MOHTİ ZİFA kitap kapağı

3. bölüm / 14

MOHTİ ZİFA

~ MOHTİ ZİFA ~ | 3. BÖLÜM |

Vaveyla Yazarı: Nuray

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 14Şu an: ~ MOHTİ ZİFA ~ | 3. BÖLÜM |

15 Nisan Çarşamba.

İyi okumalar dilerim.

.

.

.



Alis Kolenoğlu

✨🍁✨

Eğlenceli(!) geçen kahvaltının ardından Lazar beni odasına çıkartmıştı. Tüm aileyi bana anlatacaktı. Hiç gerek yoktu, tanımasam da olurdu bu suratsız sürüsünü. Ben yatağına oturmuşken o da karşımda elinde tahta kalem ile duvarındaki beyaz tahtaya aile ağacı çiziyordu. O kadar ciddiydi ki, cinayet büro amiri gibi hissetmiştim kendimi.

" Şimdu başliyorum anlatmaya... Evun reisi, Esma Sultan'dur. Yani babaannemuz. Ondan sonra gelen kişi da erkek kardeşi Dursun Dayumuzdur. Esma Sultan'i gördün zaten, anlatmama lüzum yok diye düşüniyrum. Şimdu duyar falan, dedikodu yaptuğumuzu sanup yaylaya sürgüne yollamasun bizi!"

Ula o kadar vicdansız mıydı bu kadın. Gerçi belliydi zaten de neyse. Bu Lazar da Karadeniz ağzı ile konulunca ayrı bir tatlı oluyordu ya. Ama komiğime de gidiyordu biraz.

" Gelelum Dursun Dayı'ya... En çok oni seversun, eminum. Şimdu yayladaki evdedur ama gelur yakinda. Adam A'dan Z'ye sinirdur; her şeye takilup parlar. Buradaki 'her şey' harbi her şeydur ha! Bazen bir şey olmasina da lüzum kalmaz; güneş doğudan doğdi diye dellenur. Kirmizi çizgisi da horozi Karadem'dur. O en saduk dostudur... Aman diyeyum laf edeyum deme. Vurur seni valla!"

E o zaman kesin laf etmeliydim. Kaçakdem. Evet evet..Dayı da çok sever.

" Bak şimdu eyi dinle beni... Babaannemun ilk gözi ağrisi Hızır amcamdur. Dünyalar tatlisi, melek gibi adamdur valla; yüzünden gülücük eksuk olmaz. Ama oni evde pek bulamazsun, hep yurt dışlarunda iş peşindedur. Rahmetli Neva yengemuz -mekanı cennet olsun- beş yıl evvel o illet hastalıktan, meme kanserinden vefat etti. Keşke tanisaydun, pamuk gibi kadındu. Onlarun uşaklar Boran, Tuna, Gira ve Batın'dur. Fotoğraflaruni göstericem sağa zaten; merak etme. Boran 28, Tuna 27, Gira 25, Batın da 19 yaşindadur."

Sanırım dün benimle konuşan adamdı. Gerçekten de tatlı adamdı. Giyimi de çok şıktı ayrıca. Hollywood yıldızlarına benziyordu.

" Gelelum ikinci amcamuz Hazar'a... Bak deyeceğum odur ki en çok oni seversun! Adam 50 yaşina geldi ama ruhu hala 20'luk delikanli gibi fink atayi. Hepimizle ilgilenur, içi içine siğmaz enerjisinden. Evde bizumle bir olur, millete şakalar kurar. Eşi Dima yengemuz şimdu azcuk Giresun'a, ailesinun yanina gitti ama bir-iki güne damlar buraya. Hazar amcamun uşaklari da Efkan, Deha ve Deva'dur. Efkan senunle yaşıt; Deha ile Deva da ikizler, daha 16 yaşindalar."

Demek masadaki tatlı çocuklar Deva ve Deha'ydı. Fazla bizi takmasalarda diğerleri gibi olduklarını düşünmüyordum. Yani öyle umuyordum.

