11. bölüm · MEŞALEN'İN DİĞER YÜZÜ
11.BÖLÜM ESKİ DOSTLAR (KARŞILAŞMA)
''Bazı buluşmalar, geçmişi değil...
geleceği gösterir.''
📍 İstanbul – Terk Edilmiş Tütün Deposu
Gece 01:48
Gökyüzü kapkaraydı. Uzaklardan köpek havlamaları geliyor, depoyu çevreleyen rüzgâr kapıları çarpıyordu. İçeride yalnızca üç adam vardı. Üçü de karanlık bir geçmişin ortasında tekrar buluşmuştu: Cemal Bozdoğan. Hamit Yörükçü. Ve Kömür.
Kömür, masanın başında dikilmiş, yüzündeki Roma’dan kalma yaraları hâlâ kabuk bağlamamıştı. Gözlerinde delirmiş bir ışık yanıyordu. Cemal her zamanki gibi soğukkanlıydı. Ellerini arkasında birleştirmiş, sessizce bekliyordu. Hamit ise gergin… nefesi sık… yumrukları sıkılıydı.
Sessizliği ilk bozan Kömür oldu.
Kömür başını yana eğdi, bir sigara çıkardı. Tiz bir çakmak sesi depoda yankılandı.
— “Bakın bak kimler toplanmış… Ölü bir adam,” dedi, gözlerini Cemal’e çevirerek.
— “Ve günahıyla yaşayan bir adam…” bu kez Hamit’e baktı.
Hamit öfkeyle öne atıldı.
— “Ağzını topla lan!”
Cemal elini kaldırdı, Hamit’e dokunmadan durdurdu.
— “Sakin ol.”
Sesi buz gibiydi.
— “O istediğini alana kadar kışkırtmaya çalışacak.”
Kömür kahkaha attı.
— “Aynen öyle.”
Sigaranın dumanını yüzlerine üfledi.
— “Çünkü ikinizin de kaybedecek çok şeyi var.”
Hamit:
— “Sen benim ailemi karıştırdın… Evime girdin… kızımın karşısına çıktın! Bu iş burada bitmedi!”
Kömür başını iki yana salladı.
— “Bitmedi evet… ama senin sandığın gibi değil.”
Cemal ileri çıktı. Yüzünde yılların ağırlığı vardı.
— “Ne istiyorsun Erdal?”
Kömür artık eğlendiğini gizlemiyordu.
— “Siz.”
Sessizlik. Yalnızca rüzgârın çatıdaki tenekeyi oynattığı ses.
Cemal:
— “Ulus’u meselene bulaştırma.”
Kömür’ün gözleri parladı.
— “Ulus?”
Dudakları kıvrıldı.
— “O çocuk beni ilgilendirmiyor artık.”
Hamit şaşırdı.
— “Peki kimi istiyorsun?”
Kömür masaya doğru yürüdü, sertçe vurdu.
— “Size bir gerçek söyleyeyim mi?”
Sesi kısık ve zehirliydi.
— “Ben sizin düşmanınız değilim.”
Cemal kaşlarını çattı.
— “O zaman neden evlerimize sızıyorsun?”
Kömür güldü.
— “Çünkü siz… asıl düşmanın kim olduğunu unuttunuz.”
Cemal:
— “Kim?”
Kömür ciddileşti.
— “Birbiriniz.”
Hamit:
— “Sen bizi birbirimize düşüremezsin!”
Kömür yaralı kaşını gösterdi.
— “Ben bir şey yapmadım. Yıllar önce düşmüştünüz zaten.”
Cemal:
— “Aras’ın ölümünde herkesin payı var mı diyorsun?”
Kömür bağırdı:
— “ALACAĞIM!”
— “Aras’ın ölümü sıradan değildi. Hepinizin payı var!”
Cemal:
— “Yeter!”
Kömür yaklaştı.
— “Şimdi söyle bakalım… ilk kimi kaybetmeye hazırsınız?”
Sessizlik çöktü.
Kömür:
— “Biriniz bana lazım… diğeriniz ölmeye.”
Cemal:
— “Hiçbirimizi alamayacaksın.”
Kömür:
— “Göreceğiz…”
Ve karanlığa karıştı.
CEMAL & HAMİT – YILLAR ÖNCEKİ GERÇEK
Kömür gidince hava ağırlaştı.
Cemal:
— “Hamit… yıllardır kaçtın.”
Hamit:
— “Kaçmadım… kaçırıldım.”
Cemal:
— “Aras öldüğünde oradaydın.”
Hamit:
— “Öldürmedim… ama kurtaramadım.”
