MOHTİ ZİFA kitap kapağı

14. bölüm / 14

MOHTİ ZİFA

~ Mohti Zifa ~ | 14. Bölüm |

Vaveyla Yazarı: Nuray

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 14Şu an: ~ Mohti Zifa ~ | 14. Bölüm |

17 Ekim Cumartesi.

İyi okumalar dilerim.

.

.

Babam ile biraz uzandıktan sonra kalkıp terasa çıkmıştık. Babam terası çok güzel hazırlamıştı ve koltuğa yaslanmış bir gitar vardı. Babam gitar mı çalıyordu? Annem de çalıyordu, çok severdi gitar çalmayı. Bana hep şarkılar söylerdi. Burukça tebessüm ederek gitara doğru ilerleyip elime aldım. Ben gittarı incelerken babam da yanıma gelmişti. " Annen de çok severdi.."

Ona dönerek başımı salladım. " Çok severdi, bebekken hep ninniler söylermiş bana. Hep videoya çekmiş biliyor musun. Bir sürü fotoğrafım da var. Hepsini getirdim yanımda. Onları da getireyim mi, birlikte bakarız. " dediğimde gözleri parlamıştı resmen. " Olur, olur tabi getir. Bakalım." dediğinde hızlıca terastan inip odama girdim. Bavulun içinden flaşı ve albümü alıp tekrar terasa çıktım. Babam da projeksiyonu ayarlamıştı. Yanına oturarak elimdekileri masaya bıraktım. babam kolunu kaldırınca başımı göğsüne yasladım ve açılan videoya baktım merakla.

Video açıldığında annemi görmemle gözlerimin dolması bir olmuştu. Annem ünüversitenin bahçesinde elindeki kitaplar ile babama ders anlatırken babam ise onu videoya alıyordı.

" Kademm..Ama ders anlatıyorum ben sana sen video çekme derdindesin. Sınavda ne yapacaksın?"

Annemin sesi göz yaşlarım için bir çağrı olmuştu resmen. Hayatımda sesine en çok alıştığım insanın sesi olmadan günlerdir yaşıyordum. Çok özlemiştim onu ben.

" Gülüm güzelim, güzelliğinden derse odaklanabildiğim mi var be yavrum? Hem bu videolar çocuklarımıza anı olacak ilerde. Bir şeyler söylemek ister misin?"

Babam da kadraja girerek ikisinin görüneceği şekilde tutmuştu kamerayı. Annemin anında gözleri parlamış, kocaman gülümsemişti. Babam da aşırı yakışıklıydı ama gençken. Annem ile yanyanayken çok güzel duruyorlardı. Çok yakışıyorlardı. Babam annemin yanağından öpünce annem ona dönmüştü. Aşık aşık birbirlerine bakıyorlardı.

" Seni çok seviyorum Kadem, dünyalar kadar çok.."

" Dünyalar ne kelimeymiş benim sevgimin yanında güzelim, ömrünce yaşar bu adam."

Onları dinledikçe daha çok ağlıyordum. Babam ise sessizdi. Sadece saçlarımı okşuyordu. Videonun devamında babam ile annemin başka videoları da vardı. Evde, okulda, dışarıda.. Bir sürü fotoğrafları da vardı. Bittiğin de ise ekran yavaşça karardı. Babam doğrulunca ben de doğrularak ona döndüm. Gözleri kızarmıştı, göz yaşlarından ıslanan yanakları ağladığını gösteriyordu. Alnımdan öperek geri çekilip gitarı eline aldı. Çalmaya başladığında aynı zamanda ekranda da annemin gitar çaldığı bir video başlamıştı.

" Karşi dağun duzini
Kuzi otlar yuzini
Elmeden bir görseydum oy
Nazli yârun yuzini
Elmeden bir görseydum oy
Nazli yârun yuzini

Elevit'un deresi
İki tarafli akar
Yüreğum sen ilendur oy
Gözum ellere bakar
Yüreğum sen ilendur oy
Gözum ellere bakar

He hey, he hey, he hey hey
He hey, he hey, hoy oy oy oy oy
He hey, he hey, oy oy oy oy oy
He hey, he hey, oy oy oy oy oy

Yüreğum sen ilendur oy
Gözum ellere bakar
Yüreğum sen ilendur oy
Gözum ellere bakar

