8. bölüm · MAHREZ

TERS KÖŞE

A. TUNAHAN MIZRAK

Herkes koşu vaziyeti almış, komando marşları söylenerek yapılan koşular artık herkes tarafından normal olarak karşılanmıştı.Askerler çıktıkları operasyonlarda yaptıkları sporun faydasını her gün daha net fark etmeye başlamıştı.Aradan 2 ay geçmişti ve Şahin artık askerlerine ve bölgeye iyice alışmıştı. Askerler ile abi kardeş ilişkisini tam anlamıyla kurmuştu.Her şey yolunda gidiyordu o haberi aldıkları pazartesi gününe kadar.

O gün alınan haberle karakol teyakkuza geçmişti.Alınan istihbarata göre bölgede bir grup teröristin gezdiği ve kamufle olmak için köylere yerleşmek üzere, köylülere baskı yaptığı yönündeydi. Bu köyler onlara uzak olan Kayadibi ve Hacanören köyleriydi.

Şahin timiyle birlikte öbür tarafta kalan Hacanören köyüne doğru yola çıktı, Selim Astsubay ise Kayadibi köyüne gitmek için timiyle hareketlendi.

Çarpraz olarak bu köyler karşı karşıyaydı aradan giden derenin kenarındaki ağaçlar sadece görünmesini engelliyordu.Karakoldan 4 araçlık konvoyla çıktılar, araç aralarında mayın ve bomba ihtimaline karşı mesafeli güzergah kuralı uygulanırdı her zaman.Amaçları iki köye aynı anda girmek ve şüpheli olan isimlerin evlerini eş zamanlı olarak aramaktı.Onlara iki köyde rehberlik edecek köylüleri köy girişine gelmeleri için haber vermişlerdi.

Bu iki köy askeri son derece severdi ama işin içinde aile tehdidi gibi olaylar olduğu için sadece ihbarları yapanlara haber verilmişti, muhtar bile bilgilendirilmemişti böyle bir operasyondan.

Selim Astsubay timiyle belirlenen yerlere operasyon yapmaya başlamıştı,Şahin ise son derece heyecanlıydı, zırhlı aracın içinde giderken içinde kötü bir his vardı.En sevdiği askerleri Serdar, Fevzi, Ali ve Ercan onun en güvendiği askerlerdi. Serdar iyi nişancıydı, kullandığı Dragunova marka nişancı tüfeği ile tam bir uyum içindeydi.Fevzi makineli tüfek nişancısı olmanın tam hakkını veriyordu, kullandığı PKS marka makineli tüfeğe şarkı söylettirirdi dağlarda.Ercan roketatar nişancısı olmasının yanında, silahları iyi kullanan bir askerdi.Ali’de G3 tüfeğini ustalıkla kullanır, sızma ve liderlik konusunda son derece iyiydi.

Normalde Dinçer Astsubay onlarla gelecekti ama Yaman Üsteğmen karakolda kalmasını istemişti.Köye yaklaşmaya az kalmıştı Şahin bir sigara yakıp karşı dağlara doğru derinden çekmeye başladı.Ali onu görünce, “Komutanım bir sıkıntınız yok umarım?” diye sordu.

“Yok Ali sadece içimde kötü bir his var.”

“Komutanım Bixici, kanascı bizde, tabi birde RPG Ercan.”

“Lan Ali yüzümü güldürdün.RPG Ercan ne oğlum?” dedi gülerek.

Ercan gülümseyerek, “Komutanım Ali’de istedi RPG’yi ama arkadaş cephaneliği vuracaktı az daha.”

“Ahaha.Ciddi misin sen?Ali, bak Ercan ne diyor?” dedi.Ali araya girerek, Yok komutanım bana göre değil o iş.Ben yükseklerde mevzilenip beklemeyi severim.”

“Sen ne diyorsun Fevzi?”

“Komutanım ben bu ikisine diyeceğim tek şey var; boğuşmayın, ayırmam.”

“Hahah.”

