7. bölüm · RUHUNU BOYA

𖤍 RUHUNU BOYA | 6

Gülay Sena DÜNDAR

-6-

Tek bir kelimeyle kurulmuştu evlilik anlaşması: Seninleyim.

Memnun bir ifadeyle başını salladı adam. Ve tekrar etmekte fayda buldu. "Daha önce de söyledim, birbirimizi daha iyi anlayalım diye tekrarlamak istiyorum. Sana dürüst davranıyorum, benden aşk bekleme." Karmen'in durgun bakışlarıyla devamını getirdi. "Ama saygı göreceksin. Sadakat göreceksin." Kızın sessizliğine karşın sordu. "Bu evlilikle ilgili herhangi bir soru işareti var mı kafanda? Herhangi bir şartın var mı? İyi düşün."

Duraksadı Karmen. Her şeyini kabul eden bu adama karşı ne gibi bir şart koşabilirdi ki? Beklentisinden bile öte bir anlaşmaydı bu. Tek şart sunabilirdi. "Murat'ı görmeme engel olmayacaksın. İstediğim her zaman onu görebilmeliyim. Tek şartım bu."

Tek kaşı kalkan adam ciddi bir şeyden söz eder gibi "Murat'la sözleşme imzaladık zaten. Kaçışı yok." dedi. Başını önüne eğerken ilk defa güldüğünü gördü kızın.

"O henüz bir çocuk. Ayrıca daha imzalamadınız."

"Karşı taraf çocuk olsa da sözleşme sözleşmedir."

Onun soğuk duruşunun altında çocuklarla bu kadar iyi anlaşan bir yanının olması hem hoştu hem de kafa karıştırıcıydı genç kız için. Düşüncelerindeki sislerin arasında adamın sessizliği bozan sözlerine odaklandı.

"Murat'ı istediğin zaman göreceksin. Ama tabii..." Ensesini kaşırken henüz hazır olmadıkları bu fikri açmak zorunda kaldı. "Şey gibi... Hamile kalman gibi uçak yolculuğuna engel olacak durumlarda Murat'ın İstanbul'a gelmesi gerekebilir. Ben onu organize ederim zaten. Zamanı geldiğinde konuşulur."

Devamına dair hiçbir kuşkusu yoktu Karmen'in, kalmamıştı. Pamir söyledikleriyle onu yatıştırıp sakinleştirmiş, güvenini kazanmıştı.

Ailelerin yanına dönüldüğünde Pamir ve Karmen'in tek yürek gibi yan yana durduğunu gördüler. Pamir ve Karmen kararını vermişti. Ailelerin yüzü gülüyordu.

Aldığı işarete güvenerek kocasına döndü Nursultan Hanım'ın bakışları. Hiç vakit kaybetmeden yapılan kahvelerin ardından söze girdi İhsan Karadağ. "Anlaşılan o ki gençler görüştü, konuştu ve anlaştı. Bize de bu işin adını koymak, geciktirmeden nihayete erdirmek düşer." Rıza Bey'in memnuniyetle ağır ağır başını sallaması üzerine sözlerine devam etti adam. "Allah'ın emri peygamberin kavliyle kızınız Karmen'i oğlumuz Pamir'e istiyoruz."

Fatma Hanım kendi içinde sevinçten havalara uçacak gibiydi ancak o anı bozmamak için sükûnetini korudu. Rıza Bey'de ise durgun bir mutluluk vardı. Yeğeninin hak ettiği bir kısmetle baş göz olacağını düşündükçe saadeti artıyordu.

Kahvesinden aldığı yudumu yutar yutmaz "Ayaklarınıza sağlık, buraya geldiğiniz için sağ olun var olun." diyerek söze girdi Rıza Bey. "Gençlerin anlaştığına ben de hemfikirim. Ama âdettendir, kızımıza rızası var mı sorulur." Karmen'e döndü adam. "Kızım, sen ne diyorsun?"

Daha önce başkası için kendisine sorulan soruya ne cevap verdiyse aynı cevabı verdi kız. Boyun eğerek "Siz nasıl uygun görürseniz dayı." deyiverdi. Ancak bu boyun eğiş önceki gibi makus talihine ağlayan bir boyun eğiş değildi. Her iki tarafın da razı olduğu bir boyun eğişti.

Rıza Bey bu olumlu ifadenin ardından vakit kaybetmeden İhsan Karadağ'a döndü. "Gençler anlaştığına göre bize de evet demek düşer. Hayırlı uğurlu olur inşallah."

