12. bölüm · Manolya

12.bölüm/Gerçekler

miray 🪽

Burada kaç gün geçirdiğimi bilmiyordum. Tek bildiğim Mesut Abi'nin beni karanlıkla sınamasıydı.
Biliyordu karanlıktan korktuğumu ve çekindiğimi.

Kapı açılıyordu günde 2 kez sanki çok umurlarındaymış gibi bana yemek getiriyorlardı.Ne yedim yemeklerini ne de içtim sularından.

Bu sefer içeride farklı adım sesleri yankılandı. Mesut.

Gözümde onun abi diyecek kadar bile saygısı kalmamıştı bende.

"Yemelisin Lâl"dedi sahte bir umursamayla, güldüm.Onu göremiyordum bile.

"Umurunda mı ki?"diye sordum ama sesim bana bile yabancı geliyordu artık boğazım bile kurumuştu.

"Neden olmasın ki? Barana karşı yemimiz sensin"dedi güldüğünü kanıtlar olan bir sesle, bir kez daha iğrendim ondan. Beni arkadaşlarımla da tehdit etmişti sadece Baran değil.

"Ezgi ve Melis iyi mi"dedim Baran hakkında zerre soru sormayarak.
"İyiler,seni arıyorlar"dediğinde gözyaşlarım gözlerime akın etti,genzim yandı. Nefret ediyordum ondan.

Birden bir tuş sesi geldi ve ışıklar açıldı, günlerimi geçirdiğim sandalye de ilk defa etrafımı gördüm. Yine boştu ama gördüm işte.

"Buraya iyi bak Lâl"dedi gülümseyerek. Tiksindim ondan.
"Burası annenin öldürüldüğü yer" dediğinde yerde olan bakışlarım yüzüne döndü. Karnıma bir yumruk yemiş gibi hissettim o an. Biliyordu yani, tabi ki biliyordu Lâl.

"Hayır ya"dedim titreyen sesimle güldü sadist bir zevkle "Bilmiyordun"dedim başımı deli gibi iki yana sallayarak. Bilemezdi, bunca zaman ben annemi ararken, bana yardım ederken beni parmağıda oynatamazdı. Bu kadar da ileriye gidemezdi.

Değil mi?

Duyduklarımı daha sindirememişken
"Ben öldürdüm, suçu da soysal'a attım, o gece haberi yoktu tablodan,sen kaçıp gitmeseydin itirazını da dinlerdin." dedi hiç tereddüt etmeden. Annemi Songur Kaya öldürmemiş miydi? Hani başarı olarak göstermişti?

"Hayır, Soysal Kaya yaptı.Sen yapmadın.Annemi sen öldürmedin"diyerek fazlaca hareket ederek kurtulmaya çalıştım.Olmadı,bir işe de yaramadı hatta. Boşa bir çabaydı, annemin katilini aramam gibi katil yanımdayken. Bana abilik, babalık yaparken.

Mesut beni büyük bir zevkle izlerken birden fazla patlama sesi duydum, silah sesi ve olduğum yere sabitledim kendimi. Çırpınışlarım durdu. Mesutun yüzünde ki gülümseme asılı kaldı dudaklarında.

Kapıda ki adamlardan biri içeriye girdi ve nefes nefese "Basıldık"dedi ve kapıyı tutmaya çalıştı üst katlardan bir ses duyuldu, "Mesut!"diye bağırıyordu biri.

Baran?

Gelmişti, bulmuştu beni. Dayanamayıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım ama mutluluktan mıydı yoksa az önce duyduğum gerçekler yüzünden miydi bilmiyordum.

Mesut yanıma gelip sandalyemi devirdi, çözülmemi daha da zorlaştırmak içindi.

Ve kaçtı hiç düşünmeden kaçtı, arkasında bir enkaz bırakarak koştu ve gitti.

En sonunda kapı açılıp içeriye 5 kişi girdi, iki kadın üç erkek. Baran, Uzay ve Ata

Birde tanımadığım iki kadın

Ağlayarak gülümsedim onlara.
Baran yanıma koşup sandalyeyi düzeltti beni çözdü, çözene kadar hiç konuşmadım.Sustum.

