13. bölüm / 20
MAHREZKURŞUN
Bölümler 20Şu an: KURŞUN
- 1 Giriş1.266 kelime
- 2 ÇEŞM-İ SİYAHIM1.674 kelime
- 3 BASTON1.546 kelime
- 4 SULU MANGAL1.872 kelime
- 5 PANKART VE LÂLELER1.134 kelime
- 6 ORALET1.730 kelime
- 7 ŞINAV1.653 kelime
- 8 TERS KÖŞE1.884 kelime
- 9 KALP SANCISI1.353 kelime
- 10 YÜZÜK1.076 kelime
- 11 TİM1.202 kelime
- 12 ALİ829 kelime
- 13 KURŞUN1.077 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 BİR KÜÇÜK ÖPÜCÜK974 kelime
- 15 MEKTUP911 kelime
- 16 ZEYBEK1.388 kelime
- 17 PUSU1.570 kelime
- 18 BASYAN760 kelime
- 19 DİNÇER567 kelime
- 20 KULAKSIZ743 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aradan günler geçmişti, Şahin ve diğer silah arkadaşları Ali’yi son yolculuğuna memleketinde uğurlamışlardı.Öcü elbette alınmıştı ama hiçbir şey Ali’yi artık geri getiremezdi.O artık peygambere komşu olmuştu.
Şahin’de gördüğü, yaşadığı her şeyden sonra iyice dağılmıştı.Ali ile aralarında 2 yaş vardıi arkadaş gibiydiler.Her derdini bilememek, ona yardımcı olamamak onu daha çok kahretmeye başlamıştı.
Artık işlerini bitirince genelde odasında vakit geçirmeye başlamıştı, içine kapanmıştı resmen.Kulaksız ve Bahoz bölgeden çekilip, sınırdan kaçtıkları belirlenince dağlar yine temizliğine kavuşmuştu.Aklında sadece “O hain nasıl elimizden kaçar?Nasıl kardeşimin intikamını alamadım?” diye söylentiler içini kemirmeye başlamıştı.
Fevzi, Ercan, Musa ve diğerleri de dışarıda mutsuz bir şekilde oturuyorlardı.Herkes onunla yaşadığı güzel anıları anlatıyordu buruk bir şekilde.Ahmet onlara, “Devrem eşi doğum yapmış mı?”
“Yok devrem kadıncağızın karnı burnunda feryat figandı.Biz mahvolduk Ahmet.Kimsesi yoktu zaten Ali’min bizden başka yanında.Halk geldi, çok kalabalıktı ortalık.Eslem Astsubay’da geldi. ”
“Kısa zamanda oda alıştı bize.”
“Sağolsun yengenin yanından ayrılmadı, teselli etmeye çalıştı.”
“Sizinle niye gelmedi geri?”
“Şahin Asteğmen’e kalırım ben, sen merak etme dedi.”
“İyi yapmış yalnız kalmasın tabi.Allah razı olsun.”
Ercan uflayıp pufladıktan sonra, “Ben Şahin’in durumunu sevmiyorum hiç, kaç gündür dışarı çıkmadı adam odasından.Yemeği zorla götürüp verdim.Ne olacak sence Musa Çavuş bu hali?”
“Valla dedeler ben uzun zamandır böyle bir adam görmedim.Demek bize de bir şey olsa adam kendini paralayacak.Bundan önceki nasıldı?Adam gün sayıyordu, kims eumrunda değildi.Belli zorluk görmüş adam.”
“Al benden de o kadar.Ali’nin durumu niye bana bildirmediniz diye bize kızdı.Hele zarfı verirken görecektin, kanlı zarfı verirken hıçkırıkla ağladık hepimiz.”
“Selim Astsubay’da daha gelmedi, Palaska ile gün geçmez.”
“Yok dede Palaska iyi adam, bakma namı bizi korkutuyor ama yufka yürekli.Cephanelikte ağlarken görmüşler.Yaman Üsteğmen’e kadar hepimiz sağlam dağıldık.”
“Çabuk toparlanmak lazım.”
“Devrem araç geliyor karşıdan, bizimkilerden galiba.”
Biraz sonra araç nizamiyeden içeri giriş yapmıştı, bu eski SUV kasa jeep Eslem Astsubay’a aitti.Araçtan inip etrafa bakındı, sonra yanlarına doğru gelmeye başladı.Herkes ayağa kalkıp onu beklerken , o yanlarına gelip, “Rahat asker” dedi ve yanlarına oturdu.
