu için düşünüyordu. Bir küçük çantayla gelmişti buraya. Ve elbette girdiği yeni hayatta yeni kıyafetlere ihtiyacı olacaktı. Şimdi annesinin garip hâlleri ise bundan farklı olarak rahatsız ediciydi. "Nasıl yani? Anlamadım?"

"Arkadaşlarım aradı, gelin görmeye diye gelecekler." Yüzünü ekşitti kadın. "Bu hâlde mi çıkaracağım karşılarına?"

Annesinin açık açık Karmen'e saldırdığını hissedince ellerini hesap sorar gibi beline koydu adam. "Ne oluyor anne? Köyden kız alalım derken bu kadar rahatsız değildin, şimdi ne oldu tam olarak?" Bakışları tembelce etrafta gezinirken annesinin söylediklerini Karmen'in duymamasını diledi. "Hiçbir şeyden memnun olmuyorsun."

"Tamam da köyden çıktı artık." Söylenmeye başladı. "Dilenci gibi geziyor etrafta."

"Anne! Bak, karım hakkında düzgün konuş."

Oğlunun gerçekten öfkelendiğini fark eden Nursultan Hanım yumuşak bir biçimde geri adım attı. "Kötü anlamda demiyorum oğlum, kızcağızın üstü yok başı yok. Bir şeyler alın, böyle olmaz."

Hiçbir şey söylemeden merdivenleri çıktı adam. "Kime diyorum oğlum?" sözleriyle seslenen annesini muhatap bile almadı.

Odaya çıktığında Karmen'in yüzünde kırgın bir ifade vardı ama bunu kendinden bildi. Az önce merdiven boşluğundan kendisi hakkında söylenenleri duyduğunu bilmiyordu.

Aynada üstüne başına baktı kız. Demek şirkette de o yüzden garip bakışlara maruz kalmıştı. Bilmiyordu ki üstünde başında ne vardı? Herkes gibi giyiniyordu işte. Sadeydi. Ama belli ki bu dünyaya girince herkes gibi giyinmek yetmiyordu. Şirkete gittiğinde oradaki kadınların bile jilet gibi şık giyindiğini görmüştü. Her biri parlıyordu. Kayınvalidesinin söylediği cümlelere ne kadar kırılsa da haklı buldu. Onların yanında kendine bakınca...

"Karmen... Karmen."

Ancak ikinci sefer ismi söylendiğinde kendine geldi. Sıçrayarak adamın aynadaki yansımasına baktı. "Efendim?"

"Bir alışverişe çıkalım mı, ne dersin?"

Normalde bu soruya cevabı gerek yok, masraf olmasın gibi şeyler olurdu ama Nursultan Hanım'ın söylediklerinden sonra boynunu büküp "Olur." cevabını verdi kız.

Bu yanıtı aldığına şaşıran Pamir ise "Gerçekten mi?" diye sordu. İlk seferde ayak direr diye düşünmüştü ama öyle olmadığına son derece memnundu. "Tamam o zaman. Çiftlik dönüşü gideriz alışverişe, olur mu?"

"Olur."

Her şeye olur cevabı veren karısına dikkatlice baktı. Tadı yoktu sanki. Mahzundu. İlk günlerden bile daha fazla içine kapanmıştı. "Bir şey mi oldu?"

Dalgın bakışları adama döndü. "Yoo..."

Yalan söylemeyi pek beceremeyen kızın tavrından şüphelendi. Yüzündeki mahcubiyet de geldiğinden beri günbegün azalan gülümsemesi de onu etkiliyordu. Şimdiyse yukarı çıkar çıkmaz bir şeyler fazla değişmiş gibiydi. Hızlı bir değişimdi bu.

"Karmen."

"İstersen hemen gidelim alışverişe." dedi kız. Bunu söylerken farkında olmadan adamın ellerini tutmuştu. Onu utandırmak istemiyordu. Ve belli ki utandırıyordu. Annesi bile alıp karşısına konuştuğuna göre. "Ben böyle şeyleri pek bilmiyorum ama öğrenirim, gerçekten. Ben çabuk öğrenirim."

