MOHTİ ZİFA kitap kapağı

5. bölüm / 14

MOHTİ ZİFA

~ MOHTİ ZİFA ~ | 5. Bölüm |

Vaveyla Yazarı: Nuray

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 14Şu an: ~ MOHTİ ZİFA ~ | 5. Bölüm |

23 Nisan Perşembe.

İyi okumalar dilerim.

.

.

Alis Kolenoğlu

Güzelim uykumdan Lazar tarafından zorla uyandırılmamın ardından 10 dakika geçmişti neredeyse. Resmen tehdit ederek kahvaltıya indiriyordu beni. Benim canım hiç istemiyordu. Ayrıca utanıyordum. Yediğim meyveler sebebi ile hastanedeki saçmalıklarımı Ardaş büyük bir neşeyle anlatmıştı. Mümkünse Boran ile uzun bir süre yüz yüze gelmemem gerekiyordu. Adama Bormayan demişim resmen?! Tövbee. Boran adı üstünde Borma denir mi..

Bunları kafamdan silmeye çalışarak üstüme babamın aldığı mavi kazak ve kot pantolon giyindim. Saçlarımı dağınık topuz yaparak odamdan çıktım. Lazar kapıda bekliyordu. Kaçarmışım beklemezse. Ben artık evden çıkmayı bile düşünmüyordum şahsen yaşadıklarımdan sonra.

"Agaç oldum kuzi, bitmedi jüslenmen iki jaattir. Alti üsti kahvaltidur da, neyuni jüsliysun daha!"

Lazar'ın omzuma attığı kolunu iterek kollarımı önümde bağlayarak aşağıya inmeye başladım. " Ne oldu ya? Neden trip yiyorum ben şu an?"

" Neden uyandırdın beni? Hiç gelmek istemiyordum ki ben."

Gülerek kolunu tekrar omzuma attı. " E sen de haklısın. Dün az rezil olmadık."

Ona göz devirerek önden ilerleyip yemek odasına girdim. Babam arkasını dönüp beni gördüğünde yine ayağa kalkarak sandalyemi çekti. Gülümseyerek sandalyeye oturdum. Tekrar yerine oturup saçlarımın üstünden öptü. " Nasılsın kızım? Ağrın falan yok değil mi?"

Başımı iki yana sallayarak gülümsedim. " Hayır. Baba...İyiyim." yüzündeki gülümseme genişlemişti. Eğilip alnıma uzun bir öpücük kondurdu. Lazar her zaman olduğu gibi yanıma oturmuş, babam gibi saçlarımı öpmüştü. Şapşal şey. Babaanne hanım iğneleyici sesiyle konuşmaya başlamıştı yine.

"Şumart oni şumart... Sora socaclardan topladiğunda dizuni dövecesun!"

Şımartmak mı...Babam bana sevgi gösterdiğimde şımarıp sokaklara mı gidecektim? Tam tersi olmaz mıydı o ya? Bazen bu koca kadınları anlamak gerçekten işkenceye dönüşebiliyordu. Çok enteresan felsefi ve sosyal bakışları vardı. Ve kim bilir bu bakış açıları kaç kızın hayatını karartmıştı. Allah muhafaza bu kadının elimde büyüseydim ne olacaktı...Düşünmek bile istemiyorum.

Hızır amcam " Hayde ana hayde. Sabah sabah kaçmasın huzurumuz. Afiyet olsun." dediğinde herkes bu anı bekliyormuş gibi tabaklarını doldurmaya başladılar. Ben de önüme bir kaç şey alarak yemeye başladım. O sırada arkamdan gelen hızlı ve sert adım sesleri arkamı dönmemi sağlamıştı. Benimle beraber masadakilerde gelen kişiye bakıyorlardı.

Yirmili yaşlarında genç bir adamdı. Mavi bir pantolon ve sarı çizgili beyaz bir gömlek giymişti. Elimde yöresel olduğu belli olan büyük bir ekmek vardı. Tipi ve duruşu ile tam bir karadenizliydi yani. Herkeste gezinen bakışları bende durunca yüzünü garip bir şekil aldı önce. Ardından resmen ağzı açık şekilde bana bakmaya başladı.

"Oy... Bu ne jüzellictur da? Ben öldüm de cennete mi jeldum?"