Yüreğum sen ilendur oy
Gözum ellere bakar
Yüreğum sen ilendur oy
Gözum ellere bakar

Yüreğum sen ilendur oy
Gözum ellere bakar
Yüreğum sen ilendur oy
Gözum ellere bakar"

Şarkıyı gözyaşları içinde söylemişti babam. Benim de ondan farklı bir hâlim yoktu. Babam gitarı kenara bırakarak gözlerini sildi ve annemin büyük ekrandaki fotoğrafına hüzünlü bir tebessüm ile baktı. Elran kapanınca bana döndü. Yanına giderek boynuna sarıldığımda kollarını belime sardı. O an hiç beklemediğim bir şey oldu, babam hıçkırarak ağlamaya başladı. Onun aksine ben sessizce ağlıyordum.

" Çok pişmanım..Gitmesine izin verdiğim için onu bulamadığım için çok pişmanım."

Derken bir hıçkırık daha kaçtı ağzından. Yavaşça geri çekilerek ellerimi yüzüne çıkarttım. Göz yaşlarını silerek alnımı alnına yasladım. " Senin suçun yok baba. Bunu annem istemedi, haklı sebepleri vardı. Böyle olmasını hiçbirimiz istemezdik. Ama maalesef...Zamanı geri alamıyoruz hiçbirimiz. Keşkeler çare olmuyor. Biz yine hep acımız ile kalıyoruz. Çok özledim ben annemi. Sesini özledim, kokusunu özledim..."

Babam başımı göğsüne çekerek saçlarımı okşadı. " Ben de çok özlüyorum. Çok fazla hem de. Ama kader bize acımadı. Bizi ayırmak isteyenlerin yanında oldu hep. Şimdi de seni ayırmak istiyorlar benden. Ama birtanem, artık ikimiz de onlara cevap vermeyeceğiz. İstedikleri kadar konuşsunlar, istedikleri lafı etsinler. Biz bizi bildikten sonra kimseye laf düşmez. Tamam mı bebeğim, bundan sonra sadece mutlu olacağız. Annene söz verdiğimiz gibi...Bana neşeni asla kaybetme demişti. Ama bilmiyordu ki neşemin kendisiydi o. Sana da demiştir biliyorum. Mektupta öyle yazıyordu. Neşesini senden almış diyordu. Ben kaybetmiştim ama neşem seninle geldi kızım. Bundan sonra da kaybetmeye hiç niyetim yok."

Geri çekilerek gülümsedim. Babam da tebessüm edince derin bir nefes alıp başımı gökyüzüne kaldırdım. Annem orada bizi görüyordu. " Sözümüzü tutacağız anne.."

✨🌙✨

Sabahın köründe Vidar ve Ardaş'ın odaya baskın yapması ile uyanmıştım ve bu şekilde uyanmama sinirlenerek şu an da konakta onları kovalıyordum. Üstümdeki pijamalar ve çıplak ayaklarım ile deliye benziyordum resmen. Ama umrumda değildi. İkisine de bunun hesabını soracaktım. Evin bahçesine çıktıklarında bahçedeki yemek masasında oturanlar merakla bize bakıyorlardı. Sanırım hava güzel olduğu için bugün bahçede kahvaltı yapacaktık.

Babam ayağa kalkarak koşan bize hitaben konuştu. " Ne oluyor çocuklar sabah sabah? Kızım niye çıktın böyle hasta olacaksın." dedi. Duraksayarak ona döndüm. Şimdi görürlerdi onlar. Dudaklarımı büzerek babamın yanına gittim. " Baba bu ikisi," parmağımla ikisini işaret ettim. " Sabahın köründe odama baskın yaptılar, resmen onlar yüzünden korkarak uyandım." dedim sahte bir hüzünle. İkisi de şok olmuş şekilde bana bakıyorlardı. Sinsice sırıtıp omuz silkerek babama döndüm. Babam saçlarımı öperek sırtımı sıvazladı. " Kurban olsun baban sana bebeğim benim. Gelin ula buraya eşek spaları! Kızımı niye korkutuyorsunuz?!"

