Nocturne Academy kitap kapağı

18. bölüm / 29

Nocturne Academy

18. Bölüm-Maskenin Ardından

Vaveyla Yazarı: Derya Dub

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 18. Bölüm-Maskenin Ardından

"İnsanların gösterdiği yüz, çoğu zaman sakladıkları gerçeğin en uzak hâlidir."

Gözlerimi açtığımda ilk hissettiğim şey ağır bir sessizlikti.Bir süre nerede olduğumu anlayamadım, sersemlemiştim.

Gözlerim tavana takılı kaldı. Beyaz ışık hâlâ aynıydı. Duvarlar hâlâ aynı soğuk renkteydi. Oda sekizdeydim. Ama zihnim hâlâ orada değildi, hâlâ geçmişteydim.

Annemin sesi, Elowen'in bakışları, eski Nocturne Academy, üç farklı görüntü, üç farklı an. Ama hepsinin sonunda aynı soru kalıyordu. Bana neden gösterilmişti? Yavaşça doğruldum. Ellerimi yüzüme götürdüm.

Bunlar gerçekten benim anılarım mıydı? Yoksa biri bana ait olmayan şeyleri zihnime mi yerleştiriyordu? En korkutucu olan ise ikisinin de mümkün olmasıydı. Çünkü gördüğüm şeyler yabancı değildi. Bir insan hiç yaşamadığı bir şeyi nasıl bu kadar tanıdık hissedebilirdi?

Yataktan kalktım. Odanın içinde birkaç adım attım. Normalde böyle bir durumda sinirlenirdim. Bir şeyleri kırmak, birine hesap sormak, cevap almak isterdim, ama bu sefer farklıydı. Çünkü ilk defa öfkelenmek istemiyordum. Sadece anlamak istiyordum.

Kapının yanında duran aynaya baktım, yüzüm aynıydı. Ama ben aynı değilmişim gibi hissediyordum.

"Nyra."

Sesle birlikte arkamı döndüm. Arden kapının yanında duruyordu. Ne zamandır orada olduğunu bilmiyordum.

"Ne zamandır buradasın?"

"Çok değil."

Bana baktı.

"Ama yeterince."

Kaşlarımı çattım.

"Ne gördüğümü anlamaya mı çalışıyorsun?"

"Hayır."

Arden içeri girdi.

"Anlamaya çalıştığım şey, neden ilk defa hiçbir şeyi inkâr etmiyorsun."

Bu cümle beklemediğim bir yerden gelmişti. Normalde ona karşı çıkardım.

"Saçmalıyorsun."

"Belki."

Arden omuz silkti.

"Ama yanılıyor olsam bile bunu fark edecek kadar uzun zamandır seni izliyorum."

Bu cümle hoşuma gitmedi.

"İnsanları izlemek biraz garip bir huy."

"İşe yarıyor."

"Sinir bozucu."

"Onu da biliyorum." Dedi.

İstemeden kısa bir nefes verdim. Arden'in en sinir bozucu yanı buydu. Her zaman sakin kalıyordu. Ben ne kadar tepki verirsem vereyim, o sadece bakıyordu. Ama bu sefer bakışlarında alay yoktu, sadece merak vardı.

"Bir şey mi gördün? "

Bu kez soruyordu, cevap vermek istemedim.

Çünkü geçmişimi anlatmak, kontrolü ona vermek gibi geliyordu. Ama diğer taraftan...

Belki de ilk defa biri gerçekten dinleyebilirdi.

"Üç şey."

Arden sessiz kaldı, devam etmemi bekledi.

"Anılar."

"Senin mi?"

Başımı kaldırdım.

"Sanırım."

Arden'in kaşları hafifçe hareket etti.

"Sanırım?"

"Hatırlıyordum."

Kısa bir duraksama yaptım.

"Ama aynı zamanda ilk defa görüyormuşum gibiydi."

