25. bölüm · Nocturne Academy

25. Bölüm-Kaybolan Anılar

Derya Dub

"Her şeyin başladığı yere döndüğünde, artık aynı kişi değilsindir."

Cihazın başına oturduğumda Victoria'nın zihnine girdiğim zamankinden farklı bir korku hissettim. Bu kez başka birinin düşüncelerine girmeyecektim. Kendi geçmişimi yeniden yaşayacaktım. Unuttuğum anılarımın içinde ne göreceğimi bilmiyordum. Belki hatırlamak istemediğim şeylerle karşılaşacaktım, belki de yıllardır nedenini bilmeden taşıdığım boşlukların cevabını bulacaktım. Arden cihazın bağlantılarını kontrol ederken Selene yanımda duruyordu. Jace ekranın başında bekliyor, Kael ise birkaç adım geriden bizi izliyordu. Arden son bağlantıyı yaptıktan sonra bana baktı.

"Başlamaya hazır mısın?" diye sordu Arden.

Derin bir nefes aldım.

"Evet."

Cihaz çalışmaya başladığında kulaklarımda hafif bir uğultu duydum. Ardından gözlerimin önündeki oda yavaşça bulanıklaştı. Her şey dönmeye başladı. Birkaç saniye sonra sesler yeniden duyulur hâle geldi. Bir kapının açıldığını duydum. Gözlerimi açtığımda artık cihazın bulunduğu odada değildim. Bir binanın önünde duruyordum. Nocturne Academy.

Fakat Akademi şimdi bildiğim hâlinden çok farklıydı. Bina daha yeniydi. Duvarlar tertemizdi. Bahçede çocuklar oynuyor, görevliler onlarla ilgileniyordu. Ortalıkta deney odalarını hatırlatan hiçbir şey yoktu. Bir anda bir ses duydum.

"Elowen, buraya baksana."

Başımı çevirdim. Genç bir Elara, elindeki çizimleri Elowen'a gösteriyordu. İkisi de çok gençti. Yüzlerinde bugün bildiğim ifadeler yoktu. Aralarında düşmanlık bulunmuyordu. Tam tersine, birbirlerine güveniyorlardı. Elowen çizimlere baktı.

"Burayı gerçekten açabileceğimizi düşünüyor musun?"

Elara gülümsedi.

"Birlikte yaparsak açarız."

Elowen'ın yüzünde heyecanlı bir ifade oluştu.

"Çocukların kendilerini güvende hissedeceği bir yer olacak."

"Ve onları iyileştireceğiz." dedi Elara.

Bu sözleri duyduğumda içimde garip bir his oluştu. Nocturne Academy'nin başlangıcı böyleymiş. Deneyler için değil. Çocukları kullanmak için değil. Onlara yardım etmek için kurulmuştu. İkisini izlemeye devam ettim. Konuştukları her şeyi duyuyor, yüzlerindeki ifadeleri görebiliyor, o günün havasını bile hissedebiliyordum. Sanki yıllar önce yaşanmış bir anıyı izlemiyordum. Gerçekten oradaydım.

Sonra görüntü değişti. Akademinin duvarları yükseldi. Bahçedeki çocukların sayısı arttı. Odalar çoğaldı. Her şey büyüdü. Elowen ve Elara'nın hayali gerçekleşmişti. Fakat bir süre sonra Elowen'ın yüzündeki ifade değişmeye başladı. Bir gün Elowen elinde bir dosyayla odaya girdi.

"Elara, yeni bir yöntem buldum."

Elara dosyayı aldı ve birkaç sayfasını inceledi. Yüzündeki ifade yavaşça değişti.

"Bu bir tedavi yöntemi değil."

Elowen cevap vermedi. Elara dosyayı masanın üzerine bıraktı.

"Elowen, burada çocuklardan bahsediyoruz."

