2. bölüm · Manolya
2.bölüm/Av
Gözlerimi tavana diktim. İçimde hem öfke hem de suçluluk yan yana oturmuştu.
"Ölsem bile..." dediğimde, Mesut Abi'nin gözlerindeki korkuyu görünce ilk kez kelimelerimin ağırlığını hissetmiştim
pıt, pıt, pıt...
Serum yine aynı aralıklarla akıyordu. Elimi kaldırıp iğnenin ucuna baktım. Çıkartmamam için sebep kalmamıştı artık. Ama çıkartsam nereye gidecektim? 9 yıldır aradığım o adamlar yine bir gölge gibi kaybolmuştu ellerimin arasından.
Telefonum komidinin üstünde titrediğinde gözlerim telefona kaydı.Tanımadığım bir numaraydı
Açmadım. 2 saniye sonra tekrar çaldı. Sonra mesaj geldi.
"Lâl Karen Aksoy. Annesinin değerlisi, Mesut abisinin manevi kızı.Pes etmek yoktu değil mi? O zaman ara sokakta bıraktığın ipuçlarını toplamaya gel. Tek başına. 23:00. Eski Tekel Deposu."
Ekrana baka kaldığımda kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu.
14 yıl. Ve sonunda... sonunda biri benimle konuşuyordu.
Ayağa kalktım. Başım döndü ama umursamadım. Serum iğnesini çektiğimde pamuğu avucuma bastırdım. Üstümdeki hasta önlüğünü çıkarıp dolaptan kotumu ve siyah hırkamı giydim.
Kapıdan çıkarken hemşireye "tuvalete gidiyorum" dediğimde hiçbir ağrım yokmuş gibi davrandım.Yalan söylemeyi de 16 yaşımdan beri öğrenmiştim zaten.
Hastaneden çıkarken arkamdan gelen ayak seslerini duydum. Mesut Abi miydi yoksa? Dönüp bakmadım. Eğer oysa engel olacaktı. Eğer o değilse... o zaman yalnızdım.
Ve ben 9 yıldır zaten yalnızdım.
Saat 22:47'yi gösteriyordu. Tekel Deposu'na 13 dakikam vardı
Tekel Deposu şehrin unuttuğu bir yerdeydi. Paslı kapı, kırık camlar, içerden gelen rutubet kokusu. Ve ortada tek bir sandalye. Üstünde oturan adam sigarasındaki dumanı üflüyordu. Yüzünü görememiştim.
"Geldin demek" dedi. Sesi tanıdıktı. Çok tanıdıktı.
"9 yıl sürdü Lâl."
Adımımı attım. Arkamdan kapı gıcırdayarak kapandı.
"Kimsin?" dediğimde sesim titremedi.
Adam ayağa kalktığında sigarasını yere attı ve topuğuyla söndürdü.
"Senin anneni öldürenlerden biri değilim." Dedi ve ceketinin içinden bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta annem vardı. Yaşıyordu. Ve yanındaki adam... Mesut Abiydi.
Dünya döndü. Dizlerimin bağı çözüldü ama düşmedim.
"Yalan söylüyorsun" dedim. Ama sesim çatladı.
"Mesut Abi seni 16 yaşında sokaktan topladı öyle mi? Kimse sana gerçeği söylemedi mi Lâl?"dedi dalga geçer gibi gülerek.
Ne demek istiyordu? 9 yıldır aradığım katiller... ya hiç yoksa? Ya Mesut Abi beni korumak için değil, susturmak için yanımda dolaşıyorsa?
Adam fotoğrafı cebine koydu. "Seçim senin. Ya bu defteri yakıp eve döneceksin. Ya da gerçeği öğrenip, annen gibi sen de bu depoda kaybolacaksın."
zihnim düşünce üretmeyi bırakmıştı. Annem burada mı son nefesini vermişti?
"Annem burada m-"diyeceğim sırada lafım yarıda kaldı.
Dışarıdan siren sesi gelmişti. Çok uzakta değillerdi.
Ve ben o an anladım. Avcı bendim. Ama av da bendim.