Herkes güldükten sonra operasyona odaklandılar, köye yaklaştıklarında bir derenin içindeki yola girdiler.Karşılarında onlara dur işareti yapan bir adam vardı.Şahin hemen telsizden arkadakilere, “Siz dereye inmeyin!” anonsu geçti.Diğer ekip tam tepede durdu.Araçlardan inip, çevre güvenliği aldılar ve onlara muhbirlik yapan adam yanlarına doğru hızlı hızlı gelmeye başladı.

Üstünü ilerde arayan askerler Şahin’in yanına getirdiler ama adamın yüz ifadesi hiç hoşuna gitmedi.Şahin ona, “Demek Jiyan sensin?”

“Evet komutan, Jiyan benim.”

“Bize gelen istihbarata göre örgüt mensupları var diye ihbarda bulunmuşsun.”

“Komutan sık uğrayıp, zorla erzak alıyorlar.”

“Niye bize haber vermedin peki?”

“Benim haber verdiğim bir kaç kişi vardır, köye sivil olarak gelir bu adamlar.”

“Tamam Jiyan, Allah razı olsun.Şimdi bize göster hangi evde olduklarını. ”

Jiyan ve askerler az ilerdeki tepenin üzerine çıktılar.Jiyan saklanarak evi parmağıyla işaret etti.

“Şu aşağıdaki mavi çadırlı ev komutan.İçerde bizim Dursun ve ailesi var.Çocuklarla beraber toplam 8 kişiler evde.” dedi.Şahin dürbünle evi iyice kontrol etmeye başladı.Dışarda 4 kişinin olduğunu fark etti, evin önündeki küçük küçük ahıra benzeyen yerlerden bir sürü silahlı adam girip çıkıyordu.

Askerleri ile girmesi bir hayli zordu.Çünkü bu adamlar meskun mahalde iyi değillerdi, onlar zorlu dağ koşullarına göre eğitilmişlerdi.Jiyan’a dönüp, “Emmi sen görünmeden, üs taraftan köye dön!Gerisi bizde.”

“Tamam komutan Allah devletimize zeval vermesin.” dedi ve tarif edildiği gibi görünmeden ayrıldı.Serdar ve Ali tüfeğin dürbünü ile baktıkları zaman, “Komutanım baya kalabalık gibi bunlar, sürekli bir sirkülasyon var.Muhtemelen yaralıları var, saldıralım. ”

“Dur Ali! Nereye saldırıyon?Kolay değil o kadar bu iş, kaçınız ev basmayı doğru düzgün biliyor?Ya sivillerin başına bir şey gelirse?”

“Ne yapacağız komutanım?”

“Dur bakalım bekleyelim biraz, akşam olmak üzere.Araçları buradan uzaklaştırın, saklayın!”

Selim ise belirtilen adresleri basmış, bir kişiyi yakalamıştı timiyle.Şahin cep telefonuyla onu aradı, “Selim Astsubay’ım durumunuz nedir?”

“Adrese operasyon düzenledik, bir kişi varmış aldık komutanım.Sıcak temas olmadı hiç.”

“Burada biraz kalabalıklar, aile rehin tutuluyor.İşimiz zor, buraya gelip bana destek olman lazım.”

“Hemen geliyoruz komutanım.”

Şahin ve askerleri uzaktan evi izlerken Selim 20 dakika sonra yanlarına gelmişti.Araçları gizledikten sonra Selim, Şahin’in yanına geldi.

“Hoşgeldin.”

“Hoşbuldum komutanım.Serdar tüfeğini ver oğlum.” dedi ve tüfeğin dürbünü ile evi iyice süzmeye başladı.Selim Astsubay yılların verdiği tecrübesi ile belli ediyordu profesyonelliğini.İyice inceledikten sonra, “Komutanım galiba bir grup daha katılmış sonradan, dışarıda 12, muhtemelen evin içinde de 3 kişi vardır.”

“Nasıl anladın?”

“Orada kulaksız var bir tane, iyi tanırım onu.Kırmızı kodla araması var.Bu bölgeye arada uğrar.Fakat en önemli yanı Bahoz’un sağ kolu.”