Hafif bir yan bakış attı adam. Ve o an anladı. "Sen annemin konuşmalarını duydun değil mi?"

İnkâr etmedi kız. Çok kırılmıştı ama haklı olduğunu bildiği için omuz silkerek boş verdi. "Kötülüğüme demedi. Haksız da değildi. Ben... bilmiyorum böyle şeyleri Pamir." Son cümlesi yakınır gibi çıkmıştı. "Sana başında da söylemiştim. Seni utandırmak istemiyorum, bana her şeyi öğret demiştim. Bak, olmuyor işte. Yine bir şekilde utandırıyorum seni."

"Şşş..." Kızın yüzünü ellerinin arasına alırken "Öyle bir şey yok Karmen." dedi. "Senin giyiminde ne var ki beni utandıracak? Dışarıdaki herkes elbise giyiyor işte. Ben aradaki farkı anlamıyorum bile."

"Ama seni utandır-"

"Aaa, bir kere daha utandırıyorum seni dersen fena olacak ama." Onu tatlı tatlı susturduktan sonra gözlerine baktı. "Senin değerini sırtındaki kıyafetlerin etiketi belirlemiyor. Dışarıdaki insanların ne düşündüğü de umurumda değil açıkçası. Çevirip on kişiye sorsan yedi tanesi benim hakkımda da bir şeyler söyleyebilir. Ama bu doğru olduğu anlamına gelmez. Hakkımızda düşünülenler bizi tanımlamaz."

Yine aynı Pamir'di karşısındaki. Her şeye rağmen yanında olan o hoşgörülü adam. İster istemez duygulanmıştı gülümserken.

"Ama tabii istersen alışverişe çıkabiliriz. Çünkü sonuçta sen de yeni bir dünyaya giriyorsun. Sonra... Gün gelecek, seninle güzel davetlere katılacağız. Oralarda ekstra şık görünmek isteyebilirsin."

Evet der gibi salladı başını Karmen. "Letafet teyzeden rica etsem kabul eder mi?" diye sorarken aklında tek bir şey vardı, artık Pamir'i daha fazla meşgul etmek istemiyordu. Her gün bir şeyler için işinden feragat edip onunla geliyordu. Bir gün telefon, başka bir gün doktor, bir diğeri kıyafet... Ona yük olmak istemiyordu.

Pamir ise itiraz etmedi. Kadın kadına alışverişe çıkmanın daha keyifli olabileceğini düşünüp "Olur." dedi ve ekledi. "Hatta ben konuşurum teyzemle, seve seve gelir eminim. Sever böyle şeyleri."

Gülümseyerek teşekkür etti kız. Üstünü değiştirdikten sonra şirkete uğraması gerektiğini söyleyen adamı uğurladı ve güzel gününün kâbusunun orada başlayacağını bilmeden odasına çıktı.

Kapının önünde Nursultan Hanım onu bekliyordu. Duraksadı. "Nursultan anne."

Dudaklarını sertçe birbirine bastıran kadın "İçeri geç." dedi soğuk bir sessizlikle.

Karmen başta anlamasa da onu kızdırmamak için söyleneni yaptı ve odasına girdi. Ardından kadının da gelip kapıyı kapattığını görünce ister istemez korkmuştu. "Nursultan anne, ne oluyor?"

"Ne kadarını duydun?"

Gözleri büyüdü kızın. Şimdi anlamıştı. Bu hesabın er ya da geç görüleceğini biliyordu. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin görülecekti. Rüveyda'yla ilgili öğrendiği gerçeği bilmiyormuş gibi davranmak onu kurtarır mıydı bilmiyordu ama denedi. "Neyi? Anlamadım."