“Nasılsınız? Toparlandınız mı Musa Çavuş?”
“Başka çaremiz yok komutanım, Ali’de iyi olmamız için elinden geleni yapardı.”
“Öyle maalesef, acımızı içimizde yaşayıp, silkenlenmemiz lazım.Değil mi Fevzi?”
“Komutanım yenge nasıl? Biz onu asıl merak ediyoruz.”
“Arkadaşlar Tuba doğum yaptı, maaşallah güzel kızımız dünyaya geldi.Bu haberi vermek için geldim.Annesi ve ablası Tuba’nın yanındalar, artık bize de burayı toplamak düştü.Şahin Asteğmen nasıl?Ali ile bağları çok güçlüydü.”
“Komutanım, komutanımız odasına kapandı, yemek bile yemiyor.”
“Şahin’im çok duygusaldır, mahvolmuştur.”
“Evet komutanım.”
“Pardon, yani öyle görünüyor, tanımıyorum ben tabi kendisini.Neyse ben size ve on bir şey göstermek istiyorum.”
Elindeki dosyayı açıp fotoğraflar çıkardı ve masaya koydu.Sonra “Bu kızımız, annesi hepinize bol selam söyledi.Amcaları bize çok destek oldular, Allah onlardan razı olsun dedi.”
Herkesin yüzünden burukluk gitmiş, yerini gülümseme almıştı.O masum meleğin güzel fotoğrafları herkesin içini eritmişti.Uzun uzun baktıktan sonra Ahmet, “Gözleri aynı Ali’nin gözleri, maşallah güzelime.” dedi.
Herkes hasretle bakarken arkadaşlarının emanetine, karşıdan Şahin yavaş yavaş geliyordu.Elinde sigara, gözleri dolmuş bir şekilde.Sanki yürümekte zorlanıyor gibiydi.Yanlarına geldi, hiç konuşmadan masanın üzerindeki fotoğraflara ilişti gözü.Eslem’e dönüp, “Yoksa o mu?” diye sordu tebessümle.
“Evet komutanım, dünyaya geldi minik fıstık.Sağlık durumu gayet iyi.Tuba’nın ailesi yanında, evrak ve diğer işlerini hallettik.”
“İsmini ne koydular?”
“Zarfta yazıldığı üzere ismini koydular komutanım.”
“Eslem demek ismi.”
“Evet.”
Şahin uzun uzun fotoğraflara baktıktan sonra birden Eslem’e sarıldı ve hıçkırıkla ağlamaya başladı.O kadar derinden ağlıyordu ki, herkesin içi parçalanmıştı.Eslem elleriyle sırtını sıvazlayarak onu teselli etmeye çalıştı.
Bir kaç dakika geçtikten sonra “ Allah senden razı olsun Eslem.” dedi ve göz yaşlarını silmeye başladı.Sonra gülerek, “Aynı Ali fıstığım, kurban olduğum.” dedi.Yanlarına oturup getirilen çayı yudumlamaya başladı.Sonra onlara dönüp, “Neden bana zor durumda olduğunu söylemediniz?Fevzi, Ercan, Musa neden? Neden Ercan?”
“Komutanım bilinmesini istemedi, biz bile zorla veriyorduk.Özellikle sizin bilmenizi hiç istemedi.Pek belli etmezdi ama szie karşı sevgisi başkaydı, gururluydu fazlaca.”
“Gururludur benim kardeşim.Beni zaten en çok kahreden o.O sıkıntılarıyla boğuşup belli etmezken saçma isteklerimi ona anlatmak, ona yardım edememek.Ama o kuzuyu ömrümün sonuna kadar koruyup kollayacağım.”
“Bizde komutanım.”
Onlar kendi aralarında sohbet ederken karakola bir ihbar geldi.Büyükören’den gelen bu ihbar, öğretmen Necla’ya aitti.Kendisi, örgütün onca tehdidi ve baskısına rağmen eğitim yarıda kalmasın diye bırakıp gitmemişti.Hainlere karşı her zaman dik duruşuyla tanınan genç öğretmenin ihbarı karakolu oldukça hareketlendirmişti.
Tim hemen yola koyulup Büyükören’e doğru hareket etti.Köye geldiklerinde muhrat onları karşıladı, Şahin hemen araçtan iner inmez, “Hayrola muhtar?Öğretmen hanım dedin, geldik.Kendisi nerede?”
