MOHTİ ZİFA kitap kapağı

8. bölüm / 14

MOHTİ ZİFA

~ Mohti Zifa ~ | 8. Bölüm |

Vaveyla Yazarı: Nuray

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 14Şu an: ~ Mohti Zifa ~ | 8. Bölüm |

31 Mayıs Pazar.

İyi okumalar dilerim.

.

.

.

Alis Serander

Babamın odadan çıkmasının ardından kendimi sıkmayı bırakarak göz yaşlarımı serbest bıraktım. Yarım saat öncesinde yaşadıklarımı hâla sindirebilmiş değildim. Bir türlü çıkmıyordu kafamdan. Nefes alamıyordum. Gerçi annem öldükten sonra nefes aldığım anlar bir elin parmağını geçmezdi. Zaten psikolojik olarak yeterince yorgunken bir de bunca saçmalıkla uğraşmak zorunda bırakıyorlardı beni. Babamı bulmanın sevincini yaşamama, ailemi tanımama bile izin vermemişlerdi. Evin içindekiler yetmezmiş gibi bir de köylüler vardı. Burada yaşayabilme şansım imkansızdı resmen artık. Nerede kimin bana ne kötülük yapacağı bile belli değildi. Ki bu gece yaşadıklarım da bunun kanıtıydı. Bunları daha dazla düşünmek canımı yakıyordu. Hepsinden bir an da sıyrılmak mümkün olsaydı keşke. Keşke buradan gidebilseydim. Mesela annemim yanına. Gitseydim keşke. Gidebilseydim...

Düşüncelere dalmışken gözyaşlarım ve yüzüme yapışan saçlarım beni çok fazla rahatsız etmeye başlamıştı. Hızla doğrularak yatak başlığına yaslandım. Saçlarımı geriye iterek göz yaşlarımı sildim. Ağlarken en nefret ettiğim şeydi bu. Saçlarımı yüzümde hissetmek sinirlendiriyordu beni. Bir de ıslak ıslak tam çıldırmalık. Sertçe burnumu çekerek kapıya döndüm. Ayak sesleri buraya birinin geldiğinin habercisiydi. Ayak sesi bile travmam olmuştu artık. Kapı açıldığında Lazar abimi görmemle rahatlayarak ufak bir tebessüm ettim. Odaya girerek kapıyı kapatıp yanıma geldi. Hafifçe yana kayarak oturmasına izin verdim.

" Birtanem."

Sesindeki merhamet kalbimi titretti. O kadar içten, o kadar güzel söylemiştiki. Kafamı hafifçe omzuma yatırdım. Çenemin titremesine engel olamadım. Konuşmak istiyordum. Ama ağzımı açtığım an da yine ağlardım. Abim yine beni tek bir bakışta anladığını belli etti. " Ağlayacaksan sadece kollarımda ağla Alis. Ben toplarım göz yaşlarını. Sonra seni ağlatan her ne ya da kimse gider üzerlerine kabus olarak yağdırırım. Ama bir söz vereceksin abine. Bu sözü ömür boyu tutacaksın. Ne olursa olsun, güzel gülüşün solmayacak." bir anlık duraksadı. Yüzümde gezinen bakışları yanağıma odaklandı. Benim gibi başını eğip tebessüm etti. İşaret parmağını hafif bükerek dışıyla gamzenin olduğu yeri okşadı. Derin bir iç çekerek tekrar gözlerime baktı. " Gamzelerin dünyadaki cennet gibi...Onlar bize umut taşıyor. Umudumuzu kaybetme."

Anneme de aynı sözü vermiştim ben. Tutamamıştım. Bir sözün daha altında kalmaktan korkuyordum. Ben verdiğim sözleri tutmaktan da acizdim artık. Biricik annemin tek vasiyeti neşemdi. Onu da kaybetmiştim. Şimdi abimde umudumuzu kaybetme, gülüşünü yitirme diyordu. Bu sözü de tutamazdın ben. Beceremezdim. Abime yaklaşarak başımı omzuna yasladım. Tek kolunu belime sardı. Diğer eli ile saçlarımı okşuyordu. Gözlerimi kapatarak kokusunu içime çektim. Birazcıkta olsa huzurlu, güvende hissetmek istiyordum.