O an ilk kez aralarındaki çatlağı gördüm. Bir zamanlar birlikte kurdukları Akademi artık aynı yer değildi. Ve bunun daha başlangıç olduğunu hissedebiliyordum.
Elara dosyayı masanın üzerine bıraktı ve birkaç saniye boyunca Elowen'a baktı. İkisinin arasındaki sessizlik, az önceki konuşmalarından daha ağırdı. Elowen ise dosyayı geri almak yerine pencerenin önüne yürüdü. Dışarıda çocuklar birbirleriyle konuşuyor, bazıları bahçede koşuyordu. Bir zamanlar bu görüntünün ikisini de mutlu ettiğini biliyordum. Şimdi Elowen'ın bakışlarında başka bir şey vardı.

"Onları iyileştirmek için daha fazlasını yapabiliriz." dedi Elowen.

Elara başını iki yana salladı. "Onları denek hâline getirerek değil."

"Başka yöntemler yeterince hızlı sonuç vermiyor."

"Sonuç almak için çocukların hayatlarını riske atamazsın."

Elowen ona döndü. "Ya başka çaremiz yoksa?"

Elara'nın yüzündeki ifade sertleşti. "Her zaman başka bir yol vardır."

O an ikisinin de aynı Akademiye baktığını, fakat artık aynı şeyi görmediğini anladım. Elara hâlâ ilk kurdukları yeri görüyordu. Elowen ise daha büyük bir şeyin peşindeydi. Onun için artık mesele yalnızca çocukları iyileştirmek değildi. Daha önce mümkün olmayan şeyleri mümkün hâle getirmek istiyordu.

Aradan birkaç ay geçti. Deney odalarının sayısı arttı, Akademinin bazı bölümleri öğrencilerden gizlenmeye başladı. Elara bu değişikliklerin hepsinden habersiz bırakılmaya çalışılıyordu. Yine de her şeyi fark etmeye başlamıştı. Bir akşam koridorda yürürken kapısı açık bırakılmış bir odadan gelen sesleri duydu. İçeri baktığında birkaç çocuğun cihazların arasında oturduğunu gördü. Görevliler onların başında bekliyordu.

Elara'nın yüzündeki şaşkınlık kısa sürede öfkeye dönüştü. İçeri girdi ve görevlilere çocukları bırakmalarını söyledi. Ardından doğrudan Elowen'ın odasına gitti.

"Ne yapıyorsun?" diye sordu Elara öfkeyle.

Elowen başını kaldırdı. "Çalışıyorum."

"Çocukları kullanıyorsun."

"Onları iyileştirmeye çalışıyorum."

"Hayır." dedi Elara. "Artık amacın bu değil."

Elowen bir süre ona baktı. Sonra yavaşça ayağa kalktı.

"Sen bunu anlamıyorsun."

"Anlamak istemiyorum."

İkisinin arasındaki tartışma büyüdükçe görüntü bulanıklaşmaya başladı. Sesleri uzaklaştı. O anının sonuna geldiğimi düşündüm. Fakat görüntü tamamen kaybolmadan önce koridorun diğer ucunda küçük bir çocuğun yürüdüğünü gördüm. Üzerinde bir denek kıyafeti vardı. Yüzünü göremedim. Fakat birkaç saniye sonra onu tanıdım Arden. Henüz on bir yaşındaydı. Elowen'ın Akademisine denek olarak getiriliyordu.

Görüntü tekrar değişti. Arden deney odasının ortasında tek başına oturuyordu. Henüz on bir yaşındaydı. Üzerindeki kıyafet ona büyük geliyordu ve ayaklarını yere tam basamıyordu. Odanın etrafındaki cihazlara bakarken yüzünde anlamaya çalışan bir ifade vardı. Korktuğu belliydi, fakat bunu belli etmek istemiyordu. Kapı açıldı. Elowen içeri girdi ve elindeki dosyayı masaya bıraktı. Arden hemen ona baktı.

"Bugün ne yapacağız?" diye sordu Arden.

Elowen cevap vermeden cihazları kontrol etti. Ardından Arden'in karşısına geçti.

"Bugün farklı bir deney yapacağız."

Arden'in bakışları cihazlara kaydı.

"Geçen sefer de farklı demiştiniz."

