7. bölüm · MAHREZ
ŞINAV
20 Ekim 2011- GÜNEYDOĞU ANADOLU
Şahin üniversiteyi bitirdikten sonra hemen askerlik görevini yapmak için başvurmuştu.İzmir Foça Jandarma Komando Okulu'nda, 3 ay zorlu bir eğitim aldıktan sonra "Asteğmen" olarak yeni görev yerine doğru yola çıkmıştı. Uçakta sadece aklında tek bir soru vardı, "Eslem neredeydi ve şuan ne yapıyordu?"
Onunla ayrılalı tam 4 yılı geçmişti.Ankara'ya gidecekken babasının araya koyduğu karanlık adamlar, kardeşlerini ve Eslem'i kaçırmışlardı.Kardeşlerini geri alabilmesi için tek şartı vardı; Eslem ile olan tüm bağını koparıp Ankara'ya gitmek.Bu onların sağ ve bir arada kalabilmesi için tek şarttı ve Şahin kardeşlerini alıp gitmek zorunda kalmıştı.
Hayali olan Veterinerlik bölümü gelmemişti, onun yerine Halkla İlişkiler okumuştu Ankara'da.Eslem ile olan tüm bağı koptuktan sonra defalarca ona ulaşmaya çalışsa da, bu artık imkansızdı.Ne telefon numarası vardı, ne de kaldığı evinde değildi artık.Hiç korkmayan Şahin, ilk defa birinden korkmuştu kardeşleri için.Bıraktığı kişi "Eşim" dediği Eslem'di üstelik.
Ferhat gibi Şirin yari aradı sürekli ama dağlar bu sefer geçit verecek miydi?
( O dönemler profesyonel orduya tam anlamıyla geçilmediği için, normal Er statüsündeki askerler hemen hemen tüm görev ve sorumluluklarda aktif olarak rol alırlardı.)
Ortalık yine çok karışıktı daha 11 gün önce Hakkari'de 13 Şehit verilmişti, onun için eller ve gözler her an tetikteydi.Diyarbakır'ın ilçesine bağlı bir karakola gelmişti, biraz uzağındaki köyden ismini alan "Karakaya Karakolu" idi. Nizamiyeye geldiği zaman diğer askerler tarafından çok sıcak karşılanmıştı.Fakat duyumlarına göre Asteğmenler pek hoşlanılmayan ve kimsenin pek takmadığı, Yedek Subay'dı sadece.Buna hazırlıklı gelmiş ve onlardan biri gibi davranacağına dair kendine söz vermişti.
Ona "Hoşgeldiniz Komutanım" diyen sıcak yüzlü askerin ismi Musa'ydı.Çavuş rütbesi olan bu iyi çocuk ona Karakol Komutanı Yaman Üsteğmen'in odasına kadar refakat etmişti. Fakat geldiklerinde komutanın orada olmadığını öğrenmişlerdi.Karakol diğer karakollara göre biraz büyüktü, bahçesi eğitimler ve spor için bulunmaz bir yerdi.Tepenin tam yamacında bulunması ve önünde duran uçsuz bucaksız düz manzarası ise insanın içini açıyordu.Yemekhaneye gittiğinde, sırtı dönük omzunda 2 yıldızlı, orta yaşlardaki adamı fark etmesi pek uzun sürmemişti.Zaten içerisi bomboştu ve karşısında oturan iki Astsubay ile sohbet ediyordu.
Yanlarına gidip, sağ ayağıyla sabit duran sol topuğa sertçe vurarak, kafa selamı ve Tekmil verdi.Üsteğmen ona dikkatli dikkatli bir süre baktıktan sonra, "Rahat!" dedi.
Hazırol da duran Şahin rahata geçti.Sert bakışları ile onu kısa süre süzdükten sonra kantinciye yüksek sesle, " Veli çay getir!" diye bağırdı.Şahin'e dönüp, "Otur Şahin!" dedi.
Şahin biraz çekinerek saygıyla masanın başına oturdu.Elleri dizlerinin üzerinde, askeri terbiye ile oturması Yaman Üsteğmen'in çok hoşuna gitmişti.Gülümsedi ve ona, " Harbiyeli değilsin ama iyi disiplin almışsın Şahin.Bir çok yerde görev yaptım, çok Asteğmen gördüm ama senin gibi disiplinli birine az rastladım.Foça'nın güzelliği beni benden alıyor.Bak Selim ve Dinçer Astsubaylar da orada eğitim gördüler.Öyle değil mi?" dedi.
