20. bölüm · Nefretin Ritmi
20.bölüm... Gölgede Kalanlar
Gecenin o karanlık ve sıcak saatleri geride kalırken, Teo ve Deniz odanın loş ışığında, birbirlerinin nefeslerini dinleyerek yan yana oturuyorlardı. Teo’nun bir eli hâlâ korumacı bir tavırla Deniz’in belindeydi; parmak uçlarıyla genç kızın teninde hafif daireler çizerek onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Deniz ise başını Teo’nun omzuna yaslamış, masanın üzerinde duran o eski origami kuşuna bakıyordu. Dışarıdaki tehlikeye rağmen, Teo’nun kokusu etrafını sardığında kendini dünyanın en güvenli yerinde hissediyordu.
"Bu gece burada kalacağım," dedi Teo, sesi gecenin sessizliğinde boğuk ve kararlı bir fısıltı gibi yankılandı. Simsiyah saçları alnına dökülmüştü ve dumanlı gözleri pencereye doğru sabitlenmişti. "Seni bir saniye bile yalnız bırakmaya niyetim yok, Külkedisi."
Deniz başını kaldırıp Teo’nun keskin yüz hatlarına baktı. İçindeki korku, yerini tamamen ona olan derin bir bağlılığa ve arzuya bırakmıştı. "Gitmeni istemiyorum zaten," diye mırıldandı.
Teo, Deniz’in bu sözleriyle bakışlarını ona çevirdi. Gözlerindeki o karanlık parıltı, aralarındaki çekimi yeniden en üst noktaya çıkardı. Eğilip Deniz’in dudaklarına küçük ama çok sıcak bir öpücük kondurdu. Ardından dudaklarını onun yanağına, oradan da boynundaki o hassas çukura kaydırdı. Teo’nun sıcak nefesi Deniz’in tenini ürpertirken, genç kız ellerini Teo’nun omuzlarına kenetledi.
Teo, Deniz’in hırkasını omuzlarından yavaşça düşürdü. Dudakları boynunda derin izler bırakarak ilerlerken, Deniz’in dudaklarından hafif bir inilti döküldü. Teo, onu yatağa doğru hafifçe yatırıp üzerine eğildiğinde, aralarındaki o sevgililik döneminin en tutkulu, en alaycı ama birbirine ait anlarından biri yaşanıyordu. Teo, Deniz’in ellerini başının üzerinde sabitleyip gözlerinin içine baktı. "Sen benimsin. Ve seni almaya çalışan her gölgeyi tek tek yok edeceğim."
Sabahın ilk ışıkları odaya sızdığında, sokaktaki o sessizlik yerini yeni bir güne bırakmıştı. Teo, Deniz uyanmadan önce pencereden aşağıya baktı; sokak boş görünüyordu ama ikisi de Evan’ın adamlarının pes etmeyeceğini biliyordu.
Birkaç saat sonra okula gitmek için evden çıktıklarında, mahallenin köşesindeki duvara kırmızı boyayla büyük bir çarpı işareti atıldığını gördüler. Bu, doğrudan onlara verilmiş yeni bir mesajdı...