" Hazar amcamdan sonra da bizum peder geliyi. Oni zaten biliysun, anlatmama lüzum yok. Babamun 6 tane uşağı var. İlki o sabah odayi basan suratsuz abimiz Mirza Mir... İkincisi, evin en yakışıklısı, babasının en kıymetlisi, biricik abin Lazar; yani ben! Üçüncüsü Kadem Can'dur. Dördüncüyle beşinciyi zaten biliysun... Ben onlara Yecüc ile Mecüc deyiym: Vidar ve Ardaş! Mirza abim 26, ben 25, Kadem Can 21, o ikiz fırlamalar da 19 yaşindalar. Hayde bakalum, şimdu anladun mi sülaleyi? "

Ben Lazar'a gülerken o anlatmaya devam ediyordu büyük bir ciddiyetle. Benim güldüğümü görünce yanıma geldi ve gamzemin olduğu yere ufak bir buse kondurdu. Ay sabah babam, şimdi Lazar..Kalbim ile derdiniz ne beyler? Odanın kapısı çaldığında Lazar " Gir!" dedi. İçeri şu dövmeli olan kişi girdi. Lazar'a döndüğümde beni anlamış olacak ki gülümseyerek " Kadem Can." dedi.

Gülümseyerek tekrar Kadem Can'a döndüm. Babam neden kendi adını vermişti acaba ona? Babam ile çok benziyorlardı aslında, adı ona yakışıyordu.

" Ne yapıyorsunuz burada sabahtan beri? İnmenizi bekledim de gelmediniz bir türlü. Ben geleyim dedim."

Gerçekten bu evde bir güler yüzlü ben, Ardaş ve Lazar'dı. Bu da ciddi ciddi konuşuyor. " Kardeşime ailemizi tanıttım kardeşim."

" İyi yapmışsın. Kahvaltıda denenleri kafana takmamana ve kendini savunmana mutlu oldum. Haklıydın dediklerinde. Durduk yere sana laf atmaları yanlıştı. Evimize ve ailemize hoşgeldin Alis."

Göz kırparak gülümseyerek odadan çıktığında ben hala arkasından bakıyordum. Onun da gamzesi vardı. Buzz cut saç kesimi, kasları, dövmeleri...Neden abimdi bu adam?! Şansımızı
kaybetmiştik işte. Ula hayat!

" Yine daldu gittu ula! Ha bağa boyle uzun bakmadun da! Yaziklar olsun benum emeklerume."

Biraz kıskanç galiba.. " Sen hep böyle karadeniz ağzı ile konuşsana çok yakışıyor bence sana." aniden ruh hali değişmişti bey efendinin. Çapkınca sırıtarak saçlarını düzeltti. " Bağa her şey yakışır da, en çok da sen yakışursun." göz kırptığında ellerimi yüzüme kapatarak utançla kıkırdadım. Geldiğimden beri beni en çok güldüren kişi oydu. Annemin ölümünden sonra böyle içten bir şekilde ilk defa gülüyordum.

" Lazar.."

Gülümseyerek doğruldu ve bana döndü. " Efendim canım?"

" Ben sana çok teşekkür ederim. Buraya geldiğimden beri yanımda oldun. Diğerlerinin aksine bana hep iyi davrandın. Ve ben... Annemi kaybettiğimden beri böyle içten gülememiştim."

Bir süre durgunca gözlerime baktı. Ne hissettiğini gözlerimden anlayabildiğümi fark ettim o an. Tanıdık bir şeyler vardı... Benimle empati yapmıyor, beni anlıyordu. Çünkü o da kaybetmişti. Ve gözleri bana bunu anlatıyordu. Sanki, o da benim gibi yarım kalmıştı bu dünyada. Onun da kalbinde bir sızı vardı. Bunu da hissediyordum. Sanırım herkesin bahsettiği şu görünmez bağ mevzusuydu bizimkisi de.

Ama buna rağmen neşesini hiç kaybetmiyordu. Hep güler yüzlü ve mutluydu. Benim gibi. O an fark ettim ki ben Lazar'a...Abime benziyordum gerçekten. İyi ki de ona benzemiştim. Ya diğerlerine benzeseydim Allah muhafaza. Valla çekilmezdi hayat öyle hayat.

Lazar usulca yaklaşıp kollarını bana doladı. Gülümseyerek ben de sarılışına karşılık verdim. Parfümü çok güzel kokuyordu. Burada uyuyabilirdim şu an.

" Asıl ben teşekkür ederim Alis. Bu suratsız heriflerin içinde beni yalnız bırakmadığın için. Yoksa kafayı yerdim ben.

Lazar'ın yine konuyu bir şekilde şakaya bağlamasına güldüm. Şaşırmıyorum artık. Hoşuma da gidiyor valla. Neşemi kaybetmemem gerektiğini hatırlatıyor bana..

.

.

