RUHUNU BOYA kitap kapağı

24. bölüm / 29

RUHUNU BOYA

𖤍 RUHUNU BOYA | 23

Yazar: Gülay Sena DÜNDAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 𖤍 RUHUNU BOYA | 23

-23-

Karmen koca şirketin önünde durduğunda ne yapacağını pek bilemedi. Şoför Osman arabanın kapısını açınca usulca indi. Bu koca bina üstüne üstüne gelirken içeri girmek zordu.

"Sizinle gelmemi ister misiniz?"

Şoförün teklifiyle başını iki yana salladı Karmen. "Teşekkür ederim." Aslında yalnız girmek onu biraz geriyordu. Hiç bilmediği bir yere, tanımadığı insanların yanına giderken elini kolunu nereye koyacağını şaşırdı.

Önce kapıdaki x-ray cihazından geçti. Cihaz ötünce adamın "Hanımefendi çantanızı koyun, öyle geçin." sözleriyle iyice gerildi.

Söyleneni yaparak geçtiğinde herkes ona bakıyormuş gibi hissetti ama kimseyle göz göze gelmeden danışmaya doğru ilerledi. "Merhaba, ben Pamir'le görüşecektim."

"Hangi Pamir?"

"Pamir Karadağ."

Verilen cevaba pek inanamamıştı ama sorgulamadı. "Kim diyeyim?" Bu soruyu sorarken onu baştan aşağı süzen kadın elindeki telefonu tuşlamaya başlamıştı.

"Karmen dersiniz. Beni bekliyordu."

Kadın aradığı yerle kısa bir görüşme yaptıktan sonra genç kıza döndü. "Pamir Bey toplantıdalar. Asansörle en üst kata çıkın, asistanı size yardımcı olur."

Kadının göz teması kurmadan ilgisiz cevabına karşın nazikçe başını salladı ancak söyleneni yapıp asansörü kullanmadı. Merdivenlere yöneldi. Ona göre en tehlikeli şeylerden biriydi asansör. Demirden bir tabut gibi. Onu kullanmaktansa dünyanın en yüksek tepesine çıkar gibi dinlene dinlene çıkmayı tercih etti kız.

En üst kata çıktığında biraz nefeslenip etrafı seyretti. Asansörden inenler, tekrar asansöre binenler ve elinde dosyalar olan meşgul insanlarla dolu koridordan geçti. Danışmadaki kadının kastettiği yer az ilerisi olmalıydı. Oradaki masada oturan kadına doğru çekingen bir biçimde ilerledi.

Telefonu yeni kapatan kadın Karmen'e döndü. "Buyurun?" derken. Bakışları, danışmadaki kadına benziyordu. İnceleyen ve sorgulayan ilgisiz bakışlar.

"Ben Pamir'le görüşecektim."

"Pamir Bey toplantıda."

"Ya... öyle mi?" Sıkıntıyla etrafına bakındı kız. Ne yapacağını pek bilemedi. "Peki, ben nerede bekleyebilirim onu?"

Merakla kaşları çatılan kadın "Randevunuz var mıydı?" sorusunu yöneltti.

"Yoktu ama beni bekliyor kendisi."

Pek inanıyor gibi durmasa da masanın köşesindeki bekleme koltuğunu işaret etti. "Randevunuz yoksa görüşeceğini sanmıyorum ama çıktığında sorarım. Burada bekleyin lütfen." Genç kız kendisine gösterilen yere otururken asistan yeni hatırlamış gibi sordu. "Adınız neydi?"

"Karmen."

Duyduğu isimle biraz şaşırdı kadın. "Eşisiniz."

"E... Evet."

Kadının tavrı bir anda değişti. "İsterseniz Pamir Bey'in odasında bekleyebilirsiniz. Çay, kahve? Ne alırdınız?"

"Sağ olun." Nazikçe hepsini reddetti Karmen. Olduğu yerde oturup sessizce beklemeye devam etti.

Kısa süre sonra toplantı odasından birkaç adam ve iki kadınla Pamir çıktı. Karmen'i görünce nazik bir tebessümle geliyorum anlamına gelen bir dudak hareketinde bulundu.

