MAHREZ kitap kapağı

4. bölüm / 20

MAHREZ

SULU MANGAL

Vaveyla Yazarı: A. TUNAHAN MIZRAK

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: SULU MANGAL

Sabah Eslem’in telefonu acı acı çalmaya başlamıştı.Arayan annesiydi ama açmadı.Sonra babası defalarca aradı ama yine açmadı.En son Şahin’in, “Aileni ara mutlaka, belki yazdığın not onları tatmin etmemiştir.” demesiyle annesini aradı.Annesinin öfkeli ve telaşlı sesi çok gür geliyordu ona, Eslem bu not ne demek?Nereye gittin sen?”

“Anne sakin ol ve beni dinle.”

“Nasıl sakin olayım, evden ayrıldığını yazmışsın.”

“Evet artık sizin aşırı baskınıza dayanamadım ve evden ayrıldım, daha doğrusu ayrılmak zorunda kaldım.”

“Hemen eve gel! Baban çıldırdı.Bak o çocuktan uzak dur dedim sana, babanın çevresi çok pis Eslem. İkinizde zarar görürsünüz.Polise gideceğim ben.”

“İstediğin yere git anne, ben reşitim.Hiçbir şey olmaz.”

“Kızım sen ne den böyle yapıyorsun?”

“Ben size o kadar dedim, eve kapattınız resmen beni!Hapis hayatı yaşıyorum, giderim demedim mi sana?Telefonumu aldınız, eveden çıkışım yasaklandı, hep baskı hep baskı.Ben evleniyorum anne!”

“Ne? Ne evlenmesi Eslem?Senin okulun var, üniversiteye gideceksin.”

“Onu kocamın yanında da yaparım.”

“Beni çileden çıkartma!”

Eslem o sırada telefonu annesinin yüzüne kapadı ve Şahin’e dönüp, “Bana yeni hat alır mısın?” dedi ve hattını kırıp attı.Şahin ona sarılarak teselli etti.Durumun ne olduğunu çok iyi biliyordu.

Eslem ağlamaya başladı sadece.Bunların olacağını biliyordu, babasının karanlık yönlerini az buçuk bildiği için ağlamaya başladı.Şahin onu kollarına iyice sararak, “ Benim yanım iken sana bir şey olmaz, kimse de seni bennden alamaz!Tamam mı Eslem’im.”

“Biliyorum, biz ayrılmayız ama babam çok tehlikeli işler yapan adamlarla muhattap birisi.Bana değil ama ailene zarar verir, bizi ayırır diye korkuyorum.”

“Kimse ayıramaz!Kimse de aileme zarar veremez.Sen rahat ol.Aklına kötü bir şeyler sakın getirme!”

“Tamam.”

Sesleri duyan kızlar onlara bakıyorlardı.Koşarak Eslem’e sarıldılar.Betül ağlamaklı, “ Eslem abla lütfen gitme!Bizi bırakma!” diye ağlamaya başladı.Eslem göztaşları içinde, “ Kuzum o nasıl laf?Ben sizi bırakıp bir yere gider miyim hiç?Ben seni ve Sevda’yı çok seviyorum.Burdayım, yanınızdayım.”

Çocukların bir anlık üzüntüleri dinmişti.Eslem ile olmak onların için çok başka bir şeydi; uzun zamandır yanlarında olmayan anneleri, Ankara’daki halaları ve tedavi olmaya giden babaları demekti. Eslem’de gençlik modundan çıkmış, tıpkı evin yıılardır bir ferdi, çocukların annesi gibi hissetmeye başlamıştı.Hiçbir şey söylemeyen Şahin’de onlara uzun uzun bakıyordu gözleri dolmuş bir şekilde.

Eslem ona dönüp, “Şimdi kahvaltımızı yapalım, sonra uzun uzun konuşuruz.” dedi.Şahin bakkala gitmişti ekmek almak için.Yolda giderken aklına bir fikir geldi.Madem Eslem’in anne ve babası sıkıntılıydı, onu istemeyip ayıracaklardı, onunda aklına güzel bir fikir gelmişti.Bu işi kökten çözüp, konuyu tamamen kapatmak istiyordu.

