RUHUNU BOYA kitap kapağı

6. bölüm / 29

RUHUNU BOYA

𖤍 RUHUNU BOYA | 5

Vaveyla Yazarı: Gülay Sena DÜNDAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 𖤍 RUHUNU BOYA | 5

-5-

Kız evinden çıkıp otele gittikleri yolda Nursultan Hanım ve ablası sürekli bakışırken keyifliydiler. Bu bakışma çok şey ifade ediyordu. İkisi de anlamıştı Pamir'in Karmen'le iyi anlaştığını. Pamir'in öyle kolay kolay memnun olmadığı düşünülürse ikinci görüşmeyi istediğine göre her şey fazlasıyla yolundaydı.

Oğlunu ilk kez memnun görünce Nursultan Hanım'ın kafasındaki sisler de dağılmıştı. Doğurduğu çocuğun huyunu suyunu iyi bilirdi, Pamir de en az kendisi kadar ince eleyip sık dokuyan bir adamdı. Kolay kolay beğenmezdi. Eğer bu iş aklına yattıysa vardı bir bildiği.

"Eee Pamir, kızla ikinci kez görüşmek istediğine göre kafana yattı herhâlde ha?"

O ana kadar sessizce camdan dışarıyı seyreden adam kısa bir an annesine baktı. "Evet. Birkaç konu kaldı, onları da sonraki görüşmede konuşur işin adını koyarız."

"İyi düşünmüşsün." dedi Letafet Hanım memnuniyetle. O da pek beğenmişti kızı.

"E madem-" Nursultan Hanım tam ağzını açacakken şoför ani bir biçimde sağa dönünce "Oğlum ne yapıyorsun? Öldürecek misin bizi? Aaa!" diye söylendi. Olası bir kazanın eşiğinden dönmüşlerdi, yüreği korkuyla hopladı.

"Çok özür dilerim efendim."

Çok üzerinde durmadı kadın. Bakışları oğluna çevrildi. "E madem öyle, sen de çok uzatmak istemiyorsun, ikinci görüşmeye babanla gidelim. Eğer her şeyi konuşup anlaşırsanız bir işaretinle o akşam kızı ister, yüzükleri takarız."

"Olur." Hiç itiraz etmedi Pamir. Böylesi onun da işine gelirdi. Bir an önce bu tantana bitmiş olurdu.

Yeni aklına gelmiş gibi dövündü Letafet Hanım. "Ayy, o zaman Rüveyda yetişemeyecek nişana. Siz bu kadar erken karar verdiyseniz o anca düğüne yetişir." dedi Kanada'da okuyan yeğenini kastederek.

Doktora için Kanada'da olan ablası Rüveyda'nın onlarla olup olmaması çok fark etmiyordu Pamir için. Ablasını severdi. Ama bu davullu zurnalı, aileyi birleştirecek eğlenceli bir şey olmayacaktı. Bu, genç adam için basit bir formaliteydi. İmzalar atılacak, herkesin huzurunda evlenmiş olacaktı. Gereklilikler yerine getirilecekti. Elbette başta dedesi olmak üzere ailelerin düğün isteyeceğini biliyordu ama onun için bir anlam ifade etmediği kesindi.

"Aman canım, ne yapalım? Önemli olan Pamir'in mutlu olması. Rüveyda'ya da nişandan sonra haber veririz, atlar gelir."

"Tabii ya, öyle yaparız."

Annesi ve teyzesinin aralarında konuşmalarına pek dâhil olmadı Pamir. Zira o an bambaşka şeyler düşünüyordu. Ayrılmak üzereyken kızın söylemeye çalıştığı şeyin ne olduğuna takıldı adam. Ne söyleyecekti acaba? Kendi kendilerine gelin güvey oluyorlardı olmasına da ya bu işin bozulmasına sebep olacak bir şey söylerse? Düşünmeden edemedi. O yüzden sonraki görüşme ne kadar çabuk olursa onun için o kadar iyi olurdu.

Otele vardıklarında ailesinden ayrılan adam telefondaki iş görüşmelerine gömüldüğünde bir anlığına da olsa unuttu kızın söyleyeceği şeyi.

