26. bölüm / 29
Nocturne Academy26. Bölüm-Taraflar
Bölümler 29Şu an: 26. Bölüm-Taraflar
- 1 1. Bölüm-Sistemin Renkleri355 kelime
- 2 2. Bölüm-Dengenin Ötesi759 kelime
- 3 3. Bölüm-Sistem Hatası264 kelime
- 4 4. Bölüm-Eski Çağrı245 kelime
- 5 5. Bölüm-Soğuk Hatıra272 kelime
- 6 6. Bölüm-Kayan Gerçek264 kelime
- 7 7. Bölüm-Sessiz Kural307 kelime
- 8 8. Bölüm-Sessizlik238 kelime
- 9 9. Bölüm-Orıgın: Hedef156 kelime
- 10 10. Bölüm-Geride Bırakılanlar873 kelime
- 11 11. Bölüm-Tanıdık Yabancılar1.459 kelime
- 12 12. Bölüm-Seçilmeyenler1.002 kelime
- 13 13. Bölüm-Kalan İzler879 kelime
- 14 14. Bölüm-Silik Hatıralar1.069 kelime
- 15 15. Bölüm-İlk Hamle692 kelime
- 16 16. Bölüm-Yanlışlar1.195 kelime
- 17 17. Bölüm-Parçalar453 kelime
- 18 18. Bölüm-Maskenin Ardından2.133 kelime
- 19 19. Bölüm-Yapay Gerçeklik2.023 kelime
- 20 20. Bölüm-Son Gece1.932 kelime
- 21 21. Bölüm-İlk Kan2.183 kelime
- 22 22. Bölüm-Yaralı Zafer2.218 kelime
- 23 23. Bölüm-Son Fedakârlık3.000 kelime
- 24 24. Bölüm-Çıkış Planı3.845 kelime
- 25 25. Bölüm-Kaybolan Anılar3.004 kelime
- 26 26. Bölüm-Taraflar2.108 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 27. Bölüm-Çıkış Yok3.312 kelime
- 28 28. Bölüm-İki Seçenek1.188 kelime
- 29 29. Bölüm-Kaderin ters yüzü1.028 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Bazen kime güveneceğini bilmek, neden kaçtığını bilmekten daha önemlidir."
Dakikalar geçtikçe öğrendiğimiz bilgiler artıyordu. Hepimiz Arden'in bu kadar çok şey bilmesine şaşırıyorduk. Her sorumuza bir cevabı vardı. Üstelik anlattıkları, geçmişte gördüğüm anılarla birbiriyle örtüşüyordu.
"Nyra."
Arden'in sesiyle ona döndüm.
"Anılarında görmedik ama büyük ihtimalle Elara sana beni Elowen'ın oğlu olarak tanıttı."
Bir an duraksadım. Bunu öğrenince içimde garip bir rahatlama oluştu. Birkaç gün önce (yani zaman algımı tamamen kaybetmediysem birkaç gün önce) bununla ilgili bir anı görmüştüm.
"Geçen günlerde bununla ilgili bir şey görmüştüm."
Arden tamam anlamında başını salladı. Selene bir süre düşündükten sonra konuştu.
"Nyra'yla benim bildiğimiz bazı şeyler olduğu için kartlarımız mor. Sen bizden daha fazla şey biliyorsun. O zaman neden kartın yeşil?"
Arden'in yüzünde kısa bir gülümseme oluştu.
"Beni Akademiden göndermeden önce hafızamı sildiklerini sanmışlardı. Bu yüzden artık tehlike oluşturmayacağımı düşünmüş olmalılar."
Kısa bir süre sustu.
"Üstelik Nyra'nın Elowen'ın ablasını öldürdüğünü bildiğim hâlde beni gönderdiler. Bu bile tek başına yeterince açıklayıcı."
Arden'in verdiği cevap yine mantıklıydı. Ne sorarsak soralım bir açıklaması vardı. Yine de içimde geçmeyen bir şüphe vardı. Daha önce mor kartla ilgili birçok şey görmüştüm. Fakat geçmişimde, mor kartın neden ortaya çıktığına dair hiçbir şey yoktu.