Eslem’in morali düzelsin diye akşamki maç için bir takım hazırlık yapmaya karar verdi.Stadyum’a gidemezlerdi ne de olsa Eslem Fenerbahçe’yi tutuyordu.Şahin’de Galatasaray’ın fanatik taraftarıydı.Fenerbahçe şampiyonluğunu ilan ederek geliyordu Ali Sami Yen Stadı’na ama bu derbi maçı çok başka bir şeydi.

Geçen yıl gittikleri Manga konserinin tadı hala akıllarından çıkmıyordu.Eslem’i boynuna alıp tüm konser boyunca çılgınca eğlenmişlerdi.Fakat bu derbinin olaylı olacağı kesindi.En iyisi evden izlemekti.Eve gelip kahvaltılarını bir güzelce yaptılar.Şahin Eslem’e, “Bugün günlerden ne canım?”

“Bilmiyorum?Ne günü bugün?”

“Tahmin et.”

“Uyuz meraklandırma, söyle!”

“Bugün derbi günü.”

“Aaa..Evet bugün maçımız var sizinle.Ben unutmuşum olaylar felan derken.Şampiyonluğumuzu ilan ederek geliyoruz size Şahin bey.”

“O iş bugün bizim stadyumda bitecek.Türkiye’nin en büyüğü biziz, bunu sen de anlayacaksın Yabani.”

“Akşam gidelim mi maça canım?”

“Şimdi canım, biraz önce uyuz.İşinizi iyi biliyorsunuz Eslem hanım.Evde hep beraber izleyelim.”

“Lütfen gidelim.”

“Olmaz canımın içi, taraftarlar baya sıkıntılı olacak bugün.Hem çocuklar var. Olaylar olur, sevincimiz kursağımızda kalır.”

“Evet doğru diyorsun bak.Baya sıkıntılı geçecek bu akşam.”

“Ama sana baş bir talebim var.”

“Cidden mi?Çok merak ettim söyle.”

“Akşam için alışveriş yapalım.Maç için yani.”

“Evimizde her şeyimiz var, ne alacağız ki?”

“Sen maçı nasıl izleyeceksin ki?Forman yok!”

“Olsun izlerim ya şart değil.”

“Sen formasız maç izlemessin, ben de izlemem.Alex desem, forma desem.”

“Hahah.Aşkım benim.Süper olur.”

“Hahah.Biliyorum ben seni.”

“Tamam gidelim balım.”

Betül ve Sevda Fenerbahçe diye bağırınca, Şahin iyi bozulmuştu.Eslem çocukların yanaklarından makas alıp, gülerek Şahin’e dalga geçer gibi bakmıştı.

Şahin kardeşlerine bakarak, “Hani siz Galatasaray’ı tutuyordunuz? Bir daha saçlarnızı Eslem ablanız tarasın.”

“Tararım tabi.Minik kuşlarım benim onlar.Dombili köfte seni.Sen dur, iyice kilo aldıracağım sana.Uyuz çocuklara kızma!Serbest bırak, onlar biliyor Türkiye’nin en büyük takımını.”

“Baksana Galatasaray’dan vazgeçmişler.”

“En büyük Fener canım.Hadi heyecanlandım bak.Hemen gidelim.”

Şahin kahvaltısını yaptıktan sonra yine onları dışarda beklemeye başlamıştı.Necla teyzesi onu görünce yanına geldi.

“Nasılsın Şahin’im?”

“Çok iyiyim teyzem, sen nasılsın?”

“İyiyim oğlum.Eslem geldi diye pek gelmiyorum.Bir şeye ihtiyacınız var mı?”

“Yok teyzem ,sağol.Eslem yemek, ev derken bana bile düşğürmüyor hiçbir şey.”

“Eslem çok iyi kız.Yalnız Şahin, ailesi ne diyor?”

“Gelmesine karşı çıktılar, Eslem geri dönmeyecek ama.”

“Bak Şahin, sen oğlumsun onlar kızlarım.Fakat bu işin sonu size zarar verecekse eğer, gidip isteyelim.Ailesinin gönlü olsun.”

“Teyzem ailesi benden hoşlanmıyor, istemiyorlar.”