●●●

Karmen cephesinde işler epey hummalı bir hazırlığa dönüşmüştü. Hemen akşamında Nursultan Hanım ikinci görüşme için yakın bir tarihte yeniden onlara misafir olacağını hatta söz kesip nişan yapacaklarını ima edince Fatma Hanım'ın iki ayağı bir pabuca girmişti.

Salonun ortasına serdiği çeyizlerle nişan bohçası hazırlayan kadının işi başından aşkındı ancak bir yandan havalara uçuyordu. Kimse almayacak diye dertlendiği kızı iyi yere gelin verecek olmanın gururunu yaşıyordu.

İki ayrı eşya yığınının arasındayken sağ tarafı gösterdi kıza. "Bak bu damat bohçası. Şimdi nişan olunca onlara vermek gerekir, âdettendir." Diğer yığını gösterip açıkladı. "Bu da senin çeyizin. Allah izin verir de iş tamama ererse evlendiğinde yeni evinde kullanırsın. Tabii öyle varlıklı insanlara layık değil ama çam sakızı çoban armağanı."

Karmen ise onun gibi neşeli sayılmazdı. Bir yanı huzursuzdu. O, ikinci görüşmeyi sadece iki görüşme olarak düşünmüştü. Olacak veya olmayacak şeyleri konuşup aralarında netleştireceklerdi. Bu söz, nişan nereden çıkmıştı? Yangından mal kaçırır gibi. Daha kendisiyle ilgili gerçeği Pamir'e söyleyememişti bile. Ya vazgeçerse? Ya çark ederse? O zaman ne yapardı? Adı çıkar, büsbütün rezil olurdu.

Yengesinin hevesini kursağına dizmek istemezdi ama bu işin olmayacağını biliyordu Karmen. Bir yanı buna hazırdı ve beklentiye girmiyordu. Onun asıl korktuğu, olayların geri dönüşü olmayacak bir noktada patlak vermesiydi.

"Kızım şu takımları ver, onu da şuraya dizelim. Biraz özenli olsun."

Yengesinin söylediğini yaparken konuşmak istedi genç kız. Onu kızdırmadan duruma alıştırmak istedi. "Yenge... Bu söz, nişan olayı biraz ani olmadı mı? Biz daha birbirimizi tanıyamadık bile."

"Tanıyıp da ne yapacaksın be kızım? Erkek dediğinin hepsi aynıdır işte. Neyini tanıyacaksın?" İmalı bir ifadeyle baktı kıza. "Hem eli yüzü düzgün, yakışıklı çocuk. Varlıklı, seni de iyi yaşatır. Daha ne derdin var da başımda dikilmiş bık bık konuşuyorsun? Hadi, getir şu yazmaları da şuraya koyalım."

Kadının işaret ettiği yerden ütülü yazmaları getirdiğinde "Onu demiyorum yenge. Şimdi bu insanlar... benimle ilgili olan şeyi... bilmiyorlar." der demez yengesinin şimşeklerini üzerine çekti.

Gözleri kocaman olan kadın "Sakın." dedi az önceki neşesinden geriye eser kalmaksızın. "Sakın geldiklerinde ağzını açıp bu konuda tek kelam etme, senin dilini koparırım bak."

"Yenge bu insanları kandırmak olur. Biz gerçekleri söyleyelim, gerisi onlara-"

"Ne gerisi kızım ne gerisi?" Hışımla ayağa kalktı Fatma Hanım. "Sen üzerindeki uğursuzluğu söylersen seni alırlar mı sanıyorsun? Daha söylediğin an her şey biter. Arkalarına bakmadan kaçarlar. Sen de dımdızlak ortalarda kalırsın yine." Bir elini beline koydu hesap sorarcasına. Kaşları çatıldı. "Deden yaşında adamla mı evlenmek istiyorsun? Sus otur yerinde, ağzını da açma. Bu görücüleri sana Allah gönderdi, nankörlük etme. Siz evlendikten sonra uğursuzlukmuş lanetmiş kimsenin umuru olmaz."

