44. bölüm · Nefretin Ritmi
42.Bölüm...Alevlerin Arasında.
Deponun dışını kaplayan kırmızı-mavi polis ışıkları kirli camlardan içeri süzülürken, gürültülü siren sesleri gecenin sessizliğini tamamen yırtıyordu. Kerem, polislerin geldiğini anladığı an gözlerindeki büyük panikle geriye doğru birkaç adım attı.
"Geç kaldınız Teo!" diye bağırdı Kerem, sesi korkudan kırılan bir çılgınlıkla. "Evan buraya sadece polisleri yönlendirmedi! Burayı tamamen yok etmeden gitmeyecek!"
Henüz kelimeleri ağzından yeni çıkmıştı ki, deponun arka girişinden içeriye doğru ağır bir benzin kokusu yayıldı. Evan’ın sadık adamlarından biri, deponun ahşap paletlerini ve eski varillerini çoktan ateşe vermişti. Alevler, saniyeler içinde deponun tavanına doğru sıçrayarak önlerini dev bir ateş duvarıyla kapattı. Yükselen dumanlar havadaki oksijeni hızla tüketmeye başladı.
Teo, bir an bile tereddüt etmedi. Masanın üzerindeki siyah deri defteri hızla cebine soktu ve Deniz’in elini sımsıkı kavrayarak onu arkasına aldı. Dumanlı gözleri, alevlerin arasından çıkış yolunu ararken her zamankinden daha keskin ve soğukkanlıydı.
"Teo! Nefes alamıyorum!" dedi Deniz, duman yüzünden öksürerek.
Teo, ceketini çıkarıp Deniz’in yüzünü koruyacak şekilde onun üzerine örttü. "Bana güven Külkedisi. Buradan birlikte çıkacağız," dedi, sesi yangının çatırtılarını bastıran derin bir güven veriyordu.
Alevlerin arasından fırlayan Evan, elindeki demir çubukla doğrudan Teo’ya doğru atıldı. "O defterle buradan canlı çıkamayacaksınız!" diye kükredi.
Teo, hamleyi son anda fark edip kenara sıyrıldı. Evan’ın boşa çıkan kolunu kavrayıp demir çubuğu elinden söktü ve sert bir hamleyle adamı yere serdi. Alevler tepelerindeki ahşap kirişleri tutuşturup aşağıya doğru çökmeye başladığında, Teo, Evan’ı yangının ortasında çaresizce bırakıp Deniz’i kucağına aldığı gibi deponun ön kapısına doğru koştu.
Sert bir omuz darbesiyle kilitli demir kapıyı kırarak kendilerini dışarıdaki serin, temiz havaya attılar. Tam o sırada deponun çatısı büyük bir gürültüyle içeriye doğru çöktü.
Polis ekipleri ve ambulanslar etraflarını sararken, Teo ve Deniz çimlerin üzerine çöküp derin nefesler aldılar. Teo, cebinden çıkardığı defteri polislere doğru uzattı. Yıllardır süren o büyük kumpas, alevlerin ve polis sirenlerinin arasında son buluyordu...
