40. bölüm · Nefretin Ritmi
38.bölüm...Sessiz Liman.
Gecenin son saatlerinde sahile vuran dalgaların ritmik sesi, kayıhanenin loş karanlığında yankılanıyordu. Teo, Deniz’in belini kavrayan ellerini bir an bile gevşetmeden, sırtını ahşap teknenin gövdesine dayamış şekilde onunla birlikte yere doğru süzüldü. İkisi de ıslak kumların üzerine oturduğunda, gecenin o ölümcül kovalamacasından geriye sadece ikisinin göğsünü sıkıştıran nefes alış verişleri kalmıştı.Teo, ceketinin iç cebindeki o siyah deri defteri çıkarıp yanlarına bıraktı. Yüzündeki kan izlerine, yırtık siyah tişörtüne ve kaşındaki yaraya rağmen dumanlı gözlerinde galip gelmiş bir adamın o kendinden emin, vahşi parıltısı vardı. Simsiyah saçlarını elinin tersiyle geriye itti."Burası güvenli," dedi Teo, sesi az önceki kavganın ve tutkunun etkisiyle hâlâ boğuktu. "Şafak sökene kadar kimse bizi burada bulamaz Külkedisi."Deniz, titreyen elleriyle Teo’nun yanağındaki kurumuş kanı yavaşça sildi. "Teo... O defterdeki sırlar babalarımızla ilgili. Ya öğreneceğimiz şeyler ikimizi birbirimizden koparacak türdense?"Teo, Deniz’in bu endişeli fısıltısıyla çene kemiğini sıktı. Deniz’in yüzünü iki elinin arasına alıp gözlerinin içine baktı. Bakışlarındaki o korumacı ve sahiplenici arzu öyle bir seviyedeydi ki, Deniz’in içindeki tüm kuşkuları saniyeler içinde yakıp kül etti."Bizi bu dünyada hiçbir şey koparamaz," dedi Teo, her kelimenin üzerine basarak. "O defterde ne yazarsa yazsın, senin babanın günahı da benim babamın günahı da bizim aramıza giremez. Sen benimsin."Teo, Deniz’in dudaklarına yeniden kapandı. Bu kez öpücük az önceki hırçın kovalamacanın aksine; daha derin, daha yakıcı ve tamamen sahiplenici bir mühür gibiydi. Teo, Deniz’in alt dudağını emip hırsla dişlerken, ellerini hırkasının altından geçirip çıplak beline dokundu ve onu kendine sımsıkı bastırdı. Deniz, Teo’nun bu ateşli dokunuşlarına dayanamayarak boğuk bir inilti koyverdi; ellerini onun terli, geniş omuzlarına geçirip kendini tamamen ona bıraktı. Teo’nun ıslak dudakları çenesinden boynuna indiğinde, o hassas noktayı sertçe ısırıp iz bırakırken, ikisinin de bedenleri gecenin soğuğuna inat kor gibi yanıyordu.Nefes nefese kaldıklarında Teo başını kaldırdı, alnını Deniz’in alnına yasladı. Gözleri yerdeki o siyah deri deftere kaydı."Şimdi," dedi Teo, derin bir nefes alarak. "Geçmişin sayfalarını aralama vakti."Teo elini uzatıp defterin kapağını açtı. İlk sayfalardaki isimlerin ardından, babalarının yıllar önce kurduğu o gizli ortaklığın ve Kerem’in ailesine verilen o büyük şantaj belgesinin detayları ortaya çıkmaya başladı...