Yengesinin ani tepkisine karşın söyleneni yaptı, susup oturdu Karmen. Onunla tartışmak niyetinde değildi ama bu, söylediğini yapacağı anlamına gelmiyordu. Onu dinleyip susarsa bu karşısındaki insanları kandırmak olurdu. Adam ne demişti? Benim en önem verdiğim şey dürüstlük, güven dememiş miydi? Daha işin en başında yalanla başlarlarsa nasıl temeli sağlam bir yuva kurulabilirdi? Yanı başında çeyiz ve bohça işlerine gömülmüş kadını huylandırmadı ama ikinci görüşmede adama bunu açık açık söylemeye kararlıydı.

İkinci görüşmenin olacağı gün büyük bir hazırlık vardı. Kimsenin başını kaşıyacak vakti yoktu. Fatma Hanım birbirinden güzel yemekleri, börekleri dizivermişti. Yüzük takıldıktan sonra ağızlara layık bir akşam yemeği olacaktı. Yardıma gelen Figen de arkadaşı için çok mutluydu.

Keki çırparken mantıları kapatan Karmen'e baktı. "Kızım duyduğum an inanamadım, çok mutlu oldum! Fatma yenge dalga geçiyor sandım önce." Gülümsedi mutlulukla. "Bak görüyor musun Karmen, iyi kalbinin mükafatını sonunda aldın."

Genç kız pek öyle düşünmüyordu. Bu akşamın rezaletle sonuçlanmaması için dua ediyordu içinden. Ne olursa olsun gerçeği Pamir'e söyleyecekti. Adamın bunu kabul etmeyip işi bozacağını da az çok tahmin ediyordu. Umuyordu ki ani bir tepki verip ortalığı velveleye vermez, nişan takılmadan işin olmayacağına karar verse bile sessizce konuyu kapatırdı. Aksi hâlde yengesinin şerrinden korkuyordu.

Yanında keki çırpan arkadaşı bir dirsek attı ona. "Oğlan yakışıklı mı bari, nasıl?"

Bir cevap vermedi kız. O anlamda pek dikkat etmemişti. Eli yüzü düzgündü işte. Güvenilir birine benziyordu. İlk görüşmeden birinin güvenilir olup olmadığına karar vermek de ne kadar mümkün olacaksa...

Onun cevap vermesini beklemeyen Fatma Hanım elinde pişmiş börek tepsisiyle girdi aralarına. "Hem de nasıl. Görsen, uzun boylu, sırım gibi delikanlı. Sizler ne diyorsunuz hani? Çok karizma adam."

İlk kez yengesinin ağzından böyle bir söz duyduğu için tebessüm etti Karmen. Onu böyle mutlu görmek güzeldi. Mutluluğunun sürmesini de isterdi ama yalanla kurulan evlilikten hayır gelmeyeceğini biliyordu.

Akşam geç olmadan Karadağ ailesi geldiğinde bu kez ailenin babası İhsan Karadağ da aralarına katılmıştı. Bu Bakırcı ailesinin beklediği bir şeydi. Daha önceki konuşmada yüzük takılacağına dair sinyaller alan Fatma Hanım, ailenin büyüğüyle geleceklerini tahmin ediyordu. İçeri girer girmez yere göğe koyamadı misafirlerini.

Karmen misafirleri karşıladıktan sonra Murat'ı ortalarda göremeyince meraklanmıştı. Onlar yerlerine oturup soluklanırken fırsat bu fırsat odasına girdi. Murat surat asmış dargın dargın oturuyordu yatağının üstünde.

Usulca yanına gitti Karmen. "Murat..." Yatağın kenarına oturdu. "Herkes içerideyken sen burada ne yapıyorsun tek başına?"

Genç kız ona dokunmaya çalışırken geri çekti kendini. "Git sen. Burada oturacağım."

"Ne oldu?" Kendisiyle konuşmayan çocuğun yüzünü kendine çevirdi zor bela. "Murat?"

"Küsüm ben seninle, konuşmuyorum."

"Nedenmiş o?"

"Sen beni dinlemedin, o herifle evleniyorsun."

Gözleri büyüdü. "A-a Murat, ne kadar ayıp? Herif falan. Denmez öyle."

"Demedim mi ben okuyup bakarım sana, gitme diye? Niye gidiyorsun şimdi? Beni bırakıp gidiyorsan ben de konuşmuyorum işte seninle."

