15. bölüm · MAHREZ

MEKTUP

A. TUNAHAN MIZRAK

Eslem'in kızgın bakışları, Şahin'i tedirgin etmişti.İri ve boncuk gibi gözleri ile onun gözlerinin içine bakarken bile yüreği küt küt atıyordu.

"Kusura bakma, üstünü açık gördüm örtmek istedim."

"Neden öptün peki?"

"İyi bir şey yapmadım farkındayım.Eskiden gelen bir alışkanlık."

"Nasıl bir alışkanlıkmış bu?"

"Bugün doğum günün.Geçmişteki doğum gününde sabaha kadar göğsümde uyuttuğum kız aklıma geldi ondan."

"Bu Fenerbahçe logolu."

"Evet sen seversin diye aldım.Minik bir hediye."

"Dışarı çıkar mısın lütfen."

"Lütfen çık."

"Peki."

Şahin odadan dışarı çıkıp, kapıyı kapattı ve beklemeye başladı.

"Ulan ben ne yaptım?Kızın hayatında ya başka biri varsa? Ama ne yapayım dayanamadım, çok tatlı duruyordu.Şahin hiç iyi yapmadın bakalım, hayırlısı."

Biraz sonra kapı açılmıştı, Eslem aldığı eşofman takımını üzerine giymişti.Gözlerinin içi parlıyordu sevinçten.Şahin'i elinden tutup odaya çekti, kapıyı kapatır kapatmaz üzerine atlayıp sımsıkı sarıldı.

Şahin ne olup bittiğine anlam bile veremiyordu.Kollarıyla onu sıkıca sardı.Eslem hiçbir şey demeden sadece kokusunu içine çekiyor, ona duyduğu hasreti yanaklarını öperek sindirmeye çalışıyordu.

Şahin ise aldığı bu tepkiden dolayı aşırı memnundu, iyice sarılmaya başladı.Sözler artık kifayetsizdi, ikisinin gözlerinden hasretin son damlaları terk ediyordu onları.Geçmiş artık rafa kalkmış gibiydi, acılar, hasretler ve intikamlar toz bulutu gibi yok olmuştu birden.Eslem ağlayan gözlerle, "Bize yapılan bu ihaneti, acıyı artık her şeyi unuttum ben Şahin'im.Lütfen artık mutlu olalaım eski günlerdeki gibi, ayrılmayalım."

"Ayrılmak yok kurban olduğum, kara gözlüm benim."

Şahin ve Eslem sarıldılar ama dakikalar sanki su gibi geçmiş, gecenin bir yarısı olmuştu.İkisi bir müddet sonra yatağın üstüne oturdular.Şahin ile ellerini sımsıkı tutuyorlardı.Gülümseyerek başlayan bakışları yerini sessiz bir çiçek bahçesine çevirmişti.Eslem ona, "Şahin sen yokken çok karanlık zamanlar geçirdim.İçim içime sığmadı, ne yapacağımı bilemedim.Çok çaresizdim, şehir beni her nefesimde boğuyordu, senin intikamını benden alıyor gibiydi."

"Ben de Ankara'ya geldiğimde öyle hissetmiştim.Evde kalamıyordum, seni belki 100 kere aramak geldi içimden ama yapamazdım."

"Biliyorum."

"Nasıl biliyorsun?"

"Selim Astsubay bana mektubu verdi,okudum.O gece bana vermek istediğin mektubu.Neden diye kendime sürekli sorduğum soruların cevabını aldım.Neler çektiğini çok iyi anlıyorum sevgilim."

"Selim verdi demek.O her şeyi anlamıştı aslında, mektubu da o yüzden bana vermeden sana verdi."

"Evet, iyi ki vermiş.Sen unuturdun yoksa."

"Sen hayatımda biri var dedin."

"Sana acı çektirmek istedim."

"Yüzük?"

"Onu da niyetlenen herkesi susturmak için aldım.Kimsenin bana bir teklif yapmasını asla istemedim.Seninle olacağımızı biliyordum, yakın ya da uzak zamanda.Neticede kavuşacaktık."

"Ben ne diyeceğimi bilmiyorum Eslem.Ben ve sen çok karmaşık zamanlardan geçtik ama hepsi bitti artık."

"Bitti sevgilim, o gün o yüzüğü parmağıma takarken senin taktığını hayal ettim hep."

"Orduya nasıl girdin peki?"

"Senden sonra İstanbul'u terk ettim, Kütahya'da üniversiteye başladım.Sonra alımlar açıldı, ben de istiyordum zaten girdim."

"Hmm iyi olmuş, kader bizi burada birleştirdi.Allah'ım sana şükürler olsun."

"Şükürler olsun, kocam yanımda artık."

"Biz evliydik değil mi?"

"Uyuz boşamadın demi beni?"

"Hahah."

"Gülme bak vururum seni.Tabancam çekmecede."

"Göğsüme ateş ettin zaten."