Her iki aile de bu merasimden memnun, kahvelerini bitirirken sıra yüzükleri takmaya gelmişti. Karmen tamamen rahatlamış olması gereken anda hâlâ bir parça gergindi. Sonuçta Pamir'le anlaşmışlardı, tüm gerçekleri biliyor olmasına rağmen adam kendisiyle evlenmeyi istemişti. Neden hâlâ içindeki vesveseyi durduramıyordu? Çünkü aile bilmiyordu. Eğer Pamir'in ailesi öğrenirse ve istemezse ne olacaktı? Bunları düşünmeden edemedi kız. Pamir bana güven, son sözü ben söylerim demesine rağmen emin olamıyordu bir türlü.

Odada yan yana dururlarken çıkardığı yüzükleri Fatma Hanım'a teslim etti İhsan Bey. Hemen sonra tepside kurdelelere bağlanmış yüzükler önce Karmen'e sonra da Pamir'e takıldı. Genç adam o an ciddi ve soğukkanlı duruyordu. Bir o kadar da memnundu. O an aklından ne geçtiğini bilmeyi çok isterdi Karmen.

Pamir'in aklından geçense basitti. Bu iş de aradan çıktı diye memnuniyet duyuyordu. Artık düşünmesi gereken bir evlilik sorunu yoktu. Zaten evlilik hazırlıkları da kadınlar arasında yapılan bir şeydi ve çok sürmeyecekti. Karmen gibi endişeleri yoktu. Ne istediğini ve ne istemediğini biliyordu. Bu evliliği istiyordu mesela. Ama karmaşa istemiyordu. Henüz istemediği karmaşanın kapıda olduğunu bilmiyordu.

İhsan Bey tarafından takılan yüzüklerin kurdelesi Rıza Bey tarafından kesildi. Ancak kesilmeden önce "Allah mesut etsin, bir yastıkta kocatsın. Çok mutlu olun." demeyi ihmal etmedi adam. Yeğeni için gerçekten mutluydu.

Kaçamak gözlerle birbirine baktı çiçeği burnunda nişanlılar. Artık resmî olarak nişanlılardı. Şu ana kadar herhangi bir uğursuzluk da yaşanmamıştı. Yüzükler sorunsuz bir biçimde takılmıştı, herkes mutluydu.

Nişandan sonra Bakırcı ailesinin evinde mükellef bir yemek yendi. Tüm aile memnundu, yüzlerden tebessüm eksik olmuyordu. Letafet Hanım da baştan beri beğendiği kızın gelinleri olmasına mutluydu.

Yemekten sonra tatlılar yenip çaylar içilirken kalabalığın arasından sıyrılıp bahçeye çıkmıştı Pamir ve Karmen. Aileler farkına varsa da ses etmemiş, birlikte ettikleri keyifli sohbeti bozmadan gençlerin kaynaşmasını memnuniyetle izlemişti.

Bahçeye çıktıklarında akşamın yorgunluğunu sessizlikle atmıştı genç çift. Pamir çayından içip tatlısından yerken Karmen sessiz ve durgundu. Bunu fark eden adam meraka kapıldı. Acaba kızın kafasında hâlâ soru işaretleri mi vardı? Ya da pişman mı olmuştu?

Gözleri tabağı işaret ederken "Tatlıya dokunmamışsın." dedi adam.

Omuz silkti Karmen. "Tıka basa doyduk." dediğinde adamın yüzünde ilk defa tebessüme yakın bir ifade gördü. O soğuk yüze yakışmayan bir tebessüm ifadesi.

"Artık nişanlıyız." dedi Pamir. Açık sözlülüğünden taviz vermedi. "Nikâhı da vakit kaybetmeden kıyarız." Sessizce kabul etti kız. Ama adamın içine kurt düşmüştü bir kere. Bu sessizliğin bir anlamı olabilir miydi? Olumsuz, kötü bir anlamı. "Sen emin misin? Yani kafanda soru işaretleri olmadığına." Başını kaldırıp ona baktığında eklemekten kaçınmadı. "Pişman mı oldun?"

Şaşırdı kız. "Hayır, hayır tabii ki." sözleriyle hızlıca başını iki yana salladı. "Ben pişman olmadım."

"O zaman neden sessizsin? Aklına takılan bir şey mi var?"

Konuyu yeniden açmak istemese de sorulduğu için söyleme gereği duydu. "Sen merak etme dedin ama... Benim aklım hâlâ konuştuğumuz konuda. Ailen öğrenir de kabul etmezse..."