Elowen kısa bir süre sustu.

"Bu kez daha önemli."

Arden sandalyesinde biraz geriye çekildi. Elowen onun başına bağlanacak cihazı hazırlarken kapının dışından bir ses geldi. Elara koridorda bir görevliyle tartışıyordu. Sesi giderek yükseliyordu.

"Bu çocuğu neden hâlâ deneylerde kullanıyorsunuz?"

Elowen bir an durdu. Arden de sesi duyunca kapıya baktı. Elara içeri girdiğinde gözleri doğrudan Arden'e çevrildi. Küçük çocuğun cihazın başında oturduğunu görünce yüzündeki ifade değişti.

"Elowen, bunu konuşmuştuk."

"Şimdi sırası değil." dedi Elowen.

"Tam sırası."

Elara Arden'in yanına yaklaştı.

"Adın ne?" diye sordu Elara.

Arden birkaç saniye tereddüt etti.

"Arden."

Elara ona daha yumuşak bir ifadeyle baktı.

"Arden, korkmana gerek yok."

Elowen araya girdi.

"Elara."

Elara başını kaldırdı.

"Ne?"

"Çık." Diye bağırdı Elowen.

Elara yerinden kıpırdamadı.

"Hayır."

İki kadın birbirine bakarken Arden sessizce onları izliyordu. Ne hakkında tartıştıklarını tam olarak anlamıyordu, fakat Elara'nın onu korumaya çalıştığını hissediyordu. O an ilk kez Elara'nın Elowen'ın yaptıklarından gerçekten şüphelendiğini gördüm.

Görüntü yeniden değişti. Bu kez ben vardım. On iki yaşındaydım. Elimde birkaç dosyayla aynı koridorda yürüyordum. Arden karşıdan geliyordu. Birbirimizi ilk kez o gün fark ettik. Bakışlarımız birkaç saniyeliğine kesişti. Arden hafifçe başını eğdi. Ben de ona baktım. Sonra ikimiz de yolumuza devam ettik. Fakat bu kez anının içinde değildim sadece. O anı yeniden yaşıyordum. Ve içimde açıklayamadığım bir tanıdıklık vardı.

Sonraki günler gözümün önünden hızla akıp geçiyordu. Arden'i daha sık görmeye başlamıştım. Bazen deney odalarının önünden geçerken içeride olduğunu fark ediyor, bazen de koridorda karşılaşıyorduk. Başlarda yalnızca birbirimize bakıyorduk. Sonra bu kısa karşılaşmalar konuşmalara dönüştü. Bir gün elimdeki dosyalardan biri yere düştüğünde Arden eğilip onu benden önce aldı.

"Bu senin." dedi Arden.

"Teşekkür ederim."

Dosyayı bana uzattıktan sonra birkaç saniye bekledi.

"Sen burada mı çalışıyorsun?"

"Evet."

"Ben de buradayım."

O zaman neden burada olduğunu sormamıştım. Zaten cevabını tahmin ediyordum. Birlikte koridorun sonuna kadar yürüdük. Sonrasında bu kısa konuşmalar alışkanlık hâline geldi. Arden deneylerden çıktığında bazen beni buluyor, birkaç dakika konuşuyorduk. Yaşadıklarını çok fazla anlatmıyordu. Yine de onun yanında kendimi rahat hissediyordum. Bir gün onu deney odalarından birinde gördüm. Kapının aralığından içeri baktığımda Arden'in Elowen'ın yanında durduğunu fark ettim. Masanın üzerindeki dosyalardan birini inceliyor, Elowen'ın söylediklerini dikkatle dinliyordu.

"Bunu neden yapıyoruz?" diye sordu Arden.

"Deney sonuçlarını anlamak için." dedi Elowen.

"Çocuklara zarar vermiyor mu?"

Elowen birkaç saniye sustu.

"Her deneyin bir bedeli vardır."

