31. bölüm · NAMLUNUN UCUNDAKİ KANUN
Köstebeğin Kimliği
31. Bölüm – Ağdaki Avcı
Julia’dan;
Şafağın o soluk, buz mavisi ışığı yatak odasının ahşap pencerelerinden içeri sızarken, Luca yanımda bir dağ gibi derin bir uykudaydı. Siyah saçları yastığa dağılmış, o geniş ve kaslı göğsü düzenli nefeslerle inip kalkıyordu. Dün gece o delice öpüşmelerimizin, tenimde bıraktığı o yakıcı, hırçın dokunuşların ardından gardını tamamen düşürmüştü. Bir askerin yapabileceği en büyük hatayı yapmış, düşmanını koynunda sakladığından habersizce uykuya teslim olmuştu.
Yataktan milimetrik bir hareketle, ipek geceliğimin kumaşını bile hışırdatmadan sıyrıldım. Komodinin üzerinde duran, Luca’nın o askeri şifreli şahsi tabletini elime aldım ve parmak uçlarımla loş koridora çıktım. Çalışma odasına girip kapıyı kapattığım an içimdeki o soğuk, acımasız ajan kimliğim tamamen devreye girdi.
Tableti açıp sınır hattındaki asıl mühimmat depolarının kripto şifrelerini kopyalamaya başladım. Dün gece onun kollarında inlerken zihninden kopardığım o gizli emir komuta kodlarını tek tek ekrana girdim. Şifreler çözüldükçe, Vlasov’a göndereceğim o son darbenin yükleme barı hızla doluyordu. Luca, o kibirli Gölge, benim aşkıma inanarak kendi askeri sonunu kendi elleriyle hazırlamıştı.
Valeriá’dan;
Kendi evime, o adliye koridorlarının tanıdık kasvetine döndüğüm ilk sabahta içimdeki o devasa ihanet acısı hala taze bir yara gibi kanıyordu. Üzerimdeki gri ceketimi çıkarıp çalışma masama oturduğumda, Luca’nın o mavi gözlerindeki buz gibi yabancılık ve Julia ile sevgili olduğunu haykırışı zihnimde bir kırbaç gibi patlıyordu. Ondan nefret ediyordum ama rütbelerini sökmek için and içtiğim o davayı yarıda bırakamazdım.
"Valeriá, şuna bir bakmalısın," dedi Elena, o parlak turuncu saçlarını geriye doğru savurarak odama girerken. Ela gözlerinde, Gabriel’in kışlada bıraktığı o sarsılmaz ciddiyetin bir benzeri vardı. Elindeki siber analiz bilgisayarını masama bıraktı.
"Sergio’nun kışladaki zindan hücresinden gelen siber sinyalleri adliyedeki güvenli ağ üzerinden takip ediyordum. Sergio, hücreye girmeden önce dışarıya şifreli bir veri akışı başlatmış."
Kaşlarım çatıldı. Ekrandaki veri loglarını ve IP adreslerini incelediğimde donakaldım. Sergio’nun sinyal gönderdiği uç nokta, sınır hattındaki askeri ağın tam ortasında, Luca’nın şahsi güvenli alanına kilitlenmişti.
"Bu imkansız..." diye fısıldadım, mavi gözlerim ekrandaki kodlar arasında hızla gezinirken. "Sergio bu verileri Vlasov’un içerideki asıl köstebeğine göndermiş. Ve bu köstebek... şu an Luca’nın tam yanında."
Ekrandaki siber kodları adli sicil arşivleriyle eşleştirdiğim an, Julia’nın gerçek kimliği, Vlasov sendikasının geçmişteki o gizli operasyon kayıtları önüme serildi. O kadın bir sevgili değildi; o kadın Luca’yı içeriden bitirmek, sınır hattının asıl şifrelerini söküp almak için oraya sızdırılmış ölümcül bir piyondu.
Luca her şeyden habersiz o yatakta bir yılanla uyuyordu.
Julia’dan;
Çalışma odasındaki bilgisayarın ekranında “Yükleme Tamamlandı” yazısı belirdiği an, dudak kenarım o karanlık, muzaffer kibirle yukarı kıvrıldı. Sınır hattının tüm asıl mühimmat koordinatları artık Vlasov’un elindeydi.
Tam tableti kapatıp odaya geri dönecektim ki, Luca’nın odasından gelen o ağır, ritmik askeri bot sesleri koridorda yankılanmaya başladı. Kapı aniden sertçe açıldı. Luca, üzerinde sadece siyah spor pantolonuyla, darmadağınık siyah saçları ve o mavi gözlerindeki o canavar gibi hırçın ışıkla tam karşımda dikiliyordu. Sırtındaki o tırmanan kanat dövmesi, öfkeden gerilen omuz kaslarıyla birlikte sızlar gibi gerilmişti. Gözleri doğrudan elimdeki askeri tablete kilitlendi.
Aynı salisede, Luca'nın masanın üzerinde duran telsizinden sivil adliye ağından gelen keskin bir cızırtı ve Valeriá’nın o pes, boyun eğmez sesi yükseldi:
"Luca! Sesimi alıyor musun? Gölge, derhal o tableti bırak ve yanındaki kadından uzaklaş! Julia bir yalan, o Vlasov'un ajanı! Seni bitirmek için orada!"
Luca telsizden yükselen o sesi duyduğunda, mavi gözlerindeki o körü körüne inanç saliseler içinde yerini saf bir katliam ve hırs ateşine bıraktı. Bana doğru, o üzerime çöken bir gölge gibi bir adım attı.