"Öyle bir şey olmayacak." Kesin bir dille tekrarladı adam. "Ben sana bir söz verdim Karmen. Bu akşam nişanlandık. Ve ben bir söz verdiysem tutarım. Ne pahasına olursa olsun." Cesur bir bakışla eklemekte fayda gördü. "Seni mağdur edecek bir şeye izin vermem, verdiğim sözleri tutarım. Bu evlilik olacak. Böyle saçma şeylerle kafanı doldurma."

Bu kez ikna olmuştu Karmen. İlk görüşte aşka inanmasa da ilk görüşte güvene inanıyordu. Onu ilk gördüğünde dürüst, güvenilir biri olduğunu hissetmişti. Arkadaşı Figen gibi yakışıklı mı, hoş biri mi bakmadan etkilenmişti dürüstlüğünden. Çünkü genç kız için en büyük güvence buydu: Dürüstlük.

Adamın "Biraz yürüyelim mi?" sorusuna karşın onay verdi Karmen. Gül ağaçlarının olduğu küçük ama uzun bahçede yürümeye başladılar.

Sessizlik içinde ne diyeceğini, nasıl konu açacağını bilmediğinden hiç konuşmadı. Sadece anın huzurunu tattı. İlk defa geleceği düşünmeden mutlu olduğu birkaç dakika geçiriyordu. Hayatının büyük bir kısmını bana bakan dayıma, aileme yük olmadan geleceğimi kurabilecek miyim diye düşünmekle geçirmişti. Hâlâ tam olarak istediği gibi olmasa da bir gelecek umudu vardı artık.

Ona kalsaydı ne mi olurdu? O aslında okumak isterdi. Liseden sonra devam edip üniversiteye gitmek. Hayalleri vardı ama bu hayaller okumakla sınırlı kaldı. Devam edemeyeceğini bildiği için hangi bölümde okuyacağına, ne meslek yapacağına dair düşünmeyi bile yasakladı kendine. Çünkü gerçekleşmeyecek her hayalin onu yaşayan bir ölüye çevireceğini biliyordu. Tıpkı kendisine ait mutlu bir aile kurabileceği hayali gibi. Ama o... Bu akşam gerçek olmuştu. Tam olarak hayal ettiği gibi değilse de kendi ailesini kurmaya bir adım atmıştı. Hayal ettiği gibi olması içinse emek vermesi gerekiyordu, bunu biliyordu Karmen.

Düşüncelerinin arasından Pamir'in "Karmen isminin anlamı ne?" sorusuyla sıyrıldı. "İlk defa duyuyorum."

Elindeki yüzüğe bakarak düşüncelere dalan kıza dönmüştü Pamir'in bakışları. İlk tanıştıklarından beri merak ettiği soruyu sormaktan çekinmedi.

İlk defa bir şeye ilgili bir ifadeyle yanıt verdi Karmen. "Anlamı parlak kırmızı." dedi önce. "Farsça kökenli bir kelimeymiş." Pamir'in de konuyla ilgilendiğini görünce devam etti kız. "Annem çok okuyan bir kadındı. Yani en azından hatırladığım kadarıyla öyleydi. Okumayı, araştırmayı severdi. Elinden kitap eksik olmazdı. Bana hamile kalınca da kızına böyle anlamlı ve nadir bir isim koymak istemiş."

Yavaşça başını salladı "Ne güzel." diyen adam. "Annen gerçekten eğitime önem veren bir kadınmış."

"Evet, öyleydi." dedi dalgın bir sesle.

Pamir onun eğitim konusuyla ilgili tavrına bakınca okumanın içinde ukde kaldığını tahmin etmesi zor olmadı. "Peki sen? Eğitim hakkında ne düşünüyorsun?"

İstemsiz de olsa mahcup bir biçimde başını öne eğdi kız. "Ben liseyi bitirdim ama üniversite..."

"Evet, bu şartlarda zor olmalı."

"Öyle."

"Peki, ister miydin?"

"Neyi ister miydim?"

"Eğitimini tamamlamayı."

Heyecanlandı Karmen. Bunu dışarıdan belli etmemeye çalışırken yutkundu. "İsterdim tabii. Lisedeyken derslerim hep iyiydi. Okumayı, araştırmayı çok severdim."

"Annen gibi."

Tebessüm etti kız "Annem gibi." diye tekrarlarken. Henüz yeni nişanlandığı adamla ilk kez bu kadar doğal, ortak bir dil yakaladığını görünce tebessümü genişledi. Sonra neden okuyamadığını hatırladı. Başı aynı umutsuzlukla önüne düştü. "Dayım da çok istedi okumamı. Ama işte... Hem maddi anlamda onlara yük olmak istemedim hem de..." Pamir'in beklentiyle dolu bakışını doyurdu yanıtıyla. "Murat doğdu. Fatma yengem doğumdan sonra çok zor zamanlar geçirdi. Ona bakabilecek durumda değildi. Ben de okulla ilgili her şeyi rafa kaldırıp onu büyütmesine yardımcı oldum, elimden geldiğince baktım. Hem yengeme hem Murat'a."