Bu sırada kapı yeniden biri tarafından açıldı. Başımı kaldırmadan gözlerimi aralayıp gelenlere baktım. Babam ve Kadem Can gelmişlerdi. Bana gülümseyerek onlarda yatağa oturdular. Ben de gülümseyerek kısaca inceledim onları. Moralleri bozuk gibiydi. Babamın alnındaki ve boynundaki damar belirginleşmişti. Aşağıda bir şeyler olmuştu sanırım.

" Kızım. Ben, sen, Kadem Can abin ve eğer isterse Lazar abin ayrı bir eve gideceğiz. Ve artık orada kalacağız. İstersin değil mi?"

Kendi ailesinşn evinden ayrılmak için benim iznimi alıyordu. Ama burada benim söz hakkım olamazdıki. Evet, diyerek ailesini çocuklarını bırakmasını istemiş olurdum ondan. Buna hakkım yoktu. Hayır, desem burada ne can güvenliğim vardı. Psikolojik baskıyı demiyorum zaten. Ama babamın fikriydi önemli olan. 16 yıl sonra çıkıp gelmiş bir kız için oğullarını ardında bırakmaya zorlayamazdım.

" Bana sorma baba. Burası senin evin, senin ailen ve çocukların. Benim yüzümden onlarla aranın bozulmasını istemiyorum. Ben İstanbul'a ya da buraya yakın bir yere taşınsam? İşyerinizde ya da dışarıda buluşuruz sık sık. Olmaz mı?"

Üçü de kaşları çatık bana bakıyorlardı. Gözlerimi kaçırarak odayı incelemeye başladım. Ama Lazar abim kafasını önüme doğru uzatıp ona bakmamı zorunlu hale getirdi.

" Baba senin bu kizun ne deyi? Biz ha burada bostan korkuluğu miyuz da?"

Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Çok tatlı oluyordu böyle konuşunca.

" Bak ilk defa Lazar'a hak veriyorum. Sen böyle bir şey demedin ben de duymadım kızım."

Babama hüzünlü bir tebessüm ederek Kadem Can'a döndüm. Hala kaşları çatık beni izlemeye devam ediyordu. " Diğerlerinin fikrini önemsememen gerektiğini söylediğimi hatırlıyorum. Sanırım abi sözü dinlemen gereken konular var. Yanılıyor muyum?"

Son soruyu Lazar'a bakarak sormuştu. İkisinin arasında kısa bir bakışma geçti. Ardından benim için tehlike çanlarının çaldığını hissettirecek bir sırıtış ile bana döndüler. " Neden bakıyorsunuz öyle? Hm? Bir kabahat işleyecek gibi bakıyorsunuz."

Konuşurken aynı zamanda babama doğru usul usul yaklaşıyordum. Ne geçiyordu akıllarından Allah bilir. Vidar'ın şaka anlayışı gibi olmasın da. Lazar abim babama yanaşma girişimimi fark ederek belimden tutup ikisinin ortasına çekti. Ardından ben ne olduğunu anlamadan gıdıklamaya başladılar. Her yerimden çok fazla gıdıklanan bir insandım ama ben ya. Anında kahkahalarım odada yankılanmaya başlamıştı bile. Babam ise gülerek bizi izliyordu. İnsan yardım eder ya. Çok ayıp be babam..

" Ya yeter!! Bırakın bak bayılacağım yemin ederim. Baba! Bir şey der misin oğullarına!"

Kahkahalarımın aradında konuşurken aynı zamanda ellerinden kurtulmaya çalışıyordum. Sonunda bıraktıklarında nefes nefese kendimi babamın yanına attım. " Küstüm ben size. Yaptığınız büyük ayıp."