“Bahoz kim?”

“Buranın sözde bölge sorumlusu.Dağlarda kış operasyonları artınca burada saklanmış demek.Hakkında ölüm emri bile verilmiş olabilir.Bunlar buradaysa, bir oyun var demektir komutanım.”

“Şimdi ne yapacağız?Muhbir evde aile yaşadığını söyledi.”

“Muhbire pek güvenme derim komutanım, neyin ne olacağı hiç belli olmaz.”

“Adam buranın yerlisi bilmez mi köyünde ne olup bittiğini?”

“Aileside rehin alınmış olabilir, tuzakta kurulmuş olabilir.Bilemiyorum.Tek cevabı var bu işin, eve operasyon düzenlemek.”

“Etraflarını saralım.”

“Komutanım köyün içinde ne kadar kişi var bilmiyoruz.Arkamızdan gelip bizi kapana alabilirler.”

“Haklısın ama köyün içerisine adam kaçıramayız.”

“Evet kaçıramayız.Benim fikrim 4 unsura ayrılıp, 3 unsur halinde girelim.Geriye kalanlar bu tarafta mevzilenip, köyün içerisine kimseyi kaçırmasınlar.Bir kısmı derenin içindeki patikadan evin altına, diğer ikisi ise ahırlara girsinler.”

“Sence yapabilir miyiz bu işi?”

“Ben zamanında çok girdim böyle yerlere, umöarım daha fazla olmasınlar.”

“Ben Yaman komutanıma haber vereyim sabaha karşı girelim.”

“Tamam komutanım, uykunun en ağır olduğu zaman yani?”

“Aynen öyle.”

Şahin, Yaman Üsteğmen’i arayıp rapor verdi ve aklındaki operasyonu söyledi.Yaman onu dinledikten sonra onayladı ve sağ salim gelmeleri konusunda onu iyice uyardı.Tüm sorumluluk Şahin’indi artık.

Burada bir askerin burnu kanasa, Yaman Üsteğmen onu mahvederdi.Ordu sistemi emir komuta zincirine bağlı olduğu kadar, abi , baba ve kardeş rolüyle işlerdi aslında.Çünkü bu ıssız yerlerde olmak, merkezi yerlere göre biraz farklıydı.

Bölge sıkıntılı olduğu için askere komutanlar pek karışmaz ve onlara aktivite yapmaları için tavsiyelerde bulunurlardı.Sosyal hayatlarını iyi tutarlarsa , konsantrasyonları o kadar iyi olurdu Yaman Üsteğmen’e göre.

Gece saat 03:00 olmuştu, evin ışıkları çoktan sönmüş ve bir kaç kişi yaktıkları ateşin başında sendelemeye başlamışlardı.Askerler hala sabırla bekliyorlardı gece baskını vermek için.Teröristlerin ellerinde klasik rus yapımı Kalaşnikof silahlar vardı, kanasçı olmaması onlar için büyük avantajdı.

Selim Astsubay askerleri 4 unsur şeklinde ayırdı.Kendi ekibi derenin içinden evin arkasından, Şahin’in ekibi evin kuzey kısmından, Onbaşı Ali’nin ekibi doğu tarafından, yani avlu girişinden girecekti.Ercan ve beraberindekiler ise evin yakınına mevzilenip, hem destek olacaklar hem de kimseyi kaçırmayacaklardı.

Şahin bu operasyonu hiç yapmamıştı ömründe ama Selim’e güvenmekten başka çareside kalmamıştı.Emir netti, ne olursa olsun nu hainler hemen etkisiz hale getirilecekti.Duruma göre ya ölü ya da diri.

Saat 04:00 olmasına yakın Şahin, Selim Astsubay’a, “Biliyormusun Selim Astsubay’ım, ilk defa bu kadar kendimi çaresiz hissettim.”

“Neden komutanım?”

“Daha önce hiç yaşamadığım bir deneyim bu.Önceden simit satardım, karşıma insanların çıkmasını isterdim, şimdi ise karşıma kimsenin çıkmasını istemiyorum asla.”