Çocuğun masum yüzünü ellerinin arasına aldı Karmen. "Bir tanem... Ama senin okuyup para kazanacak yaşa gelmene ne kadar çok var sen biliyor musun? O zamana kadar bekâr kalırsam, bu evde durursam olur mu hiç?"

"Neden olmasın?" Küskün bakışlarla ekledi. "Annem istemez diye mi diyorsun? Ben konuşurum onunla."

"Olmaz Murat. Hem daha evleneceğim bile belli değil, sadece görüşme bu."

"Hayır. Annem dedi, yüzük takacaklarmış o adamla sana. Hem de bu akşam!"

Çocukcağız işin çetrefilli kısmını bilmediğinden böyle düşünmesi normaldi. "Bak... Ben nerede olursam olayım seni asla bırakmam anladın mı? Hep görmeye gelirim."

"Yalan söylüyorsun. Gideceksin, unutacaksın beni. Bir daha da gelmeyeceksin işte."

Ciddi bir bakış attı çocuğa, gerçekten alınmıştı. "Ben sana ne zaman yalan söyledim Murat?"

Duraksadı çocuk. "Hiç söylemedin." Beklediği cevabı aldığına memnunken Murat'tan "Ama annem dedi ki senin de çocukların olacakmış." cümlesini duymaya hazırlıklı değildi. "Onları benden çok seversin. Unutursun beni burada."

"Aşk olsun." Çocuğun önünde diz çöktü. "Beni şu an o kadar üzüyorsun ki." Küçük bir çocuğun masum serzenişleriydi bunlar. Keşke insanları memnun etmek de bu kadar kolay olsaydı. "Senin yerini kim doldurabilir?"

"Evlenme o zaman o adamla. Kal burada."

Karşısındaki masum ve kırgın çocuğun yüzüne karşı çaresizce etrafına bakınırken arkasında beliren gölgenin sesiyle irkildi.

"Çok mu seviyorsun Karmen ablanı?" Olduğu yerde kaldı kız. Konuşmalarının ne kadarını duydu bilmediği için mahcup hissetti kendini. Adamın küçük bir fısıltıyla "Tuvaleti arıyordum da." açıklaması burada olmasına mantıklı bir anlam kazandırdı.

Murat ise başını salladı düşmanca adama bakarken. "Evet, çok seviyorum. Ve evlenmenize de izin vermeyeceğim haberin olsun."

Gülmemek için kendini zor tuttu Pamir. "Ya, öyle mi?" Elleri ceplerindeyken "Ne yapacaksın mesela?" diye sordu. "Bir planın var mı?"

Bir planı yoktu. Yine de renk vermedi, yerinden zıplayarak kalktı Murat. Sekiz yaşında olmasına rağmen küçük boyuyla güçlü bir duruş sergiledi. Sırtı dikleşmiş, kaşları öfkeyle çatılmıştı. "Karmen abla için gerekirse seninle dövüşürüm."

"Düelloya tutuşuruz diyorsun yani."

"Aynen öyle!"

"Ama ben seninle dövüşemem."

"Nedenmiş o?"

"Çünkü sen beni yenersin. Rezil olurum, Karmen ablan da beni almaz. O zaman da ben buralarda duramam utancımdan." Bu sözleri çocuğun gururunu okşasa da ikna olması için yeterli değildi, biliyordu adam. "Peki, sana bir şey sorabilir miyim?"

"Ne soracaksın?"

"Karmen ablanın mutlu olmasını istemez misin?"

"İsterim tabii, niye istemeyecekmişim?"

"O zaman evlenmemize izin ver, ablan da mutlu olsun."

"Ama sen onu alıp götüreceksin buralardan! Ben ne zaman göreceğim onu? Nasıl göreceğim bir daha?"

"Göremeyeceğini kim söyledi? Ne zaman istersen görüşürsünüz. Sen gelirsin, biz geliriz." Murat'ın sessizliğine karşın devam etti. "Peki, o zaman seninle bir anlaşma yapalım. Ne yaparsam Karmen ablanla evlenmeme izin verirsin?"

Karmen ikisinin de konuşmasını hayretle dinliyordu. Pamir gibi soğuk ve uzak bir adamın çocuklarla bu kadar iyi anlaşabileceğini hiç düşünmezdi.