Üçü de bana dönmüş gülüyorlardı. Kadem Can eğilip yanaklarıma minik öpücükler kondurdu. Adamın bambaşka bir havası, karizması var ya. İnşaallah sevgili falan işlerine girmemiştir. Acayip kıskanırım. Babamın tıpatıp kopyasıydı. Ve bu onu benim gözümde daha çekici yapıyordu.

" Kıpkırmızı olmuşsun kız. Elini yüzünü yıka, sonra hazırlanmaya gidersin."

Ay biz gidiyorduk değil mi? Sanırım bu bize biraz iyi gelirdi. Herkes sakinleşip daha sağlıklı düşünebilirdi umarım. Doğrularak yataktan kalktım. Kadem Can ve Lazar abim de kalkmışlardı benimle birlikte.

" Yarım saat içinde bahçede olun."

Lazar abim babama dönerek yüzündeki yaramaz çocuk gülümsemesiyle konuştu.

" Siz bana konum atarsınız ben gelirim."

Babamın anında kaşları çatılmıştı. Yanındaki yastığı abime atarak " Ya bizimle geliyorsun ya da burada kalıyorsun. Seni eve almam ona göre."

Abim babamın ciddi olup olmadığını sorgular şekilde baktı bir süre. Ardından ciddi olduğunu anlayıp sessizce odadan çıktı. Benim hastanede olduğum zamanda sarhoş olduğunu söylemişti. Kesin yine içmeye gideceğinden kızmıştı babam. Ben ve Kadem Can'da odadan çıkarak kendi odalarımıza geçtik. Bu evden çıkana kadar kimse ile karşılaşmak istemiyordum. Umarım da karşılaşmazdık. Zaten pek fazla kıyafetim olmadığı için hızlıca toparlanmıştım. Üzerime pembe kazak, beyaz mini etek ve ten rengi çorap giydim. Saçlarımı yapıp montumu alarak odamdan çıktım. Asansörün önüne geçip düğmeye bastım. Asansör benim olduğum katta durunca kapısı açıldı. İçeri girerek giriş katının tuşuna bastım. Muhtemelen herkes odasına çekildiğinden ışıkların çoğu kapalıydı. Sadece bahçe ışıklandırması camlardan içeri sızarak evi biraz aydınlatıyordu. Bu şekilde ev fazlasıyla huzurlu gibi görünüyordu aslında. Asansörün kapısı açılınca inip kapıya ilerledim ve bahçeye çıktım. Kimse gelmemişti henüz. Bavulumu arabanın yanına bırakıp bahçedeki oturma gurubuna ilerledim. Fakat başka biri oturuyordu orada. Karanlıktan dolayı yüzünü tam göremesemde Mirza olduğunu anlamıştım. Şu an onu ve ergen kaprislerini çekecek havamda değildim. Arkamı dönmüş arabaya ilerlerken sesini duydum.

" İnsan yemiyorum ben."

Göz devirerek oturma grubuna ilerleyip karşısındi koltuğa oturdum. " Pardon ya unutmuşum benim hatam. Siz ezip geçmeyi, kırmayı daha çok tercih ediyorsunuz."

Bu sefer göz deviren taraf o oldu. Gerçekler zor geliyor tabi. Bir süre ikimizde konuşmadan ortada yanan ateşi izledik. Allah bilir kafasından ne şeytanlıklar geçiyordu. Hayalet Casper. Casper olsaydı keşke bunun yerine. En azından onda biraz akıl, merhamet var. Bir de şuna bak. Suratsız. Babama da hiç benzemiyordu diğerlerinede. Evlatlıktır da ailesi tez zamanda almaya gelir inşallah. Aman gelmeselerde ben gidiyorum zaten. Kendi kendime gülerek etrafa bakmaya devam ettim. " Çıktılar, seni arıyorlar sanırım."

Ayağa kalkarak babamlara doğru ilerlerken aklıma gelenle ona döndüm. " Senin peşimden geldiğini onlara söylemeli miyim? Merak ediyorlar, soracaklar yani."