“Komutanım bu korkuyu herkes yaşadı.Sorumluluk var farkındayım.Ben ilk çatışmamda kafamı kaldıramamıştım, korkmuştum.Şimdi ise tek korkum var; içerde olan sivillerin başına bir şeylerin gelmesi.Bu işi çözeceğiz bugün, siz bana güvenin.”

“Zaten tek dayanağım sen ve şu gözü kara çocuklar.Allah yardımcımız olsun.”

“Amin komutanım.Başlayalım isterseniz zaman geldi.”

“Başlayalım.”

Selim Astsubay tüm askerlere operasyon hakkında bilgileri ve neler yapacaklarını, yere evin krokisini çizerek anlattı.Herkes ne yapacağını iyice anlamıştı.

Şahin ve beraberindekiler yerlerine geçmiş, işareti bekliyorlardı.Hava iyice soğumuş, ağızlarındaki buhar yerlerini belli etmesin diye, bandana ile ağızlarını sarmışlardı.Bu detay çok önemliydi aslında, ışığın yanında hemen her şey belli olurdu, uzaktan ya da yakından.Selim ve unsuru derenin içinden sessizce ilerlemeye başlamışlardı.Dere kenarındaki patika yol onlara iyi avantaj sağlamıştı.Söğüt ve kavak ağaçları ise tam bir kamuflaj görevi görüyordu zaten.

Evin altına geldiklerinde Selim Astsubay yüksek taş duvara çıkıp avlunun içini iyice süzmeye başladı.Avlunun içinde sadece iki vardı.Peki ya diğerleri? O kadar adam vardı buranın içinde onlar neredeydi?

Sakin bir şekilde sesini kıstığı telsizini alıp, diğer timlere “Burada iki kişi var, diğerleri saklanmış ya da evin içinde olmalılar.” diye uyarı anonsu yaptı.

Sonra sızma girişimi başladı, timi taş duvarı sessizlikle aşıp garajın arkasında beklemeye başladı.Doğu yönünden gelen Şahin’in timini hemen görmüşlerdi, onlar ile elleriyle anlaşıp, Ali’in timiyle iletişime geçtiler.Herkes bu ani operasyon için hazırdı.

Şahin teröristlere çok yakın yerdeydi, herkes onları nişan aldıktan sonra “Teslim olun!” diye bağırdı Şahin.O tarafa bakan teröristler silahlarını kaldıramadan 7 el ateş sesi geldi.İkisi anında etkisiz hale getirilmişti.

Hemen içerideki ahırlar ve diğer yerlere girilmeye başlandı.Tahta kapıyı ani tekme ile kıran Ali ve ekibi, müdahalede bulunacak 4 teröristi kevgire çevirmişlerdi. Şahin’in girdiği ahırda ise Dursun ve ailesi vardı.Elleri ve ayakları bağlanmış, ağızları çabut ile sıkıca bağlanmıştı.Korku ile bakan gözleri ile bakan Dursun’du.Şahin hemen adamın ağzını çözdü.Adam korku ve heyecanla, “Allah razı olsun komutan.”dedi sadece.Şahin ona, “Amca içerde sizden kimse var mı?”

“Yok komutan, evin içi örgütçü kaynıyor, tuzak kuracaklarını konuşurken duydum.Sizi tuzağa düşürecekler.”

Dedi ve arakasından şiddetli çatışma sesleri gelmeye başladı.Adamın dediği gibi içerden makineli tüfekler yağmur gibi mermi yağdırıyordu.Adamı ve ailesini iplerden kurtardıktan sonra Şahin adama “Sakın çatışma bitene kadar buradan çıkmayın!” diye uyarıda bulundu.İçerden çıktıklarında köşeden baktı göz ucuyla ve saydıklarından daha fazla olduklarını gördü.

Fevzi “Çılgın kız” adını verdiği makineli tüfeği ile evin pencerelerini delik deşik ediyordu. Ateş üstünlüğünü kurmuşlardı, Selim Astsubay “Teslim olun lan yav..!” diye bağırıyordu ama kimsenin böyle bir niyeti olmadığı aşikardı.