Lazar ile konuşmamızın ardından benim için hazırlanan odaya geçmiştim. Eşyalarım hala bavulda olduğu için önce onları yerleştirdim. Akşam olmasını ve babamın işten dönmesini bekliyordum. Kahvaltının ardından herkes işlerine ve okullarına gitmişti. Şu an evde ben, babaanne hanım ve halam vardı. Ne kadar mükemmel değil mi...

Elimdeki telefonu komodine bırakarak yattığım yerden doğruldum. Canım sıkılmıştı. Yapacak bir şeyler bulmalıydım. Dışarı mı çıksam acaba? Hem buraları gezerim biraz hem de bir şeyler yerim. Kahvaltıda sarı kafalara cevap vermekten bir şey yiyememiştim. Allahın sarı öküzleri! Tehtid ediyorlar bir de. Bilmiyorlar tabi benim ölümü hissettiren eşek şakalarımı...İllallah ettiririm onlara ben be!

Kendi kendime gaz verişime güldüm. Sanırım Lazar haklıydı ya. Ben de dalgınlık hastalığı vardı.

Terliklerimi ayağıma geçirerek odamın kapısını açtım. Etrafta kimse yoktu ve evde resmen ölüm sessizliği vardı. Odadan çıkarak merdivenlere ilerledim ve aşağıya indim. Benim odam üçüncü kattaydı. Benim, babamın ve Boran'ın odası aynı kattaydı. Alt katta Kadem Can'ın, Mirza'nın, ikizlerin, amcamların odası vardı. Giriş kat daha geniş olduğu için geri kalanların odası oradaydı. Giriş kata indiğimde etrafa baktım. Kimsecikler yoktu. Terk mi ettiler lan acaba. Ula bu evi nasıl terk etsinler? Beni atarlar. Yani benim yerime evi tercih etmeleri daha mantıklı bir karar. Sonuçta ev deyip geçilecek bir yer değil burası. Koskoca Serander malikânesi. Ay mâlikane deyince aklıma Müstesna geliyor. Buyrun Ekrem Aykar mâlikanesi..

Bir ara bizim evi aramışlardı. Kim olduğunu bilmeden telefonu öyle açmıştım. Meğerse karşı taraftaki annemin avukatıymış. Utançtan telefonumu anneme atıp odama kaçmıştım. Annem de tabi bir ay dalgasını geçmişti benimle. Ne kadar eğleniyordu bir de.

Bunları düşünmek yüzümde hüzünlü bir tebessüm oluştu. Gözümden akan yaşı hızla silerek daha çok gülümsedim. Neşemi kaybetmeyecektim ben. Söz vermiştim..

Düşüncelerimi bir kenara atarak kapıya ilerledim ve açtım. Ve açtığım gibi başımdan aşağı dökülenler ile olduğum yerde kalakaldım. Kafamı yere eğdiğimde gördüklerimin bir rüya olması için gözlerimi kapatarak derin bir nefes aldım. Şu an da üstümde ve yerde bok böcekleri ve çekirgeler yoktu. Ben rüya gördüm o kadar. Aldığım nefesi geri vererek gözlerimi açtım. Rüya değildi. Ve...BUNLAR ÇOK TATLIYDI!!

Gülerek yere eğilip ters dönmüş olan böceği elime aldım. " Ya sen ne tatlı bir şeysin böyle! Yerim seni şakası yapardım da, yersiz olur. O yüzden susuyorum. "

Arkamdan gelen sesler ile arkamdaki kişilere döndüm. İki çift ikiz bana bakıyorlardı şaşkınca. Ardaş ise gülüyordu. " Yaptığınıza bak! Ne kadar ayıp. Şu böcüşleri doğalarından ayırmaya, yerlere atmaya utanmadınız mı hiç?!"

Ben onlara kızarken Ardaş yanıma gelerek omzumdaki çekirgeyi eline aldı. " Çok söyledim, Alis bunlarla yıkılmaz böceklere yazık etmeyelim, dedim de dinletemedim. "

Bak nasıl da tanımış beni...Aferin sana yıldızlı beş puan Ardaşçığım.

" Nasıl kız bu ya?! Fake lan bu? Böcekten kaçmayan şehirli kız mı olur?! Doğru söyle lan köylü müsün?"

Dördümüz de Vidarın tepkisine kahkaha atarken babaanne hanım ve halam da merdivenlerin başına gelmiş bizi izliyorlardı.

Babanne hanım bu kadar mutluluğa dayanamamış olacakki hemen olaya el atmıştı.