“Kurban olsunlar sana.Senin gibi evlat alacaklar, niye istemiyorlar?”

“Onların durumu iyi, bizim durumu biliyorsun.Kızı yurtdışına gönderecekler okumaya. “Simitçiyle nasıl sevgili olursun?” diye babası Eslem’i dövdü.Bizi hor görüyorlar.Babama diyemedim bu durumu , o isteriz dedi ama olmayacak.”

“Eli kırılsın!Aferin Eslem’e.Biz buradayız Allah’ın izniyle.Özcan abinin tayini İstanbul’a çıktı.Yakında gelecek.Kimse bir şey yapamaz size!”

“Çok sevindim Necla teyze, gözün aydın.”

“Sağol kuzum, gelsin bakalım.Çok çekti oda orda.Kolay değil.”

“Öyle cidden haklısın.hem dağ, hem şehir.Her yerdeler onlar.”

“Sağol kuzum, ben gidiyorum.Söylememe gerek yok zaten bir şey lazım olduğu zaman gelirsin.”

“Tamam teyze görüşürüz.”

Necla gittikten sonra Eslem ve kızlar gelmişti.Eslem utanarak, “Kusura bakma biraz geciktik.”

“Yok, biz erkeklerin kaderi bu zaten.Bekleriz sizi daima.Yalnız ne güzel olmuşsunuz siz.”

“Teşekkür ederiz.”

“Beklediğime değmiş ama.Hadi gidelim bakalım.”

Üsküdar bugün daha kalabalıktı diğer günlere göre.Her yerde cıvıl cıvıl insan vardı.İstanbul’un turizm başkenti olmasının hem artıları hem eksileri vardı tabii ki.Esnaf durumdan memnundu ama orada yaşayanlar için trafik, yoğunluk, pahalılık demekti.

Biraz dükkanlara bakındılar, kuruyemiş aldılar, çocuklara ayakkabı alıp epey yoruldular.Şahin sahilde çay içmeyi çok severdi.Daha doğrusu Şahin çok seven biriydi.Sürekli elinden bardak düşmezdi.Evde demliğin altı asla sönmezdi.

Sahile gelip bir yere oturdular.Şahin çayını yudumlayıp, sigarasını çekerken sürekli denize doğru bakıyordu.Eslem, “Keyfiniz baya yerinde Şahin efendi.”

“Evet canım çok yerinde şuan.Sürekli denize bakıp, “Acaba Eslem ile mutlu hayatımız olacak mı?” derdim hep.Şimdi her şey yolunda.Sen varsın, kardeşlerim var ve onlar mutlu.Şimdi baktığım zaman o düşünceler aklıma geliyor.”

“Ben de dışarı çıktığım zaman öyle düşünürdüm.Şimdi ben çok mutluyum.Okul derdi bile yok içimde.Sınav ne olacaksa olsun artık, Hukuk diye de ısrar etmiyorum.Ne olacaksa olsun.”

“Ben de boş verdim.Sevgi olmayacaksa, kızımız olmayacaksa kısa ömrümüzün ne önemi var.Kariyer delisi olsak, sürekli hedefler belirleyip kendimizi de avutsak, her şey geçici olacak.Oda belli bir süre sonra tat vermeyecek.”

“Aşkıma bak filozof gibi konuştun şuan.Fakat senin Veterinerlik işi benim hoşuma gidiyor.Hayvanların süper kahramanı Doktor Şahin!”

“Hahah.Dalga geçme ısırırım yanağından bak.”

“Nikah yokken yanıma bile yaklaşamazsın ama öpebilirsin arada.”

“En sevdiğim.”

diye konuşurken yanlarında birden beliren orta yaşlı, sakalları uzun, üstü başı perişan, valizli adam Şahin’in yanına geldi.Betül ve Sevda’nın saçlarını okşayıp, “O Şahin efendi, Çerçi çağırtmıyon, eşeği anırtmıyon.Mustafa Ankara’ya gidecek, biletimi neden almıyon .” diye mani ile karışık sitemde bulundu.

