MOHTİ ZİFA kitap kapağı

11. bölüm / 14

MOHTİ ZİFA

~ Mohti Zifa ~ | 11. Bölüm |

Vaveyla Yazarı: Nuray

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 14Şu an: ~ Mohti Zifa ~ | 11. Bölüm |

4 Eylül Cuma.

İyi okumalar dilerim.

.

.

.

Kısa sayılacak bir yürüyüşün ardından kafeye varmıştık. İçeri girdiğimizde fazla müşteri yoktu. Tek tük insan vardı, onlar da kendi hallerinde takılıyorlardı. Tek ses çıkan masa ise bizim ilerlediğimiz masaydı. Arkası dönük oturan iki kişi kendi aralarında daha sakin konuşurken, karşılarındaki üçlü gülerek, sesli ve heyecanlı bir şekilde bir şeyler anlatıyorlardı birbirlerine. Sanırım onlar Ali, Kerem ve Buğraydı. Karşılarında oturanlar ise Zübeyir abi ve Kutay olmalıydı.

Masanın yanında durduğumuzda bakışları bize, daha doğrusu bana, dönmüştü. Ben ise tek bir kişiye bakıyordum. Evi bastıkları gece bahçede gördüğüm kişi de buradaydı. Yine o gece olduğu gibi, saf nefretle bakıyordu bana. Ben ona ne yapmıştım ki...Neden böyle bakıyordu bana?

O gözlerini kaçırınca ben de kendimi toparlayarak Ardaşın benim için çektiği sandalyeye oturdum. Tam onun karşısındaydım maslesef. Diğerleri de sığmadıkları için iki masa birleştirerek oturmuşlardı. Yanımda oturan üçlüden biri elini uzatarak kendini tanıttı.

" Hoş geldun sarışın, benum adum Ali. Katıldun kenzimazi, oş geldun!"

Gamzelerimi gösterecek şekilde gülümseyerek uzattığı elini tutup hafifçe sıktım. " Alis ben de, memnun oldum tanıştığımıza."

Sonrasında hemen yanında oturan çocuk elini uzattı. "Ben de Kerem! Tanıştuğumuza da pek bi sevindum, valla çok memnun oldum!"

Gülerek onun da elini tutup hafifçe sıktım. " Ben de çok memnun oldum Kerem. "

En sona kalan çocuk diğerlerinden farklı olarak elimi tutup üzerine minik bir öpücük kondurdu. Kuzenlerimin sinirli homurtularını duyabiliyordum. Ardaş ve Vidar ise üstüne atlayacak gibi bakıyorlardı çocuğa.

" Kimi tanidunsa unut gitsun, ben Buğra'yum! Beni taniduktan sora da daha başkasi akluna gelmez zate!"

Yanaklarımın ısındığını hissediyordum. Hafifçe tebessüm ederek " Memnun oldum." diye mırıldandım. O da göz kırparak yerine oturdu. Ama anında Ardaş ve Vidar tarafından ensesine tokat yemişti çocuk. Yazık..

Onlar tekrar aralarında konuşmaya başlayınca bu sefer karşımdaki abi tanışma sırasını devraldı. " Ben Zübeyir abin. Tanıştığımıza memnun oldum güzelim."

Sesi bile güven taşıyordu adamın. Zübeyir abiye gülümseyerek " Ben de öyle abi." dedim.

Yanındakine kısaca baktığımda yine aynı bakışlar ile karşılaştığımdan gözlerimi hızla çektim. Bu sırada tek bir kelime döküldü dudaklarından. Sesi buz gibiydi. Bakışlarındaki nefretli alevlerin aksine...

" Kutay Alaz."

Bakışlarımı tekrar gözlerine çıkardım. Gülümsemek bile gelmiyordu içimden ona bakınca. Kendisinin ruhsuz oluşu yetmiyormuş gibi, etrafındakilerinin de enerjisini sömürüyordu resmen. Ruh emici dedikleri bu olsa gerek.

" Memnun oldum." dedim onun gibi soğuk olmaya çalışarak. Ama ben başaramıyordum ki...Sesim hep bir neşe taşıyordu. Alışkanlık gibi bir şey olmuştu artık. İstesem de soğuk olamıyordum ki!

Bu çabamı anlayıp anlamadığını çözemeyeceğim bir şekilde dudağının köşesi hafif yukarı kalkar gibi olurken hızla eski haline dönerek gözlerini cafede gezdirmeye başladı. Ben de bu anı unutmaya çalışarak önüme bırakılan menüyü açıp tatlı bölümünde neler olduğuna baktım. Eve gidince yemek yiyecektik ama canım acayip tatlı çekiyordu.

