2. bölüm · Nocturne Academy
2. Bölüm-Dengenin Ötesi
"Denge, çoğu zaman sadece iyi saklanmış düzensizliktir."
Otobüs durdu, gelmiştik. Peki ben hazır mıydım? Her şey yeniden başlıyordu. Bu hikâyenin sonu aynı mı bitecekti, yoksa onu değiştirme şansı gerçekten bende miydi?
Yavaş adımlarla otobüsten çıktım. Görevli insanlar bizi okul binasına doğru yönlendiriyordu. Hepsinin siyah kart taşıdığını fark etmem uzun sürmedi.
Bina hâlâ aynıydı. Değişen tek şey kurbanlardı. Gülünç. Ne güzel, herkes her şeyden habersizdi. Keşke ben de öyle olsaydım.
Siyah kartlı görevliler gergindi. Tuhaf bir hava vardı. Herkes farklı görünüyordu; bazıları üzgün, bazıları mutlu, bazıları ise tamamen boştu. Ama hepsinde aynı şey vardı: yapmacık bir gülümseme.
Okulun içine girdim. Cidden, neden herkes bu kadar mutluydu? Kalabalığın arasından ilerlerken yüzleri izliyordum. Garip bir düzen vardı ama ilk bakışta anlaması zordu. Sanki herkes farklı bir şeye tepki veriyordu.
Mavi olanlar rahat ve mutlu görünüyordu. Yeşil olanlar etrafa bakınıyor, sürekli bir şeyleri anlamaya çalışıyordu. Sarı olanlar ellerinde telefonlarla dolaşıyor, fotoğraf çekiyordu ama rastgele değildi sanki bazı şeyleri özellikle yakalamaya çalışıyor gibiydiler.
Kırmızılar ise huzursuzdu. Bakışları sürekli kayıyordu, bir şeylerden şüphe eder gibiydiler. Ve siyah. Siyah kart sadece görevlilerdeydi. Onlar ise hiç konuşmadan, sadece yönlendiriyordu.
Bir görevli yanıma yaklaştı.
“Sen ne yapıyorsun burada? Diğerleriyle ilerle,” dedi sert bir sesle.
Ben zaten diğerleriyle birlikte ilerliyordum. Kendimi savunmak için ağzımı açtım, neyse şimdilik en iyisi bir şey dememek baştan şüphe çekersem her şey başlamadan biter. Ama dikkatimi çeken, konuşurken gözlerinin sürekli kartımdaki renkte kalmasıydı.
Kadın çok garipti. Hızlı konuştu, sesi aceleciydi. Sanki beni uyarmak istiyordu. Ama bu, gruptan ayrıldığım için değildi. Daha çok, ileride yapacaklarım içindi.
Yönlendirildiğimiz yere geldim. Konferans salonuna benzeyen büyük bir odaydı. Bir kadın sahneye çıktı, boğazını temizledi. Sonra konuştu.
“Nocturne Academy’e hoş geldiniz!”
Kırmızı sandalyeler salonu dolduruyordu. Fazlaydılar, gereğinden fazla. Dikkat çekmemek için ortalara doğru ilerleyip oturdum. Ama oturduğum anda fark ettim, her sıranın başında bir görevli vardı.Hiç konuşmuyor, sadece bakıyorlardı. Sanki biz oturdukça bizi sayıyorlardı.
Kadın tekrar sahnenin ortasına geçti. Bir an durdu, salona baktı.
“Nocturne Academy öğrencileri, hepinize tekrar merhaba.”
Sesinde garip bir sakinlik vardı. Sanki bu cümleyi yüzlerce kez söylemiş gibiydi.
“Sizinle tanıştığım için çok mutluyum.”
Bazı öğrenciler birbirine baktı. Ama kimse konuşmadı.
“Fark ettiniz mi bilmiyorum, ama herkesin elinde farklı renkte kartlar var.”
İstemsizce kartımı daha sıkı tuttum.