Eslem adamı görünce dona kalmıştı.Şahin ise son derece sakindi ve onun bu sözlerine sadece gülmüştü.Elini cebine atıp ona bozukluklardan verdi.Asık suratında gülücükler açan adam, Eslem’in gözlerinin içine baktı, “O gittiği zaman umarım bilet parası bulursun” dedi ve valizini alıp gitti.

Eslem, Şahin’in yüzüne bakıyordu.

“Bu adam kim Şahin?Ne demek istedi?”

“Bu Mustafa abi sana daha önce bahsetmiştim hatırlarsan.”

“Ama anlattıklarına göre böyle bir adam değil Mustafa abin.Balıkçı değil miydi?”

“Bazen böyle oluyor işte.Malum psikolojik bir durum.Ben de çok üzülüyorum ama elimden gelen bir şey yok.Sana söylediği cümle babamdan dolayı, malum gideceğiz ya yanına ondan öyle söyledi.”

“Allah yardımcısı olsun.Nasıl bu hale geldi bu adam?”

“Mustafa abi Astsubay zamanında doğuda, sevdiği kız Ankara’da yaşıyor.Doksanlar dönemi terörün en şiddetli olduğu zamanlar tabi.Timi ile beraber pusuya düşürülüyor ve ağır yaralanıyor.Vücudunun her yeri şarapnel ve mermiler yüzünden delik deşik oluyor.Çok uzun zaman hastanede yatıyor, bir süre sonra kendini kaybediyor ve yine tedavi görüyor.Kız uzun zaman bekliyor ama aklını yitirdi denilince başkasıyla evleniyor.Elindeki eski valizde ona yazdığı mektuplar var. O gün bugündür böyle.”

“İkisi içinde çok zor.”

“Kim bilir o kadın ne kadar umutla bekledi? Nasıl bir çaresizlik yaşadı?”

“Evet.”

“Ben yanına uğrarım sürekli, ilerde küçük bir yeri var.Ona yardım etmeyi seviyorum. Seni anlatırdım hep, beni normal dinlerdi, öğütler verirdi.Arada işte böyle oluyor.”

“Nereye gitti şimdi?”

“Otogara.”

“Ankara’ya mı gidecek?”

“Yok gitmeyecek.Oradakiler durumunu bildiği için boş bilet hediye edecekler, kendine gelene kadar orada oturacak.Üstündeki kıyafetler normalde günlük giydikleri değil.Böyle olduğu zaman giyiyor.”

“Uf.Çok üzüldüm şuan.”

“Yanına uğrar konuşuruz uzun uzun.”

“O söylediği sözü niye dedi?”

“Anadolu’da sıkça kullanılan bir söz aslında.Eskiden köylere “Çerçici” denilen insanlar gelirmiş at arabalarıyla. Tabi o dönem marketler yok, abur cuburlar az.Arpa ve buğday karşılığında çocuklara gofret,leblebi, fıstık, oyuncak gibi bir sürü malzeme satarlarmış.Sadece çocuklar içinde değil, tarak, tırnak makası gibi küçük eşyalarda satardı.”

“Ay ne güzelmiş.Keşke o anı yaşasaydım dedim sen iştahlı iştahlı anlatınca.”

“Valla ben yaşadım.”

“Ciddi misin?”

“Evet canım.Ben küçükken yazları köye giderdim.Çok yaşlı bir amca gelirdi.Kuzenimle dedemin ambarından buğday aşırır, mantar tabancası için satardık ona.”

“Ahaha.Çok iyi ya.Deden bir şey demez miydi?”

“Dedem sert biriydi, kuzen bastondan nasibini almıştı.”

“Şu senin olay gibi.”

“Sorma ya, kadın vurunca ben direk o yıllara gittim biliyor musun? Gözümün önüne rahmetli geldi. O yüzden şok geçirdim biraz.”

“Şimdi her şey oturdu beynimde.O değilde köye yerleşelim mi?”

“Bak inek sağarsın köyde, yapabilir misin?”

“Yaparım tabii ki.Ben becerikli insanım Uyuz.Dur şu hedeflerimiz olmazsa yerleşelim.”

“Avukat olmak mı?”

“Şu sıralar asker olmak istiyorum nedense, aslında sen Mustafa abinin durumu anlatınca, eski hayalim aklıma geldi.”

