8. bölüm · Manolya

8.bölüm/Kum havuzu

miray 🪽

20/05/2009
Lâl, Ezgi ve Melis sitelerinin karşısındaki parkta ki kum havuzunda oyunlarını oynuyorlardı.

Melis kıvırcık saçlarını savurarak oturduğu yerden kalktığında kafasını Ezginin omzuna koydu. Lâl'de ikisine çatık kaşlarla bakıp gözlerini onların üzerinden ayırmadan
elini kumlara daldırdı ve elindeki kumları karşısındaki arkadaşlarına fırlattı.

Ezgi ve Melis ağızlarına ve gözlerine kaçan kumlardan dolayı yüksek sesle
bağırmaya ve ağlamaya başlamışlardı.Lâl ikisine bakıp daha ön iki dişi çıkmamış ağzını kocaman açıp kahkaha atmaya başladığında

Ezgi ve Melis, Lâl'e doğru koşup onu yere sermişler ve üstüne yatmışlardı...

Artık sadece Lâl değil,hepsi şen kahkahalar atıyordu.

Lâl arkadaşlarının altından yavaşca sıyrıldı ve onlara "Artık bende başımı omzuna koyabilir miyim?"diye sordu utangaç bir ses ile

Melis ise "Tabi ki de şapşal! her zaman koyabilirsin o kocaman kafanı"dedi gülerek.

Lâl hızlıca kafasını Melisin omzuna koydu ve "Asıl sensin koca kafa,şu lülelerine baksana!"dedi ve parmaklarını Melisin lülerinin içinden geçirmeye çalıştı ama parmağı saçına dolanmıştı bile...

Günümüz

"Sen ciddi misin?!"dedim heyecanlı bir sesle
Benim sevincim onu da şaşırtmış olacak ki gülerek "Tabi ki ciddiyim Lâl, her yerde resmin var Arkadaşımız Lâl Karen Aksoy yazıyor her sokakta"dediğinde dolan gözlerimle ona baktım ve onları ne kadar çok özlediğimi hatırladım.

Onlar benim için bir arkadaştan hatta bir dosttan da öte bir yerdelerdi.Onlar benim kardeşimdi.

"Baran, biliyorum kabul etmeyeceksin ama onları arasam olur mu? sadece seslerini duyayım yeter, zaten daha kaç gün burada kalacağım ki?"dediğimde sesli bir nefes verdi ve bana "Tamam, ama senin konuşman yasak tamam mı? birde burada kalma süren kolyeni bulunca ve o adamları tespit edince bitecek"dediğinde mutluluğumun gözlerime yansıdığını ben bile hissetmiştim.

"Tamam tamam tamam!"dedim ve uzun zaman sonra ilk defa bu kadar mutlu olmanın verdiği gereksiz cesaret ile Baran'a sarıldığımda daha demin bana olduğu gibi o da hareketsiz kalmıştı.

Rahatsız olabileceğini düşünüp gülerek ondan uzaklaştım ve "O zaman Uzayın tostunu yiyelim mi?"dediğimde ilk defa gerçek olduğunu hissettiren bir kahkaha attı

"Tamam, yiyelim hadi o zaman" dedi ve ayaklandığında önümüzdeki kapıyı bana açtı

Tebessüm ederek kapıdan geçtim ve içerideki kaosu o an duydum
"Ya olum! benim kumandam o ya"diye Ata'nın sesi ve "Ya anlamıyor musun sen kardeşim,benim diyorum anlamıyor musun?"dedi ve salon kısmına geldiğimizde

Uzayı koltuğun üstünde playstation
kumandası tutarken ve Ata'nınise ayakta ona uzanmaya çalışırken görmek beni şaşırtmıştı

Hani bunlar olgun adamlardı?

"Uzay elindeki benim kumandam"diyen Baranın sesi ile ikisinin de gözleri bize çevrilmişti
"İyi be alın ne yaparsanız yapın kumandanızı"dedi trip atar bir sesle ve kendini tekli koltuğa atarak elindeki telefonuyla oynamaya başladı

Gülerek "Trip mi attı o?"diye sordum önümdeki iki adama. İkisi de kafasını aşağı yukarı sallayarak güldü ve ikili kanepelere gömüldüler ardından ise playstation oynamaya başladılar.

Erkekler çok gariplerdi.