Gözlerini kısarak düşünen çocuk parmağını çenesine dayamıştı. "Eğer ne zaman istersek görüşebileceğimize dair bir anlaşma yaparsak düşünebilirim." Hızla ekledi. "Ne zaman istersem ama!"

Gözleri büyürken güldü Karmen. Kendisine dönüp "Sıkı pazarlık yapıyor." diyen Pamir'in yüzündeki ifadeden ise etkilendi. Çocuklarla konuşmasına özgü, yumuşak bir ifadeydi. Elini uzattı "Anlaştık." derken.

Aynı şekilde el sıkışan Murat "Anlaştık ama sözleşme imzalamamız gerekir." dedi Pamir'i şaşırtarak. "İmza olmazsa sözleşmelerin bir hükmü yokmuş. Babam öyle dedi. Hem okulda duydum, söz uçar yazı kalır demişti öğretmenim."

"Doğru demiş öğretmenin." Rahatlıkla çöktüğü yerden kalkan adam "Sen sözleşmeyi hazırla, ben imzalarım o zaman tamam mı? Anlaştık mı?" sorusuyla gönlünü yaptı çocuğun.

Odadan çıktıklarında Murat da mutluydu Pamir de. Karmen ise hâlâ zihninin içinde bir kuşku tohumuyla yaşıyordu.

Kapının hemen önünde "Kusura bakma." dedi adama. "Murat'la çok yakınız. Onu ben büyüttüm sayılır." Başını hafifçe yana yatırarak düzeltti. "Yani beraber büyüdük. O yüzden aramızda farklı bir bağ var. Bana çok bağlı."

"Evet, sana çok düşkün belli."

"Onu bırakıp gitmek zor olacak." Gideceği de belli değildi ya. "Pamir, benim seninle konuşmak istediğim çok önemli bir şey var."

Konuya böyle bodoslama girince ne kadar önemli olduğunu anlayan adam ister istemez gerildi. Dudaklarını birbirine bastırırken başıyla onayladı. "İzin isteyip bahçeye çıkalım. Baş başa konuşalım."

"İyi olur." Duraksadı. "Sen tuvaleti sormuştun."

"Ha, evet, ellerimi yıkayacaktım."

"Hemen şu soldaki kapı."

"Tamam, teşekkürler."

Pamir gelene kadar cesaretini toplamaya çalıştı Karmen. Mutfağa girip çayları hazırladı önce. Vakit erken olduğundan akşam yemeği öncesi bir çay iyi gider diye düşündü.

İçeri girdiğinde büyüklerin sohbeti yerindeydi. Pamir'in annesi Nursultan Hanım ailesinden bahsediyordu. "Aslında Pamir'in dedesi isteme için gelmeyi çok istiyordu ama malûm, yaşlı adam. Bir sürü hastalığı var. Ha deyince de uçak yolculuklarını kaldıramıyor öyle."

"Tabii canım, kusura bakılır mı hiç?" diyerek karşılık verdi Rıza Bey.

"Bir de büyük kızım Rüveyda var, o yurt dışında okuduğu için gelemedi ama düğüne yetişecek inşallah."

Çayları ikram ettikten sonra Nursultan Hanım'ın "Sağ ol güzel kızım." sözüyle hafif tebessüm edip kalabalığın arasından ayrıldı.

Hemen sonra gelen Pamir, ailelerden baş başa görüşmek için izin istediğinde mutfakta makus talihinin dönmesini bekleyen Karmen yengesi tarafından çağrıldı.

Koridorda kısık sesle "Ne tıkıldın kaldın buraya?" dedi kadın. "Bahçeye çıktı çocuk, konuşacaksınız ya."

Hemen onaylayıp bahçeye doğru yürüdü kız. Yeniden avuçları terlemeye başlamıştı. Bu kez tüm bedeni karıncalanıyordu. Konuya nasıl gireceğini bile bilmiyordu. Bir yerden başlaması gerektiğini çok iyi biliyordu ama.

Bahçeye vardığında Pamir oturmuş onu bekliyordu. Usulca yanına yaklaştı ve eteğini düzeltip hemen karşısına oturdu. "Beklettiysem özür dilerim."

"Yo, yeni geldim ben de." Çayından bir yudum aldı. "Söyleyeceğin şeyi çok merak ediyorum doğrusu. Detayları bilmeyince aklıma bin bir türlü ihtimal geldi."