Bunları dinlerken yaşadığı rahat hayattan kopup bambaşka, daha gerçek bir dünyaya ayak bastığını hissetti ve başını salladı Pamir. "Anlıyorum." İnsanların ne kadar zor şartlar altında hayatta kaldığını bir kez daha hatırladı. "Murat'ın sana bu kadar düşkün olmasına şaşmamak gerek."

Evin içinde annesinden çok Karmen'in peşinde kuyruk gibi gezdiğini fark edince bile anlamıştı Pamir çocuk için onun ne anlam ifade ettiğini. Neredeyse annesi yerine koymuştu Karmen'i. Elbette ayrılması zor olacaktı.

O an hiç beklenmedik bir teklifle geldi adam. "İstersen eğitimini tamamlayabilirsin." deyiverdi aniden.

"Ne?"

"Eğer gerçekten devam etmek istersen eğitimini tamamlayabilirsin. Bunun için endişe etmene gerek yok."

Kafası karışmıştı Karmen'in. Önce çok şaşırdı, ne diyeceğini bilemedi hatta mutluluktan gözleri parladı. "Gerçekten mi?" Daha sonra yaptıkları evlilik anlaşması geldi aklına. Eğer çocuk için evleniyorlarsa bunu gecikmeden gerçekleştirmeleri gerekirdi. Hem çocuk hem okul nasıl olurdu? Yüzündeki aydınlık yerini soru işaretlerine bıraktı. "Ama olur mu ki? Hem okul hem..."

Genç kızın kafasındaki soruları "Açık öğretimle bitirebilirsin." sözleriyle yanıtladı Pamir. "Hem istersen çocuktan sonra başka bir bölüm de okuyabilirsin, tercih sana kalmış."

İlk defa bu kadar özgürdü ve seçim şansı vardı Karmen'in. Henüz ortada bir şey olmasa da öyle mutluydu ki. Cennetle mükâfatlandırılmış gibi hissetti kendini. "Çok teşekkür ederim." dedi umutla gözleri parlarken.

Duygusal anlamda bir şey hissetmese de büyük bir güven beslediği bu yabancıyla evlenirken kaybettiği hayatı geri kazanacağını hissetti.

O gece mutlu bir biçimde yastığa başını koyarken ister istemez parmağındaki yüzüğe baktı. Bir rüyada gibiydi Karmen. Ancak bu rüyadan uyanmasının tek bir parmak şıklatmasına baktığından habersizdi.

Bir sabah uyandığında kapısının önüne nişan bohçalarının atılacağını da bilmiyordu üstelik.

...

*

YAZAR NOTU: Hi guys! 🤎 Eve daha yeni geldiğim için anca bölüm yayınlayabiliyorum. Garip bir şey oldu ve bir süredir Wattpad'de mobilden bölüm paylaşmıyorum, bilgisayara geçmem gerekiyor, sebep bu aslında.

Bir de bölüm uzunluklarıyla ilgili kısa bir açıklama yapmak istiyorum. Laf kalabalığını sevmem, bölümü uzatmak için de gereksiz uzatmayı düşünmüyorum. Her bölümün uzunluğu, anlattığı olaylara göre değişkenlik gösterebilir. Ama genel olarak ne çok uzun ne de çok kısa olmamasını tercih ediyorum. Yine de olay örgüsüne göre değişkenlik gösterecektir. Bölümler çok kısa diye yorum yapmanız gidişatı değiştirmez, şayet değiştirecek olsa kaliteyi düşürürdü zaten. Kısa olduğunu düşünenler bölümleri biriktirerek de okuyabilir. Ancak böyle bir tavsiyede bulunabilirim naçizane. 🩷 Umarım kitaptan maksimum keyif alırsınız. 🫶🏻

Neyse, umarım beklediğinize değen bir bölüm olmuştur. 🧚🏼♀️ Bölüm yorumlarınızı buraya yazabilirsiniz. ❤️ Aksilik olmazsa ilgi yüksek olursa Salı günü yeni bölüm gelebilir. Sevgiler, bol kokulu öpçükler! 😘

•••

SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Ek Instagram: iambuzlarkralicesi
Twitter: @buzdanjuliet
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @halikarnastabirgece
Tiktok Kişisel: @buzlarkralicesiofficial