9. bölüm / 20
MAHREZKALP SANCISI
Bölümler 20Şu an: KALP SANCISI
- 1 Giriş1.266 kelime
- 2 ÇEŞM-İ SİYAHIM1.674 kelime
- 3 BASTON1.546 kelime
- 4 SULU MANGAL1.872 kelime
- 5 PANKART VE LÂLELER1.134 kelime
- 6 ORALET1.730 kelime
- 7 ŞINAV1.653 kelime
- 8 TERS KÖŞE1.884 kelime
- 9 KALP SANCISI1.353 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 YÜZÜK1.076 kelime
- 11 TİM1.202 kelime
- 12 ALİ829 kelime
- 13 KURŞUN1.077 kelime
- 14 BİR KÜÇÜK ÖPÜCÜK974 kelime
- 15 MEKTUP911 kelime
- 16 ZEYBEK1.388 kelime
- 17 PUSU1.570 kelime
- 18 BASYAN760 kelime
- 19 DİNÇER567 kelime
- 20 KULAKSIZ743 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Timler karakolun önüne yaklaşmıştı.Çok şiddetli çatışma hala devam ediyordu.Karakola tepelerden gelen roketatar ve mermiler isabet etmese bile büyük bir tehlike arz ediyordu.İzli mermilerin gidiş ve gelişleri sanki Yıldız Savaşları filmini andırır gibiydi. Uzayda değillerdi fakat gerçek dünyanın en acımasız yönüydü bu mermiler.
Zırhlı araçlar karakol önünde durdular, Şahin ve Selim hemen içeriye girdiler duruma bakmak için.Elinde tüfeğiyle karşılık veren Yaman komutan ateş ederek onlara bağırmaya başladı, “Şahin, Selim burdayım, gelin!”
İkisi dikkatle komutanlarının yanına gittiklerinde, yüzü gülen Yaman, “Bir anda bailadı saldırı, sizde durum ne Şahin?”
“Yaralımız yok komutanım, temizledik.Az kişi kalmışlardı onlarda kaçtılar.”
“Asıl hedef buraymış demek.Bize sağlam oyun oynadı kancıklar.”
“Karakol iyi durumda komutanım.”
“Uzaktan isabet alamıyorlar, çocuklar çok sağlam Şahin, yaklaştırmıyorlar.Ah ulan! Şu kalekolları yapamadık tepenin yüzüne bir türlü.Çanağın içinde kaldık.”
“Çatışmadan sonra ilk işimiz bu olsun komutanım.Kar inmeden yapalım.Ben üstlerine doğru gidiyorum.”
“Dikkatli olun. Helikopter gelir birazdan.”
Şahin ve beraberindekiler siper alıp ateş etmeye başlamışlardı.Çatışma çok şiddetli geçiyordu, izli mermiler roket atarlar ve Palaska Dinçer.Dinçer Astsubay tam bir Rambo gibi Dhoçka ile dağı taramaya başlamıştı adeta.Herkes ona hayranlıkla bakıyordu. Ters adamdı, lakabını palaskayla dövmesinden almıştı ama bir o kadar yufka yürekliydi.Savaş ise onun tam stres atma yeriydi.
Rus yapımı 12,7 mm’lik ağır makineli uçaksavar, kayaları parçalamasıyla ünlüydü.Bu canavarı tedarik ettirip, dağ yamacındaki mevziye de monte ettiren yine kendisiydi.Konumunu o kadar güzel ayarlamıştı ki, önünde duran büyük kaya gelen roketlere siber oluyordu adeta.
Fakat ilerde yalnız kalmıştı, herkes güvenli yerlere mevzilenirken, sızma girişimi olabilirdi yaşlı kurdun mevzisine.Selim,Şahin’in yanına geldi sürünerek, “Dinçer Astsubay yalnız kaldı, desteğe gitmemiz lazım.”
“Haklısın.Onun ağzındaki sigara mı?”
“Evet komutanım.”
“Adam tam manyak.Kafa tutuyor ölüme.Ali, Ercan benimle gelin!”