"Şimdi... Bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum ama... Söylemem gerektiğini çok iyi biliyorum." Duraksadı. "Bana dürüstlüğün ve güvenin çok önemli olduğunu söyledin Pamir. O yüzden ben de sana karşı dürüst olmak istiyorum. Bu söylediklerimden sonra istemeden vazgeçeceğinizi biliyorum. Ama lütfen bunları benden duyduğunu yengeme söyleme olur mu? Başka bir şeyi bahane edersin, kafalarımız uyuşmadı deyip işi bozarsın. Ben de yengemle kötü olmam."

Sırtı dikleşti adamın. İyice meraklanmıştı. "Nedir bu devlet sırrı gibi olan şey?" Gerilmişti birdenbire. Belli ki önemli, ciddi bir şeydi.

Kurumuş dudaklarını ıslattı kız. Yutkunmak istese de ağzının içi çorak bir tarla gibiydi. "Hani önceki görüşmemizde neden evlenmediğimi sormuştun ya."

"Evet, yengen de dayının çok seçici olduğunu söylemişti."

"Hayır, bu doğru değildi." Utanç içinde başını öne eğdi. "Sebep benim. Yani benim üzerimdeki uğursuzluk."

"Ne?" Anlayamadı Pamir başta. Doğru duyduğuna emin olmak istedi. "Uğursuzluk mu? Hiçbir şey anlamadım."

"Ailemin lanetlendiği düşünülüyor. Uğursuz olduğumuzu düşünüyorlar ve haklılar. Annem de dâhil ailenin tüm kadınlarında var bu uğursuzluk. Tüm kasaba bunu biliyor. Sizin duymamış olmanıza da şaşırdım doğrusu."

Düşünceli bir biçimde gözleri kısıldı adamın. "Aracı kadın o kız olmaz demişti ama... Sebebini pek anlayamamıştım. Merak etmiştim."

"İşte sebep bu." Üzerinden büyük bir yük kalkmış gibi nefesini bıraktı kız. "Bu civardaki herkes biliyor bunu. Kimse dükkânının önünden bile geçmemi tercih etmez. Hiçbir düğüne, hiçbir yere davet edilmem ve istenmem. Çünkü gittiğim her yere uğursuzluk getiririm."

İnanamadı adam, ilk kez alaycı da olsa güldü. "İyi de saçmalık bu. Ne kadar cahil insanlar var."

"Hayır, cahillik değil bu. Gerçek. Bunu senden saklayamazdım. İlk görüşmede söyleyecektim, boşuna buraya zahmet etmeyin diye ama..."

Bir sessizlik.

Karanlığa gömüleceğini hissettiren ağır bir sessizlikti Pamir ve Karmen'in arasındaki. Ve Karmen biliyordu. Bu sessizliğin sonunda verilecek kararın gayet farkındaydı.

"Konuştuğumuz gibi, evlilikten vazgeçtiğine dair bir sebep uydurursan sevinirim. Yengem bunu size söylediğimi öğrenirse iyi olmaz."

"İyi de evlilikten vazgeçmiyorum ki."

Donup kaldı kız. Şaşırdı. Önce duyduğuna inanamadı. "Ne?" Diliyle dudağını ıslatıp açıklamaya koyuldu. "Bak, anlamadın galiba. Ben..."

"Anladım, anladım da..." Omuz silkti Pamir "Saçma." diyerek. Öyle sıradan söylemişti ki bunu, Karmen bu adamın farklı bir gezegenden olduğunu düşündü. Burada, bu kasabada gördüğü muameleden sonra adamın bunu kabullenmesini tek bir şeyle açıklayabilirdi, o bulaştığı felaketin farkında bile değildi. "Uğursuzluğa inanmam. Ayrıca hangi çağda yaşıyoruz? Benim için bu tür söylentilerin önemi yok."

"Pamir, bak bu sadece bir söylenti değil. Son katıldığım düğünde damat fenalaştı. Bu sadece yakın zamandan bir örnek. Ben dışarı bile çıkmam. Gerekmedikçe ortalıkta görünmem. Doğru düzgün arkadaşım bile yoktur. Çünkü kimse benimle arkadaş olmak istemez. Ben uğursuzluk getiririm." Ciddi bir yüz ifadesiyle ekledi. "Ben gerçeğimi kabullendim."

