9. bölüm · Patikaların Çağrısı
Bölüm 9: Kurban ve Krallar
“Zincirler kırıldığında ya özgür olursun…
…ya da daha kalın zincirlerle cezalandırılırsın.”
Binlerce yıl önce.
Henüz patikalar şekillenmemişti.
Henüz insanlar titana dönüşmeyi bilmiyordu.
Henüz devler, yalnızca efsaneydi.
Ama o vardı:
Erdias.
Gençti. Sessizdi.
Köyünde diğerlerinden farklıydı.
Hayalleri görebiliyordu.
Ölmeden önceki anıları hissedebiliyordu.
Ve bir gün...
"ağaç" onu çağırdı.
O ağaç:
Kökleri gökyüzüne uzanan,
Yaprakları zamanı tutan,
Ve gövdesiyle kaderi mühürleyen Kurucu Ağaçtı.
Erdias oraya gittiğinde,
Onu bekleyen bir varlık vardı:
İlk Yaratıcı.
İnsan görünümündeydi ama gözleri yoktu.
Yalnızca bir ses:
“Zayıflar ölür. Güçlü olan hatırlar.”
“Kimi seçersen… o yaşar.”
Erdias o anda bir seçim yaptı.
Ailesi açlıktan ölüyordu.
Köyü yıkılmak üzereydi.
Ve o, hayatlarını kurtarmak için gücü kabul etti.
“Ben kurban olmayacağım.
Kral da olmayacağım.
Sadece yaşayanlardan biri olacağım.”
Ama yanıldı.
Çünkü bu güç, bedel isterdi.
İlk dönüşüm gerçekleştiğinde,
Erdias'ın gözleri karardı.
Onun dev hali… kemikten değil,
anılardan oluşuyordu.
Ve o dev ilk hareketini yaptığında,
1000 kişi yok oldu.
Köyü kurtulmadı.
Tam tersi...
Ateşe verildi.
İşte o gün, Erdias anladı:
“Ben bir kurban değilmişim…
Benim... kral olmam isteniyor.”
Ama bunu reddetti.
Patikaların zincirini kırdı.
Yaratıcıya döndü ve haykırdı:
“Bu güç… kimsenin elinde olmamalı!”
“Sonsuzluğu hak eden yok!”
Yaratıcı sinirlendi.
Ve Erdias’ı lanetledi:
“O halde sonsuzluk senin içinde çürüyecek.
Unutulacaksın.
İsmin silinecek.
Her bin yılda bir...
Gücün yeni bir taşıyıcıda uyanacak.
Ve hepsi senden bir parça taşıyacak.”
Ve böylece Erdias’ın ismi tarihten silindi.
Her taşıyıcı aslında onun bölünmüş parçalarıydı.
Kuruculuk dediğimiz şey, onun dağıtılmış iradesiydi.
Günümüze dönersek…
Aren gözlerini açtı.
Her şeyi görmüştü.
Geçmişi. Kökleri. İlk ihaneti.
Ve şimdi, karşısında duran çocuk – Kral Viskar –
o yaratıcı varlığın yeni gölgesiydi.
Yani Aren sadece bir devle değil…
tanrının kuklasıyla savaşıyordu.
Lina yanına geldi.
Elinde ışıkla dolu bir küre tuttu.
“Bu… senin parçaların.
Onları birleştirme zamanı.”
Aren gözyaşlarına hâkim olamadı.
“Ben... ilk hataydım Lina.
Benim yüzümden bu dünya bu hale geldi.”
Lina gözlerinin içine baktı.
“Hayır. Sen... ilk pişmanlıktın.
Ve devam etmek için, asla geç değil.”
Aren ayağa kalktı.
Patikalardan gelen tüm sesler ona eşlik etti.
Binlerce Erdias onunla beraber yürüyordu.
Hepsi birer hayal, ama hepsi gerçekti.
“Ben tek başıma değilim artık.”
“Ben... bir hatıranın yankısı değilim.”
“Ben... son kurucuyum.”
Ve savaş tekrar başladı.
Ama bu kez… kurban değil,
karar veren bendim.