Kafasını kaldırıp gözlerime baktı. Bir süre sonra derin bir nefes vererek önüne döndü. " Söyleme. "

Başımı sallayarak babamların yanına ilerledim. Beni ilk gören kapıda bekleyen Boran abi oldu. Ona gülümseyerek el salladığımda kollarını açmıştı. Yanına giderek sarıldım. Kollarını bedenime sararak saçlarımı öptü. " Dikkat et kendine güzelim. Görüşürüz."

" Ederim abi. Teşekkürler."

Genişçe gülümseyip alnımdan öperek geri çekildi. Ben de babamın arabasına ilerleyerek arkaya oturdum. Yanımda Lazar abim vardı. Babam ve Kadem Can'da önde oturuyorlardı. Benim aklımda ise Mirza vardı. Söylememi neden istemediğini anlamamıştım. Akşam evden çıktığımda köylülerden biri peşime takılmıştı. Mirza da bunu görmüş olacak ki bizi takip etmiş, adama engel olarak geri göndermişti. Ben fazla korkmuştum ama o bir şey demeden arkasını dönüp gitmişti. O sırada zaten babamların sesini duymuş, yanlarına gitmiştim.

Bunları düşünmeyi bırakıp horon açmaya çalışan Lazar'a ve onu engellemeye çalışan Kadem Can'a döndüm.

" Ya bu saatte ne şarkısı Lazar? Millet uyuyor, neden rahatsızlık verelim bu saatte?"

Kadem Can'a bir kez daha hayran olmuş olabilirim. Çok ince düşünceli, tatlı bir adamdı ya. Bize denk gelir mi böylesi? Nerde. Çok bekleriz daha.

" Ne olacak ya, abartma. Buradakiler horondan rahatsız olmaz."

Bu da yerinde iki dakika rahat duramıyor. İlla bir müzik, illa bir eğlence olacak. Kurt var adamda. Lazar'ın kolundan tutup yanıma çektim. Anında gülümseyerek bana döndü. " Söyle gülüm."

Gülüm ne ya...Deli.

" Şarkı açmayalım. Kadem Can haklı, insanlar rahatsız olabilir. Biz seninle markete gidelim mi abi? Karnım acıktı benim."

Abim alnımdan öperek gülümsedi. " Alalım yavrum, ben de acıkmıştın zaten. Baba bizi eve yakın bir yerde indirir misin? Alis acıkmış marketten bir şeyler alalım. "

Babam dikiz aynasından bana bakarak gülümsedi ve göz kırptı. Ben de gülümseyerek karşılık verdim. " Dikkat edin kendinize."

Babam arabayı durdurunca Kadem Can da bizimle birlikte inmişti arabadan. Bir yanıma Lazar abim, diğer yanıma Kadem Can geçerek beni ortalarına aldılar. Tabi başıma ne zaman ne geleceği hiç belli olmuyordu bu aralar. Adamlarda haklı olarak önlem alıyorlardı. Bir süre sonra marketin önüne gelince ikisini ardımda bırakıp koşarak markete girdim. Açlıktan midem sırtıma yapışmıştı resmen. Akşam yemeğini zehir etmişlerdi hepimize. Ve evden ayrılmamızın bu olaylara son vereceğini nedense hiç düşünmüyordum. Hep kötü bir şey olacak, başıma bir şey gelecek gibi hissetmekten kendimi alıkoyamıyordum. Korku sanki içime işlemişti de ömür boyu benimle kalacaktı.

Düşüncelere dalmışken marketi turlamaya devam ediyordum. Aynı zamanda da ne yiyebileceğime bakınıyordum. Dondurucu dolabın önüne geldiğimde içindekilerde göz gezdirdim. Donmuş yiyecekler hem pratik hem de lezzetli olduğu için hoşuma gidiyordu. Dolabı açarak kıymalı kaşarlı pide ve pizza aldım. Bu sırada Kadem Can yanıma gelmişti. " Bunlarla doyacak mısın güzelim?"