İkisi de bana tehditkar bakışlar atarak yerlerine geçmişlerdi. Babam hafif gülümseyerek burnuma parmağı ile hafifçe vurdu. " Siz de çok tatil yaptınız küçük hanım. Bugün abinler ile okula başlıyorsun haberin olsun. Hazırlan hemen kahvaltıdan sonra ben bırakacağım sizi okula. "

Yüzümdeki gülümseme solarken hafifçe kaşlarımı çatıp babama baktım. " Niye haber vermedin ki önceden baba...Hiç hazır hissetmiyorum şahsen." dedim burun kıvırarak. Kadem Can abim " Bugün okulda hazırlanırsın yavrum. Sıkıntı etme." göz kırparak öpücük atınca gamzelerimi göstererek sırıttım. Lazar abim " Bu tatlılıkla adam öldürürsün ula sen." deyince daha çok gülmüştüm.

Daha fazla zaman kaybetmemek için odama çıkarak üstüme okul için uygun bir sweatshirt ve siyah kısa etek giydim. Yarım botlarımı giyip, bir defter ve kalemliğimi attığım çantama test kitabımı ve okuma kitabımıda ekleyip saçlarımı şekillendirdim. Yarıdan iki at kuyruğu yapıp örmüştüm, geri kalanı da açık bırakmıştım. Odadan çıkarak tekrar bahçeye indim. Babam ayağa kalkıp sandalyemi çekince hemen oturdum. Tabağımın zaten hazırlandığını görünce gülümseyerek yemeye başladım.

Karşımda oturan Mirza " Böyle mi gideceksin okula?" dediğinde ona döndüm. Ağzım dolu olduğu için başımı sallayarak onayladım onu. Kadem Can abim ile aynı anda " Çok kısa." dediklerinde kaşlarımı çattım. Yoo bence gayet iyiydi boyu. " Bence gayet uygun Mirzacım ve Kadem Cancığım."

Bu sefer onlar kaşlarını çatmışlardı. Kadem Can " Uygun değil. Pantolon giy sen. Hem bizim okulda pantolon giyiliyor. Kabul etmiyorlar böyle." dedi itiraz istemeyen bir ses ile. Mirza tam konuşacakken Lodos araya girdi. " Hayır abi sizin okulda kızlar etek giyiyor erkekler pantolon giyiyor." dediğinde masadan bir kaç gülüş sesi geldi. Kadem Can ise yanındaki Lodos'un kafasına vurdu hafifçe. " Sen bi susta yemeğini ye abim."

Bu hallerine gülerek ayağa kalktığım sırada babaanne hanım konuştu. Fazla sessiz kalmıştı zaten. " Onlara fark etmez, bilmiyisunuz oğlum, İstanbul'dan alişıklardur bir yerleruni açmaya." dedi bana bakarak. Babamın sinirle elindeki çatalı tabağa bırakması ile babannem ona döndü. Babam ayağa kalkarak elimi tutup gülümsedi. " Gidelim babam." deyip alnımdan öptü. Gülümseyerek başımı salladım. Artık böyleydi. Onlar istediği kadar laf edebilirdi. Biz umursamayacaktık. İstedikleri kadar konuşsunlar. Karşılarında onlar ile tartışacak bir Alis yoktu artık. Tek yaptıkları kendilerini küçük düşürmekti. Ben sadece ailem ile mutlu bir hayat yaşamak ve anneme verdiğim sözü yerine getirmek istiyordum.

Arabanın yanına geldiğimizde arkamızdan diğerleri de yetişmişti bize. Deva, Deha ve Efkan arkaya otururken ben de öne oturmuştum. Ardaş, Vidar ve Batın üniversiteye gidiyorlardı. Batın'ın kendi arabası vardı, Ardaş ve Vidarı ise Lazar abim bırakıyordu okula. Taha ve Lodos bugün anneleri ile geri Trabzona döneceklerdi. Tuna abi bu aralar pek işi olmadığı için evdeydi. Normalde çok gezen ve evdekiler ile pek ilişkisi olmayan biriymiş ama son zamanlarda sık sık evde görüyordum onu. Bana da ilgili davranmaya başlamıştı. Gira'da aynı şekilde aslında çok soğuk biriydi ama bu sıralar bize daha çok katıldığını fark ediyordum. Sadece Batın kapalı kutuydu. Yine zorlayınca katılıyordu bize ama yine de pek konuşkan bir yapısı yoktu. Ama onu da çözerdim ben yakında. Okul bahçesine girdiğimizde kafamı yasladığım camdan kaldırarak okul binasına baktım. ' Özel Serander Koleji ' yazıyordu. Okul da babamlarındı. Buna sevinmemiştim. Allah bilir okul sahiplerine nasıl davranıyorlardı. Sevmiyordum kayırılmayı.