Odadaki sessizlik ağırlaştı. Arden pencereye baktı.

"Bu akademide bazı şeylerin unutulması için nedenler var."

"Sen biliyor musun?"

Arden hemen cevap vermedi. Bu bile cevaptı.

"Her şeyi değil."

Sözleri beklediğimden farklıydı.

"Ben sadece parçaları biliyorum."

"Ne parçaları?"

Bana baktı.

"Senin gibi."

Bu cevap hoşuma gitmemişti. Ama garip şekilde rahatlatmıştı. Çünkü ilk defa yalnız olmadığımı hissettim. Tam konuşacakken kapının dışından bir ses duyuldu.

"Umarım içeride gizli toplantı yapmıyorsunuzdur."

Jace'in sesi, Arden gözlerini kapattı.

"Ve huzur bitti."

Kapı açıldı, Jace içeri girdi.

"Ne? Beni görünce sevindiniz sanmıştım."

"Yanıldın." dedi Selene arkasından.

Jace ona döndü.

"Sen özellikle kırıcı olmaya çalışıyorsun."

"Hayır."

Selene içeri girdi.

"Çaba göstermiyorum."

Jace birkaç saniye düşündü.

"Bu daha kötü."

İlk kez o an, bütün ağırlığın arasında küçük bir gülümseme oluştu. Ama içimde tek bir düşünce kalmıştı. Geçmişim geri dönüyordu. Ve bir sonraki parçanın ne göstereceğini bilmiyordum.

Jace ve Selene içeri girdikten sonra oda tekrar sessizleşti. Ama bu seferki sessizlik önceki gibi değildi. Daha çok herkesin kendi düşüncelerinin içinde kaybolduğu bir sessizlikti. Jace birkaç saniye boyunca bizi izledi. Sonra dayanamayarak konuştu.

"Tamam, bunu söylemek zorundayım."

Selene gözlerini kapattı.

"Yine mi?"

"Evet, yine."

Jace yatağa oturdu.

"Bu odada herkes garip davranıyor."

Kael'in olmadığını fark etmiş olmalıydı ama yine de devam etti.

"Normalde ben en garip olan kişi olurdum."

Selene ona baktı.

"Normalde mi?"

Jace bir an durdu.

"Tamam, hâlâ benim."

İstemeden dudaklarımın kenarı hafifçe kıpırdadı, Jace bunu fark etti.

"Bakın."

Bizi gösterdi.

"Nyra bile güldü. Demek ki hâlâ umut var."

Hemen ifademi düzelttim.

"Gülmedim."

"Gördüm."

"Yanlış gördün."

"Benim gözlerim çok iyidir."

Selene araya girdi.

"Hayır."

Jace ona döndü.

"Ne hayır?"

"Her konuda."

Jace birkaç saniye düşündü.

"Bu çok kırıcıydı."

"Gerçekti."

Aralarındaki konuşma eskisi gibi görünüyordu, ama değildi. Selene hâlâ Jace'i sinir bozucu buluyordu. Bunu bakışlarından anlamak mümkündü. Ama artık sadece nefret yoktu. Sadece Selene değil, hepimiz Jace'i kabul etmiştik ve onu seviyorduk.

Arden pencerenin önünde duruyordu sanki bir şey anlatacaktı ama odaya Jace girince vazgeçmişti. Onun sessizliği Jace'inki gibi değildi. Jace konuşmadığında boşluk oluşuyordu. Arden konuşmadığında ise sanki bir şey saklıyordu, yanına baktım.

"Az önce söylediğin şey..."

Arden bana döndü.

"Hangisi?"

"Geçmişim hakkında."

Bir an sustu.

"Ne olmuş?"

"Parçaları bildiğini söyledin."

"Evet."

"Nasıl?"

Arden birkaç saniye düşündü.

"Çünkü bazı şeyler saklanmak için değil, bulunmak için bırakılır."