" Evet, doyarım. Abur cuburda alalım mı?"

Aldıklarımı elindeki sepete atarak gülümsedi." Al ama fazla değil. İyi beslenmen gerektiğini unutuyorsun. Sana hatırlatmak için bol bol sebze aldım. Herkes yemeklerimi beğenir genelde. Eminim sen de çok beğenerek yiyeceksin."

Sebze mi?? Bol bol mu?? Yok Kadem Cancığım kalsın. Almayayım ben.

" Bakarız tabi canım."

Hızlıca abur cubur kısmına geçerek bir kaç çikolata, cips ve yeni çıkan atıştırmalıklardan aldım. Elimdekileri arkamdan gelen Kadem Canın elindeki sepete atarak kasada bizi bekleyen Lazar abimin yanına geçtim. " Aldın mı bebeğim?"

" Evet, ben sizi dışarıda bekliyorum abicim. Gelirsiniz."

İtiraz edeceğini bildiğimden cevap vermesini beklemeden dışarı çıktım. Etrafta en fazla üç katlı evler vardı. Hepsinin de ışıkları kapalıydı. Buralarda erken uyuyup erkenden uyanıyorlardı. Tabi benim alışmam biraz sürecek gibiydi. Sürekli uykusuz hissediyordum ve bu baş ağrımı tetikliyordu. Etraf oldukça sessizken tek ses ağaç yapraklarının hışırtısıydı. Bir süre etrafı inceledikten sonra Lazar abim ve Kadem Can'ın gelmesiyle eve doğru yürümeye başladık. Aralarında sürekli bakışıyorlar, bir şey söyleyecek gibi olup susuyorlardı. Ne soracaklarını az çok tahmin ettiğimden daha fazla gerilmemeleri için konuşma gereği hissettim.

" Ne soracağınızı biliyorum. Orada kötü bir şey olmadı. Beni takip etmişti biri, o yüzden korktum sadece."

Kadem Can elimi tutarak beni durdurup kendine çevirdi. " Bu önemsiz bir şey mi? Kimdi, gördün mü yüzünü?"

Ben tam ona cevap verecekken Lazar beni kendine çevirdi. "Çabuk söyle kimdi? Kim takip etmiş seni? Ne dedi sana?"

Yine ağzımı açacağım sırada tekrar Kadem Can'a bakarken bulmuştum kendimi. Ay yeter ama başım dönmüştü. " Ay yeter! Bir şey yok olmadı diyorum ya. Gidelim haydi babamı özledim ben. Ev nerede? Çok mu uzak? Koşsak hemen gider miyiz?"

Beni gülerek tatlı tatlı izliyorlardı. Lazar elimdeki poşeti Kadem Can'a verip koşmaya başlayınca ben de koşmaya başladım. Sanırım aileme alışıyordum ve onları çok ama çok seviyordum..

.

.

Dün geceki yorgunluğun ardından eve gelir gelmez bir şeyler yemiş, ardından uyumak için odalara dağılmıştık. Hayatımda bu kadar derin uyuduğum bir gece daha var mıydı hatırlamıyordum. Uyanalı yarım saat olmuştu neredeyse fakat yataktan çıkasım gelmiyordı. Ama kalkmam gerektiğini biliyordum. Çünkü bugün abilerim ile birlikte gezme planlarım vardı. Tabi işleri yoksa.