Orta yaşların altındaki iki komutan beraber "Evet komutanım" ve Hoşgeldiniz komutanım" demekle yetindiler sadece. Sonra Üsteğmen konuşmasına devam edecekken duraksadı ve birden kantinciye bağırmaya başladı, "Veli nerde kaldın lan!" diye.
Elindeki çay ile gelen Veli korkulu gözler ile Şahin'in önüne çayı koyup, Yaman'a bakıp, "Çaylarınızı tazelememi ister misiniz komutanım?" dedi. Yaman ona bakıp " Yanıma gel Veli!" dedi. Veli'ye dibine kadar yaklaşmasını gösterdi eliyle.Veli hazırolda komutanın dibine kadar girmişti.Oturan komutan Veli'nin yakasını düzelterek, "Veli aslan oğlum."
"Emredin komutanım!"
"Ben sinir hastasıyım oğlum, biraz da sabırsızım.Senden özür dilerim.Benim kuzularımı besledin mi?"
"Besledim komutanım."
"Ne ile?"
"Emrettiğiniz üzere vişne reçeli ve peynir verdim komutanım."
"Aferin Veli.Getir birde Şahin abisi ile tanışsınlar."
"Emredersiniz komutanım!" dedi ve koşarak içeri.Biraz sonra elinde dondurma ve büyük saklama kabı olan büyük kutuyla dikkatli bir şekilde yanlarına gelmişti. Komutan "Aç oğlum!" dedi.Veli ilk olarak dondurma kabının kapağını açtı.İçinde bir sürü karınca vardı.Yaman komutanın gözlerinin içi gülmeye başlamıştı adeta.Biraz daha baktıktan sonra, "Diğerini de aç Veli!" dedi.Büyük kutuyu açtığında içinde 7 tane fare gördü Şahin.Yaman komutan onları elinin ucuyla biraz sevdikten sonra, "Oğlum dışardaki malzemeliğe koy bu güzellikleri!" dedi.
Şahin'e bakıp "Benim kırık olduğumu düşünebilirsin Şahin."
"Estağfurullah komutanım."
"İlk görev yerim Şırnak'ta ücra bir karakoldu.Derenin içinde tam bir yemlik bir yer.Keklik avlar gibi bizi öldürmek isteyen farelerin arayıpta bulamadığı bir yerdi.Karakolun geçmişi de bir hayli kabarıktı, çok kanlı saldırılar olmuş.Sürekli her gece taciz atışı oluyordu tepedeki kayalıklardan.Sürekli Arama-Tarama faaliyetleri yapıyoruz, operasyonlar oluyor bölge ablukaya alınıyor ama yoklar.Hiçbir haine rastlamadık.Tim komutanı olarak kafayı yemek üzereydim.Sonra bir gün bir kayanın altından normal bir fare çıktı ama kocaman, kedi kadar var.Ben de onu sinirimden öldürmek için peşinden gittim, bir baktım ince büyük kayayla kapatılmış bir mağaranın içine girdi.Tabii ki çalılarda güzel kamufle etmişler. Meğerse oradaki mağaranın uzun geçitlerinden bizim oraya geliyorlarmış.Gece pusu attık hemen önüne, dur ihtarına uymadılar; 7 leş.Sonra mağarayı patlatıp kapattık.O gün bugündür fareleri severim.Bunlarıda öldürmesin çocuklar diye toplatıp bakıyorum.Biz buraya can almaya gelmedik, burası herkes için en temel hayat okulu.Çoğu farkında değil ama buradan gittikten sonra daha farklı insanlar olacaklar.Veli buraya gel!" diye birden tekrar bağırdı.
Veli yanına geldiği zaman, "Senin terhisine kaç gün var Veli?"
"122 gün komutanım."
"Harçlığın var mı?"
"Var komutanım."
"Sana döner getireyim mi çarşıdan?"
"Siz bilirsiniz komutanım."
"Seversin sen.Tamam gidebilirsin Veli.Bak Şahin gördün mü?Veli hizmetinin karşılığını nasıl alıyor.Burası bir okul."
"Evet komutanım."
"Aç mısın?"
"Değilim komutanım sağolun."
"Hangi bölümü okudun Şahin?"
"Halkla İlişkiler komutanım."