Arden'in yüzündeki ifade değişti. Cevaptan hoşlanmadığı belliydi. Ben ise kapının arkasında onları izlemeye devam ettim. Arden'in artık yalnızca deneylere giren bir çocuk olmadığını o gün anladım. Sonraki günlerde bunu daha fazla görmeye başladım. Arden dosyaları taşıyor, cihazların başında duruyor, Elowen'ın verdiği görevleri yerine getiriyordu. Bazen yanından geçerken bana kısa bir bakış atıyor, sonra işine dönüyordu. Akademideki görevi değişmişti. Bunun nedenini tam olarak bilmiyordum. Bir gün yine koridorda karşılaştık.

"Elowen'la mı çalışıyorsun?" diye sordum.

Arden birkaç saniye bana baktı.

"Evet."

"Ne zamandır?"

"Bir süredir."

"Memnun musun?"

Arden cevap vermeden önce koridorun sonuna baktı.

"Bilmiyorum."

Sonra bana döndü.

"Seninle konuşmak daha kolay."

İstemeden gülümsedim.

"Bu iyi bir şey mi?"

"Sanırım."

O an ikimizin de gülümsediğini hatırlıyorum. Ardından günler geçti. Arden'le aramızdaki bağ giderek güçlendi. Akademinin bütün karanlığına rağmen birlikteyken kendimizi başka bir yerdeymişiz gibi hissediyorduk. Sonra bir gün Arden'in yanında Elowen'ın odasına girdim. Masanın üzerinde deney sonuçları vardı. Arden dosyalardan birini eline aldı. Elowen ona bir şey anlatırken ben kapının yanında bekledim. Arden artık bu dünyanın bir parçası hâline geliyordu. Ben ise bunun ileride ikimizi birbirimizden ayıracak şeylerden biri olacağını henüz bilmiyordum.

Arden'in Elowen'la çalışmaya başlamasından sonra Akademideki günlerimiz biraz daha farklı geçmeye başladı. Onu eskisi kadar sık göremiyordum. Yine de fırsat bulduğumuzda birlikte vakit geçiriyor, koridorların kimsenin uğramadığı köşelerinde konuşuyorduk. Arden bana deneylerden bahsetmiyordu. Ben de onu zorlamıyordum. Birbirimizin yanında olduğumuz sürece bazı şeyleri konuşmadan da anlayabiliyorduk. Bir gün Arden beni Elowen'ın odasının önünde yakaladı. Elinde birkaç dosya vardı ve yüzündeki ifade her zamankinden daha ciddiydi.

"Burada ne yapıyorsun?" diye sordum.

"Dosya bırakıyorum."

"Yardım edeyim mi?"

Arden başını salladı.

"Olur."

Birlikte içeri girdik. Arden dosyaları masanın üzerine bırakırken gözüm açık duran başka bir dosyaya takıldı. İçinde deney sonuçları vardı. Bazı isimlerin yanında kırmızı işaretler bulunuyordu. Dosyayı incelemeye çalışırken Arden hemen kapattı.

"Bakma." dedi Arden.

"Neden?"

"Bilmen gereken bir şey değil."

Kaşlarımı çattım.

"Sen biliyorsun."

Arden cevap vermedi.

Bu sessizlik hoşuma gitmemişti. Daha önce benden bir şey saklamazdı. Yine de o gün üzerine gitmedim. Akşam olduğunda birlikte Akademinin bahçesine çıktık. Hava soğuktu. Bir süre sessizce yürüdük. Sonra Arden durdu.

"Nyra."

"Evet?"

"Bir gün buradan ayrılırsam beni hatırlar mısın?"

Soruyu duyunca ona baktım.

"Tabii ki."

"Gerçekten mi?"

"Evet."

Arden hafifçe gülümsedi.

"Ben de seni hatırlayacağım."

Ne demek istediğini anlayamamıştım. Daha sonra bu konuşmanın neden aklımda bu kadar kaldığını anlayacaktım. Aradan birkaç hafta geçti. Arden'in Elowen'la çalışması daha da arttı. Bir gün onu deney odalarının birinde gördüm. Elowen ona yeni bir görev vermişti. Arden cihazın başında duruyor, ekrandaki değerleri kontrol ediyordu.