Şahin ve beraberindekiler sürünerek yanına gitmeye çalışıyorlardı.Diçer’in olduğu mevzide 2 yaralı asker olduğu bilgisi gelmişti telsizden.Orası düşmesin diye koşup girmişti gözü kara Astsubay.
Şahin’in içinde sadece bilmediği bir duygu vardı.Korku değil, heyecan değil.Çok farklı bir şeydi bu.Biraz sonra yanına geldiklerinde büyük kayaya saniyeler içinde çarpan yüzlerce mermi şovu ile karşılaşacaklardı.
Şahin kayanın arkasını tutmaları için iki askere emir vermişti.Etrafı taş ve torbalarla dolu olan, önünde küçük bir penceresi olan dama girdiği zaman; gördüğü manzara onu şok etmişti.
“Burdayım laan!! diye bağıran Dinçer ve yerde yatan 2 asker.Askerlerin biri omzundan, diğeri ise sağ göğsünden vurulmuş vaziyetteydi.Bilinci açık olan yaralı olmasına rağmen arkaşına tampon yapıyordu hala.Ateş eden Dinçer’in ise yüzünden boşalan kanlar ise üstünü, başını çoktan ıslatmıştı.
Şahin ateş eden bu korkusuz adamın yanına gelip ona bakmaya başladı.O ise daima sandıktan mermileri takıp ateş ediyordu, şoka girmişti.Şafağını sıyıran mermi derisini parçalamıştı ama o bunun bile farkında değildi.
“Komutanım!! Komutanım!!” diye ona bağırmaya başladı.O ise hiç aldırmıyordu.Hedefine odaklanmış şekilde ateş etmeye devam ediyordu.Sesleri duyan Selim içeriye girip baktığı zaman yaralı askerlerin dibine çöktü hemen.Omzundan vurulmuş olana, “İyi misin aslanım?” dedi.
“Ben iyiym komutanım.Ağrım var ama Veysel’in durumu çok kötü.Kendinde değil.”
“Tamam oğlum.Onu kurtaracağız, helikopter geliyor.”
Dışardan yeni gelen sıhhıyeciyi çağırıp, onunla ilgilenmesini istedi.İlerleme kaydeden askerler etraflarında çoğalmaya başlamıştı çoktan.Ateş üstünlüğü teröristlerden yanaydı ama durum her an değişebilirdi.Selim hemen şoka girmiş Dinçer’in yanına koştu.Bez yırtıp alnına tampon yaptıktan sonra, “Abi dur artık!!” diye bağırıp, mermi şeridini çıkardı.Zaten onu durdurmasaydı, kıpkırmızı olan namlu parçalanacaktı.
Onu bir köşeye oturtup, suyla yüzünü yıkamaya başladı.Kurumuş kanlar dökülürken yüzünden, onun ağzından dökülen kelimeler çok farklıydı.
“Ben sevdalar yaşarım pusu geçerken.
Keleş sesinde yas tutarım ölen şehitlerin ardından.
Eğer toprak açmışsa bağrını, damla damla düşüyorsa toprağa kan,
Türk devleti öksüz kalacaksa eğer, koy ver Şahin misali saldırsın İbrahim’in delilerini.
Mehmetçesine, çakal sürüsüne!
Ay gökte kaldıkça, ulu kocaların, ak sakalların duası üstüne olsun.”
“Amin.” dedi Selim.Suyu içtikten sonra kendine gelen Dinçer “Bu Zap Şiiri, benim en büyük travmam ve aynı zamanda cesaret mermim.Merak etme, bu gecenin sabahı olacak ama Güneş doğduğu zaman sen aynı kişi olmayacaksın!” dedi Şahin’e bakarak.Dışarı çıktıktan sonra baka kalan Şahin, Selim’in yüzüne baktı sadece.
Biraz sonra çatışma iyice şiddetini artırmıştı, telsizdeki sesler karışınca tek bir kelime duydular, “Ben Bahoz.Teslim ol Yaman komutan!”
“ Lan it! Gel teslim ol, senin canını bağışlayalım.”
“Şuan canını bağışlayacak olan benim, seni kendi mahkememde yargılayacağım.”