Onaylayarak başını sallayan kız, Pamir'in yanındaki kadınlardan birinin Avukat Meral olduğunu fark edince ensesinden huzursuz bir ürperti geçtiğini hissetti. Onu gören Meral'in de gözleri hafifçe büyümüştü.

Yanındaki adamlarla konuşması bittikten sonra ayağa kalkan Karmen'i usulca sarılarak karşıladı. "Hoş geldin." Hemen ardından asistanına döndü. "Eşimin geleceğini söylemiştim. Neden odaya almadınız?"

"Kendisi istemedi. Yani... eşiniz olduğunu söylemedi."

Hiçbir yanıt vermeden göz ucuyla Meral'e bakış atan adam "Hanımlar, buyurun odama." derken hem Karmen'i hem de Meral'i odasına buyur etti.

Meral neyle karşı karşıya olduğunu anlamıştı. Böyle bir durumda işler tersine gittiğinde ilk suçlanacak kişinin kendisi olduğunu da biliyordu. Bu yüzden ilk söylediğinde Nursultan Hanım'ın teklifini kabul etmemişti. Ancak Karadağlardan kaçış yoktu. Tıpkı şu an hesap vermekten kaçış olmadığı gibi.

İçerideki sessiz atmosferi ayakta duran kadınlara "Oturun." diyen Pamir böldü. Kendi masasına geçtiğinde fazla vakit kaybetmeden söze girdi. "Evet Meral, seni dinliyoruz."

"Şey... ben..." Önce sorar gibi Pamir'e baktı Meral.

"Sana evlilik sözleşmesi hazırlamanı kim söyledi? Benim imzaladığımı neden söyledin ve ben herhangi bir evlilik sözleşmesi imzaladım mı?" Masanın üzerinde oturan adam ellerini iki yana açtı rahatça. "İstediğin sorudan başlayabilirsin."

Karmen bu durumda olmaktan biraz rahatsızdı. Kocasının niyetini anlıyordu ama bu garip ortamda elini kolunu nereye koyacağını bilemezken diken üstünde oturmak çok zordu.

"Şimdi öncelikle Karmen Hanım'dan özür diliyorum." dedi Meral. "Küçük bir yanlış anlaşılma olmuş."

Kendisiyle muhatap olan kıza Karmen'i gösterdi. "Bana bakarak anlatma, ben biliyorum zaten. Karmen'le muhatap ol." Gözlerinde donuk bir öfke vardı ama kontrol altındaydı. "Nasıl bir yanlış anlaşılmaymış bu?"

Meral söyleneni yapıp kıza döndü. "Karmen Hanım gerçekten özür dilerim. Küçük bir yanlış anlaşılma olmuş. Şöyle ki, ben Pamir Bey'in haberi var sanıyordum. Nursultan Hanım bir evlilik sözleşmesi hazırlamamı istedi. Pamir Bey'in bundan haberi olduğunu ama ilgilenecek kadar vakti olmadığını söyledi ve imza için bir öneride bulundu. Bizim şirkette her zaman imzalı kâğıtlarımız olur. İmza yetkisi Pamir Bey'de olduğu için ve sürekli seyahatleri olduğundan dolayı acil durumlarda bu imzalı kâğıtlar kullanılır. Nursultan Hanım da sözleşmede imza işini bu şekilde halletmemi, Pamir Bey'i meşgul etmememi söyledi." Gergin bir biçimde nefes verdi elleri birbirine kenetli kadın. "Durum bundan ibaret."

Karmen'in kafası karışmıştı. Şirketler, sözleşmeler, imzalar... Ama bildiği bir şey vardı ki o da Pamir'in yine yalan söylemediğiydi. Tüm bu detaylar olayın aslını açıklıyordu. Ve yeniden Pamir'e güvenebileceğini düşünmemesine neden yoktu. Buna mutluydu.

"Gerçekten çok üzgünüm Karmen Hanım, o gün için..."

"Tamam, önemli değil."