Hızlı adımlarla ona doğru yürüyen kadın sertçe kolundan tuttu. "Numara yapma bana!" Dişlerinin arasından öfkeyle konuşan kadın "Konuştuklarımızın ne kadarını duydun dedim!" sorusunu yöneltti.

"Ben bir şey duym-"

Kadın, gelininin çenesini bir mengene gibi sıkıştırdı. "Bana bak kızım, ben senin gibileri çok iyi bilirim. Pamir'in ve bu evdekilerin gözünü boyamış olabilirsin ama bana sökmez bunlar, anladın mı?" Gözleri kısıldı. "Seni ilk gördüğümde mülayim bir kız dediğime öyle pişmanım ki, ah, ah! Şimdiki aklım olsa evinizin sokağından geçmezdim! Oğlumun başını ben yaktım, ben!" Kendiyle hesaplaşması bittiğinde tehditkâr tonu arttı. "Ama kızımın başını yakmana izin vermem anladın mı?"

"Ben kimseye bir şey söylemem ki Nursultan anne. Niye söyleyeyim?" Ağzından kaçırdıklarıyla pişman olan kız usulca gözlerini kapadı.

"Bak sen! Ne duydun da ne söyleyecekmişsin?" Tuttuğu çenesini daha da sıktı. "O uğursuz ağzını kırarım senin! Benim süt gibi ak kızıma bir iftira at, bak ben sana neler yapıyorum! Gör bak! Hele bir ağzını aç da konuş!"

Onu sertçe bırakan kadının ardından yatağa düşüverdi. Gördüğü muameleye, duyduklarına inanamıyordu. Odada yalnız kaldığında yaşadıklarını sindirmesi zaman aldı. Neyin içine düştüğünü anlayamadı. Uzunca bir süre ağladı, ağladı. Bu işin içinden nasıl çıkacağını bilemedi.

O zaten kimseye söylemeyecekti ki. Neden onu kötü biliyordu bu kadın? Anlamıyordu. Kime ne kötülük yapmıştı da kayınvalidesi ona karşı kinliydi? Cevabını bulamadı ve aramayı da bıraktı. Daha ne kadar bunlara katlanacağını bilemedi. Kasabadaki kaderinden kaçıp buradakine razı gelecekti, başka çaresi var mıydı?

Öyle ne kadar kaldı bilmiyordu kız. Yeniden kapı çaldığında savrulduğu yerde toparlandı, sırtı dikleşti. Kapı aralığından içeri bakan Mustafa, Karmen'i öyle gözyaşları içinde görmeyi beklemiyordu.

"Karmen? Bu ne hâl böyle?"

...

*

YAZAR NOTU: Hi guys! 🤎 Anca gelebildim, misafirlerim vardı. 😮💨 Beni özlediğinizi biliyorum çünkü ben de sizi özledim. 🥰 Bunu telafi etmek için aksilik olmazsa Perşembe, Cuma gibi yeni bölüm getirmeye çalışacağım. Yeni bölümümüzü nasıl buldunuz? Buraya yazabilirsiniz. Rüveyda'nın sırrı nasıl ortaya çıkacak sizce? Ve bu ortaya çıktığında Karmen'i de etkiler mi? Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Bölüm dedikodularını burada yapabiliriz.

Bu arada CEHENNET kitabıma olan ilginize de çok mutlu oldum, kısa sürede 1K okunmaya ulaşmışız. 😍 Oysa daha 2 bölüm yayınlamıştım. 🙊 Onu bekleyenler için de yarın aksilik olmazsa yeni bölüm geleceğini bildirmek isterim. Okumayanlar varsa da bir bakabilir. Bence RUHUNU BOYA hikâyemi beğendiyseniz onu da beğenirsiniz. 💕Sevgiler, bol kokulu öpçükler! 😘

•••

SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Ek Instagram: iambuzlarkralicesi
Twitter: @buzdanjuliet
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @halikarnastabirgece
Tiktok Kişisel: @buzlarkralicesiofficial

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

51okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18