Deva kapımı açınca ona gülümseyerek indim arabadan. Babamda inip elimi tutmuştu. Önden ilerlemeye başlatınca şaşkınlıkla ona baktım. Adımlarım durduğunda bana döndü. "Birşey mi oldu kızım?" dediğinde başımı iki yana salladım. " Hayır ama böyle ilk okula gider gibi oldu biraz.." dedim.

Hüzünlü bir gülümseme ile bana baktı bir süre. Derin bir nefes vererek alnımdan öptü. Bu adam böyle öpünce... İçim bir garip oluyordu ya. Çok güzel bir babaydı ve beni her seferinde kalbimden kalbimden vuruyordu. " O ilk heyecanını kaçırdım ben maalesef. Yanında olmam gereken hiçbir an da yanında olamadım. Geç olmuş olabilir, büyümüş olabilirsin ama yine de bu anında yanında olmak istiyorum. Sonuçta bu okulda ilk günün ve bence heyecanlısın. Ben yanında olursam daha rahat hissedersin hem.." dediğinde gülerek yanağından öptüm. " Evet babacım,haklısın tabiki. Hadi gidelim."

Bu sefer önden yürüyen bendim. Diğerleri sınıflarına çıkmıştı. Bahçedeki öğrencilerde aralarında konuşarak bizi izliyorlardı. Okul binasına girdiğimizde babam müdür odasına ilerleyince arkasından gittim. Kapıyı çalarak girebileceğimize dair komut aldığımızda içeri girdik. Müdür içten bir gülğmseme ile ayağa kalkarak " Hoşgeldun beyim, buyrun geçin da!" dedi. Ardından bana dönerek, " Hoşgeldun sen de kizum. Dersun birazdan başlayacak, sinifunu söyleyeyim sana, geç kalma ilk dersine." dedi babacan bir tavır ile. Çok tatlı bir adamdı. Sarışın, mavi gözlü ve biraz fazla kilolu bir adamdı. Saçlarının tepesi hafif seyrekleşmiş, yan taraflarında ise daha gürdü.

Gülümseyerek başımı sallayıp beklemeye başladım. Bu sırada odanın kapısı tekrar açılmıştı. Okuldaki çalışanlardan biri elindeki çay tepsisi ile içeri girerek müdürün masasının önündeki tekli koltuğa oturan babamın ve müdürün önüne çayları bırakıp çıkmıştı. Müdür bana dönerek " 10/ A sınıfın. İkinci katta. İyi dersler." dedi. Gülümseyerek başımı salladım. Babama el sallayarak odadan çıktım ve merdivenlere ilerleyerek yukarı çıkmaya başladım. Oku baya lüks ve bakımlı bir okuldu. Sınıfımı bulduğumde açık olan kapıdan içeri girdim. Herkes arkadaşları ile konuşuyordu. Bir kaç kişi merakla bana dönerken yine fısıldaşmalar başlamıştı. Hiçbirine kulak asmayarak öğretmen masasının karşısında, cam kenarındaki tek boş yere geçtim. İki kişi oturuyorduk ve benim yanımda birinin eşyaları vardı. Allahtan cam kenarını tercih etmemişti. Köşede rahatça yaslanmayı daha çok seviyordum. Herkesin bakışlarını hissetsem de kafamı hiç kaldırmamıştım önümden. Hoca da bir türlü gelmemişti.

" Sen misin Seranderler'in ailesine giren kız?"

Bana hitaben söylenen söz ile tüm sınıf aniden sustu. Kafamı kaldırarak sesin sahibi olan kıza baktım. Uzun boylu, kumral, uzun saçlı bir kızdı. Lacivert etek ve şık bir beyaz bluz giyinmişti. Saçlarını özel olarak şekillendirmiş ve bandaj takmıştı. Yüzünde abartılı olmasa da belli olan bir makyaj vardı. Aşağılayıcı şekilde gözleri ile beni süzüyordu. Sakince başımı salladım. " Evet." dedim. Histerik bir gülüş ile sırasından çıkarak benim bulunduğum sıranın yanına gelerek dirseğini masaya yasladı. Çenesini eline yaslayarak gözlerini gözlerime dikti. Tüm sınıf olanları merakla izliyorlardı. Nefes sesi bile duyulmuyordu sınıfta.

