9. bölüm · Mafyanın Arzusu +18

9.Bölüm

V '

2 Gün Önce

O sırada bir cam kırılma sesi duydu. Adımlarını dikkatlice o yöne doğru attı, ses çıkarmamaya özen göstererek. Başını hafifçe uzatıp göz ucuyla odaya baktı. Bora'nın çalışma odasında, Miray ve Sura’nın yanı sıra kendi ortak arkadaşları olan Merve ile konuştuğunu gördü.

“Merve değil mi o? Burada ne işi var?”

Şeyda, dikkat kesilmiş bir şekilde Bora ile Merve’yi dinlemeye başladı.

Merve, agresif bir tavırla bağırdı:

“Hani ondan kurtulacaktın? Hani söz vermiştin! Yalancı… Sen tam anlamıyla bir yalancısın, Bora!”

Bora sakin kalmaya çalışarak konuştu:

“Merve, bana biraz zaman ver. Eğer anlarsa, bu hem benim hem de itibarım için hiç iyi olmaz.”

Merve öfkeyle ellerini salladı:

“İtibarın mı? Batsın senin itibarın! Hani Miray’dan önce bendim? Hani artık herkese bizim evleneceğimizi söyleyecektin?”

Bora, ses tonunu yumuşatarak cevap verdi:

“Canım, ben seni seviyorum. Bunu bilmiyor musun? Hem Miray kim ki? Daha dünkü kız o… Sen her şeyden, herkesten önce geliyorsun.”

Merve acı bir gülümsemeyle başını iki yana salladı.

“Sen gerçekten profesyonel bir yalancısın, biliyor musun? Beni bu zamana kadar sadece daha fazlasına sahip olmak için kullandın. Babalarımız bile bu yüzden ortak oldu, değil mi? Sırf birbirlerinden faydalanmak için!”

“Öyle şey olur mu Merve? Ne saçmalıyorsun sen?” dedi Bora, sesi titreyerek.

“Yalanlarının bini bir para etmiyor Bora! Hem beni hem de Miray’ı kullandın. Ama aslında tek derdin Sura, değil mi?”

Bora, bir anda sessizliğe gömüldü.

Merve gözlerini ona dikti:

“Lisedeyken Sura seni severdi, Bora. Sen okulun en popüler çocuğuydun… Zenginliğin, yakışıklılığın, babanın şehirdeki en tanınmış adamlardan biri olması… Kızlar senin etrafında pervane olurdu, değil mi?”

Bora yüzünü Merve’ye çevirip tısladı:

“Kes sesini!”

Merve, alaycı bir şekilde gülümsedi:

“Sura sana gerçekten âşıktı ama sen onu hep görmezden geldin. Sonra arkadaşlarınla bir iddiaya girdin… Sura’yı kendine âşık etmeye çalıştın. Ve zamanla sen de ona aşık oldun. Birbirinize gerçekten inandınız. Ama sonra Sura her şeyi öğrendi—iddiayı, oyunu… Ve seni terk etti. Sen de Sura’ya yakın olmak için kuzeni Miray’la çıkmaya başladın. Miray, sizin geçmişinizi öğrendi ama buna rağmen seninle birlikte olmaya devam etti.”

Bir an duraksadı, sonra sesi kırılarak devam etti:

“Biliyor musun… Seni o kadar çok sevdim ki, kendimi bile unuttum. Ama biz bunu Sura’ya nasıl yaptık? Sen, ben, Miray… O masum kıza ne yaptık Bora? Bak şimdi… Herkesten uzak. Sen ise paraya para katma derdindesin. Beni sadece Aslan Asilzade’ye yakın olmak için kullandın! Onunla sözde bir ilişki yaşıyormuşuz gibi görünüp, bir gün onun unvanını çalmak istedin. Öyle değil mi? Aslan da senin beni gerçekten sevdiğini sanacaktı. Ve sen… En sonunda amacına ulaşmış olacaktın.”

Gözlerinin içi nefretle doluydu.

“Sana bir şey daha söyleyeyim Bora… Bu oyunu sen başlatmış olabilirsin. Ama Aslan Asilzade bitirecek!”

Son sözü, bıçak gibi kesti havayı:

“Lades bitti, Bora Seçkin. Sen, oyunu kazanamadan kaybettin.”

Şeyda duyduklarına inanamıyordu. Geri çekilmek isterken ayağı arkasındaki sehpaya çarptı. Üzerindeki vazo yere düştü ve parçalandı. Şeyda hızla kaçmaya başladı. Bora, onu görünce bağırdı:

“Yakalayın şunu! Kaçmasın!”

Şeyda, panik içinde oradan uzaklaşmayı başardı. Adamlar arabayla sokak sokak onu ararken, o bir çalılığın arkasına gizlendi. Nefesini tutarak bekledi. Adamlar uzaklaştığında, sessizce çalılıktan çıktı ve başka bir yöne doğru koştu.

Ancak adamlar onu yeniden fark etti. Takip etmeye başladılar. Şeyda, yakındaki bir otelin kapısını gördü, saklanmak istedi ama vakti yoktu. Tam telefonunu çıkarıp polisi arayacakken, adamların onu bulduğunu fark etti. Telaşla telefonu düşürdü. Ne yapacağını bilemedi. Telefonu almadan kaçmaya devam etti.

Arkaya baktığında kimseyi göremedi. Neyse ki ana yola ulaşmıştı. Burası tenha bir bölgeydi ve izini kaybettirmeyi başarmıştı. Ama telefonu düşürdüğü için kimseye haber veremiyordu.