Ercan sürekli telsizden “Komutanım bizde gelelim.” diyor, Selim ve Şahin ise “Yerinizde kalın!” diye emir yineliyorlardı.Çatışma hararetliydi ama az sonra olacakları hiç hesaba bile katmamışlardı.Kulaklarına ince tiz bir ses geldi.Bu RPG’den başkası değildi.Peşpeşe ateşlenmiş bu iki roket evin üstünden geçip dere tarafındaki duvara çarpmıştı.Çok yüksek bir patlamayla dyvarı param parça etmişti.

Ardından gelen çok sayıda mermi sesi ise onları şok etmişti.Köyün içinden 100 kişiye yakın bir grubun saldırısı altında kalmışlardı.İzli mermiler öylesine geliyordu ki tepeden, gökkuşağı gibi olmuştu gece karanlığı.

Selim bağırarak telsizi elini aldı ve “Tuzağa düşürüldük!Ercan silin şunları!Kobralar buraya gelin!” diye emirler vermeye başladı.

Ercan ve diğer askerler o tarafı yoğun ateş altına almaya başladılar.Attıkları roketlerin aynısını Ercan ve diğer arkadaşı peş peşe onlara doğru saldılar.

Ali ve beraberindekiler iki ateş arasında kalmışlardı.Hem evden hem de yukardan gelen mermiler onları çok zor duruma sokmuştu.Biraz sonra zırhlı kobralarda gelmişti.Üstlerine monte edilen ağır makineli tüfekler grubu adeta biçmeye başlamıştı.Güneş’in doğması hiç bu kadar olmamıştı Şahin için.Telsiz konuşmalarını duyan Yaman Üsteğmen tüm karakolu ayağa dikmiş ve tam teçhizat hazırlatmıştı.Heyecanla Dinçer Astsubay ile telsiz konuşmalarını dinliyorlar ve durumlarını öğreniyorlardı.

Yarım saat geçmeden evin içine atılan el bombası infilak etmiş ve içerdeki tüm örgüt mensuplarını etkisiz hale getirmişti.Selim Astsubay ve beraberindekiler atış üstünlüğünü arkalarına aldıktan sonra yukardaki grubun üstüne doğru gitmeye başladılar.

Serdar tek tek temizliyordu Selim komutanının önünü.Tetiği asla boşa basmazdı Serdar.Selim telsizi eline alıp, “Aferin gözcü.Sansarlar temizleniyor..” diye memnuniyetini dile getirdi.

Serdar ciddiyetle, “Sağolun komutanım, kümes güvende” diye cevap verdi.Grubu ağır ateş altına almışlardı.Evin içini kontrol ettiklerinde Kulasız yada Bahoz’a rastlamamışlardı.Yaralı ele geçirilen teröristin son sözleri; onlar gelmeden iki saat önce dereden gittikleri yönündeydi.

Askerler son derece profesyonel şekilde savaşıyorlardı, ölü yada yaralı kimse yoktu.Şahin için bu büyük bir artıydı.Grup dağlara doru geri çekilmiş, hatta kaçmaya başlamışlardı.Şahin ve Selim peşlerinden gitmeye, hiç olmazsa köyü güvenlik altına almak için emir vermişlerdi.

Daha fazla dayanmayan teröristler dağların arasından kaçarak gözden kaybolmuşlardı.Şahin büyük bir sinir boşalması yaşamıştı.İlk çatışması vukuatsız geçtiği için çok mutluydu.Selim’e bile sarılabilirdi şuan.

“Çok şükür Allah’ım.” dedi bağırarak.Timi topladı ve çevre güvenliği almalarını istedi.Tam o sıra telsizden, “Yuvadan , Kartal’a.” diye ses geldi.

“Kartal dinlemede.” dedi Şahin.Bu ses Yaman Üsteğmen’in sesiydi, “Şahin karakol basıldı, çabuk desteğe gelin!” dedi Yaman Üsteğmen heyecanlı sesiyle.