"Daha önce mor kartla ilgili bazı şeyler gördüm."
Arden bana baktı.
"Onların ne kadarı gerçek?" Diyerek devam ettim.
"Onun hakkında benim de fazla bilgim yok. Ben Akademideyken mor renk kullanılmıyordu. Sonradan size özel olarak çıkarılmış olmalı." Diye cevapladı Arden.
"Yani renklerin hepsinin bir anlamı mı var?"
Kael, sanki benim yerime düşüncelerimi söylemiş gibi konuştu.
"Renklerin anlamı ne?"
Arden bu kez cevap vermeden önce hepimize baktı.
"Basit düşünün. Mavi, yeşil, sarı, kırmızı, mor. Bu sırayla tehlike seviyeleri artıyor."
Birbirimize baktık. Lena, Arden, Jace, Kael, Selene ve ben. Sıralamamız bir anda zihnimde belirdi. Lena en masumumuzdu. Toprak ilk önce en masumumuzu almıştı.
"Başka sorunuz yoksa artık odamıza geçelim."
Arden etrafına baktı.
"Daha fazla burada duramayız."
Jace tam ayağa kalkacakken durdu.
"Son bir soru."
Arden ona döndü.
"İlk gün ihlal ettiğimiz bir kural yüzünden Origin protokolü başlatılacaktı. O neydi?"
Arden kaşlarını hafifçe çattı.
"Yasakları ihlal ettiğinizde ortaya çıkan bir şey olduğunu biliyorum. Fazlasını bilmiyorum."
Bu gecelik öğrendiğimiz bilgilerin yeterli olduğunu düşünüyordum. Geçmiş, Akademi, Elowen, Elara... Hepsi birbirine karışmıştı. Daha fazla düşünürsem zihnimdeki bütün parçaların yeniden dağılacağından korkuyordum. Arden kapıya yöneldi.
"Artık çıkalım. Saat geç oldu."
Elini kapı koluna koydu.
"Madam Elowen geceleri Akademiyi geziyor."
Bu bizim için hiç iyi bir haber değildi. Elowen'a yakalanırsak her şey bitebilirdi. Arden beni koridorun köşesine doğru çekti. Diğerlerinin ayak seslerini artık duyamıyordum. Sadece ikimizin nefesi ve uzaktan gelen Elowen'ın sesi vardı. Arden bir anda durdu. Elimi tutarak duvara yaslandı ve başını koridorun diğer tarafına çevirdi.
"Ses çıkarma."
Başımı salladım. Elowen'ın adımlarını duyabiliyordum. Yavaş ilerliyordu. Belli ki Victoria'yı arıyordu. Arden birkaç saniye bekledikten sonra beni tekrar kendine çekti. Bu kez daha dikkatli ilerledik. Koridorun sonunda diğerlerini gördüğümde içim biraz olsun rahatladı. Kael eliyle sessiz olmamızı işaret etti. Jace ile Selene duvarın yanında bekliyordu.
Arden yanlarına ulaştığında Jace hemen fısıldadı. "Elowen mı?"
Arden başını salladı.
"Victoria'yı arıyor."
Selene kaşlarını çattı. "Bizi gördü mü?"
"Sanmıyorum."
Kael koridorun diğer tarafına baktı. "O zaman burada durmayalım."
Hepimiz yeniden yürümeye başladık. Bu kez adımlarımızı daha da yavaşlatmıştık. Akademinin gece sessizliği her zamankinden farklı geliyordu. Birkaç dakika önce öğrendiğimiz onca şeyin üzerine bir de Elowen'ın koridorlarda dolaştığını bilmek, attığımız her adımı daha önemli hâle getiriyordu. Tam merdivenlere yaklaşmıştık ki arkamızdan bir kapının açılma sesi geldi. Hepimiz aynı anda durduk. Arden elimi bıraktı ve diğerlerine dönüp sessizce beklemelerini işaret etti. Birkaç saniye sonra yeniden adım sesleri duyuldu. Bu kez daha yakındı. Jace dudaklarını kıpırdatarak sordu.
"Ne yapacağız?"