Kaşlarımı çattım.

"Bu cevap değil."

"Biliyorum."

"Sinir bozucusun."

"Onu da biliyorum."

Bu kadar sakin olması bazen daha çok sinirimi bozuyordu, fakat bu sefer kızamadım. Çünkü ilk defa biri bana acımadan yaklaşıyordu. Beni sadece yaptıklarımla görmüyordu. Bir süre sonra kapının kilit sesi duyuldu. Hepimiz aynı anda kapıya baktık. Kapı açılmadı. Sadece dışarıdan bir ses geldi.

"Test sonuçları değerlendiriliyor."

Jace'in yüzündeki ifade değişti.

"Sonuç mu?"

Selene kaşlarını çattı.

"Bizimle ilgili mi?"

Cevap gelmedi, ses devam etti.

"Deneklerin davranış analizleri tamamlanmaktadır."

Arden'in yüzü ciddileşti.

"Bizleri puanlıyorlar."

Bu düşünce rahatsız ediciydi. Çünkü artık sadece sorulara cevap vermiyorduk, bizi izliyorlardı. Kimin kime güvendiğini, kimin kimi koruduğunu, kimin korktuğunu. Kapının dışındaki sistem susunca oda yeniden sessizliğe gömüldü.

Jace yatağa uzandı.

"Harika."

Tavana baktı.

"Bir günlüğüne bile normal insan gibi davranamayacak mıyız?"

Selene ona baktı.

"Sen normal davranabilecek biri misin?"

"Denemek istiyorum."

"Başarısız olursun."

"Bu kadar inançlı olman güzel."

Selene cevap vermedi, bu sefer yüzünde küçük bir ifade vardı. Belki de gerçekten eğlenmişti. Tam o sırada kapının kilidi tekrar açıldı. Bu kez kapı açıldı. Koridorda Kael görünüyordu, arkasında Lena vardı, ikisi de sessizdi. Yüzlerinden testlerinin kolay geçmediği belliydi.

Kael ve Lena içeri girdiğinde odadaki hava tekrar değişti. Kael her zamanki gibi sakindi. Yüzünden ne düşündüğünü anlamak neredeyse imkânsızdı. Ama Lena öyle değildi. Normalde zaten sessiz biriydi ama bu seferki sessizlik farklıydı. Sanki söylemek istediği bir şey vardı.

Jace hemen yatağından doğruldu.

"Sonunda."

Kael ona baktı.

"Ne oldu?"

"Hiçbir şey olmadı. Sadece herkesin geri dönmesini bekliyordum."

Selene kaşını kaldırdı.

"Sen mi?"

"Evet, ben."

"İnanmamı mı bekliyorsun?"

Jace düşündü.

"Hayır."

Selene başını salladı.

"En azından dürüstsün."

Kael odanın içine baktı.

"Biz yokken ne oldu?"

"Hiçbir şey."

Jace cevap verdi.

Sonra bir saniye durdu.

"Yani büyük bir şey olmadı."

Selene ona baktı.

"Jace."

"Tamam, susuyorum."

Kael daha fazla soru sormadı. Bakışları benim ve Arden'in rasında gidip geldi. Bir şey fark etmişti. Arden bunu anlamış gibi konuştu.

"Test hakkında konuşuyorduk."

Kael başını salladı.

"Bizimki de farklı değildi."

Lena sessizce yatağın kenarına oturdu. Jace ona baktı.

"Senin test nasıl geçti?"

Lena birkaç saniye düşündü.

"Zordu."

Bu kadar kısa cevap vermesi bile yeterliydi. Çünkü Lena kolay kolay bir şey itiraf etmezdi. Jace daha fazla sormadı. Bu küçük değişiklik bile garipti. Selene bunu fark etmiş olmalıydı, çünkü Jace'e baktı.

"Şaşırdım."

"Neye?"

"İlk kez gereksiz soru sormadın."