" Bak tatlım. Bu okulun kuralları var. Öncelikle bunu bir öğretmek istiyorum sana. Bu kuralları ben ve Berker koyuyoruz. Herkes te uyuyor. İsteyerek tabiki. Bu okul Seranderlere ait olabilir fakat okulun içinde bizim dediğimiz olur. Birincisi-"

Lafını bölerek susturdum onu. Bu ergenlik kaçıncı seviyeydi? Nerede sanıyordu bu kız kendini? Kural koymalar, ne dersek o olur havaları falan..

" Birinci kuralı ben söyleyeyim, hiç umrumda değil ne olup bittiği. Seneye sınav senem ve bir gurup ultra ergen yüzünden zamanımı bu tarz saçmalıklar ile harcamak istemiyorum. Şimdi yerine geç, benimle muhatap olma."

Sınıftakilerin kısık ve şaşkın nidalarını duyduğumda önüme dönerek arkama yaslandım. Kız bariz şekilde bozulmuştu ve sinirden kızarmıştı resmen. " Kuralları da uymamanın sonuçlarını da tek tek ödeteceğim sana!" dedi çirkef bir tavır ile. Tabi yaparsın, dercesine güldüm. O ise sırasına tekrar geçmişti. Fakat öfkeli bakışları hâlâ üzerimdeydi. Bunu umursamayarak içeri giren hocayı görmem ile ayağa kalktım. Hoca oturun deyince tekrar oturmuştum. Ardından ise direkt derse başlamıştık..

Sonunda teneffüs zili çalınca önümdeki defteri kapatarak ayağa kalktım. Çantamdaki cüzdanımı alarak sıramdan çıkıp sınıf kapısına ilerledim. Ancak arkamdan birinin omzuma sertçe çarparak sınıftan çıkmasıyla dengemi kaybetmiştim. Neyse ki düşmeden yeniden sağlamıştım dengemi. Bu bana laf atan kızdı. Yoklama alınırken öğrenmiştim adını. Feyza'ymış adı. Onu umursamayarak merdivenlere ilerledim. Diğerlerinin sınıflarını bilmiyordum. Arabada sormayı unutmuştum. Ama kantinde karşılaşırdık herhalde. Bir kaç basamak inmiştim ki arkamdan Efkan'ın sesini duymamla hızla ona döndüm.

" Alis! Birlikte gidelim kantine. Deva ve Deha da bizi bekliyorlar."

Başımı sallayarak onunla birlikte indim merdivenleri. Kantine geldiğimizde Deva ve Deha yiyeceklerini almış bir masaya geçmişlerdi. Ben ve Efkan'da atıştırmalık bir şeyler ve içecek alarak onların yanına geçtik.

" Eee, ilk ders nasıl geçti Alis? Feyza da sizin sınıftaymış. Bir şey dedi mi sana?"

Deva sesine yansıyan heyecanla sorusunu sorunca Efkan ve Deha'da merakla bana döndüler. Kısaca olanları anlattığımda üçü de sinirlenmişlerdi.

" Bu ne saçmalık ya. Üç yıldır okulun tüm düzenini alt üst ettiler." dedi Efkan sitemle.

Deha'da ona hak vererek başını salladı. " Yapmadıkları kalmadı. Daha ilk senemizde bize bile sataştılar. Onlar yüzünden disipline gidecektik az kalsın."

Giderek meraklanıyordum bahsi geçen kişiler hakkında. Neler yapmış olabilirlerdi ki? Deha merak ettiğimi anlamış olacak ki anında dedikodu moduna geçerek masaya doğru eğildi. Biz de onun gibi eğilerek dinlemeye başladık.

" İki yıl önce bu okulda okuyan bir kız vardı, Azra. Okula dönem ortasında gelmişti ailesindeki sıkıntılar yüzünden. Feyza ne yapmış etmiş kızın ailevi meselelerini öğrenmiş. Bu Azranın ailesi ile eski okulunun sahibinin arasında bir düşmanlık çıkmış aniden ama kimse ne olduğunu anlamadan konu kapanmış. Feyza bunu öğrenince kızın üstüne gitmeye başladı, kızda her seferinde bu olayın konusu açılınca kötü oluyormuş. Sonra Feyza kıza bir an da farklı yaklaşmaya başlamış. Yakın arkadaş olmak ister gibi göstermiş kendini. Azra'nın güvenini kazanmış. Azra da her şeyi tek tek anlatmış Feyza'ya. Tabi Feyza bunların hepsini ses kaydı alıp itiraf sayfalarına ve guruplara yaymış. Meğerse Azra eski okulunun sahibinin oğlundan hamile kalıp çocuk aldırmışta o yüzden okul değiştirmiş. Tabi bu tüm Ardeşene yayılınca kızı yurtdışına gönderdi ailesi."