Arden cevap vermeden önce merdivenlere baktı. Sonra koridorun diğer ucuna.
"Koşarsak bizi duyar."
Kael başını hafifçe çevirdi.
"O zaman yürümeye devam."
Arden birkaç saniye düşündü.
"Hayır bekleyeceğiz."
Hepimiz şaşkınlıkla ona baktık.
"Elowen geçene kadar burada kalacağız."
Duvara yaslandım. Kalbim hâlâ hızlı atıyordu. Elowen'ın adımları yaklaşırken Arden tekrar yanıma geldi.
"Birazdan geçecek."
Fısıltıyla konuşuyordu.
"Sonra odalarımıza gideceğiz. Sabah olduğunda ise planı uygulamaya başlayacağız."
Arden'in sözlerinden sonra birkaç saniye daha bekledik. Koridordaki ayak sesleri tamamen uzaklaşınca duvardan ayrıldı. Hepimiz sessizce ilerlemeye başladık. Bu kez kimse konuşmuyordu. Elowen'ın bizi görmeden odalarımıza ulaşmamız gerekiyordu. Odaya girdiğimizde kapıyı sessizce kapattık. Jace derin bir nefes alıp yatağın kenarına oturdu.
"Bir daha gece yarısı koridorda böyle koşmak istemiyorum."
Kael ona bakıp başını iki yana salladı.
"Sen koşarken bile konuşuyordun."
"Ne yapayım, sessiz koşmayı bilmiyorum."
Selene istemeden gülümsedi. Arden ise odanın ortasında duruyordu. Birkaç saniye düşündükten sonra konuştu.
"Yarın için bir plan yapmamız gerekiyor."
Hepimiz ona döndük.
"Elowen bizi artık daha fazla izlemeye başlarsa hareket etmemiz zorlaşacak."
"Ne yapacağız?" diye sordum.
Arden cevap vermeden önce bir süre düşündü.
"Önce Akademiyi boşaltmamız gerekiyor."
Jace'in yüzündeki ifade değişti.
"Nasıl?"
"Transferlerle."
Bu kelimeyi ilk kez o gece duyuyorduk. Arden devam etti.
"Öğrenciler başka merkezlere gönderiliyor. Eğer transferler başlarsa Akademideki öğrenci sayısı azalacak. Güvenlik de buna göre düşürülecek."
Selene hemen sordu.
"Biz de transfer mi olacağız?"
"Hayır."
Arden'in cevabı kesindi.
"Biz burada kalacağız."
Kael kaşlarını çattı.
"O zaman neden transferleri kullanıyoruz?"
"Çünkü öğrenciler gittikçe burası daha sakin olacak. Gözetim azalacak. Güvenlik sistemlerinin bir kısmı transferlerle ilgilenecek. Biz de o sırada hareket edebileceğiz."
Jace başını salladı.
"Yani transferler bizim çıkış yolumuz değil."
"Değil."
Arden'in bakışları ciddileşti.
"Biz sadece kaçmak için plan yapmıyoruz."
Odanın içinde sessizlik oluştu.
"Akademiden çıkıp arkamıza bakmadan gitsek bile burada hiçbir şey değişmeyecek. Elowen burada kalır. Deneyler devam eder. Başka öğrenciler gelir."
Arden gözlerini hepimizin üzerinde gezdirdi.
"Bizim burayı iyileştirmemiz gerekiyor."
Bu söz içimde uzun süre yankılandı. Elara'nın Akademiyi neden kurduğunu düşündüm. Bir zamanlar burası çocuklara yardım etmek için kurulmuştu. Sonra her şey değişmişti.
"Öyleyse önce öğrencilerin gitmesini bekleyeceğiz."
Arden başını salladı.
"Sonra harekete geçeceğiz."
Jace biraz düşündü.
"Peki transferleri kim başlatıyor?"
Arden cevap vermeden önce kapıya baktı.
"Onu henüz bilmiyoruz."
Bu kez hepimiz sustuk. Çünkü planın ilk parçasını bulmuştuk fakat nasıl işleyeceğini hâlâ bilmiyorduk. Sabaha kadar öğrenmemiz gereken çok şey vardı.
