16. bölüm · Mafyanın Arzusu +18

16.Bölüm

V '

Sura yukarı baktı ve kendi kendine, “Nasıl yani?” dedi. Yavaş adımlarla merdivenlere yöneldi. Sessizce yukarı çıkmaya başladı. Ortalık karanlıktı; elini duvara sürerek ışığı aramaya çalıştı. Işığı açtığında koltukta oturan birini fark etti.

“Sen misin?” diye sordu Sura.

Aslan ona bakarak gülümsedi.

“Bak, kendi ayaklarınla geldin kraliçem,” dedi.

“Evime izinsiz girmişsin.”

“İzinsiz değil kraliçem. Kapıyı sen açtın.”

“Kapıda adamlarınız vardı, ama siz yoktunuz.”

“Pencereyi açık bırakmışsın, ben de oradan girdim.”

Sura’nın gözleri sağa sola kayıyordu, huzursuzdu.

“Gelmemi istemez miydin?” diye sordu Aslan.

“İstemezdim. Şimdi çık evimden.”

“Neden her şeye bu kadar karşısın?”

“Neye karşıymışım?”

“Seni gördüğümden beri bir kez bile güldüğünü görmedim.”

“Gülerim, gülmem... Sana ne be adam?”

Aslan gülerek, “İşte benim dişi aslanım... Erkeğine bile kafa tutan cinsten,” dedi.

Sura'nın sabrı taşmıştı.

“Eğer gitmezsen polisi aramak zorunda kalacağım.”

“Tabii ki arayabilirsin kraliçem.”

“Bunu sen istedin.”

Sura telefonunu aramaya başladı.

“Merdivenleri çıkarken aşağıda bırakmışım,” diye mırıldandı.

Aslan cebinden telefonunu çıkarıp uzattı.

“Benimkinden arayabilirsin kraliçem.”

Sura telefonu aldı.

“Evet, ver.”

Polisi aradı ve kısa bir konuşmadan sonra telefonu kapattı.

“Gör bak seni şimdi nasıl yaka paça attırıyorum buradan.”

Aslan gülümsedi.

“Dört gözle bekliyorum.”

Sura, onun bu rahat tavırlarına daha da şaşırdı.

“Ne tuhaf bir adam...”

Kısa süre sonra polisler geldi ve kapıyı çaldı. Sura onları yukarı çıkardı ve durumu anlattı. Polislerden biri Aslan’ı görünce,

“Merhaba Aslan Bey,” dedi.

Aslan başıyla selam verdi.

Sura, şaşkın bir ifadeyle polise döndü.

“Memur Bey, kendisinden şikayetçiyim. Evime izinsiz girdi.”

Polis kısa bir duraksamanın ardından,

“Maalesef yapabileceğimiz bir şey yok, iyi günler,” dedi.

Polisler, “İyi günler Aslan Bey,” diyerek ayrıldılar.

Sura, olduğu yerde donakaldı.

“Ama bu nasıl olabilir?”

Aslan yavaşça ona doğru yürümeye başladı. Sura ise adım adım geriye çekildi. Sonunda sırtı duvara dayandı. Aslan, önünde durarak iki elini Sura’nın omuz hizasındaki duvara koydu. Aralarında yalnızca iki parmak mesafe kalmıştı. Sura yutkundu. Aslan, Sura’nın yüzüne düşen bir tutam saçı kulağının arkasına itti.

Sura iki eliyle onu itmeye çalıştı.

“Çekil önümden.”

Aslan onun ellerini tuttu ve her birine birer buse kondurdu.

“Bırak ellerimi.”

“Bırakmak için tutmadım.”

“Çok olmaya başladınız. Lütfen evimden gidin.”

Aslan sordu:

“Sen de ellerimi tutmak istemez misin?”

“İstemem! Hele ki senin gibi küstah bir adamın elini asla tutmam!”

“Ne küstahlığımı gördün?”

“Evime izinsiz girerek en büyük küstahlığı yaptınız zaten. Daha ne yapacaksınız?”

Aslan bir adım geri çekildi.

“Sura,” dedi. İlk kez adını yüksek sesle söylüyordu.

Sura, Aslan’ın ismini söyleyişini fark etti. Bu hoşuna gitmişti ama belli etmedi.

“İlk kez adını kalbimden değil, dilimden söylüyorum. Bana neden inanmıyorsun?”

Sura gözlerini kaçırdı.

“Siz erkekler ‘günaydın’ deseniz, gerçekten gün mü aydı diye pencereye bakarım. Bu laflar bana işlemez.”

Aslan’ın sesi sertleşti.

“Zamanında işlemiş gibi duruyorsun ama.”

Sura dayanamayarak Aslan’a tokat attı.

“Defol git evimden!”

Aslan tokattan sonra başını çevirdi, ama gülümsemeye devam etti.

“Benimle gel. Bilmediğin şeyler var.”

Sura kararlıydı.

“Bildiklerin sende kalsın. Defol buradan!”

Aslan son kez gözlerinin içine baktı, ardından sessizce merdivenlerden inip evden ayrıldı.

Sura koltuğa oturdu, derin bir nefes aldı.

“Ben istemedikçe aşk neden hep karşıma çıkıyor? Canım zaten yanıyor. Daha fazlasına izin veremem.”

Biraz sakinleştikten sonra günlüğüne yaşadıklarını yazmak istedi. Çekmeceyi açtı ama günlüğü yerinde değildi.

“Günlüğüm nerede?.. Yoksa o mu aldı?”