“Ben de Özcan abim gibi Özel Harekat Polisi olmak istedim hep.Onu o üniformanın içinde görünce çok heves ederdim.Ben küçükken bana çok alırdı.Şimdi İstanbul’a tayini çıkmış, sabah Necla teyze söyledi.”

“Ne güzel.İşte bu iyi haber.”

“Hem de nasıl.Abim gibi koruyup kolladı hep beni.”

“Sen şimdilik Avukat ol, ben Veteriner.”

“Beni almazsan bak asker olurum!”

“Söz evleneceğiz Yabanim.Hadi mangallık alalım eve gidelim.”

“Sen mangal mı yakacaksın? Yaptığını bilmiyordum.”

“Evet çok güzel yaparım hem de.Bahçede yakalım.Bizim uykucular uyandırıp gidelim almaya.”

“Ne yapsınlar, yoruldu çocuklar.Betül, Sevda hadi gidiyoruz, uyanın!”

Oldukları yerde uyuklayan kızlar zorlaya zorlaya gözlerini açtılar.Malzemeleri alıp evin yolunu tuttular.

Etleri güzelce parçalara ayırıp , baharatladıktan sonra bahçede mangallığı yaktılar.Şahin büyük tüplü televizyonu güçlükle bahçeye çıkartmıştı.Eslem ve kızlar diğer işleri hallediyorlardı.Maç saati başlamasına yakın, Şahin pişen ilk parttan çocuklara verip, geri kalanını tabağa koyup Necla teyzesi ve Nurullah amcasına götürdü.

Bu komşuluğun en büyük adetlerinden biriydi.Hele ki kokusu herkesin canını çektiren mangal ise mutlaka yakınlarındaki komşulara ikram ederdi.İkinci partta pişmiş ve patlıcan salatasıyla çok hoş bir sofra olmuştu.

Kızlar hapur hupur yerken Şahin ve Eslem maça kilitlenmişti.Eslem’e Alex formasını hediye alan Şahin, Hagı formasını hiç çıkartmazdı maçlarda.Sürekli giyerdi aynısını.Betül ve Sevda’da Fenerbahçe foröası diye tutturunca çaresizce onlarada aynı formalardan almıştı.Tek GS’li olmak canını sıksa da o maça kilitlenmişti.

Maçın başlama düdüğü çalmıştı.Taraftarlar çok öfkeliydi, tezahüratlar bunu net şekilde ortaya koyuyordu.Fenerbahçe şampiyonluğunu ilan edip gelmişti deplasmana.Dk 24 olunca Lugano kafa gölü atmıştı.Şahin hariç herkes “Golll!” diye çığlık atarken, sahaya birden su şişeleri ve yabancı maddeler yağmaya başlamıştı.

Dk. 39’u gösterirken sahneye Edu çıktı ve golünü attı.İlk yarı sona ermişti.Eslem, Şahin’e, “Ne oldu uyuzz?” diye dalga geçerken, o ise sessizce beklemeye başlamıştı.

“Mangal burnumdan geldi!Fakat kazanalım Eslem, o zaman seni bak şu su kovasıyla ıslayacağım. ” diye tepki verebilmişti sadece.Eslem gülerek, “Görürüz kim kimi ıslayacak?” demişti sadece. İkinci yarı ataklar izlerken elini közde bile yakmıştı Şahin.Sahaya yağan su şişelerini görünce iyice sinirleniyordu.Fakat sonra Arda son dakikalarda golü atınca biraz daha rahatlamış, keyifle mangal ile uğraşmaya devam etmişti.

Saha adeta su şişeleri ile dolmuştu, Şahin dalga geçerken Fenerbahçe’li futbolcular ile üzerine çıngılar sıçramıştı birden.Üstünü ve elini közde yine yakmıştı.Bu sefer elini ciddi yaktığını fark eden Eslem, kova ile suyu başından aşağıya boşalttı.

O günden sonra derbinin ismi; “Sulu Derbi” olarak anıldı.

Yazganlar’ın evinde ise “ Sulu Mangal” olarak ileride hatırlanacaktı.

Bölüm parçamız: SİBEL CAN FT TARKAN- ÇAKMAK ÇAKMAK

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18