Jace elini kalbine götürdü.

"Değişiyorum."

"Hayır."

"Bir saniyeliğine bile mi?"

"Hayır."

Jace hayal kırıklığına uğramış gibi yaptı. Kimse onunla tartışmadı. Odadaki gerginlik biraz azalmıştı. Bir süre sonra Kael konuştu.

"Testte bize birbirimizle ilgili sorular sordular."

Herkes ona döndü.

"Nasıl sorular?"

Selene sordu. Kael kısa bir süre düşündü.

"Birinin nasıl biri olduğunu tahmin etmemizi istediler."

Jace kaşlarını kaldırdı.

"Yani?"

"Karşındaki kişiye güvenilir misin, değil misin gibi."

Lena başını kaldırdı.

"Sonuç?"

Kael cevap vermedi. Sessizlik cevaptan daha fazlasını anlatıyordu.

Arden duvardan ayrıldı.

"Sonuç önemli değil."

Kael ona baktı.

"Neden?"

"Çünkü onların istediği şey doğru cevabı bulmamız değildi."

Arden devam etti.

"Birbirimizi nasıl gördüğümüzü öğrenmekti."

Oda sessizleşti bu sefer konu sadece test değildi. Birbirimiz hakkındaydı. Jace kollarını bağladı.

"Yani bizi birbirimize karşı mı kullanacaklar?"

"Belki."

Kael'in cevabı kısa ve soğuktu.

"Ya da kimin kimi koruyacağını görmek istiyorlar."

Bu cümleden sonra gözler istemsizce birbirimize döndü. Kim kimi korurdu? Bu sorunun cevabını düşünmek istemiyordum. Çünkü burada herkesin sakladığı şeyler vardı.

Ama yine de...

Bazı insanlar değişmeye başlamıştı. Kapının üstündeki ışık bir anda yandı, hepimiz sustuk. Beyaz ışık kırmızıya dönmedi. Alarm da çalmadı. Sadece yeni bir mesaj belirdi.

"Değerlendirme sonuçları açıklanıyor."

Jace ekrana baktı.

"Sonuçlar."

Gülümsedi.

"Hoş bir şey gibi gözükmüyor."

Selene ona baktı.

"İlk defa bir konuda haklısın."

Jace şaşkın bir ifadeyle ona döndü.

"Az önce bana hak verdin."

"Abartma."

"Hayır, bunu hatırlayacağım."

Selene gözlerini devirdi. Ama bu sefer itiraz etmedi. Ben ise ekrandaki yazıya bakmaya devam ettim.

Değerlendirme sonuçları, bunun anlamı basitti.

Nocturne Academy'nin henüz bizimle işi bitmemişti.

Kapı sessizce açıldı. Victoria elindeki siyah tabletle içeri girdi. Her zamanki gibi yüzünde hiçbir duygu yoktu. Kapıyı arkasından kapattıktan sonra odanın ortasında durdu. Birkaç saniye boyunca hepimizi süzdü. Kimse konuşmadı. Sonuçların açıklanacağını zaten biliyorduk.

Victoria tabletinin ekranına dokundu.

"Sonuçlar hazır."

Jace yatağında doğruldu.

"Umarım sınıfta kalmamışımdır."

Victoria onu tamamen görmezden geldi.

"Bu testte birbirinize güvenip güvenmediğiniz ölçülmedi."

Sesi sakindi ama odanın içinde yankılanıyordu.

"Tehlike anında bilinçaltınızın ilk kimi tercih ettiği analiz edildi. Sonuçlar bilinçli kararlarınızı değil, istemsiz yönelimlerinizi göstermektedir."

Bu açıklamadan sonra odadaki sessizlik daha da ağırlaştı. Victoria ilk ismi okudu.

"Nyra Veyl."

İstemeden doğruldum.

"Tehlike anında ilk yönelme eğilimi: Arden."

