25. bölüm · NAMLUNUN UCUNDAKİ KANUN

Ateşten İttifak

Aybüke Boyraz

25. Bölüm – Cephede İki Kadın

Valeriá’dan;

Operasyon odasının ağır, ses yalıtımlı çelik kapısını omuzlarımla iterek açtığımda, içerideki o yoğun tütün ve barut kokusu genzimi anında yaktı. Üzerimdeki o geniş, mavi ipek gömleğin etekleri askeri kemerimin altında sıkışmıştı; bu koyu mavi kumaş, darmadağınık sarı saçlarımla keskin bir tezat oluşturuyordu. Mavi gözlerimdeki o hırçın adalet ateşiyle odayı süzdüm. Elena ise hemen sağımda, o parlak turuncu saçları, ela gözlerindeki meydan okuyan pırıltı ve Gabriel’in o siyah salaş tişörtüyle tam bir savaşçı gibi dikiliyordu.

"Bu planı biz olmadan yapamazsınız, Gölge," dedim. Sesim, odadaki o mekanik telsiz cızırtılarını ve dönen kırmızı alarm ışıklarının uğultusunu tek bir saniyede bıçak gibi kesti.

Harita masasının başında, ellerini masanın iki kenarına bastırmış halde duran Luca ve Gabriel anında başlarını kaldırdılar. Luca’nın o siyah saçları loş ışıkta parlarken, omuzlarındaki tuğgeneral rütbeleri ve o mavi gözlerindeki katliam ateşi beni gördüğü an sarsıldı. Siyah üniformasının altındaki omuz kasları gerilirken, sırtındaki o tırmanan kanat dövmesinin uçları boynundan yukarı doğru bir canavar gibi gerildi.

"Valeriá, senin burada ne işin var?" diye kükredi Luca. Siyah saçlarının altından dikilen o mavi gözleriyle bana bakarken, o pes, boğuk sesi doğrudan zihnimi hedef alarak odada yankılandı. "Sana lojmandan çıkmamanı emretmiştim. Sınır hattı yanıyor, Vlasov açıkça sizi hedef alıyor!"

"Bize emir veremezsin, General," dedim, masaya doğru emin ve sert adımlarla yürüyüp Luca ile aramıza o nefes kesen santimlik mesafeyi bırakarak. Mavi gözlerimi onun o amansız mavi ışıklarına diktim. "Vlasov adliyeyi ve sivil hukuku tehdit ediyor.

Sergio’nun adliyedeki gizli arşivlerden aşırdığı asıl dosyaları, Vlasov’un sınır hattındaki yeraltı tünellerinin lojistik haritasını sadece ben biliyorum. Eğer o tırları tamamen yok etmek istiyorsan, benim kanunlarıma ihtiyacın var."

Binbaşı Gabriel’den;

Elena’nın o siyah saçlarının altından parlayan turuncu bukleleriyle, ela gözlerindeki o dün gece misafir salonunda tenime mühürlenen hırçın Alev’iyle operasyon odasına daldığını gördüğümde içimdeki askeri disiplin tamamen kontrolden çıkmıştı. Siyah saçlarımın altından bakan siyah gözlerimi doğrudan ona kilitledim. Sınırda Vlasov’un ordusu kışlamızın kapısına dayanmak üzereydi ve bu iki sivil kadın, sığınakta saklanmak yerine namlunun ucuna yürüyordu.

"Elena, burası güvenli değil," dedim, sesimi en pes, en pürüzlü tonuna indirerek ona doğru bir adım atıp gövdemle önünü kapatmaya çalışırken.

"Güvenliği adliyede bıraktık, Binbaşı," dedi Elena, o turuncu saçlarını geriye doğru savurup çenesini o bildik mağrur adalet hırsıyla dikleştirerek tam göğsümdeki taktik yeleğe parmağını bastırdı.

Ela gözlerindeki o hırçın pırıltıyla bana bakarken, dokunuşu üniformamın altındaki kaslarımı bir kez daha alev alev yaktı. "Valeriá haklı. Adliyenin siber ağındaki Vlasov kriptolarını çözebilecek tek kişi Mia ve benim. Bizi arkada bırakıp o helikopterlere binemezsiniz."

Luca ile dikiz aynasından birbirimize baktık. İkimiz de siyah gözlerimizde ve onun o amansız mavi gözlerinde aynı şeyi taşıyorduk; kadınlarımızı dünyadaki her tehlikeden soyutlayıp kendi gölgemizde saklamak istiyorduk ama karşımızda emir kulu askerler değil, adalet için dünyayı yakmaya hazır iki yırtıcı kadın vardı.

"Pekala," diye hırıldadı Luca, masanın üzerindeki o şifreli askeri tableti sertçe Valeriá’nın, o Ay Işığım’ın önüne doğru kaydırarak. Dudak kenarı o ölümcül, bildik kibirle yukarı kıvrıldı. "Haritayı aç, Terazi. Vlasov’un o Rus mafyasını sınıra gömmeden önce, senin o çok güvendiğin kanun maddelerinin sınır hattında nasıl baruta dönüştüğünü bizzat izleyeceksin."

Valeriá, mavi gömleğinin kollarını yukarı kıvırıp parmaklarını harita masasının üzerine sertçe bastırdığında, kışlanın içinde sivil haklar ve askeri kurallar savaşı bitmiş; Vlasov’a karşı omuz omuza vereceğimiz o büyük, hırçın ve ölümcül plan resmen başlamıştı.