"Bu doğru mu?" diye sordu Arden.

Elowen dosyaya baktı.

"Evet."

Arden tereddüt etti.

"Tekrar kontrol etmemiz gerekmiyor mu?"

"Hayır."

Arden bir süre ekrana baktı. Sonunda söylediğini yaptı. Fakat birkaç dakika sonra cihazdan yüksek bir uyarı sesi geldi. Arden'in yüzü bir anda değişti. Elowen hızla cihazın yanına geldi.

"Ne yaptın sen?"

"Ben sadece söylediğiniz şeyi yaptım."

Elowen ekrana baktı. Ardından öfkeyle Arden'e döndü.

"Buradan çık."

Arden olduğu yerde kaldı.

"Madam Vale."

"Çık dedim."

Ben kapının dışında onları izliyordum. Arden'in yüzündeki şaşkınlığı gördüm. İlk kez Elowen'ın ona böyle baktığını fark ettim. Arden odadan çıktığında göz göze geldik.

"Ne oldu?" diye sordum.

Arden cevap vermedi. Sadece başını eğdi ve yanımdan geçip gitti. Elowen'ın odasından çıktığımda koridorun sonundan gelen sesleri duydum. Elara ile Elowen yine tartışıyordu. Bu kez yanlarında başka biri daha vardı. Elowen'ın ablası Evelyn Vale. Onu daha önce birkaç kez görmüştüm. Elara gibi o da Elowen'ın yaptıklarına karşı çıkan insanlardan biriydi.

"Bu kadar yeter, Elowen." dedi Evelyn öfkeyle. "Bu çocukları daha fazla kullanamazsın."

Elowen'ın yüzü sertleşti.

"Sen de Elara gibi hiçbir şeyi anlamıyorsun."

"Eğer anlamak, yaptıklarını kabul etmekse anlamak istemiyorum."

Elara sessizce ikisini izliyordu. Ben birkaç adım geride duruyordum. O sırada başımın içinde garip bir ağrı hissettim. Nefesim hızlandı. Düşüncelerim birbirine karışmaya başladı. Evelyn'e baktığımda içimde açıklayamadığım bir öfke oluştu. Elara bana doğru döndü.

"Nyra, iyi misin?"

Cevap veremedim.

Evelyn bana yaklaştı.

"Nyra?"

Bir adım geri çekildim.

"Yaklaşma."

Neden böyle söylediğimi bilmiyordum. Evelyn bana zarar vermek istemiyordu. Bunu biliyordum. Yine de içimdeki öfke gittikçe büyüyordu. Sanki düşüncelerimin arasına başka birinin iradesi karışmıştı. Sonrasını hatırlayamıyorum. Madam Elowen'ın arkası dönüktü. Sadece Evelyn'in yere düştüğünü gördüğümü hatırlıyorum. Elara'nın çığlığını duydum.

"Nyra!"

Olduğum yerde donup kaldım. Ellerime baktım. Ne yaptığımı anlamıyordum. Tam o sırada Arden koridorun diğer ucundan koşarak geldi. Evelyn'e baktı, ardından bana döndü. Yüzündeki ifade bir anda değişti.

"Nyra."

Cevap veremedim. Elowen da arkamızdan geldi. Ablasını yerde görünce birkaç saniye hiçbir şey söylemedi. Sonra bakışlarını bana çevirdi.

"Ne yaptın?"

Dudaklarım titredi.

"Ben bilmiyorum."

Arden bir anda önümde durdu.

"Ben yaptım." dedi Arden.

Elowen ona döndü.

"Ne?"

"Ben yaptım." diye tekrarladı Arden.

"Arden, hayır." dedi Elara şaşkınlıkla.

Arden ona bakmadan devam etti.

"Onu ben öldürdüm."

Elowen birkaç saniye boyunca Arden'i inceledi. Ardından görevlilere döndü.

"Arden'i götürün."

