1. bölüm · Nefretin Ritmi
1.bölüm...Düşman Hataları
Lise koridorlarının o bitmek bilmeyen uğultusu, Deniz için her sabah katlanılması gereken en büyük işkenceydi. Sırtındaki ağır çantayı tek omzuna takmış, başını dik tutarak sınıfına doğru yürüyordu. Deniz, kurallara uyan, derslerinde başarılı ve ne istediğini bilen bir kızdı. Ancak bu huzurlu okul hayatını cehenneme çeviren tek bir isim vardı: Teo.
Teo, okulun sadece en popüler değil, aynı zamanda en kuralsız ve ukala çocuğuydu. Dağınık siyah saçları, her an birileriyle dalga geçmeye hazır duran o sinir bozucu gülümsemesi ve üzerine tam oturan deri ceketiyle koridorda yürüdüğünde herkes ona bakardı. Deniz ise ondan kelimenin tam anlamıyla tiksiniyordu.
Deniz sınıfın kapısına tam adım atmıştı ki, birinin hızla ona çarpmasıyla dengesini kaybetti. Elindeki tüm kitaplar ve özenle hazırladığı ödev kağıtları koridorun zeminine saçıldı.
"Önüne baksana biraz!" diye öfkeyle bağırdı Deniz, dizlerinin üzerine çöküp kağıtları toplamaya çalışırken.
"Ah, kusura bakma Külkedisi. Seni orada görmedim," dedi o tanıdık, alaycı ses.
Deniz başını kaldırdığında Teo’nun tepesinde dikildiğini gördü. Teo, elleri cebinde, yukarıdan ona bakıyor ve hafifçe sırıtıyordu. Yardım etmek için kılını bile kıpırdatmamıştı.
Deniz hızla ayağa kalktı, kağıtları göğsüne bastırarak Teo’nun tam karşısında durdu. Boyu ondan kısa olduğu için başını yukarı kaldırmak zorunda kalması onu daha da sinirlendiriyordu. "Sen tam bir baş belasısın, Teo. İnsanlara çarparak ego tazelemekten ne zaman vazgeçeceksin?"
Teo bir adım yaklaştı. Aralarındaki mesafe azaldığında, Deniz onun o odunsu ve sert parfüm kokusunu aldı. Teo, gözlerini Deniz’in öfkeden parıldayan gözlerine dikti. "Belki de sadece senin dikkatini çekmeye çalışıyorumdur, Deniz. Olamaz mı?" diye fısıldadı, sesindeki alaycılık her halinden belliydi.
"Rüyanda görürsün," dedi Deniz soğuk bir sesle. "Senden nefret ediyorum ve bu okul bitene kadar da senden nefret etmeye devam edeceğim. Yolumdan çekil."
Teo hafifçe yana çekilerek ona yol verdi ama gözlerini bir an bile onun üzerinden ayırmadı. "Nefret ve aşk arasındaki çizgi çok incedir derler, Deniz. Bakalım ne kadar dayanabileceksin," diye arkasından seslendi.
Deniz arkasına bile bakmadan sınıfa girdi ve sırasına oturdu. Kalbi öfkeden (veya adını koyamadığı o tuhaf gerginiğin getirdiği adrenalinden) hızla çarpıyordu. Bu çocuktan gerçekten nefret ediyordu. Ama bilmediği bir şey vardı; bu nefret, önlerindeki uzun hikayenin sadece başlangıcıydı...