Durup uzun uzun dinledi adam. En sonunda yüzüne baktı kızın. "Bitti mi?"

"Evet, bu kadar. Artık her şeyi biliyorsun."

"Bana karşı dürüst olduğun için teşekkür ederim. Artık aramızda gizli saklı kalmadığına göre senin için de uygunsa bu akşam yüzükleri takalım."

"Nasıl?"

"Bunun neyine inanamıyorsun Karmen? Herkes bu kasabadaki gibi cahil düşünceli insanlar mı?" Açık yüreklilikle "Ben seninle evlenmek istiyorum." dedi. "Bak, sana âşık olduğumu söylemeyeceğim. Seninle ikinci kez görüşmek istedim çünkü birbirimizi anladığımızı düşündüm. Aynı fikirde miyiz?"

Karmen şaşkınlıktan ağzını açamadı ama onaylayarak başını sallamayı başarabildi.

"Güzel. Öyleyse uğursuzlukmuş, lanetmiş, cinmiş periymiş ben bunlarla ilgilenmiyorum." Duraksadı. "Hem sen değil miydin bu evlilik fırsatı gelmeseydi sana uygun olmayan, yaşça büyük biriyle evlendirileceğini söyleyen? Artık böyle bir evliliğe mecbur değilsin."

"Pamir, henüz ailen bilmiyor bile sana bahsettiğim gerçeği."

"Bilmelerine de gerek yok. Böyle deli saçması şeylerle uğraşacak vaktim yok benim." Kızın gözlerinin içine baktı ve kararlılıkla devam etti. "Ben söz veriyorum sana. Bu evlilik olacak. Eğer sen de istersen tabii."

Kafası karmakarışıktı Karmen'in. Olaylar hiç de düşündüğü gibi ilerlemiyordu. Sevinse mi üzülse mi yoksa sadece şaşırsa mı bilemedi. O, gerçeği öğrendikten sonra işin bozulacağını düşünmüştü. Adamsa ona söz veriyordu.

"Ailede benim sözümün üstüne söz gelmez. Benim kararlarıma güvenilir. Şimdi benimle misin değil misin?" Ayağa kalkıp elini uzattı adam.

Güvendi karşısındaki adamın sözlerine. Ayağa kalkıp uzattığı eli tuttu. "Seninleyim."

...

*

YAZAR NOTU: Hi guys! 🤎Aman aman amannnn... Bu gözler neler görüyor? Önceki bölümde biraz aceleye geldiği için sizlere teşekkür edememiştim, önceki bölümde 1K okunmayı geçiyorduk, bunun için gecikmiş de olsa teşekkürlerimi sunayım! Şu an ise... Hele şu an... Neredeyse 5K okunmaya ulaşıyoruz, bu harika! Daha 4 bölüm yayınlanmışken 4K okunmayı aştığımız için, bu ilginiz için gerçekten çok teşekkür ederim. Bu hikâye çok güzel yerlere gelecek, hissediyorum. Sizlerin sayesinde. Evet, notu bilgisayardan yazdığım için pek emoji kullanamıyorum ama sizleri seviyorum kalp kalp kalp!

Bölümümüzü nasıl buldunuz? Buraya yazabilirsiniz. Peki, uğursuzluk konusunda Pamir'in tepkisi tahmin ettiğiniz gibi çıktı mı? Sizce ailesi öğrendiğinde işler ne durumda olur? Tahmin ve teorilerinizi buraya yazabilirsiniz. Pamir ve Karmen'in evlilik sürecinde okumak istediğiniz herhangi bir istek sahnesi varsa da buraya yazabilirsiniz. Tabii tüm seviyeleri başarıyla geçip evlilik parkuruna gelebilirsek... Hadi bu bölümü yorum bombardımanına tutup beni şaşırtın da yeni bölümü hızla yayınlayayım! Sevgiler, bol kokulu öpçükler! 😘

•••

SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Ek Instagram: iambuzlarkralicesi
Twitter: @buzdanjuliet
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @halikarnastabirgece
Tiktok Kişisel: @buzlarkralicesiofficial

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

129okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18