Beni çözdüğünde "İyi misin"dedi ama içinde birden fazla duygu taşıyordu bunu söylerken.
Titreyen kollarımı kaldırdım ve kollarımı ona sardım, ilk önce tepkisiz kaldı ama sonra o da ellerini bana doladı, güvendeydim.

"Özür dilerim"dedim hıçkırıklarımın arasından "Çok özür dilerim"dedim yine ama sanki hipnoz olmuş gibi aynı şeyleri söylüyordum.

"Tamam,tamam geçti" dedi beni sakinleştirmek için ama hala hıçkırarak ağlıyordum.
Beni kolları arasına daha da bastırdı ve kendimi birden onun kucağında buldum. Yüzümü hâlâ saklıyordum diğerlerinden, Baran'ın boynuna sokuluydu yüzüm.

Kokusu bile başımı döndürmeye yetiyordu.

Kapıya doğru ilerlediğimizde diğerleri de arkamızdan geldi ama sadece ayak seslerini duydum.
Çoktan kendimi teslim etmiştim ona ve kokusuna, bir kaç gündür uyku girmeyen bilincim onun boynunda uykuya yenildi.

Uyku ve uyanıklık arasında kaldığım bir yerde Uzay'ın "Neden söylemiyorsun artık,annesini senin baban öldürdü zannediyor farkında mısın sen?"dediğini duydum tam o an da saçlarım da bir el hissettim.

"Bence öğrendi ki öğrenmeseydi de şuan sırası değil Uzay."dedi ve konuşmayı bitirdi.

Bende uykuya daldım zaten.

🪷

Gözlerim açıldığında bir odadaydım, Ev.

Yataktan kalkıp kapıya doğru ilerlediğim sırada içeriye bir kadın girdi. Baranın yanındaki kadınlardan biriydi bu.

Kızıl dümdüz saçları ve mavi gözleriyle insanı büyüler derece de bir güzellikteydi.
"Ayaklanmışsınız, eğer aşağıya inecekseniz yardım edeyim."dedi ve başımı sallayınca koluma girdi ve benimle beraber yavaşça merdivenlerden adım adım indi.

"Daha iyi misiniz?"dediğinde merdivenlerde ki basamak da bitti.
"Evet,teşekkür ederim"dediğimde beni bıraktı ve "Baran Abi bahçede eşlik etmemi ister misin"dediğinde başımı hayır dercesine salladım ama Baran'a neden abi dediği aklıma takılmıştı.

Kardeşi mi vardı?

Tek başıma bahçeye doğru ilerlediğimde, Baran yere çökmüş bir şekilde siyah bir köpeği seviyordu.

"Merhaba"dediğimde kafasını kaldırdı ve gülümseyerek bana baktığında ayağa da kalkmıştı.

"Daha iyi misin"dedi, hâlâ beni düşünüyor olması bile omuzlarımın düşmesine sebep oldu.

"Neden hâlâ böyle yapıyorsun, düşünme beni Baran.Annemin ölümüyle suçladım ben seni"dedim titreyen sesimle ama Baran'a etki etmemişti bile.

"Biliyorum, suçlamadım çünkü haklıydın Lâl, az bile yaptın"dediğinde bu sefer onun kolları bana sarıldı ve beni kafesledi.

"Üzgün olmakta çok haklısın ama hayat devam ediyor Lâl.Geçmişe üzülmek yerine geleceğinin tadını çıkar"dedi gülümseyerek

Başarmıştı beni güldürmeyi.

Tam o an aklıma gelenlerle durdum ve ona "O kızıl kız kimdi? sana abi dedi biliyor musun?"dedim küçük bir çocuk gibi gözlerimi büyütüp.

Kahkaha atmaya yakın bir sesle güldü ve "Kardeşim değil ama abisi olarak görüyor beni sadece"dedi ve devam etti "Bir amacı var burada olmasının, istemeden veya isteyerek bir suç işledi bir gece ve o an yanında biz vardık, bizden yardım istedi o gün ve biz ona o günden beri eşlik ediyoruz, o da bize yardım ediyor.Mesela dün o da vardı yanımızda"dediğinde başımı salladım. Ne suçuydu acaba işlediği suç?

Düşüncelerim de kaybolurken bahçe kapısından bir ses yükseldi ve bahçeye Soysal Kaya girdi.

"Lâl sensin değil mi?"dedi bana bakıp ve gülümsedi çok içten bir gülümsemeydi.