Görevliler Arden'in yanına geldi. Arden götürülmeden önce bana baktı. Bakışlarında tek bir mesaj vardı: sus. Ben hiçbir şey söylemedim. Arden götürülürken arkasından baktım. Neden bunu yaptığını bilmiyordum. Tek bildiğim, benim yapmış olmama rağmen suçu kendisinin üstlendiğiydi.

O an Elowen'ın ablası Evelyn Vale ölmüştü. Ben ise yıllar boyunca bunun gerçek sebebini hatırlamayacaktım.

Arden'in götürüldüğü koridora bakmaya devam ederken Elara yanıma geldi. Yüzü solgundu. Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemeden bana baktı. Sonra dizlerinin üzerine çöktü ve göz hizama geldi.

"Nyra, bana bak." dedi Elara sakin olmaya çalışarak.

Başımı kaldırdım.

"Ne olduğunu hatırlıyor musun?"

Başımı yavaşça iki yana salladım.

"Hayır."

Elara'nın bakışları değişti. Sanki cevabımdan korktuğu bir şeyi doğrulamıştı. Elini omzuma koydu.

"Sen bunu isteyerek yapmadın."

Elowen birkaç adım ötede bizi izliyordu. Yüzünde hiçbir duygu yoktu.

"Elowen." dedi Elara soğuk bir sesle.

Elowen ona dönmedi.

"Nyra'nın üzerinde bir şey denedin."

Elowen sessiz kaldı.

"Onun duygularını değiştirdin." dedi Elara. "Değil mi?"

Bu kez Elowen'ın yüzündeki sakinlik bozuldu.

"Ne hakkında konuştuğunu bilmiyorsun."

"Biliyorum."

Elara ayağa kalktı.

"Onu kendi kardeşini öldürmek için kullandın."

Elowen'ın bakışları sertleşti.

"Evelyn benim kararlarımı engelliyordu."

"Bu yüzden onu öldürmesi için bir çocuğun zihnini değiştirdin." Diye bağırdı Elara.

Elowen cevap vermedi. Elara birkaç saniye ona baktı. Sonra bana döndü.

"Buradan gitmemiz gerekiyor." Dedi kararlılıkla.

Elowen'ın sesi arkamızdan geldi.

"Hiçbir yere gitmiyorsunuz."

Elara durdu.

"Artık seni durduracağım."

Elowen kısa bir kahkaha attı.

"Tek başına mı?"

Elara cevap vermedi. Bana elini uzattı.

"Nyra, benimle gel."

Elowen bir adım öne çıktı.

"Onu götürürsen sen de burada kalamazsın."

Elara'nın yüzünde kararlı bir ifade oluştu.

"Zaten kalmak istemiyorum."

O an ikisinin artık aynı tarafta olmadığını anladım. Bir zamanlar birlikte kurdukları Akademi, onları birbirinden tamamen ayırmıştı. Elara elimden tuttu ve beni koridordan uzaklaştırdı. Yürürken aklım hâlâ Arden'deydi.

"Arden'e ne olacak?" diye sordum.

Elara birkaç saniye sustu.

"Onu buradan çıkarmanın bir yolunu bulacağım."

Ona inanmak istedim. Fakat o gün Arden'in neden suçu üstlendiğini hâlâ bilmiyordum. Bildiğim tek şey, benim yüzümden kendisini ateşe attığıydı.

Elara'nın elimi bırakmadığını hissediyordum. Koridor boyunca ilerlerken arkamızdan gelen ayak seslerini duyduk. Elowen bizi takip ediyordu. Elara bir süre sonra durdu ve arkasını döndü.

"Buraya kadar." dedi Elara.

Elowen birkaç adım ötede durdu.

"Nyra'yı bırak."

"Hayır."

"Elara, bunu daha fazla zorlaştırma."

Elara'nın yüzünde kararlı bir ifade vardı.

"Zaten çoktan zorlaştırdın."

Bir süre birbirlerine baktılar. Aralarındaki sessizlik, yıllardır süren arkadaşlıklarının artık tamamen bittiğini hissettiriyordu.