Yanımda oturan Lodos sabırsızca bana yaklaşıp menüde gözlerini gezdirdi. " Abla sen limonlu cheesecake alsan ben de çikolatalı pasta alsam ikimiz de ikisinden yesek olur mu? İkisini sipariş edemem, birini etsem ötekinde aklım kalır."

Bu haline gülerek başımı sallayıp onayladım. Neşeyle gülüp yanaklarına birer öpücük kondurdu. Garson siparişleri almak için tekrar geldiğinde ben ve Lodos dışında herkes çay istemişti. Hatta direkt masaya çaydanlıkları getirmelerini söylemişlerdi. Bu kadar çay sevmeleri normaldi sanırım. Siparişlerimiz geldiğinde Lodos ile pastalarımızın yarısını bölerek birbirimizle paylaşmıştık. Ve sonrasında kimse ile ilgilenmeden sadece pastama odaklanmıştım. Yemek yiyemeyecektim sanırım çünkü pasta karnımı doyurmaya başlamıştı.

Taha " Abi telefonda çok güzel bir macera parkı olduğunu gördüm buralarda. Yarın hep birlikte gidelim mi?"

Büyük bir beklenti ile Gira'ya bakıyordu. Ama o pek niyetli gibi değildi gitmeye.

Ardaş " Çok uzak değilse biz birlikte gideriz Taha."

Taha tam ona teşekkür edecekken Batın araya girdi.

" Orası Kolenoğullarına ait. Kimse gidemez."

Hızla ona döndüm. Kutayın ağzının içinde bir şeyler mırıldandığını işitsem de ne dediğini anlamamıştım. " Neden sorun olsun ki? Dedeme ait sonuçta, beni tanımasalarda."

Herkesin gerildiğini hissetmiştim. Ne olacaktı ki gitsek?

" Kapatalım bu konuyu Alis. Gidemeyiz. Bilmediğin şeyler var."

Sıkılmıştım ama bu gizemden. " Anlatın o zaman. Bilmek istiyorum Efkan."

Vidar cevap vereceği sırada Kutay ayağa kalktı. " Kolenoğullarının kanında var herhalde bu oyunculuk. Gerçekten ne olup bittiğini bilmediğine inanacak kadar aptal mı belledin bizi?"

Bunun derdi neydi cidden çok merak ediyordum. Ben onu aptal bellememiştim ama kendisi ispatlamıştı şu anda.

" Ağzından çıkanı kulağın duysun Kutay. Karşında kim olduğunu unutma."

Histerik bir kahkaha atarak karşıdına dikilen Batına döndü öfkeli gözleri. Boynundaki damarlar belirginleşmişti. Sinir hastası olabilir miydi...

" Asıl siz unutmuşsunuz beyler! Karşınızda düşmanınızın kanını taşıyan birisi var."

Ne saçmalıyordu bu? Ne düşmanlığından bahsediyordu?

Gözlerimin buğulandığını hissettiğimde kendime sövmemek için zor tutuyordum kendimi. Bu kadar duygusal olmak zorunda mıydım?

" O bizim kardeşimiz. Tek bir laf dahi etmeni istemiyorum ona karşı Kutay. Bunca yıllık dostuz, birbirimizin kalbini kırmayalım."

Gira ayaklandığında biz de kalktık. Gecemiz mahvolmuştu bu aptalın yüzünden. Kimsenin yüzüne bakmadan çıkışa doğru ilerleyip dışarı çıktım. Bir an önce babam ile konuşmak istiyordum. Daha fazla neyi saklamaya çalışıyorlardı. Beni her gören ya anneme ya da onun ailesine ağıza alınmayacak laflar ediyorlardı. Sebebini bilmeye hakkım yok muydu? İnsanlara karşı kendimi neden savunmam gerektiğini bile bilmiyordum.

" Alis! Alis bekle!"

Ardaşın sesi ile duraksayarak arkamı döndüm. Nefes nefese önümde durarak bir süre soluklandı. " Deminden beri sana yetişmeye çalışıyorum. Neden beklemedin bizi?"

Tek omzumu silkerek yürümeye devam ettim. O da yanımda yürüyordu. " Konuşmayacak mısın? Seni kıracak bir şey mi yaptık güzelim?"

