63. bölüm · NAMLUNUN UCUNDAKİ KANUN
Kül
64. Bölüm – Fırtınadan Sonraki Ateş
Luca’dan;
O ölümcül saniyelerin ucundan döndüğümüz, damarlarıma sızan o mavi sıvının gövdemdeki çöküşü durdurduğu feci gecenin üzerinden tam üç gün geçmişti. iyice iyileşmiştim aradan 3 gün geçmişti. İçimdeki o amansız halsizlik, hücrelerimi diri diri dağlayan o yakıcı sızı yerini tamamen o eski, yırtıcı ve sarsılmaz gücüne bırakmıştı.
saçlarımı geriye doğru elimle tarayarak aynadaki yansımama baktığımda, karnımdaki o hırçın yaranın renginin bile solduğunu, göğüs kafesimin altındaki o her şeyi zapt eden gücün yeniden şaha kalktığını hissettim. Ben o sınır hattının bükülmez Gölge’siydim ve ölüm bile benim bu yazlık evdeki sivil hayatımı benden söküp alamamıştı.
Akdeniz’in o kıyamet andıran fırtınası tamamen dinmiş, yerini loş veılık bir sahil esintisine bırakmıştı. Gece yarısı, üst kattaki o deniz manzaralı yatak odamızın kapısını ardımdan kapatıp içeri adım attığımda, bakışlarım doğrudan yatağın kenarında dikilen karıma kilitlendi.
Valeriá, sırtı bana dönük bir şekilde pencerelerden sızan ay ışığının altında dikiliyordu. Benim hayatta kalmam için adliye salonlarındaki o tüm kanunları bir gecede çiğneyen, o iğneyi kalbimin altına saplarken gözlerinde o devasa adalet hırsını gördüğüm o boyun eğmez kadın, şimdi tamamen benim kollarımın arasında küle dönmek için bekleyen bir menzil gibiydi.
saçlarımın altından bakan amansız gözlerim, onun o kusursuz hatlarında gezinirken dudak kenarım aylardır ilk kez o bildik, alaycı tavrıyla yukarı doğru kıvrıldı. Aramızdaki o nefes kesen santimlik mesafeyi tek bir askeri adımla kapatıp tam arkasında bir duvar gibi durdum.
"Beni ölümün o soğuk pençesinden kendi ellerinle söküp aldın, mavişim," diye fısıldadım. Sesim, göğsümün en derininden gelen, o eski tuğgeneral kibrinin ve aylardır bastırdığım o yırtıcı arzunun tüm gücüyle en pes, en boğuk tınısındaydı. "Şimdi o yarım kalan davamızın hesabını bu yatakta kapatma sırası bende."
Valeriá’dan;
Luca’nın o sert çıplak göğsünün sıcaklığını sırtımda hissettiğim an, göğüs kafesimin heyecanla ve o sarsılmaz arzulama hırsıyla inip kalkmasına engel olamadım. Üç gündür onun o ölümcül sızıyla eriyişini izlerken döktüğüm tüm o gözyaşları, içimdeki o adliye koridorlarından kalma tüm o son barikatları tamamen yıkıp geçmişti.
Arkama dönüp doğrudan onun o amansız mavi ışıklarına kilitlendim. Çenemi o bildik mağrur tavrımla dikleştirip ellerimi onun o yeniden eski heybetine kavuşmuş, kasları gerim gerim gerilen omuzlarına yerleştirdim.
"Sana hiçbir zaman tamamen itaat etmeyeceğimi söylemiştim, General," diye fısıldadım. Sesim alkolün veya o günlerce içimde biriken o devasa korkunun getirdiği yakıcı sıcaklıkla tamamen kısılmıştı. "Ama bu gece... o damarlarındaki taze kanın, o kurtulan canının hesabını bizzat kendi tenimle söküp alacağım senden."