“Bu renkler; mavi, yeşil, sarı, kırmızı ve siyah…”
Sesi bir anlığına daha sertleşti.
“Sizin ne olduğunuzu gösterir.”
Salonda hafif bir kıpırdanma oldu.
“Bu size verilen bir renk ve değiştirme şansınız yok.”
Bir an durdu. Sanki son cümleyi özellikle uzatıyordu.
“Çünkü o renkler artık sizin kaderiniz.”
Kadın her rengi açıklamıştı. Ama benim rengim mor. Bir basım hatası mıydı? “Kader” derken neyi kastediyordu? Eğer gerçekten kaderin var olduğundan bahsediyorsa komikti. Çünkü ben kadere inanmıyordum. Ve gerekiyorsa, onu değiştirebilirdim. Kadın hafifçe gülümsedi.
“Ah… kendimi tanıtmayı unuttum.”
Bir an durdu, salona baktı.
“Ben sizin müdürünüzüm"
Kısa bir sessizlik oldu.
“Adım Madam Elowen Vale.”
Gülümsemesi yerinde kaldı.
“Burada birlikte çok zaman geçireceğiz."
"Ve beni çok seveceksiniz. "
Kimse ne demek istediğini tam olarak anlamamıştı. Salonda kısa bir sessizlik oldu. Bir şeylerin yanlış olduğu belliydi. Sanki cümlenin içinde gizlenmiş başka bir anlam vardı. Ama söylediği şey mantıksızdı. Hatta saçmaydı.
Madam Elowen yeniden konuştu.
“Öğrenci sayısı fazla olduğu için odalarda tek başınıza kalmayacaksınız.”
Kısa bir an durdu, salona baktı.
“Odalarınız tamamen rastgele belirlendi. Her renkten en az bir kişi olmasına özellikle dikkat edildi.”
Gözleri bir an kalabalığın üzerinde gezindi.
“Siyah kartlılar hariç. Onlar görevlilerimiz.”
Sessizlik biraz daha ağırlaştı.
“Toplamda dört renkten oluşan gruplar olacak. Her odada altı kişi bulunacak.”
Bir adım geri çekildi.
“İsimler açıklandığında, yanlarında renkleriniz de söylenecek.”
Rastgele seçmiş olamazlardı. Nocturne Academyde her şeyin bir mantığı, bir sebebi ve bir sonucu vardı. Yeni öğrenciler bilmiyor olabilirdi ama ben biliyordum. Altı kişi, fazla kalabalıktı. Umarım odaların içi geniştir ve en azından biraz özel alan vardır. Madam Elowen sanki bir şey unutmuş gibi yeniden konuştu.
“Her odaya en az bir renkten yerleştirmeye özen gösterdik.”
Kısa bir duraksama oldu.
“Ama mavilerin fazla, kırmızıların ise az olması gibi nedenlerden dolayı tamamen eşit bir dağılım olmayabilir.”
“Her şey gibi eşit değil” bahanesinin altında başka bir şey öğrenmiştim Madam Elowen neyi saklıyordu? Ya da neyi hazırlıyordu? Bunu tam olarak anlayamıyordum ama içimde bir şey, bunun sadece dağılım meselesi olmadığını söylüyordu. Burada hiçbir şey göründüğü gibi değildi. Düşüncelerim bir anda sustu Sebebi, kendi ismimi duymamdı.
Oda 8
Nyra Veyl rengi mor
Lena Voss rengi mavi
Kael Draven rengi kırmızı
Arden Hale rengi yeşil
Jace Rowan rengi sarı
Selene Arlow rengi mor
Etraftaki fısıltılar giderek arttı.
Madam Elowen’in söylemediği bir rengin olması, üstelik bunun bir tane değil, iki tane çıkması öğrencileri açıkça şaşırtmıştı. Şaşıran tek onlar değildi ben de şaşırmıştım.
Tek mor ben değil miydim?
Selene Arlow rengi rengiTek