“Bahoz senin gibi diyenlerin hepsi ya kaçtı, yada sarı torba ile tanıştı.Senin kaderin bunlardan ikisi.”
“Sana hazırladığım sürprizi beğendin mi?”
“İyi şaşırtmaca ama yeterli değil.”
“Komutan bu dağlar benim yerim, senin yerin burası değil.Bunu sen de biliyorsun.”
“Edirne’den Kars’a kadar benim p...ç.Seni de bu karakolun önüne bağlayıp it gibi havlattırmazsam, bana da Kara Yaman demesinler.”
“Komutan yaralıların var, çoğuda korkuyor.Ben senin yerinde olsam TC’yi bırakırdım.”
“Senin gibi hain olanın, Azrail’i kurt olur.Kurt ininde tilki yaşamaz Bahoz! Burası benim yerim, ya kabulleneceksin yada leş olup çürüyeceksin! ”
“Sen burdan sileceğim komutan.”
“Kurdun yareni kartal olur. Elinden geleni ardına koyma.”
Şahin ve diğerleri telsizde geçen konuşmaları dinlerken komutanlarıyla baya gurur duymuşlardı.Kendisi birçok operasyonda bulunmuş sağlam biriydi.Kim bilir bu tür konuşmaları kimlere yapmamıştı?
Dinçer hafif gülümsemişti ilk defa.Şahin hiçbir şey demeden çatışma sahasına geri döndü.Aydınlatma fişekleri havaya atıldığı zaman gündüz gibi oluyordu her yer. Çatışan ve ölen teröristler uzaktanda olsa görünüyordu.
Tan ağırmaya başlamıştı ve nihayet sabah yavaş yavaş oluyordu.Havada duyulan patırtı ise gittikçe yaklaşıyordu.Bunlar helikopterlerdi.Karakolun üstünden geçip, dağın yamacını paramparça etmeye başlamışlardı birden.Roketleri ise peşpeşe ateşledikleri zaman çatışma sesi ortalıktan kaybolmuştu.
Çoğu ölmüş, kalanlar ise canlarının derdine düşüp kaçmaya başlamışlardı.Askerlerin morali yerine gelmişti.Ercan Şahin’e dönüp, “Çocukken helikopter görünce sevinirdim.Bir de şimdi bu kadar sevindim komutanım.”
“Ben de öyle Ercan.”
Çatışma bitmiş gibiydi. Herkes olduğu yerden helikopterlerin dere ve tepeleri elekten geçirdiğini izliyordu.Sadece onlar değildi gelenler, Komando timleri de onlara desteğe gelmişler ve çevre güvenliği almışlardı.
Yaralıları sedyelerle helikopterlere götürmeye başlamışlardı.Yaman komutan tekrardan telsize konuşmaya başlamıştı, “Kurdun yari Kartal olur, derken bundan bahsetmiştim Bahoz.Seni almaya geliyorum.” dedi keyifle.
Yukarı cepheye yanlarına gelmişti.Askerlerini tebrik edip, onlara methiyeler düzmeye başlamıştı.Dinçer Astsubay’ın halini görünce, “Dinçer sana baksınlar, yaranı diksinler.”
“Komutanım gerek yok.İyiyim ben.”
“Benim herkese sağlıklı bir şekilde ihtiyacım var.Senden senin için tedavi olmanı istiyorum.”
“Emredersiniz.”
Şahin heyecanla, “Komutanım peşlerinden gitmeyecek miyiz?”
“Bir sürü profesyonel tim geldi Şahin.Onlar gerekeni yapacaklar.Bu çocuklar harap oldular.”
“Biz de bir tim olarak gidip, çevre kontrolü yapalım isterseniz?”
“50 yaşın üstünde, kel bir adam görürsen bana ver mutlaka.Diğeri zaten kulaksız.”
“Emredersiniz komutanım.”
“Şahin eğer yoklarsa bunlar, bana konuşacak birini getir.Selim sen de git.”
“Emredersiniz komutanım.”
“Şahin timi ile birlikte dikkatle dağın yamacına doğru tırmanmaya başladı.Onlardan önce Komando timleri oraya ulaşmış ve kontrol etmeye başlamışlardı yerde yatanları.
