10. bölüm · Patikaların Çağrısı

Bölüm 10: Son Kurucu

Hasan Atakan Atak

"Zaman bir dairedir. Ama içinden biri geçerse... o daire, kırılır."

Zemin parçalanıyordu.
Zaman çizgisi, patikalarda kıvrılan bir yılan gibi kıvrılıyordu.
Aren’in etrafında binlerce ses, binlerce yüz, binlerce yaşam dönüyordu.
Hepsi aynı şeyi fısıldıyordu:

“Son kurucu… karar zamanı geldi.”

Gözleri önünde Viskar duruyordu.
Elinde dev bir çekiç.
Sırtında kurban edilmiş titanların gölgeleri.
İrileştikçe gözbebekleri kararıyor,
Tenindeki damarlar mor bir parıltıya bürünüyordu.

“Sen geçmişi hatırlıyorsun… ama ben geleceği taşıyorum.”
“Bu dünya senin affınla değil, benim yıkımımla arınacak.”

Bir çarpışma.

Aren’in patikalardan yükselen “ışık dev” formu,
Viskar’ın “karanlık çekirdek” formuyla çarpıştı.

Gökyüzü yarıldı.
Zaman çatladı.
Ve tüm şehir… tek bir kalp atışı kadar durdu.

O sırada Lina…
Elleriyle bir küreyi tutuyordu.
Küre, Aren’in anılarını taşıyordu.
İlk gülüşünü.
İlk korkusunu.
İlk ihaneti.
Ve… ona ilk “merhamet” eden anı: Lina’nın gözleri.

“Beni hatırla…”
“Güç için değil…”
“İnsan kalmak için.”

Lina küreyi göğsüne bastırdı.
Ve kendini… patikalara feda etti.

Aren haykırdı.

“Hayır!! Lina dur!!!”

Ama çok geçti.
Lina’nın bilinci, patikaların içine aktı.
Ve orada...
Ymir’le karşılaştı.

Ymir sessizdi.
Kumdan oluşmuş gibi görünen yüzü donuktu.
Ama Lina’ya dokunduğunda bir şey değişti:

“Sen... hatırlayanlardansın.
Ve unutulmaması gerekenleri taşıyorsun.
Sana bir hak vereceğim…”

Ve Lina’ya, zamanın dışında tek bir cümle söyleme hakkı tanındı.
Bu cümle... geçmişi, geleceği, hatta ölümün bile kararını değiştirecekti.

Viskar tam Aren’in kalbine çekiç indirirken,
Zaman durdu.
Aren’in gözleri dondu.
Kulaklarında bir ses yankılandı:
Lina’nın sesi.

“Beni sevmiştin… değil mi?”

Aren’in gözleri yaşla doldu.
Zincirler kırıldı.
Tüm patikalar çatladı.
Ve son bir kez haykırdı:

“Ben... SENİN İÇİN YAŞIYORUM!!”

Aren’in vücudu parçalara ayrıldı.
Ama bu parçalar ışığa dönüştü.
Işıktan oluşmuş devasa bir beden ortaya çıktı.
Sırtında kanat yoktu… çünkü uçmaya ihtiyacı yoktu.
Zaman onunla yürüyordu.

Bir yumruk.
Bir adım.
Ve Viskar yok oldu.
Sessizce, direnemeden.

Geriye yalnızca Aren ve Lina’nın sesi kaldı.

“Güç, unutmak için değil… hatırlamak içindir.”
“Ben bir devdim… ama senin gözlerinde yalnızca bir insandım.”