Deha'nın verdiği her detayda suratım şoktan şekilden şekile giriyordı resmen. Bu kadar kötülükte fazlaydı. Kime ne kızın kim ile ne yapıp ettiğinden.

Deva " Bu da bir şey mi. Bak daha Berker olayı var, dinle. Bu Berker'in çok güzel bir sevgilisi vardı. Kızıl saçlı böyle model gibi bir kızdı. Berker ile sevgili olduktan sonra kıza bir şeyler oldu. Bi özgüven geldi ki sorma. Herkesi aşağılamalar, zorbalamalar falan derken konu kendisinden hoşlanan erkekleri dövüştürmeye kadar gitti. En şok olacağınız yere geliyorum, Berker de bunları biliyormuş ve parayla insanlara izlettiriyormuş mekanında. Bu olay bir patladı, okulda Berkere saldırdılar. Berker'in ailesi falan sağlam insanlar tabi. Arkasında koskoca Haznedarlar var. Bundan intikam alamayınca bu sefer kıza saldırmaya kalktılar. Sonra o kız da okuldan apar topar çıktı gitti. Rizedeki başka bir okulda şu an. Olaylar yüzünden de kimse konuşmuyormuş onunla. Sadece bir kaç pis erkek."

Artık şoktan tepki veremiyordum duyduklarıma. Deha ve Efkan ise bildikleri için gayet rahat dinlemişlerdi olayları. " Siz şaka mı yapıyorsunuz..Bu yaşta böyle şeyleri nasıl yapıyorlar?" dedim inanamayarak.

Efkan arkasına yaslanarak " Para kızım başka ne olacak. Aileleri para veriyor, gerisini koyveriyor. Bizimkiler öyle mi, anne babamız öyle olsa abiler sıçar ağzımıza. İyi ki de öyle." dediğinde üçümüz de hak verdik ona. Annem de asla böyle ebeveynlerden olmamıştı. Herkese karşı saygılı ve iyi olmayı öğretmişti ilk başta. Kimsenin ayıbını ortaya çıkarmamam gerektiğini, herkesin hata yapabileceğini ve önemli olanın hatasını anlayıp geri dönebilmesi olduğunu anlatmıştı. İyi ki de böyle bir anneye sahip olarak büyümüştüm. Zil sesi ile düşüncelerimden sıyrılarak ayağa kalktım. Diğerleri de kalkmıştı. Merdivenlere ilerleyerek sınıflara çıktık. Bu derste matematikti. Kitaplarımı henüz almamıştım. Okulun özel kitapları vardı. Okul çıkışında alacaktım. Bu yüzden derslerde not tutup geri kalan zamanda da test çözüyordum. Okul tam gün olduğu için bir saatlik bir öğle molası vardı. Öğrenciler etkinlik odalarında ve kütüphanede vakit geçirebiliyorlarmış.

Sınıfa girdiğimde yanımdaki yerin dolu olduğunu gördüm. Sarışın, mavi gözlü bir çocuk oturuyordu. Saçları hafif dağınıktı. Gömleği ve kravatı da gelişi güzel giyilmişti. Elindeki telefon ile oynuyordu. Sıranın yanına gittim yol vermesi için. Fakat telefondan kafasını kaldırmamıştı. " Diğer teneffüs gel kızım bu teneffüs başka birine sözüm var."

Sinirle derin bir nefes verip kollarımı önümde bağladım. " Çekilirsen sırama geçeceğim." dedim sert bir ses ile. Kafasını kaldırıp gözlerime baktığında alaylı bakışları değişmiş, yüzünde pis bir sırıtış peyda olmuştu. Kısaca beni süzdü. Şeytan diyor geçir suratına bir tane o gözleri yerden başka bir şey görmesin. Şerefsiz herif. Ayağa kalkıp sıradan çıkarak gevşek gevşek konuştu. " Geç geç, yeni kız."