" Bu ne haldur ula! Burasi Serander Malikânesidür, ahur değul! Herkes ayağuni denk alacak, ona göre davranacak. Tez temizleyun buralari, sora da yallah dişari! Hayde bakayum!"

Aha kovulduk..

" Valla hepsi Vidarın suçu. "

Halam gülümseyerek yanımıza yaklaştı ve yere eğilerek böcekleri eline alıp dışarıya bıraktı. O da seviyordu anlaşılan. " Lütfen daha temiz şakalar yapın çocuklar. Bu arada konuşamadık pek ama ben Gülhan halan Alis. Hoşgeldin ailemize kızım. "

Gülümseyerek baş selamı verdiğimde o da gülümsedi ve elini omzuma koyarak hafifçe sıktı. Tatlı kadın ya. Çokta güzel maşallah. Niye evlenmemiş acaba- derken sorunun cevabı karşımızdaydı işte. Babaanne hanım!

Onlar tekrar salona geçerken biz de dışarı doğru ilerledik. Vidar, Deva ve Deha önden giderken ben ve Ardaş geriden yürüyorduk.

" Alışabildin mi Alis? " dur bismillah be oğlum. Yeni geldik.

" Deniyorum diyelim."

Gülümseyerek ellerini cebine koydu. " Güzel. Umarım zor olmaz alışman."

Bu dediğine kendi inanıyor muydu acaba? Evdeki bana karşı bakışları fark etmemiş olamaz heralde. Kesinlikle bu evde babam ve Lazar hariç beni isteyen biri yoktu. Bir de Ardaş eklenmeşti sanırım onlara. Ama her şeye rağmen güzeldi burası. Her yer yemyeşil, çiçeklerle dolu. İnsanları da renkli. Tam benlik. Annem görseydi kesinlikle o da çok severdi. Birlikte bahçeyi rengarenk yapardık. Ben gülümseyerek etrafa bakmaya devam ederken bir an da belimden tutulup çekilmem ile önümden bir arabanın hızla geçmesi bir oldu. Beni tutan kişiye baktım. Ardaş'tı.

" Önüne bakarak yürüsene Alis. Korna sesini de mi duymadın?"

Başımı iki yana sallayarak geri çekildim. Diğerleri de durmuş bize bakıyorlardı.

" Teşekkür ederim."

Önemli değil anlamında başını sallayarak önden ilerlemeye başladı. " Hadi hızlı ol biraz, yayla evine gidicez."

Hızlıca peşinden giderken sorularımı sıralamayı da ihmal etmiyordum.

" Yayla evi mi? Nasıl bir yer? Çok mu uzak? Kim kalıyor orada? Nasıl bir yer? Ay bunu sordum değil mi?"

Sorularıma karşı kimse beni takmıyordu resmen. Bu istemsiz somurtmama neden olmuştu. Sanırım yolun geri kalanında da bunların konuşası yoktu. Bir süre sonra tenha bir yola girdiğimizde mat siyah bir of road araç vardı. Ardaş sürücü koltuğuna geçerken biz de arabaya bindik. Vidar önde oturuyordu ben, Deva ve Deha ise arkadaydık. Çok ani gelişmişti ama çok merak ediyordum yaylanın nasıl olduğunu.

Deva " Daha önce hiç çıktın mı yaylaya?"

He İstanbul'da yayla vardı da ben çıkmadım.

" Hayır hiç çıkmadım. "

Deha " Çok güzel, çok seveceksin. Ama dikkat et de ayıların ya da kurtların eline düşme."

Ben tam cevap verecekken Vidar konuşmaya dahil oldu. " Ya da düş, zaten kurtarmayız."

" Ayıların içine düştüm zaten ama çok iyi başa çıkıyorum bence. Yardıma ihtiyacım yok Vidarcım."

Deva ve Deha abartılı şekilde ettiğim lafa tepki verirken dikiz aynasından Ardaşın güldüğünü gördüm. Vidarın ise yine kaşları çatılmıştı. Laf arıyordu ama bulamıyor gibiydi. Oh olsun ona. Hıh.

Öne uzanarak şirince gülümseyip Ardaş'a baktım. Sırıtarak bana döndüğünde ne isteyeceğimi anlamış gibiydi. " Aç hadi aç."