Sabaha kadar öğrenmemiz gereken çok şey vardı. Fakat artık hiçbirimizin konuşacak hâli kalmamıştı. Hepimiz yataklarımıza geçtik. Odanın ışıkları kapandığında gözlerimi kapatmaya çalıştım. Gün boyunca gördüğüm anılar zihnimde dolaşıyordu. Elara, Evelyn, Arden ve Elowen. Hepsinin birbirine bağlandığını hissediyordum fakat hâlâ tamamlanmamış bir şey vardı.
Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordum. Perdenin arasından süzülen güneş ışığı yüzüme vurduğunda gözlerimi açtım. Oda, gece bıraktığımız hâlinden tamamen farklı görünüyordu. Duvarlara vuran soluk sabah ışığı, gecenin ağırlığını biraz olsun dağıtmıştı. Sabah olmuştu. Jace yatağında doğrulup gözlerini ovuşturdu. Kael çoktan uyanmış, ayakkabılarını giyiyordu. Selene pencerenin önüne gidip perdeyi biraz daha araladı. Koridordan alışılmadık bir hareketlilik geldi. Jace başını kapıya çevirdi.
"Bir gariplik var."
Kael ona baktı.
"Neymiş?"
"Koridor normalden daha kalabalık."
Hepimiz hazırlanıp kapıya çıktık. Koridora adım attığımız anda Jace'in haklı olduğunu anladık. Görevliler bir yerden başka bir yere koşuşturuyor, bazı öğrenciler odalarından çıkarılıyordu. Selene kaşlarını çattı.
"Ne oluyor?"
Tam o sırada yanımızdan iki öğrenci geçti. Ellerinde küçük çantalar vardı. Arkalarından iki görevli yürüyordu. Jace onlara baktı.
"Bir yere mi gidiyorsunuz?"
Öğrencilerden biri yürümeye devam ederken cevap verdi.
"Transfer."
Sonra görevlilerle birlikte koridorun sonuna doğru ilerlediler. Jace hemen Arden'e döndü.
"Transferler."
Arden'in bakışları öğrencilerin kaybolduğu koridora kaydı.
"Dün gece konuştuğumuz şey."
Kael kollarını bağladı.
"Demek gerçekten bugün başlıyor."
Arden başını salladı.
"Ve bu bizim için düşündüğümüzden daha iyi olabilir."
Selene ona baktı.
"Nasıl?"
"Öğrenciler gittikçe Akademi boşalacak. Görevlilerin dikkati transferlerde olacak. Bazı bölümler daha az korunacak."
Jace'in yüzünde hafif bir gülümseme oluştu.
"Yani plan için uygun zaman."
"Henüz değil."
Arden'in sesi ciddileşti.
"Önce sistemi gözlemlememiz gerekiyor."
Birlikte koridorun kenarında durup transfer hazırlıklarını izlemeye başladık. Öğrenciler sırayla güvenlik bölümüne götürülüyordu. Bazı kapılar normalden daha uzun süre açık kalıyor, bazı koridorlarda hiç görevli bulunmuyordu. Arden dikkatlice etrafı inceliyordu.
"Bak."
Parmağıyla ilerideki kapıyı gösterdi.
"Normalde orada iki görevli olur."
Şimdi kimse yoktu. Jace hemen durumu anladı.
"Transferler başladığında güvenlik gerçekten azalıyor."
Arden başını salladı.
"İşte ihtiyacımız olan şey bu."
Hepimiz aynı şeyi düşünüyorduk. Eğer öğrencilerin transfer edilmesi Akademinin düzenini bu kadar değiştiriyorsa, bunu kendi gözlerimizle incelememiz gerekiyordu. Arden kapıya yöneldi.
"Koridora çıkalım."
Jace hemen ayağa kalktı.
"Şimdi mi?"
"Evet. Ne kadar erken gözlemlersek o kadar iyi."
