6. bölüm · Patikaların Çağrısı

Bölüm 6: Lina’nın Çığlığı

Hasan Atakan Atak

Korku.
İnsanların gözünde büyüyen şey bazen gerçek değildir.
Ama Aren artık bir efsane değil, gerçeğin ta kendisiydi.
Ve o gerçek, Lina’nın gözleri önünde dünyayı yutuyordu.

Siren sesleriyle yankılanan şehirde, Lina enkazların arasından geçerken gözleri boşluğa bakıyordu.
Omuzunda bir çiziği vardı ama hissetmiyordu.
Yürüyordu sadece...
Aren’i arıyordu.
Onu kaybetmeden önce, bir cümle söylemesi gerekiyordu.
“Gitme.”
Ama geç kalmıştı.

Geçmiş…
Hafızasının diplerinden bir ses yankılandı:

“Seninle oturabilir miyim?”
Aren’in o çekingen sesi…
İlk gün. İlk teneffüs.
O sınıfta herkes uzak dururken, o sadece yer aramıştı.
Ve Lina başını çevirmişti o gün.
Bir şey dememişti.
Sessizce sırasına oturmuştu.

Şimdi, o an zihninde yankılanıyor:

“Keşke o gün ‘evet’ deseydim...”

Aren’in ayak izlerini takip ederek ilerliyordu Lina.
Binalar yıkılmış, insanlar kaçıyordu.
Ama o kaçmıyordu.
Çünkü Aren hâlâ içeride bir yerdeydi.
Ve onu kimse hatırlamıyordu.

Sokakta bir çocuğu devrilen direğin altından kurtardı.
Çocuk korkuyla bakıyordu yukarıya:

“O dev… bi insan mı?”
Lina başını kaldırdı.
Gözleri bulutların arasından sızan ışıkta beliren o dev siluete takıldı.
“Hayır…” dedi. “O… bir zamanlar insandı.”

Lina koşmaya başladı.
Ayakları kanıyordu.
Ama içindeki suçluluk her şeyden ağırdı.
Aren’in yalnızlığına o da katkı sağlamıştı.
Belki hiç bir şey yapmadığı için...

Kule Meydanına vardığında, Aren'in dev bedeni gökyüzünü kaplıyordu.
Patikaların enerjisi hâlâ vücudunun çevresinde dans ediyordu.
Yıkım bitmemişti.

Ve o an…
Lina bağırdı:

“AREEEEEN!”

Herkes durdu.

O dev, o çağrının içinden kısa bir süreliğine bile olsa sesin sahibini tanımıştı.
Aren’in gözleri parladı.
Göz kapakları yavaşça düştü.
Bir fısıltı…

“Lina…”

Lina ağlıyordu.
Sesini zor bastırarak konuştu:

“Biliyorum… Seni biz bu hâle getirdik. Ama bu yol... senin yolun değil.
Merhamet etmediler. Evet.
Ama sen merhamet ettiğinde... farklı biri oluyorsun.”

Aren’in iç dünyasında patikalar yankılandı.
Ymir bir şey söylemedi.
Sadece izledi.

Lina dizlerinin üzerine çöktü.
Kalbini avuçlarına almış gibiydi.

“Sen beni hiç sevmedin mi?”

Aren’in içindeki dünya durdu.

O an, bütün şehir sanki tek bir kalp gibi attı.

Aren’in gözlerinden bir damla yaş süzüldü.

Dev vücudu titredi.
Patikaların ışığı solmaya başladı.
Ve yavaşça dizlerinin üstüne çöktü.

Bir sessizlik.
Ve sonra…

Dev bedenin içinden Aren çıktı.
Yorgun, halsiz…
Ama kendisi gibi.

Lina’ya doğru yürüdü.
Gözleri hâlâ parlıyordu.

“Ben... seni hep sevdim.”
“Ama bunu fark ettiğimde… çok geçti.”

Lina başını kaldırdı.
Aren’in kanlı ellerini tuttu.

“Hayır. Şimdi tam zamanı.”

Gökyüzünde patikalar sönmeye başladı.
Ama bir iz kaldı:
Bağ.

Artık onların arasında bir şey vardı.
Ne öfke, ne güç…
Sadece birbirlerini anlamış iki kalp.