Gülerek telefonumu radyoya bağlayarak karadeniz şarkıları listemi açtım. Yusuf Cemal Keskin'in Fadime şarkısı vardı en başta. Şarkı başladığı anda omuzlarım kendiliğinden oynamaya başlıyordu zaten. Deva ve Deha'da bana eşlik ediyorlardı. Hem şerkıyı söylüyor hem de oturduğumuz yerde oynuyorduk. Dışarı baktığımda manzarası harikulade olan bir patikadan geçtiğimizi gördüm. Havası tertemiz ve dinlendiriciydi. Cennete gelmiştim sanki.

" Daha önce hiç gelmedin mi Trabzon ya da Rize'ye?"

Deva'nın sorusunu başımı iki yana sallayarak reddederken hâlâ manzarayı izliyordum. Patika yolun sonunda geniş bir yaylada durdu araba. Arasında belli mesafeler olan bir kaç ahşap ev vardı. Bazı yerlerde oturma alanları ve ahırlar vardı. Hayvanlar ise dışardalardı. Hızlıca arabadan kendimi dışarı attığımda minik kuzuların yanına gittim. Anneleri de biraz ileride otluyorlardı. Birini kucağıma alarak başından öptüm. Bembeyaz, pamuk gibiydi.

Ben kuzular ile oynarken diğerleri de yanıma gelmişlerdi.

Deha " Hepsi bizim. Çoban da buralardadır, gelip ahırlarına götürür birazdan. "

Deva " Gel evi gösterelim."

Başımı sallayarak kuzuyu yere bırakıp peşlerinden gittim. Ardaş yine yanımda yürüyordu. " Sanırım hiç bir hayvandan korkmuyorsun. Sadece hayvanlar değil, her baktığın canlıya karşı gözlerinde sonsuz bir merhamet ve sevgi görüyorum. Sanki...Bir melek gelmiş gibi ailemize."

Söyledikleri yüzümde bir tebessüm oluşmasına sebep olmuştu. Ardaş çok nazik ve kibar birisiydi. Pek fazla konuşmuyordu ama konuşunca çok güvenli biri olduğu anlaşılıyordu. Hep boynunda kulaklığı elinde ise kitabı vardı. Pek sosyal değildi ama derin bir insan olduğu belliydi.

" Teşekkürler Ardaş..Dünyada bu kadar nefret varken benim yaptığım evrende bir peri tozu tanesi bile değildir. Annem beni kendimi bildim bileli böyle yetiştirdi. Herşeye sevgiyle yaklaşmam gerektiğini anlatırdı. Böceklere, hayvanlara, ağaçlara, çiçeklere, insanlara..İnsanlar kötü olsa bile iyiliğin bunu değiştireceğini söylerdi. Bu y-"

Lafımı bölen Vidarın bana dönerek sinirle bağırışı olmuştu.

" O hain kadını melek gibi tanıtmaktan vazgeç Alis! Annenin nasıl bir kadın olduğunu tüm Rize biliyor! Belki de ölmemiştir bile. Sen de onun gibi ailemizi dağıtmaya gelmişsindir!!"

Dediklerinin yarısını duymamıştım bile sinirden. Anneme laf etme haddini kim veriyordu ona? Ölüsüne bile saygısı yoktu. Benim annem kimsenin ailesini dağıtacak birisi değildiki...

" Anneme sakın bir daha laf etme!! Ölüye saygın olsun biraz! Benim annem kimseye bir şey yapmadı!! Onu tanımıyorsun bile.."

Laflarım yaylada yankılanıyordu. Bir kaç kapı sesi ilişti kulaklarıma. Muhtemelen sesleri merak ederek dışarı çıkanlar olmuştu. Vidar bir süre gözlerime baktı. Yüzü sinirden kızarmıştı. Ben ise gözlerime dolan yaşları tutmak için uğraşıyordum. Ağlayamazdım. Onun önünde böyle aciz görünemezdim. Yanağımın içini ısırıyordum. Ellerimi öyle güçlü sıkıyordum ki tırnaklarımın derimin altına girdiğini hissettim. Sinir başımın ve boynumun ağrımasına sebep oluyordu.

Vidar bir şey diyecek gibi oldu ancak Ardaş ile göz göze geldiklerinde duraksadı. Ardından eve doğru sert adımlarla ilerledi. Deva ve Dega tereddüt ederek bir ona bir bana bakıyorlardı ama tercihleri Vidar ile gitmek oldu. Ardaş ise yanımda duruyordu. " İlerde çeşme var elini yüzünü yıka sonra otururuz birlikte olur mu?"