Luca daha fazla konuşmama, o avukat gururumla ona meydan okumama izin vermedi. elleriyle beni bacaklarımdan sımsıkı kavrayıp tek bir hamlede o beyaz çarşafların ortasına sertçe yasladı. Üzerimdeki son engelleri de hırçın bir sabırsızlıkla söküp odanın bir köşesine fırlattığında, ben onun önünde tüm o nefes kesici, iddialı çıplaklığımla karşısında duruyordum. Yatağa yayılan sarı saçlarım ve ay ışığının altında parıldayan o muazzam fiziğim onun aklını tamamen başımdan alıyordu.
Luca, dur durak bilmeyen bir açlıkla üzerime çöktü. Yüzümü yüzüne kilitledi ve kulağına doğru doğrudan ruhumu eritecek o pes sesiyle fısıldadı: "Harika gözüküyorsun yavrum."
Dudakları, benim o nefes nefese aralanmış dudaklarına kapandı. Bu öpücük, o kumsaldaki kanlı hesaplaşmanın, o saniyelerin ucundaki ölüm kalım savaşının ve içimizde aylardır biriken o aman düşmanlık tutkusunun en hırçın, en ateşli patlamasıydı.
Valeriá’dan;
Soluk soluğa birbirimizin nefesini tüketirken, Luca beni yataktan ayırmayacak bir güçle gövdemi gövdesine mühürledi. İçindeki o yeniden canlanan vahşi canavarın verdiği o muazzam, devasa güçle, benim o sıcak ve daracık benliğin derinliklerine tek bir hırçın hamlede tamamen girdi.
Göğüs kafesimin en kuytu köşesinden kopan o çok derin, kesik inilti yazlık evin taş duvarlarında yankılandı. Acıyla karışık tırmanan o devasa haz, bacaklarımı onun o güçlü beline daha da sıkı dolamama neden oldu. Luca, beni o yatağa çivilemiş gibi her seferinde daha sert, daha derine ve amansızca içimde hareket ettikçe başım arkaya doğru düştü, gözlerim odanın loş ışıklarında tamamen karardı.
Pencerelerden giren o ılık deniz kokusu tenimizi yalarken, o her darbesinde içimi alev alev yaktı. Parmak tırnaklarımı sırtındaki o tırmanan kanat dövmesinin üzerine sertçe bastırarak onu kendime daha çok mühürledim.
Tam o an, Luca dur durak bilmeyen bir sabırsızlıkla beni tek bir hamlede altından çekip kucağına aldı. Sırtımı yatağın başlığına sertçe yaslarken, bacaklarım hala onun güçlü beline sıkıca dolanmış haldeydi.
Beni kucağında yukarı doğru kaldırıp tekrar o devasa gücüyle aşağı indirdiğinde, aramızdaki o yakıcı temas odadaki tüm havayı barut kokusuna buladı. Elleri kalçalarımı sımsıkı kavrayıp tenimi ezerken, göğüs kafesi göğüs kafesime çarpıyor, ter damlaları esmer teninden benim çıplak göğsüme süzülüyordu.
Başım tamamen arkaya düşmüş, dudaklarımdan kopan kesik iniltiler pencerelerden giren dalga seslerini bastırıyordu. Luca, beni kucağında sarsarak, her darbesinde ruhumun en derinlerine ulaşacak kadar hırçın ve amansızca içimde hareket etmeye devam etti. Dudaklarını tekrar boynuma ve omuzlarıma bastırırken, o bükülmez gövdesinin sıcaklığı içimdeki o son direnç duvarlarını da tamamen küle çevirdi.
Bizi sarsan o en son, en hırçın dalgayla birlikte, o sert ve derin birleşme içimizde tamamen patladığında ikimiz de ter içinde, soluk soluğa o yatağın üzerinde birbirimizin sıcaklığında tamamen kaybolmuştuk. Biz bu kurtuluşun ilk gecesinde, Akdeniz'in kıyısındaki o yazlık evde birbirimizin teninde kendi ebedi sivil hayatımızı ve sarsılmaz aşkımızı sonsuza kadar mühürlemiştik.