Cemal:
— “Neden sustun?”
Hamit:
— “Köstebek vardı. Konuşsaydım ailem ölürdü.”
Cemal:
— “Kimdi?”
Hamit:
— “Erdal.”
ULUS ÖĞRENİYOR
📍 Gizli oda
Suat:
— “Ulus Bey… babanız Kömür’le buluştu.”
Ulus masayı yumrukladı.
— “Neden bana söylemediniz?!”
— “Cemal Bey istemedi.”
Ulus:
— “Demek hâlâ beni çocuk sanıyor…”
— “Ben gidiyorum.”
KÜBRA
📍 Ev
— “Baba… bir şey mi oldu?”
— “Yok kızım…”
— “Yalan söylüyorsun.”
Semra:
— “Kömür aradı.”
Kübra:
— “Ne?!”
Hamit:
— “O eve giremeyecek!”
Ama sesinden belliydi korkuyordu.
KÖMÜR’ÜN PLANI
📍MALİKANE
— “Cemal… diz çökecek.”
— “Hamit… kızından vurulacak.”
— “Ulus… dünyası yanacak.”
— “Kübra?”
— “Anahtar.”
ULUS & KÜBRA
📍 Apartman
— “Evinde kim vardı?”
— “Misafirler…”
— “Onlar Kömür’ün adamları.”
— “Babam…?”
— “Yıllardır bu işin içinde.”
— “Seni kaybederim.”
— “Beni mi yoksa planını mı?”
Sessizlik.
FIRTINA
📍 2 Nisan
— “Kömür beni buldu.”
— “Kıpırdama. Geliyorum.”
SALDIRI
Kapı kırıldı.
Silah sesleri.
Kömür içeri girdi.
Ulus bıçağı sapladı.
Ama Kömür güldü:
— “Birine daha dokundum.”
MUSTAFA
📍 Gece / Sokak
Not:
“Bu daha başlangıç.”
Silah sesi.
Mustafa düştü.
— “Ulus…”
HASTANE’DE
— “Kardeşim!”
— “Durumu kritik.”
Hilal ağlıyor.
Ulus donuk.
— “Kömür…”
AMELİYATHANE
Bip… bip…
— “Kalp masajı!”
— “Geri geliyor!”
Mustafa yaşıyor.
Ama savaş devam ediyor.
ARAS (2008) — “Karanlık Kardeşime…”
Ulus’um,
Bu mektubu hangi gün okuyacağını bilmiyorum…
Belki sakin bir gecede, belki de bugün gibi fırtınalı bir gecede.
Ama bildiğim bir şey var: Bu satırlar sana ihtiyaç duyduğun gün denk gelecek.
Kardeşim…
Ben giderken yarım kalan tek şey kendi hayatım değildi.
Senden çaldıkları zaman, senden çaldıkları güven…
Senden saklanan gerçekler, içini kemiren sorular…
Hepsi benim payıma düşen kader kırıklarıydı.
Biliyorum.
Bir gece gelecek, geçmiş babamın gölgesi gibi karşına dikilecek.
Ve sen gerçeği öğrendiğinde nefret etmek isteyeceksin.
Ama şunu unutma Ulus:
Babam seni terk etmedi.
O sadece bizi yaşatmaya çalıştı.
Kardeşim…
Ben gideli çok oldu ama senin yolun daha uzun.
Ve o yolda sana zarar vermek isteyenler olacak.
Bazıları seni öldürmek istemeyecek…
Ama senin sevdiğini öldürerek seni öldürmeye çalışacaklar.
Ben bunu yıllar önce gördüm.
Senin karanlığın onların nefretinden daha büyük.
Ve bugün…
Biliyorum ki bir dostun düşecek.
Belki bir kardeşin kan içinde kalacak.
Belki biri ölümle yaşam arasında kalacak.
Ama şunu bil:
Sen sebep değilsin.
Kader bazen önce etrafımızı yıkar…
Sonra bizi yalnız bırakır…
Sonra “Şimdi ayağa kalk” der.
Ulus…
Bugün ayağa kalkmalısın.
Mustafa…
Eğer yaşarsa senin için yaşayacak.
Eğer ölürse… benim yanımda olacak.
Kömür ise sadece bir taşeron.
Ama sen…
Sen onların hepsi için hedefsın.
Son sözüm:
“Bugün kaybedeceğin ne varsa…
yarın seni daha büyük bir adam yapacak.”
— Aras Ağah Bozdoğan
Kömür karanlıkta:
— “Sıradaki sensin.”
Ulus:
— “Artık oyun yok.”