Yanımdaki Lazar sessizce gülmeye başlayınca kaşlarımı çatarak ona döndüm. Babam çatalını sertçe tabağa bıraktı. Ama adam hâla bana bakmaya devam ediyordu. Ardaşta gülmeye başlayınca iyice sinirlenmeye başlamıştım. Kimdi bu beyinsiz? Bir an da nereden çıkmıştı. Herşey bitmişti bir bu eksikti başımdan.

Babam sinirle yerinden kalkacakken elini tutarak durmasını sağladım. " Çek ulan gözlerini kızımdan!" Adam korkmuş olacakki seri adımlarla boş sandalyeye geçip oturdu. Ben de önüme dönmüştüm daha fazla muhatap olmak istemediğimden. Babaanne hanım ilk defa duyduğum sevecen sesi ile Durmuşla konuşmayı başlatmıştı.

"Ooo, hoş jeldun bacalum Durmuş. Ne ediyisun, nasul jidiyi işlerun?"

Bakışlarının hâla bende olduğunu hissediyordum. Kadem Can sinirle söylenerek kafasına vurduğunda gülmemek için dudağımın içini ısırıyordum.

Durmuş babaanne hanıma kısaca cevap vererek beni izlemeye devam ediyordu. Ya sabır ha. Tek kaşımı kaldırarak başımı iki yana salladım. O sırada Mirza ile göz göze gelmiştik. Hızlıca gözlerini çekerek önüne döndü. Bu adam da bir garipti. Ne konuşuyordu ne ortalıkta görünüyordu. Bir vardı bir yoktu adam. Karşımda oturan Boran ile sürekli yan yanaydılar ama karakter olarak aralarında dağlar vardı. Biri Kuzey kutbu diğeri Güney kutbuydu resmen. Bu sırada Borana baktığımı yeni fark ediyordum. Gülümseyerek göz kırptı. Ben de gülümseyip önüme döndüm.

"Ne de jüzel jülüyor öyle daa... Yüreğumi yakiyi resmen!"

Sanırım benim başım büyük bir belaya girmişti ya! Üzgün bakışlarımı Lazar'a çevirdiğimde kahkaha atmıştı. Ardaş, Vidar, Deva ve Deha'da ona eşlik ediyorlardı. Amcamlar ve halamın da güldüğünü duymuştum. Resmen dalga geçiliyordu benimle.

Hepsi bu durmuş durmuş kudurmuş yüzündendi. Beynini yaylada mı unuttun ne yaptın. Salak herif. Aşık olacak kız mı kalmadı. Ben yakışıklı, 1.90 civarında, sarışın bir herif beklerken benim payıma düşen Durmuş mu yani? Hani nerede adalet?!

Kahvaltı birtikten sonra babamlar işe gitmek için ayaklanmışlardı. Ben de babamı uğurlamak için onlarla kapıya kadar gitmiştim. Babam gülümseyerek kollarını açınca sıkıca sarıldım. O da sıkıca sarılmış saçlarıma bir kaç öpücük bırakmıştı. " İyi işler baba."

" Kesinlikle bugün işlerim çok iyi gidecek." diyerek burnumın ucuna kondurduğu öpücükle kıkırdadım. Babam geri çekildiğinde Hazar amcamında kollarını açtığını gördüm. Ona da kısaca sarıldığımda bu sefer Hızır amcamın bakışlarını yakalamıştım. Onunla da sarıldığımda alnımdan öptü.

" Baba! Biz de geliyoruz. Okula bırakırsınız."

Deva, Deha, Ardaş ve Vidar' da okul için hazırlanmış aşağıya inmişlerdi. Benim de bir okulum vardı değil mi? Ama bunun için öncesinde yeni kimliğimin çıkması, babamın yeni vasim olması gerekiyordu. Babama döndüğümde düşüncelerimi okumuş gibi gülümseyerek alnımdan öptü. " En yakın zamanda halledicem kızım." başımı sallayarak onayladım. Onlar gittikten sonra ben de tekrar salona geçtim. Babaanne hanım, halam, Lazar ve Mirza vardı. Lazar yanına oturmam için kolunu kaldırdı. Yanına oturarak başımı göğsüne yasladım. Kolunu bana sararak şakağıma bir öpücük bıraktı. Durmuş'ta bahçede yapılacak işler ile ilgilenmek için çıkmıştı kahvaltıdan sonra.

Umarım gelmezdi bir daha. Halam gülümseyerek yanıma oturunca ona döndüm. " Alis seninle birlikte bugün biraz çarşıya çıkalım mı. Hem senin için de değişiklik olur."

