5. bölüm · Manolya

5.bölüm/Kolye

miray 🪽

Baran mutfağın yanındaki merdivenlerden çıkmak yerine beni salon kısmındaki koltuğa bıraktı ve "biraz bekleyelim gelir şimdi Ata, sen de bacağını aç hazırda bekleyelim hemen halletsin"dedi ve ben ilk defa susup onun dediğini yaptım çünkü itiraz edecek halim yoktu.

"Bu arada Ata ve Uzay kimler?"dedim kafam dağılsın diye çünkü yara pantolonuma yapışmıştı resmen kuruyup.
Canım acıyacaktı

"Onlar...arkadaşım diyemem çok uzak olur, dostum diyemem çok yapmacık olur.Kardeşlerim onlar benim"dedi yüzündeki hafif gülümsemeyle.

"Benimde var. Ezgi ve Melis her zor anımda yanımda oldular, beraber gülüp beraber ağladık hep" dedim buruk bir tebessümle onları da ayrı özlemiştim ikisi de yurt dışına çıkmışlardı..

Pantolonu sonunda çekmeyi başarınca rahat bir nefes verdim ama bu rahatlık uzun sürmedi yara çok kötü görünüyordu.

"Evet!hazır mıyız bakalım?"dedi Ata sanki karşısında çıcuk varmış gibi
"Kurşun içinde mi?hmm bu ortamda biraz zor ama hallederiz,öncelikle seni uyutmamız gerek Lâl" dedi Ata bana

Anında itiraz edip "Hayır! istemiyorum yap dayanırım"dedim çünkü bu kadar erkeğin içinde narkoz etkisinde kalmak korkutuyordu, her ne kadar beni kurtarmış olsalar da.

"Lâl saçmalama,dayanamazsın bu acıya adam kesecek derini içinden kurşun çıkaracak"dedi kızgın bir ses tonu ile

"Ata yap şunu"dedim kararlı bir sesle, beni vazgeçiremeyeceğini anlayan Baran ise koltuğunda oturup ateş saçan gözlerle Ata'ya bakıyordu.

Ata en sonunda dayanamayıp "Baran, abi özür dilerim ama şuan önceliğim lâl o yüzden karar onda narkoz istemiyorsa yapmayız acısına katlanır"dedi umursamaz bir sesle Baran ise "Ettiğin hipokrat yeminini al götüne sok Ata"dedi ve salondan çıktı.

Salonda sadece Ata ve ben kaldığımda onun gözlerine bakarak "Yap hadi" dediğimde derim bir nefes alıp neşteri bacağıma yaklaştırdığında nefesimi tuttum çünkü acıyacağını biliyordum.

Ama tam o anda arkamdan bir iğne koluma battığında Baranın sesi "1,2,3,4"dedi ve tam gözlerim kapanırken "ve 5"dedi fakat ben onu tam olarak duyamadım bile.

Gözlerim yavaş ve ıslak bir yapışkanlıkla açıldığında bir odada hatta bir yataktaydım.
Kıyafetlerim bile değişmişti fakat ben bunları kendimin yaptığını bile hatırlamıyordum.

Başımı milimlik bir açıyla çevirdiğimde yatağın yanındaki koltukta Baran Kaya'yı görmüştüm.En son hatırladıklarım bana zorla narkoz vermesiydi ve tabi ki derinde bir uyku.

"Baran?"diye seslendiğimde hemen gözlerini açmıştı. Uykusu hafifti. "Bir şey mi oldu? iyi misin?"dedi çatallı sesiyle sorduğu tüm soruları es geçip ona "Niye yaptın? ve neden baş ucumda uyuyorsun?"diye sordum hala içimde bir öfke vardı.evime dönmek istiyordum.

"Sen teşekkür etmeyi bilmez misin?Dün geceden beri yanındayım çünkü gece boyu ağladın,kabuslar gördün,her defasında farklı isimler sayıkladın bir ara ateşin yükseldi ve ben sen iyi ol diye 2 saatlik bir uykuyla duruyorum. Ama hala bir teşekkür yok"dedi iğneleyici bir ses tonuyla.

"Yapmak zorunda değildin,sana yalvarmadım sonuçta. Ayrıca üstümü kim değiştirdi?" dedim aralıklı ve soğuk bir sesle
o ise derin bir nefes alıp verdikten sonra "Ben yaptım, ateşin çıkınca da ben yıkadım seni.Ama sen teşekkür etme"dedi ve odadan çıktı.

Beni yıkamış mıydı?
Peki ya yara izlerim?
Gözükmüşler miydi?

Vücudumu saran korkuyla beraber ayaklanacaktım ki bacağıma giren kramp kendini belli etti. Ama ona rağmen yürümeye çalıştım.

Merdivenleri inmek nedensizce kolay gelmişti asıl zor olan çıkmak olacaktı..

Merdivenlerin sonundaki mutfakta Baran'ı görünce sessizce yutkundum ve yanına gittim minik adımlarla.

"Teşekkür ederim" dedim ama sesim o kadar isteksiz çıkmıştı ki salon koltuğunda ki Uzay ve Ata gülüşmeye ve beni taklit etmeye başlamışlardı. Uzay "Tişkür ididirim"diyerek benimle resmen dalga geçmişti, Ata ise ona uyduğu için daha yüksek kahkahalar atmaya başlamışlardı.

"Rica ederim.Ama onları sana,gelip de mahcup ol diye söylemedim.Ve sana bakmadım merak etme sadece sırtını..gördüm"dediğinde ellerim ve dizlerim titremeye başlamıştı.

15/08/2010
Ev soğuktu her zaman ki gibi, Lâlin titreyen bedeninden anlaşılırdı evin soğuk olduğu ama ev değil aynı zamanda babası da soğuk olurdu Lâlin.

"Karen! buraya gel!"diye bağıran bir ses duydu Lâl, yine o isimle çağırılmıştı. Demek ki kötü şeyler olacaktı Babası yine sarhoştu ve ayakta bile zor dururken sayıklıyordu "Beni aldattı!O annen beni aldattı Karen!çabuk buraya gel!"diyen bağırışları Lâlin travmalarıydı.

Lâl her defasında giderdi ama babasının yanına. Zorla da olsa.

"E-efendim baba" dedi Lâl titreyen sesiyle.
"Eğil şuraya!"diye bağırdı babası ona yine bağırmadan konuşamaz mıydı bu adam?

Lâl yine söyleneni yaptı. Eğildi babasının bacaklarının dibine ona adeta bir sandalye olmuştu. Veya küllük.

Babası onun sırtında her sigara söndürüşünde birer çığlık atıyordu Lâl.
Bir sigara en fazla 600 derecede yanardı ve Lâlin sırtı o 600 derecenin küllüğü olmuştu.

Babası her sızmasına yakın onun bedenine bir tekme atar onu savururdu başka yerlere.