Karmen'in hemen ardından elindeki kalemi bırakan adam "Benim için önemli." diyerek söze girdi. "Sen anneme değil bana çalışıyorsun. Durum ne olursa olsun beni arayıp onay alman gerekirdi. Hata yaptın."

"Evet, çok haklısınız."

Uzayan gergin bir sessizliğin ardından resmiyete dönerek "Bu zamana kadar verdiğiniz emek için teşekkür ederiz Meral Hanım. Artık Karadağ Grup'la bir ilişiğiniz kalmamıştır. Muhasebeden çıkışınızı isteyebilirsiniz." diyen adam an itibarıyla eski avukatı olan kadına baktı. "Ben iş yerimde arkamı döndüğüm tüm insanları takip edemem. Dolayısıyla benimle çalışan herkesin güvenilir olmasını tercih ederim. Tek şartım bu."

"Ama Pamir Bey-"

"İş bilinmez, öğrenilir, hatalar yapılır, iş hayatında her şey olabilir. Ama güven kaybedildiği zaman yerine gelmez. Benim buna tahammülüm yok. O yüzden sizinle yollarımızı ayırıyoruz Meral Hanım. Verdiğiniz hizmetler için teşekkür ederiz, çıkabilirsiniz."

Kısa bir an şoka uğrasa da hemen toparlandı kadın. Pamir'e anlamlı bir bakış attıktan sonra "Ben teşekkür ederim." diyerek odadan çıktı.

Yalnız kaldıklarında o soğuk sessizlik içine işlemişti Karmen'in. Çok üzgündü. Onun yüzünden biri işinden olmuş gibi suçluluk duydu. "İşine karışmak istemem ama böyle yapmana gerek yoktu."

"Neden? Onun yaptığı bir yanlış yüzünden her şey birbirine girmedi mi?"

"Evet ama-"

"Üstelik Meral yıllardır bu şirkette çalışıyor. Huyumu suyumu biliyor, güvene ne kadar önem verdiğimi de. Burada ilk günü değildi ki hatasını tolere edeyim."

"Muhakkak haklısındır ama ben... birini işinden etmiş gibi oldum."

Oturduğu yerde omuz silkti Pamir. "Senin yüzünden olmadı ki. Kendi iş bilmezliği. Konunun seninle bir alakası yok. Şirketteki herhangi bir sözleşmeyle ilgili bana haber vermeden bir düzenleme yapıp imzamı kullansaydı da işten atılırdı." Masada öne eğildi adam. "Bu evrakta sahteciliğe girer Karmen. Dua etsin de ondan şikâyetçi olmadım."

Yutkundu kız. "Tabii, ben pek bilmiyorum böyle şeyleri. Sen daha iyi bilirsin." sözleriyle konuya dâhil olmak istemedi. Bu onun işiydi sonuçta. Ona işini öğretecek değildi ya. Sadece üzülmüştü.

Yerinden kalkıp "Eee ne yapıyoruz?" diye soran adam, az önceki acımasız patron kimliğinden çoktan sıyrılmıştı. Kişiliklerini giyip çıkarabileceği birer ceket gibi kullanabilmesine şaşırdı genç kız. "Aç mısın, yemek yiyelim mi?"

"Yok."

"O zaman bir yerlerde bir şeyler içelim."

"Ben seni işinden etmeyeyim."

Karısının önünde durup omuzlarını yumuşakça kavradı. "İşlerim bitti. Hem seni ben çağırdım, unuttun mu? Telefon alacaktık. Belki biraz gezer, bir şeyler içeriz."

Adamın istekli olduğunu görünce başını yana yatırarak kabul etti Karmen. O gün gerçekten güzel geçti. Önce şirketten çıkarken asansörü kullanmaları küçük de olsa bir korku yaşamasına sebep oldu. Pamir onun asansör korkusunu fark etmişti. Bu durum bedenen yakınlaşmalarına sebep olduğu için sesini çıkarmadı, kolunu kızın beline sardı. Karmen de kocası yanındayken normalde korkacağı bu şeyden o kadar da korkmadı.