Gülümseyerek başımı salladım. " Çok iyi olur. Canım sıkılıyordu benimde."

" İyi o halde, hazırlanıp çıkalım geç olmadan."

Tam ayaklandığımız sırada babaanne hanım yine olaya dahil olma gereği duymuştu.

"Oturun oturduğunuzi yerde da! Kız başuna ne çarşısı? Bi de süslenup hazurlanaysunuz, milleta jösterişe mi çikaysunuz?!"

Yemin ederim bu kadın insanı çıldırtırdı! Ne alakası var be. " Ne alakası var Esma hanım? Altı üstü çarşıda gezmeye gideceğiz." kimse bu çıkışımı beklemiyor olacak ki herkesin yüzünde anlık bir şok oluşmuştu. Ama benim haklı olduğum apaçık ortadayken kimse bir şey diyemezdi. Sonuçta yaptığım saygısızlık değil, bir yanlışı düzeltmekti.

Halihazırda çatık olan kaşları daha derin çatıldı. Bastonunu yere vurarak ayağa kalkıp karşıma dikildi. Sinirlenmesi umrumda bile değildi. Beni geçtim halama ettiği lafları halam hak etmiyordu. Ve belliki yıllardır bu böyle olduğunden halam da el mecbur kabul etmek durumunda kalıyordu. Ama bu böyle nereye kadar devam edebilirdi ki, kaç yaşına gelmişti kadın. Ne bir ailesi vardı ne de özgürlüğü. Babaanne hanıma bağlı yaşıyordu resmen. Diğer halamın nasıl evlendiğine şaşırıyorum açıkçası. Ki büyük ihtimalle annesinin rızası olmadan gerçekleşmiş bir evliliktir.

" Ne biçim konuşuyorsun sen babaanem ile?! Terbiyeni takın. Karşında yaşıtın yok senin!"

Sonunda Mirza beyin sesini de duymak nasip olmuştu. Fakat duymamayı yeğlerdim. Onun ayaklanıp bana karşı resmen öküz gibi böğürmesi ile eş zamanlı olarak Lazar'ın yanımdaki varlığını hissetmiştim. Elini nazikçe belime yerleştirerek yanına çekti ikilinin arasından. " O sesini kıs kardeşime karşı! Terbiyesizlik yaptığı yok. Haklı ve hakkını savunuyor. Sen ne karışıyorsun?"

Lazar Mirza'ya doğru bir adım attığında hızla kolunu tuttum. Her an birbirlerine saldıracak gibi bakıyorlardı. Mirza sinirle gülerek Lazar'a doğru bir adım attı. Halamda onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Babaanne hanım ise sinirli ve kurnaz bakışlarını bende sabitlemişti. Bir planlar yapıyor gibiydi. Ya da ben öyle hissediyordum.

" Abine mi vuracaksın ula! Bu ne olduğu belirsiz kız için mi?! Ne ara sahiplendin de bu kadar?! Ne belli sizi kullanmadığı! Aptal mısın ula sen?!"

Mirza'nın çıkışının ardından biz ne olduğunu anlamadan Lazar kolunu ellerim arasından çekerek Mirza'ya yumruk atmıştı. Mirza ise hiç beklemeden ona karşılık veriyordu. Çok fena girmişlerdi birbirlerine. Ben ise olduğum yerde donmuşçasına Mirza'nın dediklerini düşünüyordum. Hâla böyle mi düşünüyorlardı gerçekten? Ne yapmıştım ki ben onlara bu şekilde düşünmelerini gerektirecek? Hiç bir şey. Hiçbir şey yapmamıştım. Düşüncelerimi bölen kırılan vazonun sesi oldu.

Kendilerini kaybetmiş gibilerdi. Halam ve babaanne hanım hiç ellemiyorlardı. Ama ayrılmaları gerekiyordu bir şekilde. Aklıma korumalar gelince hızlıca kapıya koştum ve açarak korumalara seslendim. Hızlıca içeri girerek hâla kavga eden ikiliye yöneldiler. Çok zorlansalar da sonunda ayrılmışlardı. Mirza kendisini tutan korumaları iterek odasına ilerlerken Lazar'da bahçeye çıkmıştı. Ben de peşinden gitmek için hareketlendim ama beni durduran babanne hanımın kolumu tutması oldu. O kadar sıkı tutuyordu ki kolumun moraracağına emindim.