Bir an Arden'e baktım. O ise gözlerini Victoria'dan ayırmamıştı. Yüzünde hiçbir ifade yoktu.

Bense neden onun çıktığını anlamaya çalışıyordum. Victoria hiç duraksamadan devam etti.

"Arden."

Arden başını hafifçe kaldırdı.

"Tehlike anında ilk yönelme eğilimi: Nyra."

Jace şaşkınlıkla önce bana, sonra Arden'e baktı.

"Bu biraz garip değil mi?"

Arden omuz silkti.

"Bana sorma."

Victoria sıradaki isme geçti.

"Jace."

Jace bu kez daha ciddi görünüyordu.

"Tehlike anında ilk yönelme eğilimi: Kael."

"Ne?"

Jace'nin yüzündeki ifade görülmeye değerdi.

"Ben mi?"

Kael kısa bir nefes verdi.

"Sanırım."

"Hayır, bu sistem kesin bozuk."

Victoria tek kelime bile etmedi.

"Selene."

Selene kollarını bağladı.

"Tehlike anında ilk yönelme eğilimi: Kael."

Selene'nin kaşları hafifçe çatıldı. Sadece kısa bir anlığına Kael'e baktı. Sonra yeniden önüne döndü. Hiç yorum yapmadı.

"Kael."

"Tehlike anında ilk yönelme eğilimi: Lena."

Lena şaşkınlıkla başını kaldırdı. Kael'in yüzünde ise küçük ama belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

"Beklemiyordum."

Victoria son ismi okudu.

"Lena."

Lena sessizce doğruldu.

"Tehlike anında ilk yönelme eğilimi: Arden."

Lena'nın bakışları istemsizce Arden'e kaydı. Arden hiçbir tepki vermedi. Victoria tabletini kapattı.

"Sonuçlar kaydedildi."

Kısa bir sessizlik oldu. Ardından son kez konuştu.

"İnsanlar çoğu zaman kime güvendiğini söyleyebilir."

Devam etti.

"Ama tehlike anında kime yöneleceğini seçemez."

Bakışlarını hepimizin üzerinde gezdirdi.

"İşte bu yüzden bilinçaltı, yalandan daha değerlidir."

Victoria arkasını dönüp odadan çıktı, kapı kapandı, kimse konuşmadı.

Hepimiz kendi ismimizi değil, başkasının sonucunu düşünüyorduk.

Jace sonuçlara bakmayı bıraktı. Bu kez yüzünde şaka yapmaya çalışan bir ifade yoktu. Sadece yorgun görünüyordu.

"Komik."

Kimse neye güldüğünü anlamadı. Jace başını kaldırdı.

"Gerçekten komik."

Ayağa kalktı ve odanın içinde birkaç adım attı.

"Ben gerçekten her şeyin değiştiğini sanmıştım."

Sesi yükselmeye başladı.

"Yani ne bileyim... İnsan biraz olsun uğraşlarının karşılığını aldığını düşünmek istiyor."

Kimse konuşmadı. Jace ellerini saçlarının arasından geçirdi.

"Ben hep aynı şeyi yapıyorum."

"İnsanları güldürmeye çalışıyorum. Ortam kötü olduğunda herkesin dikkatini başka yere çekmeye çalışıyorum."

Bir an durdu.

"Ama ne zaman bir şey ters gitse..."

Gülümsedi ama bu gülümseme kırgındı.

"Geçmişim çıkıp geliyor."

Odanın sessizliği ağırlaştı.

"Ne kadar uğraşırsam uğraşayım, ne kadar değişmeye çalışırsam çalışayım..."

Başını iki yana salladı.

"Yine aynı kişi oluyorum insanların gözünde."

Selene onu izliyordu.Bu kez yüzünde alay yoktu.

"Jace..."

"Hayır."

Jace hemen sözünü kesti.

"Boş ver."

Selene birkaç saniye sustu.