Arden kapının koluna uzandı. Önce koridoru dinledi, ardından kapıyı yavaşça açtı. Dışarıdan gelen sesler bir anda daha belirgin hâle geldi. Öğrencilerin konuşmaları, görevlilerin talimatları ve hızlı adımlar birbirine karışıyordu. Önce Arden çıktı. Ardından Kael, Selene ve Jace koridora geçti. Ben de en son onların yanına çıktım. Koridor gerçekten de normalden çok daha kalabalıktı. Öğrenciler gruplar hâlinde ilerliyor, bazıları küçük çantalar taşıyor, görevliler ise onları güvenlik bölümüne yönlendiriyordu. Bir süre olduğumuz yerde durup çevreyi inceledik. Jace başını iki yana çevirdi.
"Burada normalden çok daha fazla insan var."
"Transferler yüzünden." dedi Arden.
Kalabalığın diğer tarafına baktım. Birkaç öğrenci daha görevliler eşliğinde ilerliyordu. Onlar uzaklaştıkça arkamızdaki bazı odaların kapıları açık kaldı. İçerilere baktığımda çoğunun tamamen sessiz ve boş olduğunu gördüm. Selene bunu fark etti.
"Öğrencileri odalardan çıkarmışlar."
Arden başını salladı.
"Transfer hazırlığı."
Bir görevli yanımızdan geçerken elindeki listeye bakıyordu. Koridorun sonunda başka bir grup daha güvenlik bölümüne götürülüyordu. Kael sessizce konuştu.
"Kalabalık burada, ama odalar boş."
Arden gözlerini koridor boyunca gezdirdi.
"Ve görevlilerin çoğu transferlerle ilgileniyor."
Jace hafifçe gülümsedi.
"Bu bizim için daha iyi."
Arden cevap vermedi. Sadece Akademinin farklı bölümlerini incelemeye devam etti. Biz de onunla birlikte yürümeye başladık. Koridor her zamankinden daha kalabalıktı. Öğrenciler gruplar hâlinde ilerliyor, görevliler onları güvenlik bölümüne doğru yönlendiriyordu. Bazılarının ellerinde küçük çantalar vardı. Odaların bulunduğu kısım ise bunun aksine neredeyse tamamen sessizdi. Bir süre kimse konuşmadan etrafı izledik.
Arden, görevlilerin hareketlerini dikkatle takip ediyor, Kael ise kameraların yönlerini inceliyordu. Jace ve Selene de kalabalığın arasında olup bitenleri anlamaya çalışıyordu. Tam o sırada Victoria'yı gördük. Karşı koridordan bize doğru geliyordu. Bizi fark ettiğinde durdu.
"Transferler bugün başladı."
Arden ona baktı.
"Fark ettik."
Victoria kısa bir süre koridoru izledi.
"İlk grup birazdan gönderilecek. Sonra diğer öğrenciler hazırlanacak."
Başımı hafifçe çevirdim. Gerçekten de güvenlik bölümünün önünde yeni bir grup toplanmaya başlamıştı.
"Anladım." dedim.
Victoria bakışlarını yeniden bize çevirdi.
"Bir süre böyle devam edecek."
Söyledikleri gayet normaldi. Transfer günü Akademide neler olduğunu açıklamaktan başka bir şey yapmıyordu. Fakat ardından sessiz kaldı gitmedi. Biz de bir süre onunla birlikte koridorda durduk. Arden'in gözleri Victoria'nın üzerindeydi. Victoria bunu fark etti ama hiçbir şey söylemedi. Sanki ikimiz de diğerinin bir şey söylemesini bekliyorduk. Sonunda Arden sessizliği bozdu.
"Senin burada ne işin var?"
Victoria ona baktı.
"Transferleri kontrol ediyorum."
Arden'in bakışları değişmedi.
"Onu sormadım."
Victoria birkaç saniye sustu. Sonra elindeki dosyaları kapatıp kolunun altına sıkıştırdı.
"Ne sormaya çalıştığını biliyorum."
Jace ve Selene de konuşmayı dinlemeye başlamıştı. Kael ise koridoru kontrol ediyordu. Arden sesini biraz alçalttı.
"Son zamanlarda bize karşı davranışların farklı."
Victoria'nın yüzünde belli belirsiz bir ifade oluştu.
"Farklı olduğunu düşünüyorsun."
"Evet."