Sırama geçip oturarak mümkünmüş gibi daha da köşeye sindim. Benim tarafımda olan kolunu sıranın sırt kısmına yaslayarak bana döndü ve elini uzattı. " Berker Haznedar."

Hay şansıma..Koskoca okulda Berker'in yanına mı düşmüştüm ben yani? Uzattığı eline iğrenir gibi baktım, gibisi fazla iğreniyordum ondan. " Tanışmaya gerek duymuyorum. " dedim suratına bile bakmayıp önüme dönerek. O sırada önümdeki kız bana doğru dönmüştü. Düz saçları omuzlarında bitiyordu ve boyattığı kızıl tonlarındaki renk mavi gözleri ile çok güzel bir kontrast okuşturuyordu. " Merhaba, ben Nârin. Hoşgeldin sınıfımıza ve okulumuza."

Gülümseyerek " Ben de Alis, tanıştığımıza memnun oldum Nârin. Ve hoşbuldum.." dedim. O sırada öğretmenler masasının başında sınıf listesine bakan kızlardan biri şaşkınlığını yansıttığı sesi ile bağırdı. " Oha yeni kız Serander'ler den miş?! Kimin kızısın sen?" dedi merakla. Herkesin bakışları bende toplanmıştı. Kısaca herkeste göz gezdirirken ne diyeceğimi düşünüyordum. O sırada içeri öğretmen ile rahatça nefes vermiştim. Şu an da öğrenmelerini istemitordum. Özellikle de Feyza ve Berker'in...

Son ders zili de çaldığında defterlerimi çantama koyarak ayağa kalktım. Berker ayağa kalkıp sıradan çıkınca hızlıca sıradan çıkıp kapıda beni bekleyen Efkan, Deva ve Deha'nın yanına gittim. Üçü de kaşları çatık şekilde Berker'e bakıyorlardı. " Hadiii gidelim. Daha kitaplarımı almam gerekiyor." dediğimde birlikte aşağıya indik. Efkan " O senin yanında mı oturuyor? Seni hemen bizim sınıfa almalıyız."

" Efkan doğru söylüyor. Onun yanında oturmandan daha iyidir."

" İkizime katılıyorum, hemen değiştirelim sınıfını."

Onlara dönerek gülümsedim. " Sakin olur musunuz biraz, bir sorun olacağını sanmıyorum. Hem ben onlara cevaplarını çok güzel veriyorum. Hadi gidelim, bugün çook yoruldum."

Üçü de gülerek peşimden gelirken okulun önünde Boran abinin beklediğini gördüm. Beni görünce kocaman gülümseyip kollarını açmıştı. Hızlıca yanına koşarak kollarının arasına girdim. " Özledik kız seni, alışmışız evde olmana." deyince yüzüm asılmıştı. " Ben de evde olmayı özledim. Okulu da hiç özlememişim. "

Burnuma hafifçe vurup kapımı açtı. " Özlesen de özlemesen de tıpış tıpış gideceksin küçük hanım."

Herkes arabaya binince kitap alacağım kırtasiyeye doğru yola çıktık. Bir süre sonra Boran abi arabayı durdurunca ben ve Efkan kitapları almak için indik. Kırtasiyeden kitapları ve ihtiyacım olan bir kaç şey aldıktan sonra çıktık. Tam arabaya bineceğimiz sırada gelen, neredeyse sağır edici, sesler ile şaşkınca etrafıma baktım. Silah sesiydi...İyi de nereden geliyordu bu ses?

" Hepimiz başınızı eğin, sakın kalkmayın!!"

Boran abinin sesiyle Efkan beni yanına çekerek yere çökmemizi sağladı. Ard arda silah sesleri gelmeye devam ediyordu. Arabanın camlarının patladığını duymuştum. Bir türlü durmak bilmiyorlardı.

" Abi neler oluyor Allah aşkına kim bunlar?!"

Efkan başımı göğsüne çekmiş benim üstüme siper olmuştu resmen. Boran abi " Kolenoğulları kim olacak!! Savaşı başlattılar."

.

.

Veeeee bölüm sonuuuuu

Nasıldııı????

Beğendiniz miiii???

Oy ve yorumlarınızı bekliyorummmmm

Bir de favori karakteriniz kimm????

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

25okunma 3beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18