Derin bir nefes alarak ona döndüm. " Babam ile konuşmak istiyorum sadece Ardaş. Artık öğrenmem gereken şeyler var. Saklayıp duruyorsunuz. Bilinmezlik beni daha çok yoruyor. Yaşadıklarım yetmiyor gibi bir de tanımadığım insanların ithamlarına katlanmak zorunda kalıyorum. Söylesene, bu insanlara bu hakkı veren ne? Kim mi demeliyim ya da? Anneme ettikleri laflardan bahsetmiyorum bile. Buna sizin aileniz de dahil. Kaldıramıyorum artık ben."

Göz yaşlarım yeniden yanaklarını ıslatmaya başlamıştı. Başımı eğerek göz yaşlarımı silip yenilerinin gelmesini engellemeye çalıştım ama yapamıyordum. Annemi özlüyordum. Ona çok ihtiyacım vardı şu an da. Her anımda...

Ardaş beni kendine çekerek sıkıca sarıldı. Bu anı bekliyormuş gibi hıçkırıklarım arttı. Ne kadar süre geçtiğini bilmiyordum. Ağlamam iç çekişlere dönüştüğünde geri çekildim. Çok yorgun hissediyordum. Diğerleride yanımıza gelmişlerdi. Gira kolunu omzuma atarak eve doğru ilerletti bizi. " Daha iyi misin?"

Başımı sallayarak onayladım onu. " Babamlar eve gelmişler. İstersen baban ile başbaşa, istersen hepimiz birlikte konuşuruz."

Kapı ziline basarak ona döndüm. " Babam ile başbaşa konuşsam daha iyi olacak."

Başını sallayarak onayladı. Kapıyı halam açmıştı. " Hoşgeldiniz, geçin hadi."

İçeri girerek salona geçtim. Babamlar da Boran abiler ile masada oturmuş iş konuşuyorlardı. " Baba.."

Ağladığım için kısık çıkan sesim tüm bakışları üstümde toplamıştı. Babam hızlıca ayağa kalkıp yanıma geldi. Yüzümü elleri arasına alarak alnımdan öptü. " Kızım. Ne oldu birtanem, neden ağladın sen?"

" Konuşmamız gerek. Bana artık her şeyi anlatman gerek baba. Aramızda bir tek sır olmasını istemiyorum. Söz mü? "

Sessiz kalarak elimi tutup çalışma odasına ilerledi. Kapıyı açarak geçmem için kenara çekildi. Odaya girerek ikili koltuğa ilerledim. Kapıyı kapatıp yanıma geldi ve karşımdaki tekli koltuğa oturdu. Gözlerime bakarak anlatmaya başladı her şeyi.

" Biz annen ile çocukluk yıllarımızdan beri birbirimize aşıktık. Gözümüzü birbirimiz ile açmıştık. Ben liseyi Trabzonda okudum. Annen ile o zaman tanıştık. İlk gördüğümde anlamıştım ben zaten ona hayatımı adayacağımı. Öyle de oldu. Tüm hayatım onu arayarak, onu severek geçti. Hâla da öyle...Annene olan aşkım ölsem de bitmeyecek.

O zamanlar annen de ben de derslerimize önem vermeyi seçtik, okulumuz bitince evlenecektik. İkimizin de hayalleri vardı. Yıllar geçti, biz sürekli birlikteydik. Üniversiteyi de birlikte Trabzonda okuduk. Okul bitince ben evime döndüm. Annen ile ailelerimize konuyu açma kararı almıştık. Benim ailem kabul etmedi. Başka bir aileye benim adıma söz verdiklerini söylediler. Kabul etmedim. Annenin ailesi de kabul etmediklerini duyunca anneni evlendirmeye çalıştılar çok kez. Annen hiçbirini kabul etmedi. Ben de kabul etmeyecektim, etmedim de.

Bir gece annem odama geldi. Babamı ölüm ile tehtid ettiklerini, kızlarını ortada bıraktığımızı gerekçe gösterdiklerini söyledi. Mecburen olsun dedim. Eşim çok iyi, anlayışlı biriydi. Yıllar geçti, çocuklarımız oldu. Sonra eşim ikizler 13 aylık iken vefat etti. Aylar sonra annem yeniden evlenmem için baskı yapmaya başladı. Bu sefer kararım çok netti. Asla kabul etmedim. Sonra teyzen bana ulaştı. Annen ile bir kaç defa görüşmemizi sağladı. Sonra yeniden başladı ilişkimiz. Bu sefer kararlıydım. Onunla evlenecektim. Ama yine izin vermedi iki ailede. Biz de kaçtık. Yayladaydık. Orada kaldık nikahtan sonra..."