"Yillar evvel anan ne ettiyse, şimdi da sen ailemuzi parça pinçic edaysun! Bu eve ancak huzursuzluk verdu. O pis kanunuzi artuk evumuzun yolundan çekun da!"

Her fırsatta beni annemden vurmaları canıma tak etmişti artık. Benim annem hayatta bile değildi. Melek gibi bir kadındı benim annem. Onlara ne yapmış olabilirdi ki? Yapmaz. Annem kimseye bir şey yapmaz. Bir karıncayı bile incitmeyen bir kadın o. Ama bu insanlar bunu anlamayacak kadar gaddar ve vicdansızlar. Kolumu hızla elinden çekerek odadan çıktım. Koşar adımlarla merdivenleri çıkıp odama girdim ve kapıyı çarparak kilitledim. Kimseyi görmek, duymak istemiyordum. Yatağıma geçmeden önce yanımda getirdiğim annemim elbisesini aldım. Kokusunu dıymak güven hissi veriyordu bana. Sanki yanımdaymış, her şey eskisi kadar güzel ve huzurluymuş gibi hissettiriyordu. Yatağa uzanıp elbiseyi göğsüme bastırdım. Burnuma dolan koku göz yaşlarıma bir çağrı gibiydi adeta. Gitgide hızlanıyorlardı. Anneme verdiğim sözü tutamamak daha çok zoruma gidiyordu. Onu üzüyordum değil mi? İyi bir evlat olamamıştım anneme. Tek bir isteği vardı onu da yerine getiremeyecek kadar güçsüz ve aciz bir insandım. Hıçkırıklarım koca odada yankılandıkça göğsümdeki sızı ve ağırlıkta artmaya devam ediyordu.

Kapının sertçe çalınması dünyadan soyutlandığımı fark etmemi sağladı. Birisi adımı sesleniyordu. Ama sesi anlamıyordum. Kulaklarım o kadar çok uğulduyordu ki sesler boğuk geliyordu.

" Alis! Aç kapıyı güzelim."

Borandı. Uzandığım yerden doğrularak ayağa kalktım. Geçtiğim makyaj aynasının önünde durarak kendime baktım. Saçlarım dağılmış; burnum, gözlerim ve yanaklarım kızarmıştı. Berbat görünüyordum. Üstümü düzelterek kapıya ilerledim. Anahtarı çevirerek kilidi açtım. Kapıyı açtığımda Boran'ı endişeli görmeyi beklemiyordum.

" Alis? İyi misin?"

Burnumu çekerek yüzümü sildim. Başımı aşağı yukarı sallayarak onayladım. Buruk bir tebessüm ederek başını hafifçe omzuna doğru eğdi ve ellerini arkasında birleştirdi. " Gelebilir miyim peki?"

Tekrar başımı salladığımda yüzündeki gülümseme genişledi. İçeri girip odada gözlerini gezdirerek tekrar bana döndü. Yatağıma ilerleyip oturdum. O da makyaj sandalyemi oturduğum yerin karşısına çekerek oturdu. " İyiyim derken göz yaşlarını silmen de kanıt olarak mıydı?"

Ciddiyetle sorduğu soruya istemsizce güldüm. " Aşağıda ne dediklerini bilmesem de tahmim edebiliyorum. Ama şunu bil ki, herkes senin nasıl biri olduğunu biliyor ve görüyor. Bazılarına kabullenmek zor geliyor, kendileri ile inatlaşıyorlar. Geçmişte pek güzel şeyler yaşamadık maalesef."

Artık benden saklanan şu geçmiş neyse öğrenmek istiyordum. Ne yaşanmış olabilirdi bu kadar kin tutup nefret besleyecekleri kadar büyük.

" Merak ettiğinin farkındayım fakat bunları benim değil de babanın anlatması daha doğru olur. Hem ben buraya bunları konuşmaya gelmedim. Seni merak ettiğim için geldim."

Yüzümün kızardığını hissediyordum. Gülümseyerek başımı eğdim. " Teşekkürler. Ama iyiyim ben. Merak etme. Bi patlama yaşadım sadece. Bu aralar oluyor öyle. Annemin yokluğuna alışmaya çalışıyorum."