"Tam aradığım adammışsın sen.Bizim de görevimiz halkla ilişkiler zaten.Peki arka taraftaki dağlarda olanlarla ilişki kurabilir misin?"
"Orada da mı yaşayanlar var komutanım?"
"Hhahah.Var ama terörist olanlar."
"Onlarla anlaşılmaz komutanım."
"Anlaşılmaz ya, kendi toprağının insanına bile acımaz bu şerefsizler.Sivilde herhangi işte çalıştın mı, sadece okula mı gittin?"
"Lise yıllarımda simitçilik yaptım komutanım, sonra inşaat işlerinde çalıştım Demir montajı."
"Soğuk demir yani?"
"Evet komutanım."
"Ben de kalıp işi yapmıştım, baba mesleği yani.Çocuktum gerçi o zamanlar ama çabuk kavramıştım.Benim memleket Ordu.Bizim oralarda çoğu kişi bu işi yapar. "
"Evet komutanım, ben çok denk geldim hemşehrilerinize."
"Bekar mısın ?"
"Bekarım komutanım."
"Bu dağlarda bekar olmak zor, rüzgar yamaçtan vurduğu zaman insan sevdiğinin mutlaka duymalı.Duyamazsa da hissetmeli.Ne demiş sanatçı; Bu dağlar kömürdendir, geçen gün ömürdendir."
"Haklısınız komutanım."
"Sen uzun yoldan geldin, Selim sana yerini göstersin yerleş."
"Emredersiniz komutanım."
Selim Astsubay ile selam verip oradan ayrılmışlar ve yatakhanesine doğru gitmeye başlamışlardı.Selim Astsubay'a arada bakıyordu Şahin, gözleri son derece kararlı olan bu adam kim bilir nice çatışmaların üstesinden gelmiş biriydi.Mesleği yalayıp yutmuş bir hali olduğu apaçık ortadaydı.Onun kalacağı koğuşu göstermişti. İki yataklı küçük bir koğuştu ama yalnız kalacağı için bu hiç sorun yaratmazdı.Selim Astsubay, "Kalacağınız yer burası, küçük ama son derece rahat edersiniz."
"Selim Astsubay'ım çok sağolun."
"Siz sağolun Asteğmen'im, müsadenizle."
"Bir dakika, bir şey konuşmak istiyorum sizinle müsaitseniz."
"Tabii ki."
"Bakın ben buraya rütbe ile gelmiş olabilirim ama kıdem hala sizsiniz.Ben gidiciyim siz kalıcı.Buraya hava basıp, asker ezmeye gelmedim.Görevimi en iyi şekilde ifa edip, vatanıma layık bir asker olmak için geldim." dedi.Selim ona hafif gülümseyip, "Bunu sizde gördüğüm için pek sorun etmedim açıkçası.Fakat sizden hoşlanmayanlar çok olacaktır, kısa dönem askerler ve Asteğmenler pek sevilmez.Bu her yerde böyle.Sizden önce gelenlerin de bunda payı büyük. Ben size saygı ile yaklaşacağım, siz saygılı biri olduğunuz için."
"Sağolun."
Selim Astsubay oradan ayrıldığı zaman Şahin kapıyı kapatıp eşyalarını yerleştirmeye başladı.Penceresinin olduğu yer, futbol oynanan büyük sahaya bakıyordu.Orası daha da şenlikli duruyordu, askerlerin hepsi oynanan futbol maçını seyrediyordu.İki takım baya hırslı ve istekli oynuyordu.Şahin onları bir süre izlemeye başladı.Gözüne Musa çavuş ilişti, oda aşşağıdan ona doğru baktı bir süre ve yanındaki yeni gelen erleri diğerleriyle tanıştırdı.Bu gelenlere "Torun" derlerdi askerler.Üst devreler kendilerine "Dede", alt devrelere "Torun" diye hitap ederlerdi, bu hemen hemen tüm askeriye de olan ve hala devam eden devrecilikti.
Şahin onların bu heyecanlı hallerini bir süre inceledikten sonra aklına bir fikir geldi.Sivil eşofmanlarını giyip askerlerin arasına katılmak geldi içinden.Hemen heyecanla üstünü giyip, sahaya doğru gitti.Yol üzerinde Musa çavuşu gördü, oda gençti Şahin'den biraz büyük duruyordu sadece.
"Komutanım daha tanışmadınız askerlerle hemen spor mu yaptıracaksınız?"