Kalabalık olmalarının yanı sıra, burada olan askerlerin hepsi rütbeliydi.Er yoktu, Uzmanlar vardı en düşük rütbede.Son derece dikkatli ve sert görünümlü bir duruşa sahiptiler.
Tepenin başına çıktıklarında bir tim onları karşıladı, başlarında olan orta yaş üzerinde, başında Komando bandanası olan asker, Şahin’in önüne geçerek, “Aşağıya inemezsiniz.”
“Ben Asteğmen Şahin Yazgan.”
“Ben de Üsteğmen Halis Yürek.Geçmiş olsun aslanım.”
“Sağolun komutanım.Komutanım çevre kontrolü için geldik.”
“Çoçuklar aşağıya inip kontrol etmeye başladılar.Siz bekleyin biraz.”
“Komutanımız sorgulamak için yaşayanlardan almamızı istedi.”
“Aslanım oraya erleri indirmem şimdi.Bahoz ve Kulaksız kaçmış zaten.Ölü gibi duranlarda tuzaklı olabilir, yaşıyor olabilirler.Bekleyin burda, izleyin sadece.”
“Emredersiniz komutanım.”
Şahin timine “Çök” işareti yaptıktan sonra aşağıdaki konrollü çevre temizliğini izlemeye başladı.Halis komutan dürbünü ile aşağıdaki olan biteni takip ediyordu.Sinirle yakasındaki telsize basıp, “Emrah misina bağlayın koluna.Öyle ters çevirin!Bilmiyor musunuz oğlum?” dedi.
Şahin ona bakarak, “Komutanım misina neden?”
“Kolundaki kazıklıya sor, o bilir.”dedi yüzüne bile bakmadan.Şahin Selim göz kırpıp, ne için olduğunu sordu yüz ifadesiyle.Oda sessizce, “Komutanım el bombası tuzaklıyorlar ölülere. O yüzden misina ilke cesedi uzaktan ters çevirip, kontrol ediyorlar.” dedi.,
Selim ile konuşurken “Boom!!!”diye ses geldi.Herkes panikle patlayan yere bakarken, dürbün ile orayı izleyen Halis komutan, “Bak tedbirli olmak hayat kurtarır Şahin.Burada kurtulan olmamış.Anasını bellemişsiniz adamların.Siz şimdi inip etrafa bakın,Yaman’a selamımı söyle.Biz sağ yakalrsak sorgu için getiririz size.”
“Emredersiniz komutanım.”
“Allah’a emanetsiniz.”
“Sizler de komutanım.”
Şahin ve diğerleri aşağıya indiklerinde eşgale uygun olanları aramaya başladılar.Bir sürü kemik gibi olmuş ceset vardı, üstelik parçalananlarda cabasıydı.
“Her yer et parçası Selim Astsubay’ım.Midem kalktı.”
“O mermilerin kalibresi çok yüksek, helikopterler biçmiş burayı.”
“Şehit vermedik çok şükür.Baksana dünya kadar it gelmiş üstümüze.”
“Çocuklar sağlam komutanım.”
“Allah hepsinden razı olsun, tekte indirdiler hepsini.”
Bu kısa konuşmanın ardından kontrol edip, mühimmatları topladılar.Aradıklarını bulamamışlardı, Şahin karakola dönmüştü.
Yaman Üsteğmen’in yanına gidip durum raporu verecekti.Kapı aralıklıydı ve içerden hararetli sesler yükseliyordu.Orada bekleyen askere “Sus” işareti yapıp, kapının arasından içeriyi süzmeye başladıİçerde 4 kişi vardı.Birden şok etkisiyle dışarı koşmaya başladı.Askerlerin yanından hızla geçtikten sonra bahçeye çıktı.Sağ elini, kalbine koyup, ağaca yaslandı ve derin derin nefes aldıktan sonra,
“Bu imkansız!Bu nasıl olabilir? Benim gördüğüm çatışmanın etkisinde mi oldu acaba?Allah'ım sen aklıma mukayet ol."
Bölüm etkileşimi