“Hoşgeldin komutanım.Kendisi burada bir işe karıştı, köylü evinin etrafını sardı.Korucular ve biz onu korumaya çalışıyoruz.”
“Ne olayına karıştı?”
“İki husumetli ailenin oğlu ve kızı birbirine sevdalanmış, kaçarlarken yolunu kesmişler onlarda öğretmen hanımın eve sığınmışlar.Aman gidelim komutanım, öldürecekler.”
“Tamam hadi gidelim.”
Muhtar araca binip onlara evi tarif etmeye başladı.Bu köy diğer köyler gibi değildi, nüfusu oldukça kalabalıktı.Yapılsa kasaba bile olurdu.Evin önüne geldiklerinde ortalık ana baba günüydü, kalabalık halk eve girmek için korucular ve köy ahalisi ile itiş kakış halindeydi.
Askerler hemen araçlardan inip kalabalığı dağıtmak için korucuların yanına geçti.Şahin bağırsada çağırsada kimse onu dinlemek istemiyordu.Aralarından gençten biri eline aldığı koca taşı onlara doğru atacakken “Şap!” diye bir ses geldi.Selim Astsubay tokadı vurduğu gibi onu yere yapıştırdı.Şahin belinden beylik silahını çıkartıp havaya iki el ateş etti.
Ortalık suspus olu verdi aniden.
“Herkes dağılsın! Taşkınlık yapan sonucuna katlanır, Dağılın!!” diye gür sesiyle bağırdı.İçlerinden yaşlı adam, “Komutan namusumuz ne olacak?”
“Buranın namusu benim, ben burda iken hiçbir namusa leke gelmez.Bekleyin şimdi.”
“Eyvallah komutan”
Şahin, Eslem ile birlikte kapıyı çaldı.Camdan olayı Necla öğretmen hemen kapıyı açıp, “Komutanım Allah gönderdi sizi, bunların gözü dönmüş.”
“Biz buradayız öğretmen hanım geçti, korkmayın.Gençler içeride mi?”
“Evet.Peşlerine düşmüşler onlarda can havli ile bana geldiler.”
“İyi yapmışsınız.Görebilir miyim?”
“Tabii ki buyrun.”
İçeri girdiklerinde kanepede oturan gençleri gören Şahin gülümsedi.
“Korkmayın, korkacak bir şey yok.” dedi onları sakinleştirmek için.Kız endişeli gözler ile bakarken, oğlan konuşmaya başladı, “Komutanım biz yanlış bir şey yapmadık.İstemeye çalıştım vermediler, biz de uzaklara gitmeye karar verdik, sevdalandık birbirimize.Tek suçumuz bu.”
“Şahin konuşaçakken Eslem, “Herkes sevdi.Siz elinizden geleni denemişsiniz, onlar anlamamış.Biz sizi koruyacağız ama karakola gitmemiz gerek.”
“Tamam komutanım tek gidelim de, neresi olursa olsun.Yoksa öldürecekler bizi.”
“Kimse bir şey yapamaz, Şahin komutanımız üstesinden gelir.Değil mi komutanım?”
O sıra gülümseyerek Eslem’e bakan Şahin dalmıştı.Onun ağzından dökülen sözler, yaşadıkları geçmişi canlandırmıştı.Herkes onun yüzüne bakarken o irkilerek, “Tabii ki, güvendesiniz.” dedi ve telsizi ile anons geçerek, “Aracı yaklaştırıp, koridor oluşturun çıkıyoruz.” dedi.
Sonra öğretmene dönüp, “Hocam sizde bizimle gelin, ortalık yatışınca getiririz.”
“Çok iyi olur komutanım.Gidelim lütfen.”
Araç kapının önüne kadar geldi, askerler koridor oluşturup güvenliği sağladıktan sonra dışarı çıktılar.Kalanbalık onlara doğru hücum ederken askerler zor zapt ediyordu.Fakat karşıda tek başına sakince duran adam, gözlerine ilişti.
Başı öne doğru eğik adam, elini aniden atıp belindeki silahı çıkardı ve “Pat!” diye ateş etti.
Bu silahlı saldırıyı kimse beklemiyordu. Eslem sadece Şahin’in üstüne doğru bakıp hemen ona doğru koştu.
Bölüm etkileşimi