"Seninle birlikte bu Akademiyi kurduk." dedi Elara. "Çocuklara yardım etmek için."

"Ben hâlâ aynı şeyi yapıyorum."

"Hayır. Sen onları kullanıyorsun."

Elowen'ın bakışları sertleşti.

"Bu Akademiyi senden daha ileri taşıdım."

"Onları kurtarmak yerine kendini kanıtlamaya çalışıyorsun."

Elara'nın son sözlerinden sonra Elowen bir adım attı.

"Son kez söylüyorum. Nyra'yı bana bırak."

Elara başını iki yana salladı.

"Onu bir daha kullanmana izin vermeyeceğim."

Elowen birkaç saniye boyunca sustu. Sonra kararını vermiş gibi Elara'ya doğru ilerledi.

"Öyleyse seni de durdurmam gerekecek."

Elara geri çekilmedi.

"Deneyebilirsin."

Ne olduğunu anlamadan ikisinin arasında bir mücadele başladı. Elara kendini savunmaya çalışıyordu. Ben birkaç adım geride kalmış, ne yapacağımı bilemeden onları izliyordum.

"Kaç, Nyra!" diye bağırdı Elara.

Hareket edemedim. Elowen bir anlığına Elara'nın savunmasını aştı. Elara sendeledi ve yere düştü.

"Elara!"

Yanına koşmak istedim fakat Elowen önümde durdu. Elara başını kaldırdı. Bana baktığında yüzündeki ifade hâlâ sakindi.

"Nyra, git."

Sonra bakışları Elowen'a döndü.

"Sen bu Akademiyi kaybettin."

Elowen hiçbir şey söylemedi. Bir süre sonra koridor sessizleşti. Annem Elara artık hareket etmiyordu. Olduğum yerde kalakaldım.

Bir zamanlar Nocturne Academy'yi Elowen'la birlikte kuran kişi, şimdi yerdeydi. Ve ben onun ölümünden sonra Akademinin daha önce olduğundan çok daha karanlık bir yere dönüşeceğini bilmiyordum.

Gözlerimin önündeki karanlık yavaşça dağıldı. Elara'nın yüzü, koridor, Elowen ve Arden'in görüntüleri birbirine karışarak silindi. Sonunda hiçbir şey göremez hâle geldim. Bir sonraki anda cihazın uğultusunu duydum. Gözlerimi açtığımda yeniden odadaydım. Nefes almakta zorlanıyordum. Başımı hafifçe kaldırdığımda Arden'i hemen önümde gördüm. Selene cihazın bağlantılarını kontrol ediyor, Jace ekrandaki değerleri inceliyor, Kael ise sessizce bizi izliyordu.

"Nyra?" dedi Arden.

Cevap vermeye çalıştım fakat sesim çıkmadı. Arden cihazı kapattı. Başımın üzerindeki bağlantıları dikkatlice çıkardıktan sonra biraz geri çekildi.

"Tamam." dedi Arden. "Bitti."

Gözlerimi kapattım. Birkaç saniye boyunca sadece nefesimi düzene sokmaya çalıştım. Anılar hâlâ çok canlıydı. Sanki yıllar önce yaşanan her şeyi birkaç dakika içinde yeniden yaşamıştım. Selene yanıma yaklaştı.

"Ne gördün?"

Başımı kaldırdım.

"Gerekli olan her şeyi."

Arden sessizce beni izliyordu.

"Elowen ve Elara'yı gördüm." dedim. "Akademiyi ilk kurdukları zamanı."

Kimse konuşmadı.

"Sonra her şey değişti."

Sesim titremeye başladı.

"Arden'i de gördüm."

Arden'in yüzündeki ifade değişti.

"On bir yaşındaydım." dedi Arden sessizce.

Başımı ona çevirdim.

"Hatırlıyorsun."

"Hiç unutmadım."

Bir süre birbirimize baktık. Az önce gördüğüm anılarla karşımda duran Arden'i birbirinden ayırmak zordu. Onu ilk kez o koridorlarda gördüğüm günü, birlikte geçirdiğimiz zamanları ve sonra Akademiden ayrılışını hatırlıyordum. Sonra Evelyn'i düşündüm.