Asansör gerginliğinden sonra bir telefoncuya gidip telefon aldılar. Karmen telefona harcanan parayı dudak uçuklatıcı bulduğu için uygun bir şeyler bakmıştı ancak Pamir'i bu konuda ikna edemedi.

"Bak, sana her an ulaşabilmeliyim." Karmen'in eski telefonunu göstererek "Bu ölmüş cihazla pek mümkün görünmüyor." dedi.

"İyi de ben hep evdeyim zaten. Bu kadar masraf boşa."

"Şimdilik." dedi adam. "Buraya alıştığında eve girmek bile istemezsin." sözleriyle şaka yollu takıldı karısına. "Hem eğitimine devam edeceksin, konuşmuştuk bunu. Sen evde de olsan dışarıda da olsan sana ulaşmak isterim. Merak ederim. O yüzden bunu alıyoruz." İtiraza yer bırakmadan seçtiği en iyi telefonlardan birini görevliye uzattı.

Karmen ise o an rüyada gibiydi. Hayır, ona pahalı bir hediye alındığı için falan değildi. Kocası onu düşündüğünü, merak ettiğini söylediği için çok mutluydu. Bir de eğitimle ilgili verdiği sözleri unutmadığı içindi. Ona söylediği hiçbir şeyi unutmamıştı. Aşk vaat etmemişti belki ama verdiği değeri gizlemiyordu. Bu bile yeterdi Karmen için. Onu gördüğü ilk an, Pamir'in doğru kişi olduğunu hissetmişti. Peki neden en ufak bir pürüzde şüpheye düşüyordu? Cevap belki de çok basitti. Hiçbir şeyin bu kadar kusursuz olmadığına inanıyordu. Hayatı boyunca o kadar zor şeyler yaşamış, öyle zahmet çekmişti ki her şeyin bu kadar basit olabileceğine inanamıyordu.

İlk günü rüya gibi geçse de sonraki günler sıkıntıdan patladı Karmen. Hep aynı rutini izliyorlardı. Pamir sabah erken evden çıkıp işe gidiyor, çoğu zaman da akşam saatlerinde dönüyordu. Bazen daha geç. Evde tek başına ne yapacağını bilemeyen Karmen'in en heyecanlı aktivitesi bahçede yürümek oluyordu.

Öğleden sonra yardımcı Meliha bir isteği olup olmadığını sormak için geldiğinde odada fazla vakit geçirdiğini fark edip biraz da bahçeye çıktı. Bu evde insanlar nasıl vakit geçiriyordu ki?

Bahçedeki sandalyede oturup sessizce dışarıyı izlerken iki kanatlı, siyah demir parmaklıklardan oluşan bahçe kapısından bir araba girdi. Arabadan inen Mustafa eve girmeden önce Karmen'i fark etti. Bir süre ne yaptığını anlamak için onu izledi. Öyle dümdüz duruyordu. Sıkılmış görünüyordu. Bir heykel gibi hareketsiz duruşuna karşın meraka kapıldı adam. Usulca yanına gitti.

Mustafa'nın "Karmen... Merhaba." sözüyle derin düşüncelerine kısa bir mola verdi. "Burada ne yapıyorsun?"

"Oturuyorum." O akşamki saldırgan hâllerini gören adama karşı biraz mahcuptu ama asla pişman değildi. Yine olsa yine yapardı.

"Sıkılmış görünüyorsun."

Onu inceler gibi bakan adama ne diyeceğini bilemedi. Sıkılmıştı, bu doğruydu ama her şeyden şikâyet eden biri gibi görünmemek için "Yo..." dedi ağzının içinden.

Mustafa ise anlamıştı sıkıldığını. Yanına oturup arkadaşça gülümsedi. "Pamir biraz işkoliktir, işin zor." Şakayla karışık söylediklerinin ardından hemen ekledi. "Ama harbi adamdır. Güvenilirdir. Sana bir söz verdiyse tutar."

Bunları neden söylediğini biliyordu Karmen. O akşamki hâllerinden ötürüydü bu nutuk. "Ben... geçen akşam..."

