5. bölüm · Patikaların Çağrısı

Bölüm 5: Merhametsizliğin Hesabı

Hasan Atakan Atak

Kırılma.
Bazen bir sesle olur. Bazen bir bakışla.
Aren için bu, geçmişteki sessizliklerin birikimiyle oldu.
Her görmezden gelinme…
Her “şaka” adı altındaki aşağılama…
Her yalnız bırakılış…
Bugün, bir canavara dönüştü.

Aren’in dev vücudu, çatıdan aşağıya düşen taşlar gibi parçalandı ve yeniden oluştu.
Ama bu sefer, dönüşüm tamamdı.
Kemikleri artık şekilsiz değil, bilinçliydi.
Kollarındaki damarlar alev gibi yanıyordu. Omuzlarında kıvrılan dikenler artık kalkmıştı.

Bu, gücün saf haliydi.
Ve o güç, öfke için doğmuştu.

Lina, tozların içinden doğruldu. Gözleri hâlâ yaşlıydı, sesi çatlamıştı:

“Aren… eğer hâlâ beni duyabiliyorsan…”

Aren’in kafası yavaşça ona döndü. Ama artık bakışlarında bir insanın izi yoktu.
Gözbebekleri daralmış, etrafı buz mavisine dönmüştü.
Ağzını açtı. Ama ses çıkmadı. Sadece derin, uğultulu bir nefes...
Ve sonra...

Arkasını döndü.

Adımlarını şehrin merkezine yöneltti.
Kaçan kalabalığa.

Sokaklar kanla yıkanmaya başladı.

İlk adımda asfalt parçalandı.
İkinci adımda elektrik direkleri devrildi.
Üçüncüde... insanlar yere düştü.

Aren bir binanın önünde durdu.
Orası... o çocukların saklandığı binaydı.
O gün ona vuran yumruğun sahibi hâlâ oradaydı.

Bir kahkaha.
Yıllar öncesinden kulağında yankılandı.

“Senin gibi biriyle kim arkadaş olur lan?”

Aren’in yumruğu yükseldi.
Dev bir gölge binanın üzerine düştü.
Bina çatırdadı.

Bir çığlık yükseldi.

Ama bu, acıdan değil... pişmanlıktan geliyordu.

“AREEEEEN! BEN HATA YAPTIM! LÜTFEEEEN!”

Ama artık geç kalınmıştı.

Yumruk indi.

Zemin çöktü.
Toz bulutu gökyüzünü kapladı.
Ve bina yok oldu.

Geriye sadece sessizlik kaldı.

Aren kafasını eğdi.
Ellerine baktı.
Parmakları titriyordu.
Ama sadece birkaç saniyeliğine.

Sonra kendine tekrar hatırlattı:

“Onlar merhamet etmedi.”
“Ben neden edeyim?”

Uzakta siren sesleri duyuluyordu.
Ordu gelmişti.
Ama önlerinde duran şey bir insan değildi.
Bir kurucu...
Bir çağrının taşıyıcısıydı.

Yüzlerce silah ona çevrildi.
Ama Aren yürümeye devam etti.
Ve her adımda, zihninde bir ses hâlâ onu çağırıyordu:

“Sen hâlâ sensin... Dön geri…”

Ama Aren fısıldadı:

“Ben artık geri dönmem.”

Tam o anda…
Gökyüzü yarıldı.

Patikalar yukarıdan aşağıya inmeye başladı.
Zaman eğildi. Mekân büküldü.

Ve Aren’in karşısında... bir kapı açıldı.
Parlak, canlı ve tehlikeli.

Ymir’in sesi son bir kez zihnine indi:

“Ya geçersin… ya burada yok olursun.”

Aren gülümsedi.

“Beni yok edemezsin. Çünkü artık ben... kendim bile değilim.”

Ve adım attı.