"Yok çavuşum biraz top oynayım dedim, özledim bayadır oynamıyorum."Yalnız beni yeni gelen asker olarak tanıt, çekinmesin çocuklar."
"Ama komutanım.."
"Senden rica ediyorum Musa."
"Peki komutanım ama sert oynuyorlar sakatlarlar ben söyleyeyim baştan."
"Hadi gidelim."
Musa ve Şahin kalabalığa doğru gidiyorlardı, Musa toplu halde duran kalabalığa seslenerek, " Size yeni torun getirdim gençler." diye gülerek takdim etti Şahin'i.Herkes, "Ooo. Hoşgeldin torun." diye merhaba yaptıktan sonra Musa onlara, "Çocuğu maça alın, aranıza katılsın." dedi.İçlerinden sert mimikli biri çıkıp, "Tamam Musa abi, arkadaş bize emanet.Sen merak etme." dedi.Musa gittikten sonra "Hoşgeldin birader ben Ali" dedi. Diğerleriylede tanışmıştı ama kümesin horozunun Ali olduğu çok netti.
"Sen iyi top oynar mısın?"
"İyi oynamaya çalışırım."
"Tamam o zaman." dedikten sonra saha içindeki asjere bağırarak, "Necip çık lan! Senin ben ayağına." dedikten sonra Şahin'e dönüp, "Sen gir birader." dedi.
Şahin maçın sert olduğunu ayağına yediği tekmeden sonra iyice anladı.Ultra futbolculuk modunu açtıktan sonra, 3 farkla yenilen takımı 5 farkla kazandırmayı başarmıştı.Maç bittikten sonra yanına gelen Ali ve diğerleri onu omuzlarına alacak, üçlü çektirecekler sandı ama onu kale direğinin oraya götürdüler.
Ali ona seslenip, " Hadi bakalım torun, aramıza hoşgeldin.Maçı kurtardın ama adet yerini bulsun.Yirmi balfiks çekeceksin" dedi.Şahin gülerek, " Sizler sporu seviyorsunuz, bu çok güzel." dedi.Herkes gülerek "Bize eğlence çıktı, giden Astekten sonra sen iyi geleceksin" dediler.
"Niye ki?"
"Sporu çok severdi, anamızı ağlatırdı." dedi Ali.Şahin gülümseyerek 20 çekti ve sonra yanlarından ayrılıp odasına döndü.O gece huzurla mis gibi uyku çekti.
Sabah olmuş, herkes içtima vaziyeti almıştı.Selim Astsubay'ın emriyle herkes eşofmanlarını giymiş beklemeye başlamışlardı.Garip olan şey, pek spor kıyafetleri giyip spor yapmamalarıydı.Herkes dikkatle ön tarafta bekleyen Selim Astsubay'a bakıyordu.Şahin'de onun tam arkasına geçmiş, elleri arkada bekliyordu.
Askerlerden biri, " Ali senin manyak orada bekliyor,dün gece ortada yoktu ama şimdi tokadı yiyecek hıyar." dedi. Ali kısık sesle Şahin'e seslenerek, " Lan çabuk buraya gel! Valla iyi olmaz" diyerek, Dinçer Astsubay'ı işaret etmişti.
Şahin ona biraz baktıktan sonra hiç aldırış etmeden karşıya doğru bakmaya başlamıştı.Biraz sonra sayım yapılmış, Dinçer Astsubay Şahin'e doğru bakarak rapor vermiş, en sonunda "Emir ve görüşlerinize hazırdır komutanım!" diye eklemişti.
Kimseyi sallamayan Palaska Dinçer, dün goller atan alt devreye komutanım diyordu.Herkes şok olmuştu.Şahin ise "Teşekkür ederim Astsubay'ım" demiş ve onlara dönerek "Rahat asker!" demişti.Sonra uzatmadan konuya girdi, " Ben Asteğmen Şahin Yazgan.Bu saatten sonra sizin eğitiminiz, operasyonunuz kısaca genel yaşantınızla ben alakadar olacağım.Umuyorum ki, uyum içinde tüm görev ve sorumluklarımızı yerine getirirken sorun yaşamayacağız.Dün kısmen sizinle tanıştık ve sporu sevdiğinizi öğrendim.Bu sevginiz beni son derece sevindirdi." dedikten sonra Ali'nin gözlerinin içine bakarak," Şınav vaziyeti al!" diye bağırdı.
Dünkü balfiksin yerini, bugün şınavın alması son derece manidardı.