"Arden."

"Ne?"

"Evelyn'i sen öldürmedin."

Odanın içindeki herkes sustu. Arden'in bakışları yere indi.

"Hatırladın." dedi Arden.

"Suçu neden üstlendin?"

Arden hemen cevap vermedi. Ben de her zaman ki gibi onu zorlamadım.
Arden birkaç saniye boyunca sessiz kaldı. Odanın içindeki herkes ona bakıyordu. Özellikle Kael'in bakışlarında cevap bekleyen bir ifade vardı. Ben ise Arden'in yüzünden bir şey anlamaya çalışıyordum.

"Çünkü senin suçlanmanı istemedim." dedi Arden sonunda.

"Fakat neden?" diye sordum.

Arden gözlerini benden ayırmadı.

"Çünkü o sırada ne yaptığını bilmiyordun."

Başımı eğdim. Anılarımda Evelyn'in karşısında durduğumu hatırlıyordum. Sonrasındaki kısmı ise hâlâ bulanıktı.

"Elowen benim duygularımı değiştirmişti." dedim.

"Evet." dedi Arden. "Bunu fark ettiğimde çok geçti."

Selene sessizce yanımıza yaklaştı.

"Elowen bunu neden yaptı?"

Arden cevap vermeden önce derin bir nefes aldı.

"Evelyn, Elowen'ın yaptıklarını ortaya çıkarmaya çalışıyordu. Elowen onu durdurmak istiyordu."

Jace kaşlarını çattı.

"Yani Nyra'yı kullandı."

Arden başını salladı.

"Nyra'nın duygularını değiştirdi. Evelyn'i tehdit olarak görmesini sağladı."

O an içimde ağır bir his oluştu. Yıllardır hatırlayamadığım şeyin aslında kendi kararım olmadığını öğrenmek bile rahatlatıcı değildi.

"Sonra Elara'yı öldürdü." dedim.

Arden'in yüzü gerildi.

"Evet."

Odanın içindeki sessizlik yeniden ağırlaştı.

Elara'nın son anı hâlâ gözlerimin önündeydi. Onu daha önce neden hatırlamadığımı artık anlamaya başlıyordum. Elowen sadece Akademiyi değiştirmemişti. Bizim anılarımızı da değiştirmişti.

Kael kollarını göğsünde birleştirdi.

"Peki Arden neden yıllar önce Elowen'ın yanında çalışıyordu?"

Arden ona baktı.

"Başka seçeneğim yoktu."

Sonra gözlerini bana çevirdi.

"Nyra için de oradaydım."

Bu sözle birlikte odada yeniden sessizlik oluştu. Ben Arden'e bakarken yıllardır hatırlayamadığım anıların parçaları zihnimde birleşmeye başladı. On bir yaşındaki Arden, Akademiye getirilen çocuk, Elowen'ın yanında çalışan Arden ve beni korumak için suçu üstlenen çocuk. Hepsi aynı kişiydi. Ve ben bunların çoğunu unutmuştum. Jace sandalyesine yaslandı.

"Sanırım artık neden buradan çıkmamız gerektiğini daha iyi anlıyoruz."

Kimse ona karşı çıkmadı. Arden masanın üzerindeki Lena'nın kılıcına baktı. Bir süre hiçbir şey söylemedi. Sonra ayağa kalktı.

"Bu gece yeterince şey öğrendik."

Başımı salladım haklıydı. Fakat içimde bir soru hâlâ cevaplanmamıştı. Elowen'ın neden bütün bunları yaptığı. Annem Elara ile ilgili olan her şey yerine oturmuştu. Artık her şeyi hatırlıyodum, onlar da biliyordu. Böylece akademiden çıkmak bizim için çok daha kolay olacaktı. Ya da en azından öyle umuyorduk. Olanları yeniden hatırladıktan sonra Madam Elowen'a olan nefretim artmıştı. Arden'e ise neden yakın hissettiğimi anlamıştım.