Şu an yanımda birini istediğimi hiç sanmıyordum. Bir süre yalnız kalsam iyi olacaktı. " Yalnız kalmak istiyorum Ardaş." itiraz istemeyen sesimi duyduğunda ısrar etme çabasına girmedi ve omuz silkerek eve ilerledi. İçeri girmeden önce dikkatli olmamı söylese de başımı sallayarak geçiştirdim onu. Ne gelebilirdi ki burada başıma.

Arkamı dönerek evlerden uzak, daha sakin bir alan bulmak için ilerlemeye başladım. Evlerin bulunduğu alan düzdü ancak etrafı yokuşlu ve taşlık alanlardı. Yaylanın etrafı ise ormanlık alanlar ile çevriliydi. Uzun bir yürüyüşüm ardından derenin yanına varmıştım. Çimenlere oturarak ayaklarımın altıkdaki taşları dereye fırlatmaya başladım. Aptal. Gerizekalı ornitorenk. Sidikli afrika antilopu. Sen kimsin benim anneme laf ediyorsun?! Habeş maymunu. Bundan sonra göreceksin sana yapacaklarımı. O böceklerin intikamını alıcam senden. Yaptığına yapacağına ve hatta yapmayı düşündüğün her ana pişman etmezsem seni benim adımda Alis değil.

Dere kenarında bir süre oturduktan sonra canım sıkıldığı ve bacaklarım uyuştuğu için kalktım. Nasılsa yol hafızamda olduğu için kafama göre yürüyordum. Zaten kaybolacak değildim değil mi? Bomboş yaylada da kaybolmazdım herhalde. Dere kenarında ilerlerken karşı tarafa geçmek için yapılmış ahşap bir köprü görmemle hızla o tarafa koşup karşıya geçtim. Bu tarafta daha renkli çiçekler vardı. Biraz toplar odama koyardım. Çiçekleri toplayarak yürümeye devam ettim. Arada mantar ve çalı meyvelerine de rast geliyordum. Bazılarını gözüm tutmasada kırmızı olanlar ilgimi çekiyordu. Günlerdir adam akıllı yemek yemediğim için açtım da aslında. Biraz meyve idare ederdi beni bence. Çalıların olduğu kısım orman girişinin biraz ilerisinde kalıyordu. Ama dışarıdan da görülüyordu. Adımlarımı oraya yönelterek meyvelerin olduğu kısma girdim ve bir kaç tane alarak yemeye başladım. Biraz ekşimsiydi ama yine de tadları çok güzeldi.

Hepsini yiyebilirdim şu anda... Ama fazlası da karnımı ağrıtabilirdi. Ki hafiften bir sancı girmişti de zaten. Meyveleri yemeyi bırakıp tekrar dere kenarına geçtim. Az önceye göre hava daha da sıcak gibiydi. Terlemeye bile başlamıştım. Hırkamı çıkartarak köprüye ilerledim. Evlerin olduğu kısma ilerlerken iyice terlemeye başlamıştım. Ama aynı zamanda çok fazla üşüyordum. Evler bu kadar uzak mıydı? Hem neden ağaçlardaki pembe çiçekleri daha önce fark etmemiştim ki ben? Ağaca doğru ilerledim çiçekleri toplamak için ama ağaç benden kaçıyordu. Ula ağaç hiç kaçar mıydı?! Hem neden etrafım etrafımda dönüyordu? Dünya mıydım, Güneş mi? Ay olamazdım çünkü Ay'ın etrafında dönen yok. Harbi niye yok? O da önemli bir şahıs sonuçta..Sen koskoca okyanuslara gel git yaptır ama beş para etmeyen Dünya'nın etrafında pervane ol. Bir de sana uydu desinler. Uydu ne ya uydu ne?! Koskoca Ay be o..

Bir dakika bir dakika. Uykum geldi. Uyku gelince ne yapılır? Yatılır be. Yatayım mı ben? Yemyeşil yatağım var hem. Yastık yok ama olsun. Kendimi yatağa atsam şöyle...

" Ah!! Yatak can acıtmaz ki. Yatak yumuşak olur. Benim acilen yatağımı değiştirmem gerek. Babam değiştirir ki. Hemen derim hemen yapar. Sonra annemle uyuruz. Anacık kuzucuk..Koyun koyuna."

Gözlerim kapanmadan önce son gördüğüm bana doğru gelen annemdi..

.

.

.

VEEE BÖLÜM SONUU.

NASILDI?

BEĞENDİNİZ Mİ?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

15okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18