"Bu gece yanımda kal Şahin.Gitme içeri.Ben bugünü öylesine çok bekledim ki, kelimeler kifayetsiz kalır."

Şahin bir şey demeden yatağa uzandı ve ona "Gel" işareti yaptı.Eslem hemen yanına girip yorganı üzerine çekti ve başını göğsüne koyup, "Şuan o eski mutlu günlere döndüm.Maç izleyip, kuzucuklarımla eğlendiğimiz zamana geri döndüm."

"Onlar senin çok ağladılar.Onların her haline baktığımda sanki annemi kaybetmişizde ona üzülüyorlar gibi geliyordu.Sen onlara annelik yapıyordun."

"Çok özledim onları. Neler yapıyorlar?"

"Herkes iyi.Kızlar okula gidiyor, babam düzeldi."

"Aaa.. Ne güzel, çok sevindim."

"Evet kanseri yendi çok şükür.Allah bize bağışladı."

"Benim babam öldü."

"Nasıl öldü?"

"Bilmiyorum işte felç oldu, sonra fazla yaşamadı öldü.Nedenini şimdi anlıyorum, senin günahın mahvetti onu."

"Ne de olsa baban.Kötü bir şey konuşmayalım, mekanı cennet olsun."

"Sağol canımın içi.Senin bu gönlünün güzelliğini özlemişim en çok.Her zaman iyi kalabilmeyi başarıyorsun."

"Şu karışıklıklar bitsin hemen nikahı yapalım.Artık her şeyin adı olsun."

"Evet yapalım.Allah'ın katında olan, devletin kaydında da olsun."

"Sen bu anlamlı lafları nerden öğrendin?"

"Bilmem, aklıma geldi birden.Şu karşı dağların, tepelerin, nehirlerin hatta kuşların dili olsada söyleseler sana.Seni ne kadar çok özlediğimi, en çokta gelmez oldun türküsünü söylediğimi."

"Gülay'ın söylediği türkü."

"Biliyorsun."

"Babam çok dinlerdi.Eski cızırtılı bir radyosu vardı ben küçükken hatırlıyorum.Okuldan gelirdim, önlüğümün yakasında kokan deterjanın kokusu bile hala burnumda.Kızlar el kadar zaten, adam ben geldiğim zaman göz yaşalarını silip, belli etmemeye çalışırdı ama anlardım.Daha sonra sevdiğini kaybetmenin ne olduğunu anlamadım, tattım.Sen yokken hep aklıma gelirdi bu olay."

"Her şey geçti artık, belki onların sevgisi ahirete kaldı ama bizimkisi burdada devam ediyor."

"Evet.Yaman Üsteğmen'e ve Palaska Dinçer'e durumu anlatacağım."

"Bizi mi?"

"Yakında evleneceğimizi."

"Şuan ne söyleyeceğimi bilmiyorum.Çok utandım onlara söylerken gözümün önüne geldi bir an ama çok mutluyum."

"Utanacak bir şey yok, zaten durumlar belli."

"Onlar nasıl karşılar?"

"Yaman komutan destek olur, Palaska zaten umrunda olur mu bilmem."

"O adam çok garip.Askerin biri tüfeğini dala asmış, öpüp özür diliyor.Galiba yüz kere yaptı.Sordum tüfeğini yere düşürünce böyle bir ceza vermiş."

"Hahaha.Manyak o tam ama askere çok değer verir.O olayı anlattılar bana askere sordum gırgırına düşürme bir daha diye, "Komutanım elime bağlarım yine düşürmem" dedi."

"Çok komikti ama başınada dikilmiş, "İyi öp lan serseri" diyor."

"Bir keresinde Ercan nöbette uyumuş, silahını gizlice almış bu tabi.Nizamiyede pipetle nöbet tutturdu."

"Böyle olayların adamı o.Ama onunda kırık kalbi ve sarsıcı geçmişi var gibi."

"İlla ki var, belli oluyor çünkü.Şu iki aşığın olayını çözebilirsek ne mutlu bize."

"Sence aileler ikan olacak mı?"

"Bakıp görücez.Başka çareleri yok.Adam şarjörü üstümüze boşalttı.Eğer susuyorsam şu içerdeki iki garip için.Necla hanımın başıda belaya girer.Rahat bırakmazlar onu.Bu olayı çözmek lazım."

"İnşallah olur."

"Hadi uyu istersen.Sabah uyanamayız."

"Hayatımın en huzurlu uykusu olacak."

"Tatlı rüyalar sevgilim."

Eslem o rahatlığın ve huzurun verdiği etkiyle uykuya daldı.Şahin sabaha kadar onun saçlarını okşayıp, dualar ediyordu.Duası sonunda kabul olmuştu.Fakat aklını kurcalayan aileleri ikna etmek ve Bahoz olayı vardı.Bu iki konu acil çözüme kavuşmalıydı.

Onun önceliği iki seveni kavuşturmak olacaktı.Eslem'i, Yabani'si zaten onunlaydı.Artık iyi günlerin yükselişi onun için başlamıştı.