" Ben seni anlıyorum. Aslında çoğumuz anlıyoruz. Ben de annemi kaybedeli fazla olmuyor. Gerçi bu konuda zamanın bir konumu yok. Hatta bazen zaman geçtikçe daha da acımın katlandığına şahitlik ettiğim anlar oluyor. Ve şunu da söylemeden geçemeyeceğim, senin çok başka bir enerjin var. Yani evde diğer çocuklar da var onlarında enerjisi evin armosferini değiştiriyor ama herkesin dediği gibi; kız kardeş başka oluyormuş. Diğerlerini bilmem ama itiraf etmem gerekirse senin varlığın beni uzun zaman sonra iyi hissettirdi. İyi geldin. İyiki de gelmişsin. Ne zaman istersen buradayım ben. Konuşmak istersen, canın sıkılırsa ya da bir ihtiyacın olursa. Çekinmene hiç gerek yok. Beni de abin olarak kabul edersin değil mi?"

Az önceki kasvetli atmosferden tam anlamıyla sıyrıldığımı hissediyordum. Boran öyle sakinleştirici ve güven verici şekilde konuşuyordu ki, bu evde yalnız olmadığımı yeniden hissettirmişti bana. Bu sefer gözlerim mutluluktan dolmuştu. Bu aralar fazla benden bağımsız hareket ediyordu gözlerim. Çok duygusal bir dönemdeydim ve bu benim için çok iyiydi bence. Çünkü bu duygusallık bittiğinde yerini bitmek bilmeyen bir enerji alacaktı. Eskiden olduğu gibi.

Derin bir nefes alıp vererek gözlerimi sildim. Daha fazla kızaracaklardı ve babama yapacak bir açıklama bulmam gerekiyordu. Tekrar kavga çıksın istemiyordum.

" Çok teşekkür ederim Boran abi. Tabiki de kabul ederim. O halde bence yarın ben, sen ve halam gezmeye gidebiliriz değil mi? Hem buraları öğrenmem iyi olur benim için."

Genişçe gülümseyip ayağa kalktı. Eğilip alnımdan öperek saçlarımı karıştırdı. Elini iterek güldüm bu hareketine. Çok mutlu olduğu belliydi. Benim gibi. " Tamam o halde. Ben halama söyleyeyim ve yarına kendim için izin isteyeyim. Akşam yemeğine kadar odamda olacağım. Bir şey olursa-"

" Çekinmeden geleceğim abi. Merak etme."

Göz kırparak odadan çıkarken arkasından kapıyı kapatmayı da ihmal etmedi. Akşam yemeğine kadar ben de odamdan çıkmayı düşünmediğim için İstanbul'dan gelirken yanımda getirdiğim kitaplardan birini alarak camın önündeki tekli koltuğa geçtim. Odamın manzarası güzel olduğu için burada kitap okumak ayrı bir huzur veriyordu bana. Genelde klasik ya da popüler kitaplar okumaktan kaçınan bir tapım vardı. Şiir kitapları, az bilinen rus romanlarını severdim. Beni daha çok düşündüren eserler ile vakit geçirmeyi severdim.

Uzun bir süre sonra gözlerim artık isyan edercesine bana ihanet ederek kapanmaya başladıklarında kitap okumaya ara vermem gerektiğini anlamıştım. Telefonumun ekranını açarak saate baktım. Yemeğe yarım saat kalmıştı. Bunsğrede biraz uyusam iyi olacaktı.

Yatağa geçeceğim sırada dışarıdan gelen ve neredeyse tüm evde yankılanan müzik sesi ile adımlarımı cama çevirdim. Tavandan yere kadar uzanan geniş camı açarak aşağı baktığımda gördüklerimin bir kabus olmasını diliyordum.

Durmuş camımın tam altına ses sistemi kurmuş, ' Ömrüm' şarkısını son ses açmış bir de yetmesmiş gibi şarkıya eşlik ediyordu.

Bu herif kesinlikle benim başıma bela olmuştu..

.

.

.

VEEE BÖLÜM SONUUU!

NASILDI?

BEĞENDİNİZ Mİ??

OY VE YORUMMATMATI UNUTMAYIN LÜTFEENN.

AYRICA BİRAZ KISA MI OLDU SON İKİ BÖLÜM?? SİZİ FAZLA BEKLETMEK İSTEMEDİĞİMDEN 2000 KELİMEYİ GEÇTİĞİMDE ATMAHA ÇALIŞIYORUM. AMA DAHA UZUN İSTERSENİZ KELİME SAYILARINI 4000'E ÇIKARTIRIM.

ŞİMDİLİK GÖRÜŞMEK ÜZERE. İYİ GECELER.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

15okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18