"Senin düşündüğün gibi değil."

Jace ona baktı.

"Öyle mi?"

"Evet."

Selene'nin sesi beklenmedik şekilde sakindi.

"Çünkü seni sadece yaptıklarınla değerlendirmiyorum."

Jace kısa bir kahkaha attı.

"Yalancı."

Selene'nin kaşları çatıldı.

"Ne?"

"Yalancı dedim."

Jace bakışlarını kaçırdı.

"Çünkü sen benden en çok nefret eden kişiydin."

Selene cevap vermedi.

"Şimdi gelip beni önemsediğini söylemen."

Başını salladı.

"İnanmamı mı bekliyorsun?"

Teselliye ihtiyacı vardı, ağzımı açtım.

"Ben inanıyorum."

Jace bana döndü.

"Ne?"

Sakin bir şekilde devam ettim.

"Seni seviyoruz."

Oda sessizleşti. Jace birkaç saniye hiçbir şey söylemedi. Sonra hafifçe güldü. Ama bu kez alaycıydı.

"Sen mi?"

Nyra kaşlarını çattı.

"Evet."

Jace ona baktı.

"Nyra, sen ne için burdasın? "

Bir adım yaklaştı.

"Geçmişin ve intikam yüzünden."

Bunu dedikten sonra kendi yatağına oturdu.

İstemesemde gözlerim doldu, Jace gibi birinden bu sözü duymayı beklemezdim. Diğerleri fark etmeden sildim.

Arden pencerenin yanından ayrılıp Jace'in yatağına oturdu.

"Jace, kötü hissettiğini biliyorum. Seni anlayabiliyorum."

Jace başını kaldırdı. Gözlerinde hem şaşkınlık hem de kırgınlık vardı.

"Sen ve beni anlamak ha?"

Acı bir şekilde güldü.

"Sen havalı, gizemli, zeki birisin. Herkes senden bir şeyler bekliyor."

Bir an durdu.

"Peki ya ben?"

Sesi yavaşladı.

"Herkesten sevgi beklerken herkesi kendinden uzaklaştıran kişi benim."

Ellerine baktı.

"İnsanların beni sevmesini istiyorum ama bazen yaptığım şeylerle tam tersini yapıyorum."

Arden hiçbir şey söylemedi, bazen cevap vermek yerine sadece orada olmak yeterliydi. Jace başını kaldırdı.

"Şimdi bile..."

Gülümsedi ama gözleri dolmuştu.

"Şu an bile olayı abartıyorum, değil mi?"

Arden başını iki yana salladı.

"Hayır."

Jace şaşkınca ona baktı.

"Hayır mı?"

"Hayır."

Arden'in sesi her zamankinden daha yumuşaktı.

"Çünkü herkesin kırıldığı bir nokta vardır."

Kısa bir sessizlik oldu.

"Sen sadece bunu saklamayı şakalarla öğrenmişsin."

Jace cevap vermedi, bu cümle, duymayı beklediği son şeydi. Arden kollarını ona doğru açtı. Jace birkaç saniye öylece baktı. Sanki gerçekten bunu yapıp yapamayacağını anlamaya çalışıyordu. Sonra yavaşça yaklaştı ve Arden'e sarıldı. Normalde ikisinin böyle bir an yaşayacağını kimse düşünmezdi.

Biri sürekli konuşan, diğeri ise duygularını göstermeyen iki farklı insan. Ama belki de tam bu yüzden anlaşabiliyorlardı.

"Jace..."

Arden'in sesi alçaktı.

"Seni seviyorum."

Jace'in yüzündeki ifade değişti. Bu kez kendini tutmaya çalışmadı. Gerçekten ağlıyordu. Arden ise onu bırakmadı. O an odadaki herkes sessiz kaldı. Çünkü Arden'in böyle bir tarafı olduğunu kimse bilmiyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

620okunma 336beğeni 81yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18