Anlatırken zorlanmaya başlamıştı. Gözleri sık sık dalıyordu. Bir süre bekledikten sonra devam etti.

" Bir kaç gün sonra haber geldi. Karadeniz'de işler karışmıştı. İki aile arasındaki ortaklık bitmişti. Kolenoğulları kendi fabrika ve tersanelerinde bizim köyden çalışan herkesi çıkarttılar. Bizimkilerde onların köyünden ve ailesinden olan herkesi çıkarttılar. İnsanlar işsiz kaldı. Birbirlerini öldürecek raddeye geldiler. Ben ve anneni de öyle. Ben bir çaresini bulacaktım. Bulurdum da. Bir sabah uyandığımda annen yoktu. Hiçbir yerden ulaşamadım ona. Tekrar evime döndüm. Tüm işler batmıştı neredeyse. Herşeyimizi kaybedecektik. Biz ayrılınca ve annende gidince her şey yoluna girdi. Onlar için...Yıllarca aradım anneni. Her taşın altına baktım. Ama bulamadım. Bir şekilde o engelliyordu sanırım bunu. Senden hiç haberim olmadı. Keşke olsaydı. Keşke yanımda büyüseydin. Çok isterdim. Her anını görmeyi. Ama bizim için hayırlısı böyleymiş demek ki. Sonunda birlikteyiz bu herşeye değer. "

Babamın gözlerinin dolduğunu görünce ben de tutamamıştım kendimi. Oturduğu koltuktan kalkarak yanıma gelip oturdu. Kollarımı boynuna sararak yüzümü boynuna gömdüm. Koca kolları ile bedenimi sarmış, bir eli ile saçlarımı okşuyordu. O sırada aklıma gelen şey ile hızla geri çekildim. Yine aynısı olmuştu o halde. Ben gelince yine işleri bozulmuştu. Bu yüzden hepsi bu kadar telaşlı ve sinirliydi.

" Yine oldu değil mi...Ben geldim diye. İşleriniz yeniden bozuldu."

Babam hızla başını iki yana sallayarak " Hayır bebeğim hayır. Seninle bir ilgisi yok. Biz hallediyoruz her şeyi tamam mı. Bozulmadı hiçbir şey. Sen düşünme bunları."

Yalan söylüyordu bana. Benim yüzümdendi işte. Bu yüzden köylüler bu kadar öfkeliydi. " Biliyorum artık her şeyi baba. Ben buradayken kimsenin huzuru yok. Beni istemiyorlar burada."

Kaşlarını çatarak öfkeyle bana baktı. Bana değildi öfkesi, onlaraydı. " Alis. Sen benim kızımsın. Senin yerin benim yanım. Bunu herkes kabul edecek, etmek zorundalar. Ha etmiyorlarsa ben ettirmesini bilirim. Aklından sakın bir daha gitmek geçmesin. Bu saatten sonra ne ben ne de ailen seni göndermeyiz kızım. Ayrıca yarın konağa dönüyoruz. Evimizde, ailemiz ile olacağız. Ve her şeyin üstesinden birlikte geleceğiz. Anlaştık mı birtanem? "

Gülümseyerek başımı salladım. Ben onlardan nasıl ayrılacaktım ki zaten bu zamandan sonra. Babam gamzelerime birer öpücük kondurup ayağa kalktı. Ben de kalkıp elini tuttum. El ele içeri geçtiğimizde tüm bakışlar bizde toplandı. Ve herkesin yüzünde bir tebessüm oluştu.

Babam saçlarımın üstünden öperek amcamların yanına geçince ben de kendimi Lazar abim ve Kadem Can abimin arasına atıp ortalarına oturdum.

" Hadi bu gece pijama gecesi yapalım. "

Gira, Batın ve Boran abi göz devirmişlerdi ama diğerleri beni onaylamışlardı. Yani bu demek oluyordu ki herkesin katılması zorunluydu. Oyunlar ile birlikte çok eğlenceli geçecekti bu gece kesinlikle..

.

.

VEEEE BÖLÜM SONUUUU

NASILDI??

BEĞENDİNİZ Mİİİ??

OY VE YORUMLARINIZI BEKLİYORUM CANLARIMMM!

SİZLERİ SEVİYORUM, GÖRÜŞMEK ÜZERE 🤍

GÖRMEK İSTEDİĞİNİZ SAHNE/KARAKTER VARSA YAZIN BALLARIM🌸

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

17okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18