"Ve bundan rahatsız mısın?" Dedi alaycı bir tavırla Victoria.
Arden cevap vermeden önce kısa bir süre düşündü.
"Ne düşündüğümü anlamaya çalışıyorum."
Victoria başını hafifçe eğdi.
"Belki de fazla düşünüyorsun."
"Arden'in şüphelendiği bir şey varsa genelde boşuna değildir." Dedi Jace, Arden'e alaycı şekilde sırıtarak.
Victoria ona baktı.
"Sen de mi şüpheleniyorsun?"
Jace omuzlarını kaldırdı.
"Şu an sadece merak ediyorum."
Selene sessizce Victoria'yı izliyordu. Ben ise içimde açıklayamadığım bir his taşıyordum. Victoria'nın burada yalnızca transferleri kontrol etmek için durduğuna artık tam olarak inanmıyordum. Arden bir adım yaklaştı.
"Bize söylemek istediğin bir şey mi var?"
Victoria birkaç saniye boyunca cevap vermedi. Kalabalığın sesi etrafımızda devam ederken onun bakışları tek tek hepimizin üzerinde gezindi. Sonunda gözleri Arden'de durdu.
"Burada değil."
Arden kaşlarını çattı.
"Nerede?"
Victoria koridorun sonundaki daha sakin bölümü işaret etti.
"Birazdan."
Sonra yeniden bize döndü.
"Şimdilik hiçbir şey sormayın."
Bu kez hepimiz sustuk. Victoria'nın sesinde ilk kez farklı bir şey vardı. Sanki söyleyeceği şey, şimdiye kadar bildiğimiz her şeyi değiştirecekmiş gibi.
"Benimle gelin."
Birbirimize baktık. Hiçbirimiz Victoria'nın ne yapmaya çalıştığını anlayamıyorduk. Yine de peşinden gitmekten başka seçeneğimiz yoktu. Kalabalığın arasından ilerledik. Birkaç adım sonra öğrencilerin ve görevlilerin sesleri arkamızda kalmaya başladı. Ayak seslerimiz mermer zeminde daha belirgin bir şekilde yankılanıyordu. Victoria, ana koridordan ayrılıp daha dar bir geçide girdi. Burada ışıklar daha loştu. Duvarlardaki beyazlık bile Akademinin diğer bölümlerindeki kadar parlak görünmüyordu. Bir süre daha yürüdük. Sonunda Victoria durdu. Arkasından geldiğimizden emin olmak için omzunun üzerinden baktı. Ardından koridorun iki ucunu da kontrol etti. Kimse yoktu, en ufak bir ayak sesi bile duyulmuyordu. Victoria birkaç saniye sessiz kaldı. Jace dayanamayıp fısıldadı.
"Neden buraya geldik?"
Victoria hemen cevap vermedi. Söyleyeceği cümleyi zihninde birkaç kez tartıyormuşcasına bir ifade vardı yüzünde. Arden bir adım öne çıktı.
"Az önce bize bir şey söyleyeceğini söyledin."
Victoria gözlerini ona çevirdi.
"Evet."
Sesindeki ciddiyet hepimizin dikkatini çekmişti. Selene kollarını göğsünde birleştirdi.
"Ne oldu?"
Victoria derin bir nefes aldı. Koridorun loş ışığında yüzü olduğundan daha ciddi görünüyordu. Elindeki dosyaları yavaşça yanındaki masanın üzerine bıraktı. Sonra bize döndü.
"Size söyleyeceğim şeyi burada duyduğunuzdan emin olmam gerekiyor."
Kael'in bakışları sertleşti.
"Neyi?"
Victoria birkaç saniye daha sustu. Ardından gözlerini tek tek hepimizin üzerinde gezdirdi.
"Ben artık Elowen'ın tarafında değilim."
Nefesimi tuttum başından beri Madam Elowen'ın tarafında olan, Madam Elowen ile çalışan kadın nasıl onun tarafında olmazdı. Bu bir çeşit oyun muydu? Bizi kandırıyır olabilir miydi? Victoria'dan her şeyi beklerim.
"Ben sizin tarafınızdayım."
Bölüm etkileşimi