Beklediğinin aksine "Tüm söylediklerinde haklıydın." dedi Mustafa. Öz kuzeni dururken onu haklı bulacağını düşünmemişti kız. Ama yanıldı. "Sonuçta Pamir'i tanımıyorsun, böyle düşünmekte haklıydın. Teyzem de epey ileri gitmiş. Ama onu tanıdıkça ne kadar mert bir adam olduğunu görürsün. Onunla evlendiğin için şanslısın." Baştan aşağı süzdü kızı. "Tabii Pamir daha şanslı, orası ayrı."

Tebessüm etti kız. "Sağ ol."

Omuz silkti adam "Ben her zaman kız tarafıyım." derken.

Yanında sessizce oturan kızın mahzun hâline içlenmişti. Annesini erken yaşlarda kaybettiği için kendisi de orada burada büyüyen, zaman zaman görünmez bir çocuk olmuştu. Teyzesi Letafet Hanım öz annesi gibi bakıp büyütmüş, Celal Karadağ kanatlarının altına almıştı ama anne baba gibi olmuyordu kimse. O yüzden olsa gerek Karmen'i kendine yakın buldu Mustafa.

"Bak ne diyeceğim, sahilde yürüyelim mi? Sana kahve ısmarlarım. Dertleşiriz biraz. İstanbul'u da yakından görmüş olursun."

Mustafa'nın teklifiyle şaşırdı, heyecanlandı kız. Ancak heyecanı pek hızlı söndü. "Bilmem. Uygun olur mu?" diye sordu tedirgin bir ifadeyle. Üstelik İstanbul'un gördüğü kadarı bile uğursuz gelmişti ona. Belki de kendi uğursuzluğundandı.

Onun neden endişelendiğini anlamadı. "Neden uygun olmasın ki?" İstanbul'da doğup büyümüştü Mustafa. Tam bir şehirliydi. Kasabada doğup büyümüş Karmen'e göre ayıp ya da uygunsuz karşılanacak şeylerin çoğu ona ve buradaki insanlara göre normaldi. Onun yanlış anlaşılma çekincesini anlamadı.

Karmen pek emin olmasa da çok sıkıldığı için başını hafifçe yana yatırarak "Olur." deyiverdi. Öte yandan Pamir'in buna kızıp kızmayacağını da düşünüyordu. "Pamir bir şey demez yani öyle mi?"

"Neden bir şey desin ki? Bir kahve içeceğiz, sahilde yürüyeceğiz, Bebek'te üç beş tur atacağız." Sonuncusunu şakayla karışık söylemişti. "Hem erken dönerse o da bize katılır."

"Tamam o zaman."

"Hadi, üstüne bir şeyler al, ben seni burada bekliyorum."

Heyecanla yerinden kalkıp odasına zıplayan kız ne giyeceğini bilemedi. Küçük, beyaz çiçekleri olan mavi bir elbise giydi. Üzerine de ince, siyah bir hırka almıştı. Odadan çıktığında hemen karşısındaki aralık kapıda yine bir tartışmaya şahit oldu. Nursultan Hanım çileden çıkmış gibi kızını azarlıyordu. Rüveyda ise tedirgindi, korkuyordu. Önce başını çevirip gitmek istedi. Ancak sonra Rüveyda'nın sözleriyle duraksadı.

Yalvarır gibi kadına baktı. "Dedeme alıştıra alıştıra söylemem için yardım etsen-"

"Kızım sen çıldırdın mı?" Sesini kısabildiği kadar kısarken öfkeli bir tıslamayla karşılık verdi. "Oralarda çocuk peydahlamışsın, gelmiş bana yardım et diyorsun. Senin o çocuğu doğurman hata! Bana söyleseydin bir çaresine bakardık! Nasıl yaptın bunu, nasıl?"

Karmen duyduğu şeyle şok oldu. Gayriihtiyari ağzına gitti sağ eli. Rüveyda'nın bir çocuğu mu vardı? Bunu duymamayı dilerdi. Ve çareyi duymamış gibi davranmakta buldu.

