21. bölüm · NAMLUNUN UCUNDAKİ KANUN
Son Savunma
21. Bölüm – Kırmızı Kod
Valeriá’dan;
Dinlenme odasındaki o loş ve puslu hava, Elena’nın dudaklarından dökülen her bir itirafla birlikte daha da ağırlaşmıştı. İkimiz de adliye koridorlarında generallerin rütbelerini sökmek için and içmiş iki kadındık; ama şimdi, o kışlanın devasa gölgelerine sırılsıklam esir düşmüştük. Ben üzerimdeki zümrüt yeşili ipek gömleğin yakasını düzeltirken, Elena elindeki çay bardağını masaya bırakıp dün gece Gabriel ile misafir salonunda yaşadığı o hırçın anın etkisinden çıkmaya çalışıyordu.
"Dün gece..." dedi Elena, sesindeki o titremeyi gizleyemeyerek. Bakışları hala salonun parkelerindeydi. "Sirenler çaldığında odada sadece ikimiz vardık Valeriá. O toz pembe şifon elbisemin içinde soğuktan ve korkudan titriyordum. Gabriel, elindeki o metal tüfeği masaya bıraktı ve bana doğru adımladı. Omuzlarındaki binbaşı bröveleri loş ışıkta parlarken, etrafımızı saran o sert tütün ve deri kokusu başımı döndürdü."
Derin bir nefes alıp arkasına yaslandı. "Bana emir komuta zincirinden bahsetti. Ona bir asker olmadığını söyleyip parmağımı göğsündeki o sert taktik yeleğe bastırdım. İşte o an her şey kontrolden çıktı. Büyük, nasırlı eliyle parmaklarımı kavradı. Canımı yakmadı ama benden kaçamayacağımı anlatır gibi beni o deri koltuğa doğru yönlendirdi. Gövdesiyle üzerimi tamamen kapattığında nefesim kesildi."
Elena’dan;
Valeriá’ya dün geceyi anlatırken, o an tenimde hissettiğim o yakıcı sıcaklık yeniden canlanmıştı. Gabriel’in o cephelerde nasır tutmuş sertliği, benim narin teslimiyetimle birleştiğinde kışlanın tüm katı kuralları bir saniyede havaya uçmuştu.
"Beni o koltukta hapsettiğinde, yüzü yüzüme o kadar yakındı ki nefesi dudaklarımı kavuruyordu," diye devam ettim, sesimi iyice kısarak. "Ona karşı koymak, o askeri kibrine nefretle karşılık vermek istedim ama ellerim benden bağımsız olarak üniformasının yakasını kavradı. Beni itmek yerine kendime daha sert çektiğim an, dudakları dudaklarıma adeta bir bomba gibi düştü. O hırçın öpücük, dışarıda patlayan silahları ve tüm tehlikeyi yok etti. Eli, şifon elbisemin ince askılarına uzandı. Kumaş parmaklarının arasında gevşeyip çıplak omuzlarımdan aşağı kayarken, narin tenimin sıcaklığı avuçlarını dağladı. Onun o sert gövdesinde ilk kez kaybolurken, kışlanın hiçbir kuralı umurumuzda değildi."
Valeriá tam bana hak verircesine elini omzuma koymuştu ki, karargahın beton duvarlarını sarsan o sağır edici keskin siren sesi bir kez daha patladı. Ancak bu kez çalan siren, dün geceki sınır ihlali alarmı değildi.
Tavanlardaki loş floresan ışıklar anında sönüp yerini dönen, kan kırmızısı acil durum ışıklarına bıraktı. Hoparlörlerden mekanik, buz gibi bir kadın sesi yankılanmaya başladı:
"Kırmızı Kod. Alt kat hücre bloklarında güvenlik ihlali. Tüm birimler silah başına. Kırmızı Kod."
Valeriá’dan;
"Sergio..." diye fısıldadım, ismini söylerken bile içimdeki o ihanet acısı hırçın bir öfkeye dönüştü.
Zümrüt yeşili ipek gömleğin eteklerini hızla toparlayıp ayağa fırladım. Luca ve Gabriel sınır hattında Vlasov’un tır konvoyunu kuşatmak için üsten ayrılmıştı; karargah şu an sadece nizamiyedeki nöbetçi askerlere emanetti. Sergio, uğradığı o büyük deşifrenin ardından Vlasov’un içerideki adamlarını devreye sokmuş ve hücreden kaçmaya çalışıyordu.
"Valeriá, ne yapacağız?" diye haykırdı Elena, koluma yapışarak. O toz pembe şifon elbisesinin içinde yeniden korkuyla titremeye başlamıştı.
"Burada beklemeyeceğiz, Elena," dedim, gözlerimdeki o adliye koridorlarından kalan boyun eğmez hırsı yeniden kuşanarak. Masanın üzerindeki master anahtar kartını ve Luca’nın odasından aldığım yedek telsizi elime aldım. "Luca ve Gabriel gelene kadar o herifin bu kışladan çıkmasına izin vermeyeceğim. Eğer o hücreden kaçarsa, Vlasov’un namlusu bizi adliyeye varmadan bulur."
Telsizden Gabriel’in o sınır hattından gelen telsiz cızırtısı yükseldi: "Kışla komuta! Alt katta ne oluyor? Cevap verin!"
Telsizin mandallarına basıp doğrudan Gabriel’in ve arkasındaki o Gölge’nin zihnine fısıldadım: "Sergio hücreleri patlattı, Gabriel. Ama merak etmeyin... biz buradayız ve onun bu sınırı geçmesine izin vermeyeceğiz."
Kırmızı ışıkların altında, koridorun sonundaki o ağır çelik merdivenlere doğru Elena ile birlikte koşarken, kışlanın içindeki asıl büyük savaşın bizim için şimdi başladığını çok iyi biliyordum.