Yatakta doğrularak terliklerimi giyip ayağa kalktım. Yatak örtümü düzeltip lavaboya geçtim ve işlerimi hızlıca halledip çıktım. Ardından dün gece açık bıraktığım bavulumdan mavi kot pantolon, sarı crop ve beyaz kısa bir hırka alarak üstümü değiştirdim. Saçlarımıda tarayıp odadan çıktım. Mutfaktan sesler geliyordu. Sanırım birileri uyanmış kahvaltı hazırlıyordu. Adımlarımı mutfağa yönelterek mutfak kapısından içeride kimin olduğuna baktım. Babam ve Kadem Can birlikte kahvaltı hazırlıyorlardı. Ve hareketleri o kadar uyumluydu ki ikiz gibilerdi neredeyse. Gerçekten babam kendi kopyasını yetiştirmişti. Ve ikisi de şu an aşırı karizmatik, yakışıklı ve çekici duruyorlardı. Tabi bir de Kadem Can'ın tişörtsüz oluşu ve kasları da dikkatimden kaçmamıştı.

Ben onları izlemeye devam ederken beni ilk fark eden babam olmuştu. Kocaman gülümsemesiyle kollarını iki yana açarak " Günaydın bebeğim." dedi.

Ben de gülümseyerek yanına gidip kollarının arasına girdim ve sarıldım. " Günaydın babaa."

Kadem Can da kollarını açınca sarılıp başımı göğsüne yasladım. Saçlarımın üstüne bir kaç öpücük bırakıp geri çekildi. " Günaydın güzelim."

Derin bir nefes alarak tebessüm ettim. " Günaydın abi.."

Yüzündeki gülümseme genişlerken göz kırptı.

" Lazar abim nerde baba?"

" Erkenden çıktı bebeğim. Akşama gelir. Hadi geç başla biz de geliyoruz."

Tam masaya geçeceğim sırada kapı çalmıştı. Hızlıca mutfaktan çıkıp kapıya ilerledim ve açtım.

Karşımda gördüğüm kişilerle resmen olduğum yere çivilenmiş gibi hissediyordum. Bunların ne işi vardı ki burada?

" Alis? Kim gelmiş abicim?"

Kadem Can abim de yanıma geldiğinde onun da yüzünde bariz bir şaşkınlık yer edindi. E şaşırmamak elde değildi ne de olsa. Karşımızda iki çift ikiz vardı. Ardaş, Vidar,Deha ve Deva...

Dördü de süt dökmüş kedi gibilerdi. Benimle gözgöze gelmemek için verdikleri çaba o kadar komikti ki gülmemek için zor tutuyordum kendimi. Kenara çekilerek içeri geçmelerine izin verdim. " Normalde almazdım da içeri, çok gariban duruyordunuz. Kıyamadım." alaycı sesime karşı kötü kötü bakmaya çalışsalarda becerememişlerdi. Daha komik olmuşlardı hatta. Ve ayrıca burası onlara yapacağım eşek şakaları için gayet uygun bir evdi. O böceklerin öcü alıncakatı ne de olsa. Bınun için en iyi ortağım da Lazar abimden başkası olamazdı tabiki. Eminim seve seve eşlik ederdi bana.

" Aklında bir şeyler var senin ama. Hadi hayırlısı."

Kadem Can abime şirince gülümseyerek mutfağa geçtim ve Ardaş ve Vidarın ortasındaki boş sandalyeye oturdum. Babamda gelince tabaklarımızı doldurup yemeye başlamıştık. Sessiz geçen kahvaltının ardından salonda toplanmıştık. İlk şakam için gerekli olan malzemeleri Lazar abime mesaj olarak atmam gerekiyordu. Telefonumu cebimden çıkartıp mesaj kutusuna girdim. Hızlıca mesaj yazıp attığımda abimin anında görmesine şaşırmıştım. Telefonun başında mı bekliyordu be. Abimin tepkileri o kadar komikti ki yanımdakiler bir şey anlamasın diye ekstra çaba sarf ediyordum. Kesinlikle bizim için çok eğlenceli, onlar içinse çok travmatik bir gece olacaktı.

.

.

VEEE BÖLÜM SONUUU

NASILDI??

BEĞENDİNİZ Mİ??

OY VE YORUM ATMAYI UNUTMAYIN LÜTFEENN SİZLERİ SEVİYORUM GÖRÜŞMEK ÜZERE ✨ 🤍

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

25okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18