"Ya anne-"

Her şeyden habersiz gibi merdivenlere yönelen Karmen, yeniden Nursultan Hanım'ın radarına yakalanmıştı. Gözleri alev gibi kıza bakarken onun kaçamak bakışlarından her şeyi duyduğunu anladı. Karmen ise beklemeden hızlı bir biçimde merdivenleri indi.

Kayınvalidesinin gözlerinde görmüştü tehlikeyi. Duyduğunu anlamıştı. Bunun peşini bırakmayacaktı. İyi de buna gerek bile yoktu ki. Karmen kimseye söylemezdi. Dedikodu, birinin açığını yaymak çok büyük günahtı. Ondan sır çıkmazdı. Ancak Nursultan Hanım bunu bilmiyordu.

Karmen'i arabanın yanında bekleyen Mustafa, darmadağın olmuş bir şekilde gelen kızı görünce şaşırdı. "Karmen, iyi misin?"

Hiçbir şey olmamış gibi davrandı kız. "Hı hı, iyiyim ben. Tansiyonum düştü az önce. Ondan şey oldu."

"Aç mısın?"

"Yok, hayır." Boş bakışlarla ekledi. "Neden sordun?"

"Açlıktan düşmüştür belki tansiyonun, ondan." Karşısında kapalı bir kutu gibi duran kızın üstüne gitmedi. "Hadi o zaman, gidelim. Hem sana balık ısmarlarım. Yemek yer, bir kendimize geliriz."

Onaylayarak kendisine açılan kapıdan içeri girdi Karmen. Arka koltukta Mustafa'yla otururken sessizce camdan dışarı baktı.

Rüveyda'nın gizli bir çocuğu vardı.

Peki, bunu Nursultan Hanım'dan başka bilen var mıydı?

Pamir biliyor olabilir miydi?

...

*

YAZAR NOTU: Hi guys! 🤎 Şükür kavuşturana diyelim mi? 💕 Yeni bölümü ne kadar sabırsızlıkla beklediğinizi biliyorum ve geldim! Nasılsınız bakalım?

Ben biraz hastayım, soğuk almışım. Şu an bölümü yayınlamak için bile bilgisayarın başına zor geçtim, gözüm zor açılıyor. İki gündür salak gibiyim, hâlsizim. O yüzden notu pek uzatmayacağım. Bölüm hakkındaki yorumlarınızı buraya yazabilirsiniz.

Açık konuşmak gerekirse RUHUNU BOYA'nın çok uzun bir kitap olacağını düşünmemiştim ama şimdi taslakta 46. bölüme kadar yazmışım, devamı da var. Sadece ikinci kitap 46'da bittiği için kısa bir ara verdim yazmaya. Bu süreçte KALBİM SATILIK DEĞİLDİ, ŞİMDİ İNDİRİMDE! kitabına bölüm biriktireceğim. Ve vee veee... Yeni bir kitaba başladım. 🙊 Kızacağınızı bile bile buraya da atıyorum hadi bakalım.

YENİ KİTABIM: CEHENNET!

Yeni dediğime bakmayın, buralarda yeni

Yeni dediğime bakmayın, buralarda yeni. Aslında eski Facebook hikâyelerimden, fosil. 😂 Umarım onu da okur, beğenirsiniz. Yeni başladı. RUHUNU BOYA yeni bölüm beklerken ona da göz atabilirsiniz. Neyse, çok konuştum. Ben gidiyorum ve sizi yeni bölümle baş başa bırakıyorum. Yeni bölüm hakkındaki tahmin ve teorilerinizi buraya yazabilirsiniz. Mesela Karmen öğrendiği sırla ne yapacak ve nasıl başa çıkacak? Gibi gibi şeyler... Bu sefer gerçekten gidiyorum. Sevgiler, bol kokulu öpçükler! 😘

•••

SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Ek Instagram: iambuzlarkralicesi
Twitter: @buzdanjuliet
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @halikarnastabirgece
Tiktok Kişisel: @buzlarkralicesiofficial

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

47okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…