3. bölüm · Mafyanın Arzusu +18

3.Bölüm

V '

3 Saat Önce

Genç adam, geceye hazırlanmadan önce pencerenin kenarında durmuş, camdan süzülen su damlalarını izliyordu. Üflediği dumanı havada kıvrılarak dağılıyor, oysa onun zihni çoktan uzaklara dalmıştı. Hafif yağan yağmura rağmen, camdaki damlalar sanki birer yıldırım gibi hızla aşağı kayıyordu.

Büyük patron, Aslan Asilzade, sıcak bir duşun buharında gevşemeye başlamıştı ki içerden gelen bir sesle irkildi.

Sakince suyu kapattı, havluyu beline sardı ve banyodan çıktı. Gelen kişi, adamlarından biriydi.

Aslan, kaşlarını hafifçe çatarak sordu:

“Ne oluyor?”

Adam tereddütle yaklaştı.

“Efendim… Galiba bir sorunumuz var.”

Aslan başını iki yana salladı, huzursuzluğu yüzüne yansımıştı.

“Miray Hanım’ın partisinde size ayrılan koltuğa biri oturmuş… ve kalkmayı reddediyor. Ne yapmamızı istersiniz?”

Aslan alaycı bir şekilde güldü.

“Ne mi yapmanı isterim? Altı üstü bir yer, başka bir yer bulursun.”

Adam hafifçe yutkundu.

“Ancak efendim… Sorun biraz daha ciddi.”

Aslan gözlerini kısmıştı.

“Nedir mesele?”

Adam açıklamaya başladı:

“Biliyorsunuz, orada sizden başka önemli isimler de var. Sonuçta Miray Hanım’ın ailesiyle bir iş birliği içindesiniz. Ufak bir parti gibi görünse de bu gece sizin ve diğer seçkin konuklar için fazlasıyla kritik. Çünkü gecenin sonunda büyük bir ihale var. Risk alamayız.”

Aslan bir süre düşündü.

“Bana kaydı göster.”

“Tabii efendim.”

Adam, mekânda yerleştirilmiş gizli kameralardan birini aktif etti. Aslan, ekran başına geçti. Dakikalar boyunca gözünü ayırmadan izledi. Farkında bile olmadan bir paketi yalnızca on beş dakikada tüketti.

Ekranda gördüğü, siyah saçlı, kahverengi gözlü, siyah elbiseli, beyaz tenli, yan profiliyle büyüleyici bir kadındı. Kadın, tam o sırada Berk ve Miray’ın konuşması için yerinden kalktı. Bu hareketle yüzünü tam olarak gören Aslan, birkaç saniye boyunca nefesini tutmuş, ağzındaki dumanı bile üflemeyi unutmuştu.

O gece olan her şeyi, dakikası dakikasına izledi. Mekân, Miray’ın sevgilisi Bora’ya aitti. Ve Bora, Aslan’ı iyi tanırdı. Zaten orada görevli olan korumalardan biri de Aslan’ın sadık adamlarındandı.

Ama asıl dikkat çekici olan şey şuydu:

O kameranın orada ne işi vardı?

Cevabı basitti: Aslan Asilzade, bazen kendi gölgesine bile güvenmeyen bir adamdı. Risk onun işi değildi. Şansa inanmazdı. O sadece, aklına koyduğunu yapan biriydi. Fikri sabitti; gereksiz düşüncelere, duygusal karmaşalara yer yoktu.

Ama şimdi…

Artık aklına koyduğu yeni bir şey daha vardı:

Aşk.

Aslan, adama el işareti yaptı.

“Kaydı kapat.”

Adam komutu yerine getirdi.

“Ne yapalım efendim?”

Aslan, başparmağını dudağına götürüp derin bir düşünceye daldı. Ardından yavaşça, ama kesin bir tonda konuştu:

“Sana dediğimi.”

Adam başını eğerek dikkat kesildi.

Aslan gözlerini kısıp, sigarasını söndürdü. Ardından sadece üç kelime söyledi:

“Onu bana bulun.”